SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

T.C.DEKİ YABANCI CEMAATLER VE GRUPLAR

TC.DEKİ YABANCI GRUPLAR DOSYASI : Amerikan Barış Gönüllüleri (1970)

T.C.DEKİ YABANCI CEMAATLER VE GRUPLAR
Bu haber 24 Eylül 2020 - 10:22 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Amerikan
Barış Gönüllüleri


KAYNAK : http://www.serenti.org/amerikan-baris-gonulluleri/




Serenti
| 06 Ekim 2016 |




İki yüzyılı
bulmayan Türk-Amerikan ilişkileri tarihinde, ABD’nin Osmanlı İmparatorluğu’na
ve daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik iki büyük “seferberliği”
gerçekleştirdiği görülür. Bunlardan birincisi, 1820’lerde başlayan,
Türk-Amerikan ilişkilerinin ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda hız ve
yoğunluk kazanmasına paralel olarak gelişen ve I. Dünya Savaşı öncesinde en
yüksek düzeyine ulaşan Protestan Amerikan misyonerleridir. İkincisi ise, aynen misyonerlik faaliyetinde olduğu
gibi, dünyanın tüm geri kalmış ülkelerini kapsayan ve bu arada Türkiye’yi de
içine alan, Kennedy yönetiminin başlattığı Amerikan Barış
Gönüllüleri
hareketidir.


Yüzyıldan fazla
arayla gerçekleşen bu iki büyük seferberliğin ya da hareketin barışçı,
insancıl, yardımsever ve gönüllü olmak gibi görünürdeki kimi ortak noktalarının
yanı sıra, birincisinin dinsel ve yönetim dışı, ikincisinin ise lâik ve yönetim
içi olmak gibi farklı yanları vardır. Ancak, her iki hareketin öylesine kalın
bir çizgide çakışan, öylesine belirgin bir ortak paydası vardır ki, bunları
ancak ve yalnızca Amerikan genişleme ve yayılmasının işlevsel araçları olarak
nitelemek doğru olabilir.


Barış Gönüllüleri
önerisi John F. Kennedy’nin Ekim 1960’daki seçim kampanyası sırasında ortaya
atıldı. Fikri Kennedy’nin kafasına sokan ise Jerrold Electronics Corporation’ın
başkanı, ilk sahip çıkanlar da Boston College’in öğrencileri oldu. Amaç “çirkin
Amerikalı” yerine, az gelişmiş ülkelerde, “en kötü yaşam koşullarında yoksul
halkın kaderini paylaşan ve ona yardım elini uzatan idealist Amerikalı” tipini
yerleştirmekti. Genç Amerikalılar yoksul halklara teknik yardım getirecekler,
kendileri de dünyayı daha iyi tanıyacaklardı. Dışarıda kurdukları şirketlerde,
mahalli dili ve koşulları iyi bilen personel ihtiyacı çeken büyük Amerikan
şirketleri de, Barış Ordusu’ndan kendi iş çıkarları için yararlanmayı
düşünüyorlardı.


Kennedy’s
Kids-Kennedy’nin Çocukları


Barış Gönülleri
düşüncesinin kökeninde misyonerlik pratiğinin yanı sıra, Amerikalı düşünür
William James’in “doğaya karşı savaşmak üzere” önerdiği “barış ordusu”
düşüncesini bulmak mümkündür. Kaldı ki bu düşünce, yani barış ordusu düşüncesi,
yüzyılın başında düşünce olmaktan da çıkmış, bir tür gelecekteki Barış
Gönüllüleri hareketinin ilk pilot projesi olarak Filipinler’de uygulanmıştı.
İspanya-Amerika savaşından sonra, 1901’de Filipinler’deki Amerikan askerleri,
yerli halka “İngilizce öğretmek” amacıyla bir süre daha bu ülkede kalmışlar ve
daha sonra yerlerini sivil gönüllülere terk ettikleri için bu pilot proje
1933’e kadar devam etmişti. William James’in “barış ordusu” türünden
girişimlere daha sonra da rastlanıyor. Örneğin, “soğuk savaş” döneminin ilk
Başkanı Harry S. Truman’ın da bu alanda çabaları olduğu biliniyor. Truman
döneminde 1948 yılında kurulan ICA (Uluslararası İşbirliği Yönetimi) aynı
görünür amaca hitap etmektedir. Bu program ile az gelişmiş ülkelere başta tarım
olmak üzere eğitim, işletmecilik, kamu yönetimi gibi alanlarda teknisyen ve
personel gönderilmiştir. Barış Gönüllüleri kurulana kadar bu örgüt geri kalmış
ülkelere 9.000 gönüllü göndermiştir.


Başkan adayı
Kennedy Barış Gönüllüleri düşüncesini seçim kampanyası sırasında ortaya
attıktan sonra, konu bir süre kamuoyunda tartışıldı ve ünlü Gallup “nabız
yoklama” enstitüsü ülke çapında bir araştırma yaparak Amerikan halkının yüzde
71’inin fikri benimsediğini, yalnızca yüzde 18’inin buna karşı çıktığını
saptadı. Daha sonra seçimi kazanan Kennedy’nin yaptığı ilk işlerden birisi, Barış
Gönüllüleri hareketinin hazırlık çalışmalarını yapmak üzere kayınbiraderi R.
Sargent Shriver’ı bu önemli göreve atamak oldu.


Bu atamadan iki
gün sonra bir başkanlık emri yayınlayan Kennedy, Amerikan Dışişleri Bakanlığı
bünyesi içinde bir Barış Gönüllüleri örgütü kurduğunu duyuruyordu. Başkan
Kennedy aynı gün Kongre’ye gönderdiği mesajda örgütü geçici olarak kurduğunu
belirtiyor, örgüte gerçek anlamıyla yaşam vermek için yasama organının
yardımını beklediğini söylüyordu. Senato’da Hubert Humprey, Temsilciler
Meclisi’nde ise Thomas E. Morgan’ın katkılarıyla Kongre’nin desteği sağlandı ve
Barış Gönüllüleri Yasası, 22 Eylül 1961 tarihinde Başkan Kennedy tarafından
onaylanarak yürürlüğe girdi.


Amacı, “dünyanın
her tarafındaki ihtiyaç sahiplerine” yardım olarak belirlenen Barış
Gönüllüleri, Kennedy’nin çeşitli konuşmalarında, “özgürlüklerin
dinamitlenmesine çalışan Bay Kruşçev’in misyonerlerine karşı” bir önlem olarak
sunuluyor ve böylelikle içerdiği yüksek dozdaki antikomünizmle soğuk savaş
kışkırtıcılığına da katkıda bulunuyordu. Mizahi yazılarıyla tanınan ünlü
Amerikalı gazeteci Art Buchwald, bu günlerde yazdığı bir yazıda, en fazla
yardıma gereksinme duyan bölgenin Fransız Riviera’sı olduğuna dikkat çekiyor ve
“burada pek çoğunun bindiği kayık kendisinin olmayan, bir gölgeden yoksun, yarı
çıplak insanlar var…” diye yazıyordu. Buchwald yazısını şöyle sürdürüyordu:
“Gidelim, onlar gibi yaşayalım, onların yediklerini yiyelim, güçlükler ne
olursa olsun onlardan birisi olalım!”


Barış Gönüllüleri
hareketinin yasal ve resmi amacı şu üç noktada toplanıyordu:


  • İhtiyaç duyan ülkelere, halkın sorunlarının çözülmesinde
    yardımcı olacak yetişmiş insan gücünü sağlamak.
  • Yardım edilen ülkelerin halklarının, Amerikan halkını daha
    iyi tanımasını sağlamak.
  • Amerikan halkının yardım edilen ülkelerin halklarını daha iyi
    tanımasına katkıda bulunmak.


Görüntüdeki
amaçta sorun yoktu. Oysa asıl amaç bunu çok aşıyordu. Bunu da yine Kennedy’nin
çeşitli konuşmalarından izlemek olanaklıdır. Bir kere, 1960’ların Amerika
Birleşik Devletleri gerçek barışa ulaşacak yoldan bir hayli uzaklaşmıştı. Bir
başka deyişle ABD’nin barışçı bir ülke olma savı oldukça zayıflamıştı. Ayrıca,
Amerika’nın ekonomik, bilimsel, teknolojik gücünü yitirmeye başladığı konusunda
içte ve dışta yaygın bir izlenim oluşmuştu. Yine Kennedy’ye göre bir başka
neden, ABD’nin özellikle gelişmekte olan ülkelerin güvenini yitirmekte
oluşuydu. Hepsinden önemlisi Amerikan dışişlerini güçlendirecek kişilere ve
kurumlara gereksinim vardı. Kısaca, ABD ekonomik, siyasi ve kültürel egemenliğini
yitirmek istemiyor, bu alanlarda kendisine sosyalist bloktan ve üçüncü dünyadan
yöneltilen tehditleri karşılamak, aşmak istiyordu. Barış Gönüllüleri
hareketinin evrensel planda ve hızlı bir biçimde, adeta büyük bir kampanya
şeklinde başlatılmasının temel nedeni buydu.




Oysa gerçek amaç
bunları da aşıyordu. Kurulduğu andan itibaren Barış Gönüllüleri örgütüne
Washington’un “en yeni mekanizması” ya da birimi olarak bakılıyordu. Örgütün
ilk yöneticisi Sargent Shriver, bir Amerikan üniversitesinde yaptığı konuşmada
bu durumu üstü kapalı olarak şöyle dile getiriyordu: “…Bir dünya toplumu
doğmaya çalışıyor. Amerika başarılı olmak için bu doğumda hazır bulunmalıdır.”


Başlangıçta Barış
Gönüllüleri’ni “Beatniks Ordusu” diye alaya alan faşist eğilimli başkan adayı
Barry Goldwater, uygulamanın sonuçlarını öğrendikçe “Bir iş adamı olarak, iki
yıllık denizaşırı denemenin çok değerli ve kârlı olduğunu görüyorum” demişti.
Barış Ordusu’nun kurulmasında çok emeği geçen Henry S. Reuss ise şunları
söylemişti:


Biz ekseriya
gerici ve hırsız liderler ile askeri ittifaklara önem veririz. Onlara askeri
malzeme sağlarız. Bunlar da silahları genellikle yardım ettiğimiz farz olunan
ülkenin halkına karşı kullanırlar. Bir sürü Amerikan resmi kişisi, yabancı
ülkelerin başkentlerinde bulundukları ülkeden tamamen tecrit edilmiş yalnız bir
hayat sürer.


Reuss bu nedenle,
“halkla kaynaşmış idealist Amerikalının teknik yardımı” programının denenmesini
istemişti.


Barış
Gönüllüleri’nin dünya ölçeğindeki faaliyetlerini yönlendirecek ve yönetecek
beyin takımı ve yönetici kadro, büyük ölçüde üniversitelerden gelen dış
ilişkiler uzmanlarından oluşuyordu. Barış Gönüllüleri örgütünün tüm projeleri,
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ilgili dairelerinin ve ekonomik işlere bakan
müsteşarın onayı ile kesinlik kazanıyordu. Örgüt ayrıca ev sahibi ülkedeki
Amerikan elçilikleri, Amerikan Haberalma Merkezi Büroları ve bu büroların
Washington’daki üst yönetimiyle yakın ilişki içinde bulunuyordu.


Barış Gönüllüleri
ne yapacaklardı? Dünyanın dört bir tarafına hangi hizmetleri götüreceklerdi? Bu
soruya örgütün üst düzey yöneticilerinden birisi, 1960’larda aynen şu yanıtı
veriyordu: “Genç gönüllülerin bana ne yapacaklarını sordukları zaman, onlara
hep şu yanıtı veriyorum: Daha önce hiçbir zaman yapmadığınız şeyleri
yapacaksınız.” Barış Gönüllüleri başlıca aşağıdaki beş alanda çalışarak, bu
“daha önce hiç yapmadıkları şeyleri” yapacaklardı:


  • Eğitimde: Çeşitli eğitim ve öğretim kademelerinde örgün ve
    yaygın eğitim.
  • Sağlıkta: Başta “sıtma ile mücadele” vs. olmak üzere çeşitli
    sağlık projeleri.
  • Tarımda: Çeşitli tarımsal projeler ya da kırsal kalkınma
    programları.
  • Yönetimde: Gittikleri ülkenin çeşitli yönetim düzeylerinde
    uygun görevler.
  • Endüstride: Başta inşaat sektörü olmak üzere çeşitli sanayi
    projeleri.


Yukardaki
öncelikler ülkelerin durumu, ev sahibi hükümetin tutumu, halkın tepkisi ve
hepsinden önemlisi ABD’nin tercihlerine göre farklılıklar gösteriyordu.


Türkiye’nin de
içinde bulunduğu Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya Ülkelerindeki Barış
Gönüllüleri’nin yaklaşık yüzde 32’si eğitim alanında faaliyet gösteriyordu. Bu
oran Doğu Asya ve Pasifik’te yüzde 73’ü bulurken, Afrika’da yüzde 72, Latin
Amerika’da yüzde 27 dolaylarında gerçekleşiyordu. Bir başka ifade ile Amerikan
Barış Gönüllüleri’nin yaklaşık yüzde 64’ü ile yüzde 49’u arasında değişen bir
kesimi, 1962-1967’de eğitim anında çalışıyor, eğitimi toplum kalkınması,
sağlık, tarım ve diğer alanlar izliyordu.


Barış Gönüllüleri
hareketi, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de 1960’ların ikinci yarısında ilk
hızını kaybetti. 1966, deniz aşırı ülkelerde faaliyet gösteren 15 binden fazla
Gönüllü ile Barış Gönüllüleri hareketinin sayısal yönden en güçlü olduğu yıldı.
1969 sonunda 59 ülkede faaliyet gösteren Barış Gönüllüleri için ABD bütçesinden
yılda yaklaşık 100 milyon doların üzerinde bir ödenek ayrılıyordu. 1985 başına
kadar çeşitli az gelişmiş ülkelere gönderilmiş olan 100 binden fazla Barış
Gönüllüsü ve 2 binden fazla merkez personeli ile bir orduyu andıran bu örgüt,
çeşitli ülkelerde bu kuruluşa ve ABD’ye karşı duyulan tepkinin artışı, ABD
açısından da bu kuruluştan beklenen, az gelişmiş ülkeleri elden geldiğince
tanıma görevinin yerine getirilmiş olması nedeniyle, zaman içinde
işlevsizleşerek ufaldı. 1980’lere gelindiğinde çeşitli ülkelerde faaliyet
gösteren Barış Gönüllüleri’nin sayısı 5 bine kadar inmişti. 11 Eylül saldırılarının
ardından Ortadoğu’da yükselen ABD-karşıtı eğilimler nedeniyle George W. Bush
kurumun hem gönüllü sayısını hem de kurumun bütçesini artırma kararı aldı.


1968 sonunda tüm
dünyada görev yapan Barış Gönüllüleri’nin yüzde 77’si üniversite mezunu, yüzde
9’u ise üniversite üstü eğitim görmüş gençlerdi. Bu genç insanların gittikleri
ülkelerin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeylerini, çeşitli toplum sınıflarının
beklenti ve davranışlarını, halkın dinsel ve ahlaki davranış kalıplarını
öğrenmede başarılı olduklarını düşünmek olasıdır. Nitekim Barış Gönüllüleri,
kendilerine uygulanan bir ankete verdikleri yanıtlarda, en başarılı oldukları
alanın çalıştıkları ülke hakkında bilgi edinmek olduğunu (yüzde 97), bunu ev
sahibi ülke halkının ABD hakkında daha çok şeyler öğrenmesinin (yüzde 82)
izlediğini, ev sahibi ülke halkına yararlı bir şey yapmanın ise (yüzde 38)
üçüncü sırada geldiğini belirtmişlerdir.


Türkiye’de
Amerikan Barış Gönüllüleri




Türkiye’nin de
aralarında bulunduğu Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya Grubu’nda bulunan 11
ülkeye 1962-1969 tarihleri arasında toplam 7441 gönüllü gönderilmiştir. Bu
ülkeler arasında, Hindistan’ın kabul ettiği 2450 gönüllüden sonra, en fazla
gönüllü kabul eden ülke 1201 kişiyle Türkiye olmuştur.


Amerikan Barış
Gönüllüleri Türkiye’ye iki ülke arasında imzalanan 27 Ağustos 1962 tarihli
ikili anlaşma uyarınca gönderilmişlerdir. İlk grup Barış Gönüllüsü’nün
Türkiye’ye gelişi Eylül 1962 sonlarında olmuştur. “Barış Gönüllüleri İkili
Antlaşması”, Amerikalı gönüllülere Türk mevzuatında yer alan kimi vergi, resim
ve harçlar yönünden birtakım ayrıcalıklar tanıdığı gibi, Antlaşmanın Anayasa’ya
aykırılığı da o dönemde kimi bilim adamları tarafından ileri sürülmüştü. Buna
karşın ikili antlaşmayı uygun bulan yasa 1965’de Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nde kabul edilmiştir.


39 kişiden oluşan
ilk Barış Gönüllüleri kafilesi Eylül 1962 sonlarında ülkemize gelmiş ve ikili
antlaşmaya ek protokolde belirlendiği üzere, Gönüllülerden 31’i İngilizce
öğretmeni, 8’i de Mersin Bölge Müdürlüğü’nde tarım teknisyeni olarak istihdam
edilmişlerdir. 1963 sonlarında 105 kişilik ikinci kafilenin gelmesiyle
Türkiye’ye Barış Gönüllüsü akımı hızlanmıştır. Bu alandaki gelişme aşağıdaki
gibi olmuştur:












Yıllar

Gelen Gönüllü Sayısı

Yıl Sonunda Gönüllü Sayısı

1962

39

39

1963

105

140

1964

219

329

1965

382

590

1966

121

445

1967 .

110

215

1966

160

238

1969

65

171



1960’larda ülkemizde yoğun olarak faaliyet gösteren
Amerikan Barış Gönüllüleri’nin yüzde 42’si Orta Anadolu, yüzde 14’ü Marmara,
yüzde 13.6’sı Kuzey Anadolu, yüzde 12.8’i Ege, yüz

de 8.8’i Doğu ve Güney Doğu
Anadolu ve yüzde 8.4’ü de Güney Anadolu Bölgesi’n
de çalıştılar.


Oysa imzalanan
ikili protokolde açıkça Barış Gönüllülerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgesi’nde faaliyet göstermeyecekleri belirtiliyordu. Her nasılsa bir şekilde
bu bölgelerde çalışma olanağı buldular.


Türkiye’de
faaliyet gösteren Barış Gönüllüleri’nin çalıştıkları alanlar ya da programlar
aşağıdaki gibi oldu:














Çalıştığı Alan ya da
Program

Gönüllü Sayısı

Oranı (yüzde)

İngilizce Öğretimi

803

67

Toplum Kalkınması

168

14.1

Çocuk Bakımı

77

 6.4

Sağlık (Hasta Bakımı ve Eğitimi)

45

3.8

Tüberküloz Kontrol

30

2.5

Ev Ekonomisi Öğretimi

15

1.3

Turizm

10

0.8

Üniversitelerde Okutmanlık

37

3

Barış Gönüllüleri Bürosunda
Sekreterlik

16

1.3

Toplam

1201

100.0


Görüleceği üzere Türkiye’deki Barış Gönüllüleri’nin
üçte ikisi

İngilizce öğretiminde görev almıştı. Türk öğrencilere İngilizce
öğretmenin Barış Gönüllüleri için neden bu kadar önemli olduğunu kendisi de
Türkiye’de Barış Gönüllüsü olarak İngilizce öğreten Joanthan Pool şöyle itiraf
ediyordu:


En etkili sömürge
araçlarından birisi dildir. Çünkü İngilizce bilen Amerikan radyo ve basınını
takip ederek propagandaya açık hale gelir. Dil ile İngiliz Amerikan siyasetini
benimseme ve mallarını satın alma başlar. Beyin göçünü sağlar. Bir insanın
konuştuğu dil, o insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Bir yabancı dili
öğrenip kullanan kişi yavaş yavaş o milletler gibi düşünmeye başlar.


Ülkemizde Barış
Gönüllüleri’ne karşı tepki 1965 ortalarından başlayarak yoğunlaştı. Aydınların,
öğretim üyelerinin ve öğrencilerin eleştirici ve irdeleyici yazıları, Kıbrıs
bunalımı sırasında ABD’nin Türkiye’ye karşı olumsuz tutumu, Başkan Johnson’un
ünlü mektubu gibi olaylarla da bir araya gelince Barış Gönüllüleri’nin
Türkiye’deki altın devri sona erdi. İlk kez 1966’da Türkiye’ye gelecek gönüllülerin
sayısı sınırlandırıldı. Amerika’ya karşı tepkilerin arttığı bir yıl olan
1966’da, özellikle bu yılın son üç ayında basının en çok tartıştığı konuların
başında Barış Gönüllüleri geliyordu. Barış Gönüllüleri’nin gerçekte CIA ajanı
oldukları ve misyonerlik faaliyetlerinde bulundukları gazete sütunlarını
süslemeye başladı. Zonguldak’ın Devrek ilçesinde olduğu gibi kimi yerlerde
Barış Gönüllüleri fiziki şiddete maruz kaldı, ya da Samsun 19 Mayıs Lisesi’nde
olduğu gibi “Yankee Go Home!” sloganları ile öğrenciler tarafından okuldan
kovuldular.


Bu gelişmeler,
hükümeti de Barış Gönüllüleri’yle ilgili birtakım önlemler almaya itti.
Örneğin, köy ve kasabalardaki “toplum kalkınması” programlarından Amerikalı
Barış Gönüllülerinin çıkarılması, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Gönüllüleri
izleyen bir birimin kurulması, Valiliklerin Barış Gönüllüleri’nin
faaliyetlerini daha yakından izlemesi, bunların arasında sayılabilir.


Yine 1966 yılının
Şubat ayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Gönüllülerin Doğu
Anadolu’dan uzaklaştırılması istendi. Çünkü hem Genelkurmay İstihbarat Dairesi
hem de Milli İstihbarat Teşkilatı, Barış Gönüllüleri’nin Doğu Anadolu’da
yalnızca İngilizce öğretmenliği yapmadıklarını, etnik yönde (Kürtçülük) bir
takım propagandalar yaptıkları istihbaratlarına ulaşmıştı.


Türkiye’deki
Barış Gönüllüleri’ne ilişkin en iyi değerlendirmeyi 1969’da Ankara Siyasal
Bilgiler Fakültesi Profesörler Kurulu yapmıştı. Siyasal Bilgiler Fakültesi
Profesörler Kurulu’nun 25 Kasım 1969 günkü toplantısında oy birliği ile kabul
edilen aynı fakültenin “Şehircilik Enstitüsü’nün Barış Gönüllüleri Örgütü’nün
Teknik Yardım Programı ile ilgili Raporu”nda şu görüşlere yer veriliyordu:


Barış Gönüllüleri
örgütü (US Peace Corps), yönetsel yapısı ve amaçları bakımından, ABD Hükümetine
ve Amerikan dış politikasına doğrudan doğruya bağlı bir kuruluştur. Örgütün
yasasında (Peace Corps Act) kesinlikle belirtilen bu husus, resmi bildirilerle
doğrulanmaktadır. ‘Karşılıklı dostluk ve anlayışı geliştirmek ve yetişkin insan
gücüne olan ihtiyaçlarını gidermede yardımcı olmak’ sloganı ile ‘Barış
Gönüllüsü’ adı altında az gelişmiş ülkelere gönderilen Amerikalıların,
gittikleri ülkelerde uyguladıkları programlar ve eylemleri incelendiğinde,
başlıca şu amaçlara hizmet etmekle görevlendirildikleri ortaya çıkmaktadır:


a)
Az gelişmiş ülkelerde Amerikan dünya görüşünün, kültürünün, siyasal ve askeri
nüfuzunun yayılmasına ve benimsenmesine çalışmak ve Amerika yararına çalışacak
etkili aydınlar grubu yetiştirmek.

b) Geri kalmış ülkelerin hızla endüstrileşmesi gereği ile ters yönde program ve
projelere öncelik ve ağırlık verilmesini sağlamak; bu amaçla kalkınma ve
planlama kuruluşları gibi örgütlerde görev almak.

c) ABD’nin yer yer girişeceği şiddet hareketlerini ve yayılma politikasını
şirin gösterecek eylemlerde bulunarak siyasal havayı Amerika yararına
oluşturmak.

d) Katıldıkları ya da kendilerinin uyguladıkları program ve projelerin
görüntüsü arkasında ‘gizli faaliyetlerde bulunmak.


Türkiye’deki
Amerikan Barış Gönüllüleri’nin faaliyetleri 1970’de sona erdi; ya da bir başka
deyişle, Türkiye’deki “Amerikan Barış Gönüllüleri Programı” 1970’de durduruldu…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER