Terörizmin Temel Sebepleri


The Basic Reasons of Terrorism


Ali Murat YEL


Yrd. Doç. Dr., Fatih Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi.


Son yıllarda hakkında en çok konuşulan konulardan birisi olan
terörizmin ortadan kaldırılması için farklı kesimlerden çeşitli öneriler
gelmektedir. Mesela, 2000 yılında kaybettiği başkanlık için seçim
kampanyasından sonra yapmış olduğu en önemli siyasi konuşmasında Al Gore,
herkesin Birleşik Devletler’den nefret ettiğini ve bunu açıkça belirtmekten
çekinmediklerini ifade ederek Başkan Bush’a terörizme karşı verdiği mücadeleden
ötürü destek verilmesini söylemişti. Ayrıca, yine Bush’a atıfta bulunarak
“Dünyada bir şer ekseni daha vardır: fakirlik ve cehalet, hastalıklar ve
çevreye verilen zararlar ile yolsuzluk ve siyasi baskı” gibi olguların
terörizmin ortaya çıkmasında önemli bir rolü olduğunu belirtmişti.1


Sosyo-ekonomik adaletsizliğin terörizmin temel sebebi olduğu iddia
edilmesine karşın tarihte ve çeşitli bölgelerde farklılıklar gösteren terörizmi
sadece böylesine basit bir sebebe dayandırma en hafif bir ifadeyle kolaya kaçma
olacaktır. Filistin’de veya Irak’ta intihar bombası eylemleri düzenleyenlerin
hepsi olmasa bile bir kısmının fakir ailelere mensup olması “terörizmin
temel sebepleri nedir?” sorusuna hep yanlış cevaplar verilmesine yol
açmıştır. Sebepler arasında hep olağan suçlular başı çekmektedir; fakirlik,
adaletsizlik, sömürü, engellenme ve hayal kırıklığı… Nasrettin Hoca’nın
kaybettiği anahtarları içeride değil de “aydınlık olduğu” için
dışarıda araması gibi bu kolayca akla gelen meselelerin sebep olarak ortaya
atılması aynı zamanda gerçeğin ortaya çıkmasını da engellemektedir.


Multimilyoner Usame bin Ladin bir kenara bırakılırsa, 11 Eylül
saldırılarında rol aldığı öne sürülen kişilerin hepsinin Suudi, Mısır ve Körfez
ülkeleri vatandaşlarından zengin veya imtiyazlı ailelere mensup olmaları ve
ayrıca çoğunun Batı’da yaşamaları terörün asıl kaynağının fakirlik olduğunu
ileri süren tartışmaları en başından geçersiz hale getirmektedir. Zira Orta
Doğu’nun fakir ailelerine mensup pek çok kişi her ne kadar teröristleri
desteklese bile onlara eleman sağlayamazdı; zira Dünya Ticaret Merkezi’ne
yapılacak bir saldırıda bu denli rahat hareket edebilme imkanları olmazdı.


Eski çağlardan beri adına terörizm denilebilecek olaylar meydana
gelse bile terörizm, büyük oranda 19. yüzyılda Rus entelijansiyasının icat
ettiği bir olgudur ve o günden beri devrim amacına yönelik şiddet kullanma hep
imtiyazlı sınıfın elinde bulunmuştur. Terör ve terörist kavramları, II. Dünya
Savaşı’ndan sonra özellikle Filistin ve Cezayir gibi eski Avrupa sömürgelerinde
özgürlük mücadelesi gruplarının adına “kirli savaş” denilen
eylemlerini tasvir etmek için kullanılmıştır. 1960’larda ise Latin Amerika’nın
sosyalist kurtuluşu ideolojisinde radikal bir biçimde yetişen eğitimli ve
şehirli gruplar (Kolombiyalı FARC, Nikaragualı Sandinista ve Uruguaylı Tupac
Amaru gibi) ile Batı dünyasında yine sol eğilimli gruplar (Fransız Action
Directe, Alman Bader Meinhof, İspanyol ETA gerillaları ve İtalyan Kızıl Tugaylar
gibi) örgüt ve grupların eylemleri için hep terörizm ifadesi kullanılmıştır.
Her ne kadar istiklal mücadelesi olarak başlamışsa da terörizmin Batı’da IRA ve
ETA haricinde pek dini bir söylem geliştirdiği de söylenemez. Ama şurası da bir
gerçektir ki, Batı’yı yerleşme alanı olarak terk eden terörizm, ilk çıkışındaki
sol ideolojiden ayrılarak din eğilimli ve uluslararası bir hale gelmiştir.
Belki de modern terörizmin atası sayılabilecek 5 Eylül 1972 tarihinde Münih’te
bulunan İsrailli olimpiyat kafilesine karşı gerçekleştirilen saldırı, terörün
artık ulusal sınırlar dışına taşmasına ilk örnek teşkil etmektedir. Bu tarihten
sonra da ticari havayollarına ait uçak kaçırma eylemleri ve bunların arasında
en korkuncu sayılabilecek İskoçya’nın Lockerbie şehrinin üzerine düşürülen Pan
Am uçağı uluslararası kamuoyunu dehşete düşürmüştü. Küreselleşmenin de
etkisiyle finans kuruluşlarının kendi amaçları doğrultusunda kolaylıkla
kullanılabilmesi uluslararası eylemlerin daha sıklıkla meydana gelmesini
sağlamıştır. Burada terör eylemlerini gerçekleştirenler ile ondan daha önemli
olan bu eylemleri planlayanları ayırt etmek gereklidir. Hatta, pek çok terör
örgütünün sadece beyin takımı değil, aynı zamanda üyelerinin de büyük bir kısmı
için fakir oldukları söylenemez.


Terörizmle ekonomik şartlar arasında herhangi bir ilişkinin
olmadığını iddia etmek de siyasi şiddetle terörizm arasında da bağ olmadığını
söylemek anlamına gelmez. Fakat böyle bir bağ tahmin edilebileceği üzere çok
daha az belirgin ve ele almak/sonuca ulaşmak için daha komplike bir çalışmayı
gerektirmektedir. En azından, Stalin’in “oy verenler değil oyları sayanlar
sayılırlar” sözünden hareketle terörizmin aslında fakirlik -belki nihai
anlamda değil ama iktidar ve gücü ele geçirme amacı söz konusu olduğunda-
siyaset ve onun “meşru şiddet kullanma” yetkisiyle ilişkilendirilmesi
mümkün olabilir. Hatta Daniel Pipes’ın da iddia ettiği gibi demokrasi eksikliği
ile terörizm arasında da bir ilişki kurulabilir: “Müslüman ülkelerin çok
teröristleri ve az demokrasileri vardır.”2 Belki de terörizmin
sebepleri güç dengesizliğinde aranmalıdır. Bu dengesizlikler devletler
arasında, sınıflar arasında ve ırklar arasındaki bazen ekonomik güç bazen de
askeri güç dengesizlikleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dengesizliğin
getirdiği en önemli sonuç ise bazılarının diğerlerine karşı üstünlük ve
tahakküm kurmasıdır. Üstünlüğün korunması da diğerlerine karşı adaletsiz bir
tavır geliştirilmesi ve üstünlük hakkının doğuştan geldiği gibi bir iddiayı
sürdürebilmenin yegane yolu olarak gözükmektedir.


Terörizmin temel sebepleri hakkında tartışma yapmanın bile
tartışıldığı bugünkü ortamda başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere
kendi ülkelerinde tehdit olarak algılandığında diğer Avrupa ülkeleri de gerekli
olduğuna inandıkları önlemleri almaya çalışmaktadırlar. Ama terörün asıl sebebi
ise hep göz ardı edilmektedir. Sebeplerin tartışılması ise, bazılarına göre onu
meşrulaştıracağı gerekçesiyle yanlış bulunurken, diğerleri ise temel sebepler
araştırılırken cezalandırıcı bir reaksiyon yerine gerçek sebeplerin ortaya
çıkarılması görüşündedir.


Terörizmin temel sebeplerini anlayabilmek için öncelikle şu iki
sorunun cevabı verilmesi gerekir: Modernleşme ve küreselleşmenin beraberinde
getirdiği olumsuzluklar neden anonim olarak görülmeyip bazı şahıs, kurum,
kuruluş ve devletlere yüklenmektedir? Neden bazı gruplar içinde bulundukları
olumsuzlukların sorumlusu olarak gördükleri kişi ve gruplara karşı şiddet
eylemleri gerçekleştirmektedir? Kendilerini terör eylemcisi olarak niteleyen
grupların yine kendi içinde bulundukları güç durum için yerel, bölgesel ve
uluslararası aktörleri sorumlu tutmaları da sorulması gereken bir diğer
sorudur.


Terörizmin temel sebepleri kısaca şöyle özetlenebilir:


Terörizm ile fakirlik arasında dolaylı ve zayıf bir ilişkiden söz edilebilir.
Terör örgütleri üyelerini genellikle orta ve yüksek sınıf ile nispeten eğitimli
kişilerden devşirmektedirler. Terör olaylarına katıldığı iddia edilen ülkelerde
fakir kesimler genellikle siyasi gösteriler gibi daha az önemi haiz olaylara
karışmaktadırlar. Zira dünyanın en fakir ülkelerine bakıldığında terör
olaylarının çok daha az görülmesi terörün fakirlikle doğrudan ilişkili olmayıp
daha çok hızlı gelişme, değişim ve modernleşmenin getirdiği sıkıntılarla
açıklanabilir. Ama öte yandan fakirlik her zaman devrimci amaçlara alet edilmiş
ve terör örgüt yöneticileri kendilerini fakirlerin temsilcisi olarak kabul
ederek onlara daha müreffeh bir gelecek vaat etmişlerdir. Belki de bu yüzden
fakirlik ile terörizm arasındaki ilişki kolayca öne sürülebilmektedir.


Zaman zaman da bazı devletlerin ya kendi dış siyasetleri ya da iç
siyasetlerinde faydalanmak üzere terörist grupları kullandıkları görülmüştür.
Elbette devlet desteği terörün meydana gelmesinde etkin bir faktördür; ama
öncelikle şurası da belirtilmelidir ki devletler genelde ortaya yepyeni bir
terör örgütü çıkarmadıkları gibi bu örgütler üzerindeki kontrolleri de sınırlı
kalabilmektedir. Bu terör grupları çoğu zaman bazı azınlıkların bağımsızlığını
kazanmak için kuruldukların devletlerle işbirliği yapmaları onların işlerine
gelirken devletleri de terörist konumuna düşürebilmektedir. Dolayısıyla,
devletlerin terörün asıl sebebi ve yegane destekçileri oldukları iddia
edilemez.


Terörizmin asıl sebepleri belirlenirken sebep-sonuç ilişkisi
üzerinde durulmalı ve terörizmin ortaya çıkışındaki sebepler ile onların
sonuçlarının doğuracağı yeni şartlar birbirinden ayrılmalıdır. Bir başka
deyişle, terörizmi hazırlayan ya da onun ortaya çıkışını ve etkin olmasını
sağlayan şartlar daha derinlikli olarak incelenmelidir. Hazırlayıcı şartlar
aslında genel ve her ortamda şöyle ya da böyle bulunabilecek şartlardır ama
aynı veya benzer şartların neden her zaman terörizme yol açmadığı
sorgulanmalıdır. Yani, hazırlayıcı şartlar terörizmin ortaya çıkışında her
zaman yeterli olmayabilir. Belki de bu yüzden terörizmin asıl sebepleri yerine
onu ortaya çıkaran ve tetikleyen şartlara yeniden bakmamız gerekmektedir.


Mesela, bir ülkede demokrasi ve vatandaşlık hakları eksikliği veya
hukuk devleti özelliğinin olmaması veya yitirilmesi çoğu zaman dahili terörizmi
tetikleyen nedenlerden birisidir. Ama burada gözden kaçırılmaması gereken nokta
da totaliter veya baskıcı rejimlerde muhalif terörizmin olmaması veya sınırlı
olması devletin muhalif gruplara ne kadar şiddet uyguladığına bağlıdır.
Şiddetin dozu arttıkça terörün etkinliği de artacak ve nihayetinde hükümetlerin
yıkılmasına bile yol açabilecektir. Terörün engellenmesi devlet şiddetinin en
az olduğu demokratik ortamlarda mümkün olabilecektir.


Öte yandan, devletlerin zayıflaması da terörün ortaya çıkışındaki
nedenlerden birisidir. Terörist organizasyonlar için en uygun ortam ülkede
bulunan iktidar boşluğudur. Bu durumda yeni üyeler devşirebilir ve onların
şiddet konusundaki eğitimlerini devletin kontrol edemediği bölgelerde rahatça yapabilirler.
Nadiren de devletlerin aşırı liberal politikaları, ne kadar güçlü demokrasileri
olursa olsun yine de terör örgütlerine bir tür sığınaklar edinmelerini
sağlayabilir.


Bütün bu anlatılanlardan sonra terörün asıl ve temel sebepleri
arasında ülkelerin sosyo-kültürel alanda değişime uğraması veya hızla
modernleşmeleri ideolojik terörizmin ortaya çıkmasında en önemli faktör olarak
görülebilir. Mesela, geleneksel hayat tarzının yıkılmaya başlaması toplum
içinde bazı grupların muhteşem olarak algıladıkları geçmişlerine bir özlem
duymaları ve bu geri dönme isteğini de ideolojik olarak bazen milliyetçilik
bazen de dini fundamentalizm şeklinde hayata geçirmeleri mümkündür.


Öz


Son yıllarda hakkında en çok konuşulan konulardan birisi olan
terörizmin sebepleri hakkında çeşitli fikirler ortaya atıldığı gibi ortadan
kaldırılması için de farklı kesimlerden çeşitli öneriler gelmektedir.


Terörizmin asıl sebepleri belirlenirken sebep-sonuç ilişkisi
üzerinde durulmalı ve terörizmin ortaya çıkışındaki sebepler ile onların
sonuçlarının doğuracağı yeni şartlar birbirinden ayrılmalıdır. Bir başka
deyişle, terörizmi hazırlayan ya da onun ortaya çıkışını ve etkin olmasını
sağlayan şartlar daha derinlikli olarak incelenmelidir. Hazırlayıcı şartlar
aslında genel ve her ortamda şöyle ya da böyle bulunabilecek şartlardır ama
aynı veya benzer şartların neden her zaman terörizme yol açmadığı
sorgulanmalıdır. Yani, hazırlayıcı şartlar terörizmin ortaya çıkışında her
zaman yeterli olmayabilir. Belki de bu yüzden terörizmin asıl sebepleri yerine
onu ortaya çıkaran ve tetikleyen şartlara yeniden bakmamız gerekmektedir.


Bu makalede terörizmin asıl sebepleri üzerinde durulmaktadır.


Anahtar Kelimeler: Terörizm, terör, modernleşme, küreselleşme


Abstract


There are many ideas about the reasons of terrorism which is the
mostly discussed issue in the last years. On the other hand, there are many
suggestions from the various parts of the society in order to finish it
ultimately.


The cause-effect relationship should be taken into account while
defining the main reasons of terrorism. The reasons for the emergence of
terrorism and the new conditions brought about due to the consequences of
terrorism should be differentiated from each other. In other words, the
conditions that lead to the emergence and effectiveness of terrorism should be
analyzed more deeply. Actually, these conditions are general conditions which
might be seen more or less in every environment. At this point the question
should be addressed to the fact that why similar conditions do not lead to
terrorism at any moment. Namely, these conditions can not be sufficient every
time. Exactly for this reason, we have to look at the conditions again that
lead to the emergence and alert of terrorism instead of the looking at the main
reasons.


This article emphasizes the main reasons of terrorism.


Key Words: Terrorism, terror, modernization, globalization


Dipnotlar


1. Gore’un Council of Foreign Relations’daki 12 Şubat 2002 tarihli
konuşması için bkz. http://archives.cnn.com/2002/ALLPOLITICS/02/13/gore.speech/index.html


2. Yahia Sadowski, ‘The new Orientalism and the democracy debate’,
Middle East Report, 183, 1993, s. 14’ten alıntı.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet