• Anasayfa
  • /
  • FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// BÜLENT ORAKOĞLU : Adil Öksüz Adapazarı-Çamlıca Otobanı’nda nasıl ve neden sırra kadem bastı ?


Adil Öksüz Adapazarı-Çamlıca Otobanı’nda nasıl ve neden sırra kadem bastı ?

BÜLENT ORAKOĞLU

Yakalanması sonrasında, gözaltına alındığı Kazan jandarmasında ve yargıda korunup kollandığı, kendisine bir dizi özel muamele yapıldığı ve adli görev kötüye kullanılarak suiistimal edildiği bizzat HSYK müfettişleri tarafından tespit edilmişti. İsyan hareketini planlayan ve yöneten üst düzey teröristin 18 Temmuz’da serbest bırakılması “Kalkışmanın” arka planını aydınlatabilecek en önemli delil olan GPS cihazının da bu alçağa teslim edilmesi, şüphesiz isyan hareketinin merkezi Akıncılar Üssü veya Kazan’daki FETÖ’nün kripto elemanlarının devreye girdiğinin önemli bir işaretiydi. Zira Adil Öksüz ile ilgili olarak 2012-2013 yılları arasında eski polis imamı Kemalettin Özdemir ve FETÖ itirafçısı Latif Erdoğan, Adil Öksüz’ün mahrem imam olarak FETÖ ile irtibatlarını ve Hava Kuvvetleri imamı olduğuna yönelik olarak devletin önemli kurumlarını bilgilendirmişlerdi. Keza Hanefi Avcı da bu konuda yazılı olarak Adil Öksüz ile Genelkurmay Adli Müşavirliği’ni bilgilendirdiğini açıklamıştı. Adil Öksüz’ün serbest bırakılması sonrasında darbenin veya kalkışmanın en önemli kilit ismi olduğunun anlaşılması üzerine yakalanması için çalışmalar başlatılmıştı. Bu anlamda FETÖ’nün mahrem imamlarının başı ve TSK imamı Adil Öksüz’ü kısa sürede yakalamak için tecrübeli ve deneyimli güvenlik ve istihbarat birimlerinden 50 kişilik karma özel ekip oluşturulmuştu.

Adil Öksüz, akıl almayacak bir şekilde Akıncılar Üssü’nden “bir Kripto FETÖ operasyonu” ile serbest bırakıldıktan sonra uçakla İstanbul’a gelmiş, havalimanından kayınbiraderi Ali Sami Yıldırım’ın aracı ile Adapazarı’na gitmişti. Bu durum PTT- HTS kayıtları ve plaka tanıma sistemleri sayesinde kayıt altına alınmıştı. PTT- HTS kayıt cihazları ve plaka tanıma sistemleri otoyollarda ve ilçe girişlerinde monte edilmiş kameralardan oluşmakta. Bu kameralarla otoyu kimin kullandığı, oto içindeki diğer şahıslar, otonun hızı, nereye kaç saatte gittiği gibi birçok ayrıntılar tespit edilebilmektedir. Adil Öksüz bir müddet Adapazarı’nda sır dolu tespit edilemeyen saatler geçirdikten sonra tekrar aynı araçla otobandan Çamlıca istikametine yönelmiştir. Adapazarı-Çamlıca arası 150 km olup 18 çıkış noktası bulunmaktadır. Adil Öksüz’ün Adapazarı’na girişi ve dönüş için otobana giriş kayıtları kameralarda olmasına rağmen Adapazarı-Çamlıca arasında 150 km mesafede ve 18 çıkış noktasında ve İstanbul’da 500 kamerada yapılan araştırmalarda Adil Öksüz’ün izine rastlanmamıştır.

Adil Öksüz’ün 18 Temmuz’da serbest bırakılmasının ardından aynı gün uçakla İstanbul’a gitmesi, uçaktan iner inmez kayınbiraderinin aracı ile Adapazarı’na gidip burada sır dolu saatler geçirmesi akabinde aynı günün gecesi tekrar İstanbul’a dönmek için otoban üzerinden Çamlıca istikametine hareketi sonrası kayıplara karışması birilerinden kaçtığı ve izini kaybettirmeyi amaçladığı tezini güçlendirmektedir. Adil Öksüz şüphesiz bir CIA ajanı olarak ve 15 Temmuz kanlı kalkışmasını planlayan bir terör örgütünün üst düzey mensubu olarak ABD istihbarat veya derin yapılarıyla ilişki içinde olduğu yadsınamaz gerçeklere işaret eder.

Nitekim yapılan tahkikat ve operasyonlarda, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinin ana karargahının ABD Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu olduğu neredeyse kesinleşti diyebiliriz. ABD ve gizli servisi CIA bir ilk olarak Türkiye’de iki darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ’cü CIA ajanları ile birlikte deşifre edilirken ajan Metin Topuz tutuklanmıştı. CIA ajanı Adil Öksüz’ün 21 Temmuz’da ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli olan FETÖ’cü CIA ajanı Metin Topuz tarafından arandığı, Topuz’un CIA’ya ait telefonun kripto şifresinin istihbarat birimlerimizce kırılması sonrası ortaya çıkarılmıştı. 15 Temmuz sonrasında FETÖ elebaşı Gülen, Türkiye’deki kanlı darbe ile ilgisinin olmadığını çeşitli platformlarda iddia etmişti. Türkiye kanlı kalkışmanın sanığı FETÖ elebaşını Amerika’dan istemiş, onlarca klasör delilleriyle birlikte ABD’ye gönderilmişti. ABD bu kez Adil Öksüz’ü bizzat sorguya çekme yönünde Türkiye’ye bir talebi olmuştu. Tüm bu gelişmeler Adil Öksüz’ün FETÖ (Gladyo B) veya CIA tarafından infaz edilebileceğine yönelik kuşkuları artırmıştı.

Ancak Firari Adil Öksüz’ün infaz edilmediğine işaret eden iki önemli gelişme yaşandı. Adil Öksüz’ün Almanya’da bir eyalette geçici oturum talebinin gizlice kayıt altına alındığı iddiaları üzerine Almanya Adil Öksüz hakkında yakalama kararı çıkartmıştı. Diğer bir gelişme ise MİT’in Adil Öksüz’ü derdest edip Türkiye’ye getireceğine yönelik güvenli bir istihbaratı değerlendirdiklerine yönelik çalışmaydı. Bu durum bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmıştı. Ancak Amerika ve NATO’nun Türkiye’de planladığı 15 Temmuz kanlı kalkışmasında, FETÖ elebaşı Gülen’i ve kendilerini bu alçak kalkışma ile irtibatlandıracak önemli bir tanığı sağ bırakmayacaklarını düşünüyorum.

Bekleyip göreceğiz.

TERÖR