15
Temmuz Sonrası Terörle Mücadele


Cumhurbaşkanı Erdoğan FETÖ, PKK, PYD, DAEŞ ve diğerlerine karşı
bir hat savunması değil satıh savunması yapıldığını dile getiriyor.


1.Son günlerde sayısı artan terör olaylarında
hangi özellikler ön plana çıkıyor?


Son
dönemde terör olaylarında iki temel özellik ön plana çıkıyor. Birincisi bombalı
saldırıların artmasıdır. İkincisi ise terörün sivilleri hedef almaktan
çekinmiyor oluşudur. Aslında her ikisi de bir noktayı işaret eder. Başka türde
eylem gerçekleştirme şansı azalan terör örgütü bombalı saldırılara yönelmeye
başlamıştır. PKK yıllarca kırsal alanda eylem yapmayı tercih etmiştir. Son
yıllarda bunun başarılı olmayacağına dair inanç nedeniyle terörü şehirlere
indirmeyi de denediler. Diyarbakır (Sur) ve Mardin (Nusaybin) gibi merkezlerde
şehir savaşı vererek halkı toplu kalkışmaya dahil etmek istediler. Fakat
güvenlik güçlerinin verdiği sert yanıtla bunun da kendileri adına uygun bir
yöntem olmadığını anladılar. Tam bu çerçevede geriye bombalama eylemleri kalmıştır.
Aslında bu yönüyle bombalı saldırıları tercih etmiyor, bir anlamda mecbur
kalıyor denebilir. Terör örgütleri genelde zayıf kaldıkları zaman sivilleri
hedef alırlar. Eylem alanları daralan PKK sivil ayrımı gözetmeksizin kendisine
yeni alanlar açmaya çalışıyor.


2.15 Temmuz sonrası saldırıların artması ne anlama
geliyor?


Aslında
PKK 15 Temmuz’un hemen ardından harekete geçemedi. Muhtemelen darbe sonrasını
bir zaaf olarak gördüğünden değerlendirmek isteyecekti. Fakat hızlıca seferber
olamadığını söylemek mümkündür. Örgüt hala bu zaafı değerlendirmek istiyor.
Aynı zamanda Türkiye’de bir iç savaş görüntüsü de üretilmek isteniyor.
Görünen o ki her türlü terör örgütü aldıkları sinyallerin gereğini yerini
getiriyor. Bu örgütler birer araçtır. Türkiye’yi diz çöktürmek isteyen
koalisyonun araçlarıdır. Ve bu araçlar sırasıyla devreye sokulmaktadır.


3.Görevden alınan güvenlik güçlerinin terörle
mücadelede zafiyete yol açtığı iddia edildi,
gelinen noktadan
geriye bakıldığında bu nasıl yorumlanmalı?


Aslında
tam tersidir. Bahsi geçen görevden almalar güvenlik güçlerinin içindeki
çürüklerin temizlenmesi gibidir. Bugünlerde basına sızan birçok haberde
FETÖ’cülerin PKK ile işbirliği yaptığı haberleri ortaya çıkıyor. FETÖ’cü
askerlerden PKK’ya haber uçurduklarını itiraf edenler çıktı. Bu hainler polis
içinde de var. Muhtemelen FETÖ’cü polisler de böylesi ihanetlerin parçası
olmuştur. Bu nedenle güvenlik güçlerinin içindeki bu terör örgütü üyelerinden
kurtulmak zarar değil bilakis fayda getirir. Bugün Türk ordusu ve emniyet güçleri
içinde temizliğe gidildikçe daha güçlü hale geliyor. Görevden almaların
personel eksikliğine neden olabileceği iddiası da doğru değildir. Önemli olan
personel sayısı değil güvenlik güçlerinin doğru düzgün işleyen bir yapıya sahip
olmasıdır. Bu nedenle aslında bugün daha az zaaf barındırıldığı söylenebilir.


4.FETÖ ile mücadele kapsamında atılan adımların
PKK’nın eylemlerini artırmasıyla ilişkisi var mı?


Aslında
sadece FETÖ değil hepsi birbiriyle ilişkilendirilebilir. Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın konuşmalarına bakacak olursanız artık bunların hepsini bir bütün
olarak ele aldığını görürsünüz. FETÖ, PKK, PYD, DAEŞ ve diğerlerine karşı bir
hat savunması değil satıh savunması yapıldığını dile getiriyor. Yani aslında bu
örgütlerin hepsi her an her yönden saldırıyor. Çünkü Türkiye bir
savaş alanı haline dönüştürülmek isteniyor. Başta ABD olmak üzere Batılı
ülkelerin tavrına bakıldığında her şey çok daha anlamlı bir hal alıyor. Türkiye
topyekun bir savaş veriyor çünkü topyekun bir saldırı altında. Bu terör
örgütlerinin her birinin Türkiye’yi diz çöktürmek için birer mızrak ucu gibi
kullanıldığını görmemek imkansızdır. FETÖ lideri ABD’de oturuyor. FETÖ’nün
darbe girişimden ABD’nin haberi olmadığını iddia etmek insan zekasına
hakarettir. PYD’ye doğrudan, PKK’ya ise dolaylı destek veriliyor. Bunu
Türkiye’nin gözünün içine baka baka yapıyorlar. DAEŞ’le mücadele ediyormuş gibi
yapılıyor. Ama bu örgütlerin hepsi doğrudan Türkiye’yi hedef alıyor.
Amerikalılar artık bu tavırlarını gizleme ihtiyacı bile duymuyor. Bütün bu örgütlerin
Türkiye’ye açtığı savaş birbiriyle tabii ki ilişkilidir. Hepsi benzer bir amaca
hizmet etmektedir.


5.Türkiye terörle mücadele konusunda Batı’dan
destek alabiliyor mu?


Tabii
ki almıyor. Batılı ülkeler Türkiye yerine teröre destek vermeye devam ediyor.
Belçika, Avusturya, Almanya, ABD ve diğerleri. Kimisi terör örgülerine açık
açık silah desteği veriyor. Kimisi bu örgütlerin şehir merkezlerinde eylem
yapmasına ve çadır kurmasına müsaade ediyor. Kimisi Türkiye karşıtı kinini
saklama ihtiyacı bile duymuyor. Avusturya havalimanında her gün bir saçma
slogana rastlanıyor. Buna karşılık Alman mahkemesi alelacele toplanarak
Erdoğan’ın mitinge canlı bağlantı yapmasına bile müsaade etmedi. Artık bunun
tartışılacak bir tarafı kalmadı. Maalesef bu terör eylemlerinin arkasında bu
yaklaşımlar vardır. Batı teröre öncülük etmiyorsa bile arkasında duruyor.


6.Türkiye hem FETÖ hem de PKK ile mücadelede
hangi adımları atmalı?


Aslında
Cumhurbaşkanı’nın dile getirdiği satıh savunması bu anlamda benimsenmesi
gereken bir yaklaşım gibi duruyor. Türkiye böylesi saldırı altındayken bu kadar
çok terör örgütü ile boğuşurken cephe beklemek yeterli olmaz. Her an her yerde
terör saldırısına açık olduğumuzu artık bilmek zorundayız. Türkiye yıkılmadıkça
rakiplerinin öfkesi de artıyor. Bu öfke onları yorup vazgeçirene kadar direnmek
zorundayız. PKK’nın kırsal ya da şehir eylemleri yapması engellendi fakat
bombalı saldırılar ucuz ve kolay olduğundan bütünüyle engellemek mümkün
değildir. Bu anlamda PKK’ya karşı öncelik istihbarata verilmelidir. Yani
bombalı saldırıları azaltmanın yolu erken uyarı mekanizmalarını geliştirmektir.
Öte yandan FETÖ çok daha girift bir sorun. Devlete sızmış tüm üyelerini ciddi
bir istihbarat çalışmasıyla temizlemek şart. Fakat böylesine gizli ve akılsız
örgüt üyeleri her türlü saçmalığa girişebilirler. Tek tek bunları avlamak kolay
olmayacaktır. Bu nedenle FETÖ ile mücadelede lider kadrosuna yönelik
operasyonlara öncelik verilmesi gerekir. Bu tür köktenci gruplar liderlerine
körü körüne bağlı olduklarından liderlerin ortadan kaldırılması bütün örgütü
çökertebilir.


7.Terör örgütlerinden daha fazla ses getirecek
eylemler beklenmeli mi?


Önümüzdeki
dönemlerde terör örgütlerinden ucuz ve ses getirici eylemlere yönelmesi
beklenebilir. Bombalı saldırılar ve suikast girişimleri bunların başında gelir.
PKK Suriye’deki boşluktan faydalanarak taşıdığı mühimmatı şehirlerde patlatmak
isteyecektir. FETÖ ise topluma sızarak siyasete suikast düzenlemeyi
deneyecektir. Fakat her ne olursa olsun bu örgütler Türkiye’ye saldırmaya devam
edecektir.


[Sabah
Perspektif, 20 Ağustos 2016
]


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet