FERHAT ÜNLÜ : Ekolojik terörün kökenleri

01 Ağustos 2021
<www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/ferhat-unlu/arsiv?getall=true>
Ekolojik terör.. Son bir haftada Ege’den Doğu Akdeniz Bölgesi <www.sabah.com.tr/haberleri/dogu-akdeniz-bolgesi> ‘nin derinliklerine kadar Türkiye’nin dört bir yanını saran şüpheli orman yangınlarının gündeme getirdiği yeni bir kavram… Aslında çok da yeni bir kavram değil, 1960’lardan günümüze kullanılıyor. Ancak 2000’lerin başından itibaren daha fazla gündeme gelmeye başladı. Öyle ki, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI’ın 2003-2008 arasındaki ekoterörist eylemlerden dolayı çıkardığı bir maliyet faturası var: 200 milyon dolar. Gelelim ekolojik istihbarata… İlk olarak 2009’da psikolog, yazar Daniel Goleman <www.sabah.com.tr/haberleri/daniel-goleman> tarafından ortaya atılmış bir kavram. Goleman 2010 yılında bu konuda bir kitap da çıkarmış. Ekolojik istihbarat, küresel ekosistemdeki hissedilir değişiklikleri takip etme ve yakın, orta, uzak geleceğe yönelik bir öngörü oluşturmayı amaçlayan bir dal. Ekolojik istihbaratın giderek önem kazandığı bir çağda ABD <www.sabah.com.tr/haberleri/abd> ‘nin, küresel iklim dengesizlikleriyle de ilgilenen kurumu olan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi <www.sabah.com.tr/haberleri/ulusal-havacilik-ve-uzay-dairesi> , yani NASA, ABD’nin çatı istihbarat kuruluşu NSA’den (Ulusal Güvenlik Teşkilatı) yer yer daha önemli hale geliyor.

NASA İSTİHBARATI NASA, bunu bildiği için şu sıralar yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok bölgesini kasıp kavuran orman yangınlarının sebeplerine dair neredeyse ‘astrolojik’ bir kehanette bulundu. Ana fikir şuydu: 2030’ların ortalarından itibaren Ay’ın yörüngesinde bazı yalpalamalar yaşanacak. Bunun sonucu olan gelgit şiddetinin değişmesi, kıyı şehirlerindeki sel baskınlarının sayısını dörde katlayacak. NASA 2035-2045 arasında su kaynaklı felaketlerde dramatik bir artış beklendiğini söyledi. Ekolojik istihbarat mı, felaket tellallığı mı adını siz koyun. Ama her halükârda iklim değişiklikleri ve onun sel, yangın gibi felaketlere etkisini önümüzdeki dönemde daha çok konuşacağız. Ekolojik istihbarat, eko-terör eylemlerine karşı da gerekli bir bilgi silahı. Bir başka deyişle ekolojik istihbarat, yalnızca doğal afetlerdeki artışlarla değil, ekolojik terör eylemlerinin artışı nedeniyle de yakın gelecekte daha çok işimizin düşeceği bir kavram. Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi <www.sabah.com.tr/haberleri/ulusal-cevre-bilimleri-arastirma-dergisi > ‘nde 2020 yılında yayınlanmış önemli bir makale var. Bu makale, Türkiye’de Çevresel Terör: PKK Terör Örgütü Örneği başlığını taşıyor. Makalenin başlığının ‘yersiz’ olmadığını gösteren yargı kararları var. 19 Eylül 2019’da Pendik’deki Aydos Ormanı’nı terör örgütü adına yaktığı gerekçesiyle yargılanan Yakup Akman <www.sabah.com.tr/haberleri/yakup-akman> ‘a çeyrek asır hapis cezası verildi mesela.
İHA’LAR KULLANILABİLİR Makalede, çevresel terörün en yaygın örneğinin biyolojik yaşamın merkezi olan ormanların siyasi ya da ekonomik amaçlarla yakılması ya da tahrip edilmesi olduğu belirtiliyor. Makalenin amacı, özet kısmında şu cümlelerle ifade edilmiş: “Son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkan çevre suçunun merkezinde PKK terör örgütü bulunmaktadır. PKK’nın çevreye verdiği zararların çevre literatürü açısından ne anlama geldiği üzerinde yeterince durulmayan bir konudur. Bu boşluğu doldurmak gayesiyle ele alınan bu çalışma üç temel bölümden oluşturmaktadır. Birincisi, Türkiye’de çok az tartışılan çevresel terör kavramının karakteristik özelliklerini tespit etmektir. İkincisi, PKK terör örgütünün orman yakma eylemlerini çevresel terör kuramı bağlamında analiz etmektir. Son olarak, çevresel terör eylemlerini sonlandırmak için politika önerileri sunmaktır. Bu çalışmanın sonuçları göstermektedir ki, PKK terör örgütünün ormanlık alanlara karşı gerçekleştirdiği eylemler çevresel terör kapsamına girmektedir.” Türkiye’nin 41 bölgesinde neredeyse eş zamanlı çıkan yangınlar; PKK terör örgütünün bünyesindeki ‘Ateşin Çocukları İnisiyatifi’ adlı hain hücreyi olağan şüpheli olarak gündeme getirdi. Ancak devlet kanadından bu şüpheyi, polisiye bulgularla destekleyen bir açıklama henüz yapılmış değil. Son bir haftada Türkiye’nin akciğerlerini tıpkı Kovid-19 virüsü misali tahrip eden yangınlar, Türkiye’nin ileri İHA teknolojisinin, bundan sonra yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı kurumları değil, aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından etkin biçimde kullanılması gerektiğini gözler önüne seriyor. İHA’lar, konvansiyonel terörün yanı sıra eko-teröre karşı mücadelede de yüksek başarı yüzdesi yakalayabilir. Akciğer kanserinde erken teşhis hayat kurtardığı gibi yangınların İHA’larla başlangıçta teşhisi de ülkemizin akciğerlerini koruyabilir.