TELE KULAK & TEKNİK TAKİP

Işık
Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal
Çayırcı, yazı dizimizin ikinci gününde özellikle istihbarat örgütlerinin sosyal
medya hesapları, bilgisayar oyunları ve internet üzerinden yürüttükleri
çalışmalara dikkat çekiyor.



Siber
zorbalık tehditinin gençleri kuşatma altına aldığını belirten Çayırcı’nın
anlatımları şöyle:



Toplum
mühendisliği


“İnternet
dünyası, sosyal medya ve akıllı televizyonlar aynı zamanda bir çok istihbarat
örgütü için açık istihbarat alanı. Bana göre en büyük tehdit selfie çılgınlığı.
Sadece bir fotoğrafınızdan yola çıkarak bilgilerinize ulaşabilecek siber
istihbarat veya siber suç grupları var. Sosyal ağlardaki etkinliğinize göre
sosyal medya üzerinden dezanformasyon çalışmaları da yürütülüyor. Şunu
bilmelisiniz, akıllı telefonlardaki bir çok uygulama aslında internet üzerinden
ulaştığınız hizmetler. En basit bir watsapp mesajı bile internetteki onlarca
bilgisayar üzerinden geçerek anlık olarak karşı tarafa ulaşıyor. Eğer
mesajlaşmalarınız gizli kalsın istiyorsanız şifreli uygulama kullanmanız en
doğru olanı. 



Troll
karargahı 


Siber
suç grupları, bilişim ajanları veya hackerlar, sosyal ağlardaki etkinliğinize,
sosyal medyayı kullanımınızı haberiniz olmadan inceleyebilirler. Sosyal medya
üzerinden servis edilen dezanformasyon bilgiyi, ne kadar sürede, ne kadar
kişiye dağıttınız bile istihbarat çalışmasında kullanılan analiz yöntemleri
arasında. İstihbarat elemanları sosyal medya üzerinden toplumun angeje olma ve
istekliliğini, tehditlere karşı direnç düşürme veya  geri çekilme
psikolojisini bile gözlemliyorlar. Sosyal medyayı bir açık istihbarat kaynağı
olarak kullamak ve sosyal medya aracılığı ile psikolojik harp yapmak için St
Petersburg’da Savushkina caddesinde Troll Fabrikası isimli bir yapılanma var.
Troll Fabrikası dezenformasyon, paralel itibarlı web sitesi yaratma, sahte
rapor üretme gibi konularda hedeflerine ulaşan birçok faaliyetler
gerçekleştiriyor. Amerika,
Çin ve Rusya bu konuda
yanlız değiller. Avrupa
Birliği’de aynı amaçla gayret içinde. İngilizlerin de 77 Chindit Tugayı isimli,
yaklaşık 1500 kişiden oluşan bir askeri karargahları var. Bu karargaha Facebook
savaşçıları diyorlar. Görevleri 24 saat haberleri, akıllı telefonları ve sosyal
medyayı takip ederek bu ortamlardaki temayı şekillendirebilmek. Kısacası durum
ciddi. Sosyal medya bir bakıma üstü kapalı bir mücadele alanı. 



Yeni
nesil TV’lere dikkat


Yeni
nesil televizyonların bazıları televizyonun kullanımı ile ilgili bilgileri
otomatik olarak üretici firmaya aktarmak ve yazılımları güncellemek için
üretici firmaların sistemlerine bağlı. Bu televizyonlar ile internetten içerik
indirmek veya arkadaşlarınızla görüntülü görüşme yapmanız mümkün. Üstelik çoğu
sürekli gelişen jest tanıma yazılımlarına da sahip. Muhteşem ama ne yaptığını
anlayabilen, sesi, görüntüyü dünyanın herhangi bir yerine aktaracak bir sistem
salon veya yatak odanızda. Kameralardaki en önemli gelişmelerden biri yüz
tanıma alanında. On binlerce kameranın olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Yüz
tanıma yazılımları fotoğrafını verdiğiniz bir kişiyi bulabilmeye başladılar.



‘2000
nesli Oyun
bağımlısı’


“Günümüzde
birçok anne-babanın muzdarip olduğu konu bilgisayar oyunları. Bu tutku 90’lı
yıllar ve sonrasında doğanlar için bir soruna dönüştü. Sorun diyorum, çünkü
2000’li yıllardaki çocuk ve genç nüfusun büyük bir kısmı bağımlı. Bu sorunda
gizli grup baskısı da rol oynuyor. Grubun üyesi olmak istiyorsan grubun
oynadığı oyunu oynamalısın, hatta iyi olmalısın. 2015 rakamları ile 91 milyar
doları aşmış çok büyük bir pazardan bahsediyoruz. Üstelik pazar gerçekte 91
milyardan çok daha büyük. İnternet oyunları aslında herhangi bir sosyal ağ gibi
çok ciddi sayıda sürekli sisteme bağlı müşterisi olan sanal topluluklar.
İnternet oyularına katılanların psikolojik durumları, tercihleri ve bireysel
profilleri hakkında oyun kavramının doğası nedeniyle daha detaylı bilgi
toplanabiliyor. Bu sadece daha iyi hedeflenmiş pazarlama ve Reklam anlamına
gelmiyor. Sosyal mühendislik ve hibrid savaş için inanılmaz uygun fırsatlar
yaratıyor. Aslında bireylerin yarattıkları bu karakterler ve onları yönetme
şekilleri kendileri hakkında önemli ipuçları veriyorlar.


Siber zorbalık


Bu
oyunların zararları sadece yukarıda anlattıklarımla ve bireysel özerkliğinle
sınırlı değil. Bir çok insanı intİhara kadar sürükleyen siber zorbalık ve
zenofobi(yabancı düşmanlığı) gibi psikolojik etkileri de var. Siber zorbalık,
kişileri güç veya gülünç duruma düşürmek, kötü göstermek, zarar vermek,
dedikodu, saptırılmış bilgi ve haberleri yaymak anlamına geliyor. Özellikle
liseli gençler arasında hiçbir şekilde kontrol edilmeyen acımasız bir kültür
gelişiyor. Trolling denen kavram bunun ulaştığı son noktalardan. ‘Trolling’
için oyun ortamlarında kanca (hook) denilen laflar atılarak hedefteki kişi
kızdırılmaya çalışılıyor. Kişi kızdıkça atılan lafların tonu artıyor ve
duyduğunuz zaman inanamıyacağınız kadar çirkinleşiyor. Bir çok anne babanın
çocuklarının trolling esnasında söylediklerini duysalar şaşkınlıktan dillerini
yutacaklarına inanıyorum.”   



Tespit
süresi 175 gün


“Siber
saldırıların tespitinde sadece Türkiye değil, dünyada çok yavaş. HP tarafından
hazırlanan bir rapora göre, tespit edilebilen siber saldırılar için saldırı
başladıktan sonra tespit edilinceye kadar geçen süre, ortalama 175 gün. Tespit
edemediklerimizin yüzdesinin ne olduğu hakkında en ufak bir fikrimiz yok. En
fazla saldırı web uygulamaları yolu ile oluyor. Yani bir web sitesine
giriyorsunuz, oradaki bir uygulamayı başlatıyorsunuz, o uygulama sadece
beklediğiniz işi yapmıyor, aynı zamanda bilgisayarınıza kötü amaçlı bir yazılım
(malware) yüklüyor. Aynı çalışmaya göre diğer sık karşılaşılan saldırı türleri
siber casusluk, POS (telsiz kartla ödeme) makinalarını ele geçirme, suç
maksatlı yazılımlar, çalışanların kendi kurumları aleyhine yaptığı saldırılar,
fiziksel olarak bilişim donanımının ve yazılımının çalınması, kredi kartlarının
verilerinin elektronik olarak ele geçirilmesi ve hizmet inkarı saldırıları.



‘Sosyal
medyaya güven yüzde 15’


2013
yılında, Norveç’te
100 den fazla kişi ile mülakat yaparak sosyal medyada dolaşan bilgilere ne
kadar güvendiklerini ve ne zaman güvendiklerini anlamaya çalıştık. Bu arada
Norveç gelişmişlik düzeyi olarak Avrupa’nın bile çok ilerisinde bir ülke. Grubun
yaş ortalaması 27, en küçük yaş 20, en büyük ise 34 olarak tespit edilmişti.
Kadın erkek sayısı hemen hemen birbirine eşitdi. Sonuçlar ilginçti. ‘Bir
içeriğe güvenmenizde, o içeriği beğenenlerin veya hakkında yorumda bulunanların
sayısı önemli mi?’ sorusuna;  Önemseyenler veya çok önemseyenler yüzde
58.5, önemsemeyenler veya az önemseyenler ise yüzde 41.5 olmuştu. ‘Bilginin
kaynağını tanımanız o bilgiye güvenmenizde önemli mi?’ sorusuna yaklaşık yüzde
seksen ‘evet önemli’ veya ‘evet çok önemli’ diye cevapladı. ‘Bilginin kaynağını
takip edenlerin veya arkadaşlarının sayısı bilginin güvenirliliğinde önemli
mi?’ sorusuna ise yaklaşık yüzde 40 ‘hayır’ cevabını vermişti. Ankette
‘“Bilginin kaynağının daha önceden paylaştığı bilgilerin doğruluğu, yeni paylaştığı
bilginin güvenirliliği konusunda belirleyici midir?’ sorusuna yaklaşık yüzde 80
evet cevabı verdi.



Yüzde 85’lik bir dilim ise geleneksel medyanın, sosyal medyadan daha güvenilir
olduğunu söyledi.”



ABD
büyük önem veriyor


Gelişmiş
ülkeler siber güvenlik konusunu çok ciddiye alıyorlar. Birçok ülke, bu konuda
yeni yapılanmalara gitti. Genelde siber güvenlik ile ilgili örgütlenmeler üç
ana grup altında oluyor: Milli sivil siber güvenlik, istihbarat ve milli
güvenlik kuruluşlarının çatısı altındaki siber güvenlik ve son olarak silahlı
kuvvetlerdeki siber güvenlik. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde, bu
örgütlenmelerin hepsi var. Hatta, Silahlı Kuvvetlerdeki Siber Komutanlık
oramiral düzeyinde stratejik bir komutanlık. Avrupa
Birliği
’nde de hem ülkeler düzeyinde hem de komisyon düzeyinde benzer
organizasyonlar bulunuyor.”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir