Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


15
Temmuz gazisi eski Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz : Bu odaya gelecekler kafanıza silah dayayacaklar, sizi buradan
sürükleyerek çıkaracaklar


15 Temmuz
darbe girişimi sırasında Ankara Emniyet Müdürlüğü binasının örgüt tarafından
ele geçirilmesini önleyenler arasında önemli rol oynayan ve burada tanktan
açılan ateş sonucu gazi olan eski Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz, görevden
alınan FETÖ’cülerin yerine yine aynı düşünceden insanların getirildiğini
söyledi. FETÖ’yü “kertenkeleye” benzeten Fatih Eryılmaz, “FETÖ kuyruğunu
bırakıp kendisi yok olan bir kertenkele gibi davranıyor. Devlet, kuyruğu ile
uğraşırken gövdesi yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle verilen mücadeleyi yeterli
bulmuyorum” dedi.


Cumhuriyet’ten
Leyla Kılıç’ın haberine göre, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ankara Emniyet
Müdürlüğü önünde tanktan açılan ateş sonucu Gazi olan eski Emniyet Müdürü Fatih
Eryılmaz, görevden alınan FETÖ’cülerin yerine yine aynı düşünceden insanların
getirildiğini söyledi. FETÖ’yü kertenkeleye benzeten Fatih Eryılmaz, “FETÖ
kuyruğunu bırakıp kendisi yok olan bir kertenkele gibi davranıyor. Devlet
kuyruğu ile uğraşırken gövdesi yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle verilen
mücadeleyi yeterli bulmuyorum”dedi. FETÖ ile mücadelede yine cemaat ve
tarikatların kullanıldığını kaydeden Eryılmaz, FETÖ’nün yaptığı ‘renklendirme
çalışmasının’ üzerine de gidilmediğini belirterek, “FETÖ ile mücadeleyi
cemaatlerden tavsiye edilen isimlere emanet ettiler. Onlar sadece cemaat olarak
hareket etmez. Dindar yapılardan tutun da laik görünen çevrelere dahi
renklendirmesini yapmıştır”diye konuştu. Fatih Eryılmaz, sorularımıza şu
yanıtları verdi:


Polis
okulundan itibaren FETÖ ile her alanda mücadele ettiğiniz görülüyor. Bu süreçte
sizi en çok yaralayan olay neydi?


Beni bu
süreçte en çok yaralayan olay, bilinen FETÖ’cülerin görevden alınıp yerlerine
getirilenlerin birçoğunun yine FETÖ’cü olması. Bu halen devam ediyor. Konuya
ilişkin bilgisizlikleri çok yaralayıcı. İktidar, içinde bulundukları durumun
vahametinin farkında değildi, hala değil. En büyük hata olayı asayiş sorunu
olarak ele almaları. Çöplük patlamadan üstünün kapatılacağı düşünülüyordu.
Ancak öyle olmadı. Tarihin çarkları buna müsaade etmedi. Mevcut kamu kurumları
içerisinde 17-25 Aralık’tan sonra çok absürt ve komik olaylar yaşandı. Çünkü bu
kadar büyük bir kalabalığı meslekten uzaklaştırmayı iktidar göze alamadı. Veya
durumun üzerini kapatırım diye düşündü. 15 Temmuz’da bunun böyle üstünün
kapatılamayacağı görüldü. Türkiye’deki kurumlar arasında FETÖ ile en düzgün
mücadele yapılan kurum Emniyet Teşkilatıdır. Bütün eksikliklere rağmen. Her
şeye rağmen yine de FETÖ ile en düzgün mücadele yapılan kurum Emniyet
Teşkilatıdır.


Emniyet
içerisindeki FETÖ yapılanmasını ilk tespit eden kişilerdensiniz. Siyasi
iktidarın FETÖ’yü terör örgütü olarak kabul etmeye başladığı andan sonra
emniyet içinde neler yaşandı?


İktidarın FETÖ
ile yollarını ayırma kararı 17-25 Aralık öncesinde oldu. Ama aralarında aşırı
bir ilişki vardı. İktidar ve iktidarın getirdiği bürokrasinin her zerresi
FETÖ’ydü. Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Başkanı’nın ifadeye çağrılmasından
sonra bir dinleme krizi yaşanmıştı. O zamanın Başbakanı şimdi Cumhurbaşkanı
olan Recep Tayyip Erdoğan’ın aracının, evinin dinlendiğine yönelik bilgiler
vardı. FETÖ’ye karşı atılan adımlara, ilk olarak Cumhurbaşkanın koruma ekibinin
değiştirilmesiyle başlandı. Koruma ekiplerini görevden aldılar ama yerlerine
getirilecek isimler için akıl aldıkları kişiler sağlam değildi. Her yönetim
kendi sırlarını kendi içinde tutmak ister. İstihbarat Dairesi’nde istihbarat
alt yapısına bakan mühendisler vardı. Sayısı 12’ye yakın çalışanın 7’sinin
17-25 Aralık’tan sonra işe alındığı öğrenildi. Bu süre zarfında elektronik
sistemlere bakan mühendislerin hepsi FETÖ’cü.


“MÜHENDİSLERİ
DİNLEYİP BİLGİLERİNİ KİMLERE VERİYORSUNUZ?”


15 Temmuz’dan
sonra görevden alındılar. 17-25 Aralık’tan sonra müfettişler İstihbarat
Dairesinde yaptıkları incelemede benim FETÖ tarafından yıllardır dinlendiğimi
tespit edildi. Şikayetçi olmam için beni emniyete çağırdılar. İfademi vermek
için gittiğimde yine FETÖ tarafından dinlenen Aselsan mühendisleri vardı. Bu
mühendisler milli projeler hazırlıyor. Siz bunları dinleyip nereye bilgi veriyorsunuz?
Aselsan Mühendislerinin şüpheli intiharını gördük, içlerinden birçoğu da yurt
dışına gitti. Yani şu örnekle Türkiye’nin 30-40 yıllık birikimini yok
ettiklerini görebiliyoruz. Bu yaralar sarıldı mı? Şimdi biz tekrar toparlamak
için uğraşacağız.


‘FETÖ,
İKTİDARDAN DAHA ÖNGÖRÜLÜ HAREKET EDİYOR’


FETÖ
mücadelesinde yapılan görevlendirmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?


17-25 Aralık
ile 15 Temmuz arasında gelişen süreçte kurumlar içinde yapılan tayin ve
atamaları FETÖ’den uzak olmayan cemaatler yaptı diyebiliriz. İktidarın FETÖ ile
mücadele için görev verdiği birçok kripto unsur, yaptıkları tayinlerle
gerçekten FETÖ’ye karşı mücadele edenleri uzaklaştırdı. 17-25 Aralık sonrası
ilk dizaynı FETÖ ile zihniyet olarak pek de farkı olmayan başka cemaatler, özellikle
Said Nursi kaynaklı olduklarını söyleyenler yaptı. Bugünkü hataların birçoğu da
ilk başta yapılan yanlışlardan kaynaklanıyor. FETÖ aldığı darbe ile
sendelemişken çözümlenecekken doğru kişiler doğru makamlarda değildi. Yani ilk
düğme yanlış iliklenmişti.


FETÖ’NÜN
RENKLENDİRME ÇALIŞMASI


Örnek vermek
gerekirse, 17-25 Aralık operasyonunu gerçekleştiren İstanbul Terörle Mücadele
Şube Müdürü Yurt Atayün’ün görevden alınıp yerine Ömer Köse’nin getirilmesi.
Çünkü Köse, Atayün’den daha azıllı FETÖ’cüdür. Yine İzmir Emniyet Müdürü Ali
Bilkay’ın yerine atanan Saim Uslu’da ileri derece de FETÖ’cüydü. Sanırım
FETÖ’ye benzeyen diğer cemaatler, iktidara isim tavsiye etti. İktidar da FETÖ
ile mücadeleyi tavsiye edilen bu isimlere emanet etti. Bahsettiğimiz
cemaatlerin de FETÖ ile bağı güçlü ve buna ‘FETÖ’nün renklendirme çalışması’
denilebilir. Çünkü onlar sadece cemaat olarak hareket etmez. Bu dindar
yapılardan tutun da laik görünen çevrelere dahi renklendirmesini yapmıştır
yıllar önce. FETÖ örgütü öngörülerini iktidardan maalesef ki daha iyi
değerlendirip buna tedbir geliştirebilen bir örgüttür.


“BU KONU
ARAŞTIRILMADI”


Renklendirme
çalışmasını biraz açabilir miyiz?


FETÖ’nün
Gürcistan imamlarından biri vardı: Hayati Küçük. 17-25 Aralık’tan sonra bu
şahıs bir televizyon programında aslında kilit cümleyi söyledi ve Kürt
kökenlileri Türkiye’ye çağırdı. “Siz artık cemaattesiniz ama değilsiniz”
diyerek başka yerlerde görevlendirildiler. Yani bu kişi 2004-2005 yıllarında
yurt dışında Kürtçe bilenleri topladı. O yıllar FETÖ’nün renklendirme
çalışmasını hem dini hem laik çevrelerde yaptığı yıllar. Bunu siyasi ve
bürokratik yetkililere de söyledim. Cemaat bu kişileri ne yaptı? Nerede
görevlendirildi? Bu araştırıldı mı? Hala bu konuda bir çalışma yapılmadı. Bu
olayın Türkiye’de çok iyi irdelenmesi gerekirken hiç incelenmedi.


“AYNI
YATAĞA GİRMİŞLER”


FETÖ’ye dair
devlete, talep doğrultusunda ya da kendi isteğinizle herhangi bir
bilgilendirmeniz oldu mu?


15 Temmuz’da
vurulduktan sonra 45 gün hastanede kaldım. Hastaneden çıktığımda da daha
yaralarım açıktı. O sırada bilgi almak için hastanedeyken gelip giden siyasiler
oldu. Onlarla elimizden ne geliyorsa bütün bilgileri paylaştık. Çünkü bu devlet
meselesi. Sonrasında da emekli oldum. Hastaneden çıktıktan sonra Emniyet Genel
Müdürlüğüne gittim. Orada üst düzey bir bürokrat beni gördü. Benimle görüşmek
istedi. Sağlığımı sordu. Sonra ne yapmak istediğimi sordu, ben de emekli olmayı
düşündüğümü söyledim. O da ‘iyi edersin’ dedi bana.


“BU ODAYA
GELECEKLER KAFANIZA SİLAH DAYAYACAKLAR, SİZİ BURADAN SÜRÜKLEYEREK
ÇIKARACAKLAR”


Ben de bu
konuda bizden faydalanmak ister diye düşündüm. Neden emekli olmamı tavsiye
etsin ki! Sonra ‘Bak ben senin dosyanı okudum. Televizyonda yaptığın
konuşmalarını takip ettim. (Emniyet Müdürlüğü binasını işaret ederek)
Buradakilerin birçoğu FETÖ ile aynı yatağa girmişler. Senin gibiler gelince
bunların sesi kesiliyor o yüzden sizi aralarında istemezler emekli ol sen’
dedi. 17-25 Aralık operasyonunun ardından bir arkadaşımla beraber
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden randevu alarak görüşmeye gittik. İsmini
söylemek istemediğim kişi ile 4 buçuk saat konuştuk. Orada olaya bir asayiş
sorunu gibi baktıklarını gördüm. O zaman kendilerine ‘Bu odaya gelecekler
kafanıza silah dayayacaklar, sizi buradan sürükleyerek çıkaracaklar’ dedim. 15
Temmuz’da da aynen böyle oldu. Bu konuyu ciddiye almadılar. En büyük hataları
bu oldu. Öte yandan, Cumhurbaşkanı danışmanlarından gelenler oldu. Ne yapılmasına
dair bilgilendirme yaptım. Hatta yazılı bir rapor da sundum. Daha sonra o
raporda yer alan bilgiler de kullanıldı. 15 Temmuz sonrasında hastanede
yatarken gelip giden siyasiler oldu. Onlarla da elimizdeki bilgileri paylaştık.
Bu devlet meselesi.


“HEDEFLERİ
ANTİ AMERİKANCILARDI”


FETÖ’nün
istedikleri içinde ‘yargı’ ilk sırada mıydı?


Yargı
özellikle Ergenekon, Balyoz süreci başlamadan önce 2005’le beraber tek
tipleştirildi. Önce polis, asker, istihbarat birimleri arkasından da yargıya
girdiler. FETÖ’nün bir sistemi var. FETÖ orta ikinci sınıfta evlerine aldığı
çocukların en zekilerini askeri lisede, polis kolejlerinde yetiştirir. Buraya
sokamadığı çocukları ise lisede takip eder ve beyin yıkama sürecini sürdürür.
Yönlendirdikleri bölümler hukuk ya da siyasal bilimler fakültesi olur. Bu
ülkede, Türk ulus devletini korumaya çalışanlar bir çuvala dolduruldu.
Ergenekon, Balyoz gibi kumpaslarla ülke sarsıldı. Bunun başında millette Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir algı yaratıldı. ‘Dinsiz TSK’ gibi. Alt yapı çalışmalarına
koyuldular.


“DÜNYA
KAMUOYUNA ULUSALCI, KEMALİST, IRKÇI BİR ÖRGÜT VAR GİBİ GÖSTERMEYE
ÇALIŞTILAR”


15 Temmuz’da
da İstihbarat Daire Başkanlığını ele geçirmeye çalışan FETÖ davalarının firari
sanığı Recep Güven, 2001 yılında eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri
Uzun’un masasına Ergenekon şemasını koydu. 2005 yılında sözde Avrupa Birliği
sivilleşme adı altında Türk Ceza Kanunu değiştirildi. Peki operasyon ne zaman başladı?
2006’da Danıştay saldırısı, 2007’de Malatya’da 3 Hristiyan’ın öldürülmesi… Bu
saldırılarla sanki Türkiye’de ulusalcı, milliyetçi, Kemalist bir gizli yapı
vardı da ortaya çıkarılan bu yapı Hristiyanları öldürüyor algısı yaratıldı. Bu
yapı da Hristiyanları öldürüyor algısı yaratıldı. Hrant Dink’in öldürülmesi bu
sebeptendir. Dünya kamuoyuna ulusalcı, milliyetçi, Kemalist, ırkçı bir örgüt
var gibi göstermeye çalıştılar. FETÖ’nün kumpas davalarında hedef aldığı
kişilere bakarsanız asker, sivil fark etmez Anti Amerikancı olmaları en önemli
etkendir. Bir diğer önemli etken de tabii bu kumpasa maruz kalanların
makamlarıydı. O makamları boşaltarak kendileri sızdılar. İktidarı
paylaşamamaktan doğan kavgada da tabii ki FETÖ en güçlü olduğu yerden
vuracaktı. En güçlü olduğu yer de özel görevli mahkemelerin tamamı onlara
verilmişti. Özel görevli mahkemeler hiçbir sorguya, devlet denetimine, hukuki
işlemlere tabi değillerdi.


“ZENGİN
FETÖ’CÜYE BİR ŞEY OLMUYOR DA DİĞERLERİ YARGILANIYORSA BİR SORUN VARDIR”


Gelinen noktayı
nasıl yorumluyorsunuz?


FETÖ kuyruğunu
bırakıp kendisi yok olan bir kertenkele gibi davranıyor. Devlet kuyruğu ile
uğraşırken gövdesi yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle verilen mücadeleyi yeterli
bulmuyorum. Ama senin FETÖ’cün benim FETÖ’cüm, senin teröristin benim
teröristim meselesine girilirse, ki girildi. Böyle yaparsanız mücadelenin
halkta karşılığını bulamazsınız. Adı FETÖ’cülerle çıkmayı bırakın, Fetullah
Gülen kadar bu cemaate hizmet edenleri siyasi sebeplerle vekil, bakan, belediye
başkanı, belediye başkan adayı yapmayacaksınız. Önce özeleştiri yapacaksınız. Zengin
FETÖ’cüye bir şey olmuyor da sadece diğerleri yargılanıyorsa burada bir sorun
vardır. Birde halkta adalet duygusu zedelenen kitle yaratıldı. Türkiye dışından
FETÖ bir diaspora oluşturuyor ve bu Ermeni diasporasından daha tehlikeli. Bugün
FETÖ ile mücadele edilmiyor diyenlerin bir kısmının amacı devletten
uzaklaştırılan isimlerin bir şekilde hukukunu korumak.


Peki alınması
gereken önlemler neler?


Yargı içinde
benim hesaplamalarıma göre halen en az bin 200 ile bin 500 arası FETÖ’cü olması
lazım. 2014 tarihinde yapılan HSYK seçimlerinden de çıkarılan bir sayı vardı.
Yargı içindeki FETÖ üyelerinin dışında kalan sosyal demokratlar, ülkücüler,
muhafazakârlar, Atatürkçüler, milliyetçiler, dindarlar hepsi bir araya gelerek
Yargıda Birlik Platformu’nu kurmuştu. O zaman FETÖ üyesi hâkim, savcı, Yargıtay
ve Danıştay üyeleri ile kıyasıya bir yarış olmuştu. 15 Temmuz darbe girişiminin
hemen ertesi günü ihraç edilen iki binden fazla yargı mensubunun tespitinde de
bu seçim sırasında yapılanlar etkili olmuştu.


“BYLOCK
KULLANMASINA RAĞMEN İŞLEM YAPILMAYAN ÜST DÜZEY BÜROKRATLAR OLDUĞUNU
BİLİYORUZ”


Bunun yanı
sıra ByLock çok önemli bir konu. ByLock kullanımı konusunda şüpheye
düşürüldüğümüz de bir gerçek. Bazı üst düzey bürokratların ByLock kullanmasına
rağmen bir işleme tabii tutulmadığını biliyoruz. FETÖ ile iktidar 15 yıllık bir
ilişkiye sahip. Bu süreçte ortaklıklar olmuş, kız alınıp verilmiş, torun
doğmuş, beraber ticaret yapılmış… Burada şahsi kefaretler oluyor. Ama hukuk
şahsi kefaretlere bakmaz, bakmamalı. Kriptolar hala görevlerini sürdürüyor. Bir
de Diyanet ve YÖK FETÖ ile mücadelede topa girmedi ama bunlar sayesinde makam
sahibi olanlar yerlerinde. Mücadele baştan revize edilmeli ve baştan yapılan
hatalar düzeltilmeli. Bugün pişmanlıklarını dile getirenler var ama
hesaplaşmadan helalleşmek yok.


Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış