• MK ULTRA PROJESİ : MK-ULTRA - ZİHİN KONTROLÜ…!
  • Yayın Tarihi : 23 Mayıs 2018 Çarşamba
  • Kategori : TELEGRAM


MK-ULTRA- ZİHİN KONTROLÜ…!

CIA’nın en korkunç hatta en iğrenç silahlarından biridir. Çünkü bu projede denek olarak sadece insan kullanılmaktadır. Ancak ABD’nin zihin yıkama faaliyetleribaşladığı tarihte CIA henüz kurulmamıştır.
Ne fark eder? CIA’nın ağababası CFR; görevini yapmaktadır.
CIA, Amerikanın büyük kulağı, MOSSAD ise bu büyük kulaklı kafanın beynidir. Efendileri ise CFR’dir.
CFR aslında Amerika’nın bile korkulu rüyası ve baş belasıdır. Çünkü CFR, ÜLİMİNATİ’nin büyük rüyası “Dünya Hükümeti”nin küresel efendilerine hizmet etmektedir.
*
Kod Adı: MK-ULTRA! Olan programa ait insanlık dışı bir çok uygulamanın kayıtlı olduğu çok sayıda dosya, zamanın CIA Başkanı Rıchard Helms tarafından yok edilmiştir.
Rıchard Helms 1973’de CIA Başkanlığından ayrılmıştır.

*
İNSAN KOBAYLAR;


Her zaman altını çizdiğimiz bir gerçeği yineleyerek yolumuza devam etmemiz gerekmektedir. Küresel çeteler için toprağın üstü yani insan değil, toprağın altındaki kaynaklar önemlidir.

*
Dünya hükümetinin maşası Amerika, toprağın altındaki madenlere ve enerji kaynaklarına sahip olmak için insanları kobay olarak kullanmaktadır. CIA bu konuda o kadar acımasızdır ki, Amerikan vatandaşlarını dahi kobay olarak kullanmakta bir sakınca görmeyecektir.

*
VACAVİLLE DEVLET HAPİSHANESİ!


Vacaville Devlet Hapishanesi, California’da kötü yönetimiyle ünlenmiş bir cezaevidir. Ve bu cezaevinde çok sayıda çeşitli suçlar işlemiş yüzlerce mahkum vardır.


Hangi suçu işlemiş olursa olsun onlarda insandır.


Vacaville Devlet Hapishanesi’ndeki mahkumların yüzlercesi CIA tarafından MK-ULTRA projesi için denek olarak kullanılmıştır. Ancak denek veya kobay olarak kullanılan kişilerin değil izni haberi bile yoktur.


MK-ULTRA –Zihin Kontrolü projesinin amacı beyinlere hükmetmek onların davranışlarını kontrol etmek onları robot insanlara çevirmektir.

ROBERT KENNEDY, katili Sirhan Sirhan iddia edildiğine göre CIA mensubu bir beyin yıkayıcı tarafından eğitilmiştir.

Uyuşturucu Baronları ve CIA’nın Çetecileri!


CIA, uyuşturucu kartellerinin en önemli müşterisidir. Ancak bir müddet sonra müşteri pozisyonundan sıkılan CIA’nın çetecileri, dağıtım ağında da yer kapma yarışına gireceklerdir.

Bunun yanı sıra PKK’nın en büyük gelirinin de uyuşturucu olduğu bilinen bir gerçektir.


ZİHİN BOZUCU MADDELER…!


Beyin yıkama operasyonu- dini, milliyeti ne olursa olsun- küresel çeteler için asla fark etmeyecektir; CIA’nın tüm karşıtlarını ve muhaliflerini de kapsama alanı içine almıştır. Ancak yeni denekler için daha değişik bir yöntem kullanılmıştır.


LSD VE FAHİŞELER…


LSD’nin zihinlerde yarattığı algı ve düşünme bozukluğunu fark eden CIA, ilk başlarda yüklü miktarda LSD almaya başlamıştır.
Bir müddet sonra müşteri olmayı bırakarak LSD üretmiş ve uyuşturucu piyasasında “Baronluk” ünvanına yükselmiştir.
Yasal veya yasadışı fark etmez; LSD’nin patronu Amerikan İstihbarat Örgütüdür.
CIA’nın emrinde çalışan bir çete, yüz binlerce doz LSD üreterek, piyasaya sürmüştür.

İşin tuhafı nedir biliyor musunuz? CIA, LSD uygulamasında, Amerikan halkını hedef almıştır. Küresel çetelerin piyonları “Dünya Hükümeti”nin iktidarı uğruna kendi halkına bile acımamıştır.

Hollywood artist ve aktörleri, gazeteciler, siyasetçiler ve hatta kendi ajanları dahi LSD’nin çemberinden geçmişler ve uyuşturucu tuzağının içinde yok olmuşlardır. (Türkiye de ünlülere yapılan uyuşturucu baskınlarını ve Deniz Seki gibileri hatırlayın)


Bu satırları okurken belki de “Yok canım, abartıdır. Bu kadarı da olmaz, adamlar neden kendi ajanlarını denek olarak kullansın ki? diye düşünebilirsiniz….


Bazı gerçeklerle karşı karşıya gelmesem bende belki sizin gibi düşünebilirdim.
Ancak şunu unutmayın ki, CIA’nın çetecileri için insanın hayatı hiç mi hiç önemli değildir.


CIA, kendi ajanları dahil bir çok kişinin üzerinde, kişilerin izni ve haberi olmadan LSD denenmiştir. LSD ve benzeri uyuşturucu maddelerin yarattığı sahte cennet bu insanları felakete ve ölüme sürükleyecektir.

BİYOLOJİK SAVAŞ UZMANI CIA AJANI…!


CIA’nın denek olarak kullandığı ajanlardan bir tanesi de biyolojik savaş uzmanıdır. LSD; ajanın izni ve haberi olmadan kişi üzerinde denenmiş, uyuşturucunun beyninde yarattığı bozukluk izlenerek CIA’nın seyir defterine not düşürülmüştür. Ajan bir müddet sonra kendi istemi dışında LSD’nin verdiği sanal mutluluğa teslim olmuş, hayal ve gerçeği birbirinden ayırt edemez hale gelmiştir.
Denek olarak kullanılan kişiler kendilerine verilen dozu yeterli görmeyecekler, LSD’nin açlığını başka yollarlada gidermeye çalışacaklardır.
Sadece beyinleri değil, tüm bedenleriyle LSD’nin esiri olacaklardır.
Kurban artık sona yaklaşmıştır. Dibi görünmez bir kuyunun zifiri karanlığı içine çekilecektir kurbanı…

Aşırı doz kullanan LSD kurbanı biyolojik savaş uzmanı ajan, kendisinin çalıştığı binanın 13.katından aşağı atlayarak intihar edecektir. Aslında kendisinden habersiz içkisine yüksek dozda LSD konulmuştur. Kurbanın adı Dr.Frank Olson’dur. Sene 1953’dür.

Gazeteler ajanın ölümünü basit bir intihar vakası olarak değerlendirecektir. Ailesi biyolojik savaş uzmanının ölüm nedenini uzun yıllar öğrenemeyecektir. Ölümünden 22 yıl sonra acımasız gerçekle yüzleşecekler ama bu gerçeğe boyun eğmek zorunda bırakılacaklardır. Kendilerine hayli yüklü bir tazminat sus payı olarak ödenecektir. Hoş bu para ödenmesydi de konuşamayacaklardı. Çünkü karşılarında, dünyanın en büyük şeytani örgütü vardır.


Aynı olay yani Dr. Frank Olson’un intiharı daha kapsamlı şekilde Türkiye’deki MK-ULTRA mağdurlarının savcılığa verdiği dilekçede de paylaşılmıştır.


CIA’NIN FAHİŞELERİ,


Sarışın, esmer, kumral, kızıl saçlı birbirinden güzel kadınlar…
Zenci, beyaz ve sarı ırktan uzun bacaklı, ince belli, dolgun dudaklı profesyonel fahişeler….
(Adnan Oktar’ın kızları gibi ama onun erkek fahişeleri de var)

CIA Ultra lüks daireler tutarak bu fahişelerin emrine vermiştir. Her renkten her milletten nice diplomatlar, gazeteciler, siyasetçiler, başka devletlerin istihbarat ajanları fahişelerin saten çarşaflı yataklarında kendilerinden geçecektir. Erotizmin sarhoşluğunda denek olarak kullanılacaklarını asla fark etmeyeceklerdir.

ÇİFT YÖNLÜ AYNALAR…! Fahişelerin yatak odaları son derece egzotik olarak döşenmiştir. Yatak odalarında erotik simgeler, resimlerin yanı sıra bir köşesine büyük bir ustalıkla RA’nın gözü yerleştirilmiş aynalar mevcuttur.


İLÜMİNATİ her yerde hazır ve nazırdır. Çift yönlüdür. CIA çift yönlü aynanın arkasında yatak odasını gözetlemekte ve kayda almaktadır.
Fahişelerin tuzaklarına düşen erkeklere habersizce verilen uyuşturucu ilaçların etkisi CIA tarafından izlenmektedir.
O erkeklerin tamamı kurbandır. Hayatları gelecekleri tamamen CIA’nın elindedir. Ya sürünerek yaşayacaklar veya ölecek yada öldürecektirler. Onları ve ailelerini kötü bir son beklemektedir.


Boş verin onları canım, onlar alt tarafı insandır.
Bir varil petrol kadar bile değerleri yoktur, o insancıkların küresel çeteciler için…

Ancak bu insanlık dışı uygulama 1963 yılında CIA’nın denetçileri tarafından ortaya çıkarılacaktır.
Dostlar alış verişte görsün örneği bir müddet MK-ULTRA programına son verilecektir.
Sonra… sonrası malum ilerleyen yıllarda bu vahşi insan hayatına kast eden program yeni bir isimle çalışmalarına devam edecektir….


Ülkemizde çok sayıda MK-ULTRA mağduru olduğu iddia edilmektedir. Hatta 2014 yılında e-postama gelen bir ileti beni son derece şaşırtmıştı. Bir kadın benden yardım istiyordu. Her kelimesinde bir imdat çığlığı vardı.


Ankara’da yaşadığını yazan kadın beynine devamlı sinyaller geldiğinden bahsediyordu. Yaşam standardının bozulduğunu ve istem dışı hareketlerde bulunduğunu söylemekteydi. Uykusuzluk çektiğini, yemek yiyemediğini, delirme noktasına geldiğini ifade etmekteydi. Polise başvurmuş, savcılığa baş vurmuş ama kendine inandıramamıştı. ne olur bana yardım edin” bu son cümle imdat çığlığı gibiydi.
Yardım etmek ama nasıl…?


Kendisine çok üzülmüştüm ama yapabileceğim tek şey daha fazla ayrıntı isteyip yazıya dökmek olabileceğini söyledim. Ama yazıma bir cevap gelmedi.
Türkiye’de bu uygulamaya mağruz kaç kişi vardı onlara nasıl ulaşabilirdim ve ne yapabilirdim araştırmaya başladım.


Özel büro-İstihbarat Alanı adlı grup yöneticisi E.E. bana bu konuda yardım edebileceğini, Türkiye’de ki mağdurlarla irtibatta bulunduğunu ve ellerinde bir takım bilgi ve belgelerin olduğunu söyledi. Açık adını yazmadığım E.E. isimli kişi 67 nolu Ergenekon sanığıydı.


(…)


*ABD’nin 34.Başkanı General Dwight D.Eisenhower’ın Nazi savaş suçlularına çalışmalarını Amerika’da devam ettirmeleri karşılığında dokunulmazlık verdiği biliniyor. Nazi ölüm kamplarında yapılan insanlık dışı deneylerin bir devamı için ABD ve Kanada topraklarında çalışmalarına izin verilmiş…


***FİGEN ÖZEN-CIA’NIN ÇETECİLERİ kitabından 
.
Yazıda bahsi geçen kadının anlattıkları bana daha önce okuduğum Reha Süvari’nin Telegramcı Devlet ve Dünya Düzeni- kitabını aklıma getirmişti. Figen Hanım’ın kitabında da, Reha Süvari’nin çalışmalarından ve daha fazlasından bahsediliyor. Reha Süvari’nin kitabında hapse atılan Salih Mirzabeyoğlu’nun başına gelenler anlatılıyordu. Cihazlı zihin kontrolü(!) buna Mirzabeyoğlu TELEGRAM adını vermişti. Aslında bu ismi kendi bulmamış sadece tesadüf eseri duymuştu. TELEGRAM ile kendisine işkence yapıldığından bahsediyor. Figen hanım’dan yardım isteyen o kadının anlattıklarına çok benziyordu, kitapta anlatılanlar. Mirzabeyoğlu başına gelenleri TELEGRAM adlı kitabında anlatmış o kitabı okumadım ama bahsettiğim kitapta o kitaptan alıntılarla farklı bilgiler içeriyordu. Zihin kontrol teknikleri anlatılıyordu. Ve bu uygulamanın başında Ergenekon sanıklarından ÜMİT Sayın’ın olduğundan bahsediyordu. Telegramcı İhsan Güven ve Beyt-i dost tarikatınden de bahsediliyordu.


Ancak şunu belirtmeliyim ki Ergenekon davaları ordumuza, aydınımıza kurulan büyük bir tezgah olduğu gibi, CIA’nın kullanıp deliğe süpürdüğü bazı kişilerde davaya katılmıştır ki, bu sayede davalara meşruiyet sağlanmak istenmiştir. Bu ayrımı iyi yapmanızı umarım. Ve…
.
Aslında şantaj ve montaj çetesi aslında CIA’dır. Adnan Oktar vb. tarikat yapılanmaları aslında CIA’nın fahişeleridir. Siyasileri toplantı kamplarında epey bir rahatlatmışlar ve sonunda parmaklarında oynatmışlardır.
Zihin kontrolü, LSD gibi ilaçlarla yada cihazla da yapılabildiği gibi bir de telkin, hipnoz vb yöntemlerde kullanmaktadırlar. 
Mistik ve Ezoterik öğreti ile inisinasyondan geçirilen insanlar da vardır, mason localarında da bu teknik kullanılmaktadır.
Bu yöntemler bazen tek başına, bazen de birlikte deneğe uygulanmaktadır.
Yazıda geçen Amerikan hapishanesinde yaşanan olaylar bizim de hapishanelerimizde demek ki yaşanmıştır Salih Mirzabeyoğlu bunun örneğidir. 
Hapis yatan Hasan Mezarcı ve Papa suikastçisi Mehmet Ali Ağca’nın da zihinlerine tecavüz edilmiş olmalı ki, kendilerini MESİH olarak görmekte ve buna son derece inanmış vaziyettedirler.
Onlar CIA’nın istediğine inandırdığı deneklerden başka bir şey değillerdir. Aynısı HİTLER’e de yapılmıştır, VİRJİL localarında bu acımasız çetenin eline o da düşmüştür. Ari ırk yaratmak, gen araştırmaları laboratuvarı onun eseri değil bu zalim çetenin projeleridir. Hitler adına yürütülen projede hiçbir acıyı hissetmeyecek, vicdanı olmayan yenilmez askerler yaratılmak istenmiştir. Aslında robotlaştırılmış insanlar, programlanmış beyinler LSD türü uyuşturucu ile mümkün olmuştur. Hitlerin askerleri uyuşturucu bağımlısı olmuşlardı. Tıpkı Bush’un Iraklı Müslümanlara inanılmaz işkenceler yapan Amerikalı askerleri gibi… Onlar artık bağımlıdırlar…!!!
Belki de Diyarbakır, Sincan, Metris cezaevlerinde de bu türden uygulamalara maruz bırakılanlar olmuştur. Devlet ve millet düşmanları yaratılmıştır kim bilir?

Avrupa’da 10 bin mürteci çocuk kayıp haberlerini okuyoruz….!
Bu çocuklar nerede buhar olup uçmadılar ya…? 
Hangi deneyde kullanılıyorlar yada hangi organ mafyasının elindeler bilemiyoruz. 1999 depreminde bile yüzlerce çocuk kaybolmuştu hatırlar mısınız? Deprem, afet, savaş vb.felaketler bu zalim çetenin hain planları için bulunmaz nimet anlayacağınız…!

Bunları bilelim ki, kiminle savaştığımızı da iyi anlayalım diye anlatıyorum size…

Rockefeller…” Atatürk yüzünden planlarımızı yarım yüzyıl (50yıl) ertelemek zorunda kaldık, şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz…!”

Bu işgalciler 1.dünya savaşında olduğu gibi bir daha kendi topraklarımızdan bizi sürmeye ve Türk neslini yok etmeye yine gelecekler buna hazırlanıyorlar…
Sadece biz değil tüm dünya bu zalim çetenin hedefindeki kurbanlarıdır.


Akl-i selim diyor ki, bunları yenilgiye uğratan tek lider Atatürk’tür, onun yolu muasır medeniyet yoludur…

KAYNAK : https://www.facebook.com/ibogokcem/posts/1761697793925287