Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Cahit Armağan DİLEK : ABD himayesinde PKK-Rum
işbirliği


E-POSTA : cahitdilek@yahoo.com 

19 Ağustos 2019


Kurumsal karar sürecinin
ortadan kalkmış olması, tek bir noktadan gelecek talimatın beklenmesi yani
sistemsizlik, krizlerin kişilere emanet edilmesi devletin kurumlarının ve
sorumlu makamların olaylara tepki ve karşılık vermesini de geciktiriyor veya
engelliyor. Ülkeyi açmaza sürüklüyor.


Örneğin, Rum Yönetiminin terör örgütü
PKK ile birlikte 4 Temmuz’da, Güney Lefkoşa’da düzenlediği panelde yapılan
konuşmalar
ortaya çıktı.  Bunlar medyaya geç yansıyabilir ama devletin
istihbarat ve dışişleri birimleri bunları anında tespit edip deşifre etmeli ve
gereken yanıtı verebilmeliydi.


Panelde Rum siyasi partilerden
milletvekillerinin yanında PYD’li terörist Salih Müslüm de
katılımcılardandı. Terörist Müslüm panelde “Kürtlerin ve Rumların
yaşadığı sorunlar aynıdır”
deyip Türkiye’ye karşı ortak mücadele
çağrısında bulunmuş.


Rum milletvekilleri ise PKK’yı terör
örgütü olarak görmediklerini, özgürlük mücadelesini desteklediklerini
ifade
etmişler.


Teröristbaşı Öcalan’ı koruyan kollayan
siyasi-askeri destek aktaran pasaport veren Yunan-Rum ikilisi şimdi de Suriye
kuzeyindeki PKK/YPG terör yapılanmasına destek vermeye devam ediyor.


Size karşı ortak mücadele cephesi kuran bu
iki (Rum-PKK) işgalci-terörist yapı ortadayken Türk tarafı halen Kıbrıs’ta
sözde birlikte yaşamı öngören federasyon müzakerelerini tamamen gündemden
çıkarıp iki devletli çözümü, bağımsız bir Kıbrıs Türk Devletini hedefine
alamıyor.


Bunu yapamadığı gibi gazetemiz Yeniçağ’ın
Ankara temsilcisi Ahmet Takan‘ın son iki yazısında gündeme getirdiği Ege
ve Kıbrıs’ta Yunan işgalini savunan, Türkiye’yi işgalci gösteren sözde bir
Yunan diplomatı konuşmacı olarak Türk Büyükelçiler Konferansına davet etmekte
mahzur görülmüyor. Bu nasıl bir körlüktür anlamak mümkün değil.


Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunan-Rum
ikilisinin bu pervasız girişimlerini şimdilerde sözde enerji güvenliği ve
bölgesel istikrar bahanesiyle askeri kanatları altına da alanın ABD olduğunu
bir kez daha yazalım.


ABD kanatları altına aldığı bu yapılarla
anavatan ve yavru vatanı hedef almış durumda.


İşte o ABD’nin kanatları altına aldığı
diğer işgalci-terörist yapı PKK/YPG
için Suriye kuzeyinde tesis etmeye
çalıştığı güvenli bölge konusuna geçelim.


ABD ile varılan mutabakatın en somut
sonucu Şanlıurfa’da kurulacak müşterek harekat merkezi.


Görüntüde sanki her şey iyi ama gelin
görün ki harekat merkezinin neye hizmet edeceği  tartışmalı.


Türk tarafı tesis edilecek harekat merkeziyle Fırat doğusunda
kurulacak 32 km derinliğinde bir alanının güvenli bölge olacağını, buradaki
PKK/YPG’nin bölge dışına çıkarılacağını, silahlarına el konulacağını, bölgenin
kontrolünün Türkiye’de olacağını iddia ediyor. Talepleri de bu yönde.


ABD tarafından bu konuda en net açıklama Şanlıurfa’ya gelen USEUCOM
komutan yardımcısı Korgeneralin ziyaretine ilişkin olarak USEUCOM’dan yapılan
açıklama.


Ara bilgi verelim. CENTCOM ve USEUCOM
operasyonel komutanlıklardır ve görevleri açısından doğrudan ABD Başkanına
bağlıdır.


Açıklamanın tercümesi aynen şöyle:


“Devam eden müzakereler,
geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen ve Türkiye’nin güvenlik endişeleri,
IŞİD’in yeniden birleşmesini önlemek için Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenliği
sağlama ve Koalisyon ve ortaklarımızın IŞİD’in tamamen bozguna uğratma
başarısına odaklanmasını sağlama konularına değinen askeri görüşmelerin hemen
ardından gerçekleştirildi. Müşterek harekat merkezi bu çaba için planlama ve
bilgi vermeyi sürdürecektir.”


Ne diyor ABD? Kurulacak harekat merkezi
Türkiye’nin sınır güvenliği ve Suriye kuzey doğusunda IŞİD’le mücadele
hedeflidir.
O kadar.


Harekat merkezinin amacına ilişkin olarak
Türkiye ile ABD’den gelen açıklamalarda bir örtüşme görüyor musunuz? Hayır.


ABD açıklamasında PKK-YPG-SDG’den hiç
tek kelime bahsedilmemesi, uzaktan yakından ima bile edilmemesi dikkat çekici.


Böyle olunca da güvenli bölgenin kim için
bir güvenli bölge olacağı deşifre edilmiş oluyor.


Bu durum, ortak hedefler ve tehditler
konusunda mutabakat olmadan müşterek harekat merkezi kurmakla ABD’nin
Türkiye’yi bir kez daha kandırdığının ve Fırat doğusunda kendi hedefleri
doğrultusunda Türkiye’yi alet ettiğinin açık ilanıdır.


ABD Avrupa Komutanlığının açıklaması da
bunun resmen duyurusudur.


Tabi burada sadece ABD’yi suçlamakla,
kandırıldık denilerek bu vahim gelişmeden kurtulunamaz.


Bunca uyarılara rağmen iktidarın bir ABD-PKK
planı olan güvenli bölge uygulamasını
hayata geçirmek için ABD ile mutabık
kalmayı başarı olarak sunması ve körü körüne ısrar etmesi anlaşılmaz.


Devletin de bu oyunu görememesi
skandaldır.


Güvenli bölge uygulaması bu haliyle, BM’nin
yanında Uluslararası Kriz Grubu gibi STK’ların raporlarında resmen özerk yerel
yönetim olarak tanımladıkları, ABD ve AB’nin siyasi ve askeri olarak tanıdığı
PYD/YPG özerk devletçiğinin yeni Suriye anayasasında resmileştirmesinin önünü
açacaktır.
Bu da büyük Kürdistan projesinin ikinci parçasının kurulmasıdır.


Yol yakınken, henüz harekat merkezi
açılmamışken PKK’ya hizmet edecek bu mutabakattan dönülmeli, Suriye’de ABD
değil Şam yönetimiyle işbirliği yapılmalıdır.


Kaynak Yeniçağ: ABD himayesinde PKK-Rum işbirliği – Cahit Armağan DİLEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış