Kazan Tatarları, Türk Dünyası’nın önemli bir parçasıdır. 1552 yılından beri
Rus işgali altında ezilen Kazan Tatarları bu süreç içerisinde Ruslara karşı
büyük mücadele vermiş kahraman bir millettir. Yüzyıllardır devam eden Rus
zulmüne, Ruslaştırma siyasetine karşı kararlı ve onurlu bir duruş sergileyen
Kazan Tatarları milli mücadelenin simgesi haline gelmiştir. Millet olarak
ayakta kalmak, dili ve milli gelenekleri korumak elbette kolay olmamış, Kazan
Tatarları bunun bedelini yeri geldiğinde hayatlarıyla ödemiş, ağır kayıplar
verilmiştir. Geçen süreçte Çarlık Rusya’sının yerini SSCB almış, 1991 yılında
Sovyetlerin çöküşünden sonra Rusya Federasyonu ortaya çıkmıştır. Rejim ve
yöneticiler değişmiş, ancak Rus siyaseti hiç değişmemiştir. Rusların, Rus
olmayan milletleri Ruslaştırma siyasetinin hiç değişmediğini Başkurt asıllı
tarihçi ve devlet adamı Zeki Velidi Togan (1890–1970) şöyle ifade etmiştir:
“Sovyetlerin Çarlıktan miras aldıkları siyaset aynı istikamette gelişecek ve
Marksizm esasında perçinleşecektir.” (Togan 1999: 426).

Başlangıç döneminde Sovyetlerle çalışan Togan o devirin canlı şahidi olmuş,
yaşananları ve yaşanacakları şu şekilde açıklamıştır: “Artık milletimiz
(Başkurtlar-R.K) kurdun pençesine düşmüş koyun halindedir… Rusya’da Sovyet
hakimiyeti meselesi, şimdi iç mücadeleler sona erdikten sonra artık devletler
arası bir mesele olmuştur. Onunla bundan sonra büyük devletler meşgul
olacaktır. O bir gün büyük devletler meselesi olmaktan da çıkıp bütün dünya
meselesi olacaktır. Sovyetlerin milletleri ve müstemlekeleri kurtaracağız
sözlerinin yalanlığı, zahmetkeşlerin hak ve hukuku meselesi olması gereken
sosyalizmi, bir egoist milletin emperyalist idesine hizmet eden bir hareket
şekline sokmuştur… Lenin, Stalin ve arkadaşlarının şimdiden sonra takip
edecekleri siyasetin programı yalnız Rus mahkûmu değil, Rusya’ya Avrupa ve Asya
kıtalarında komşu olan ülkelerde Rus’un dil ve kültür hakimiyetini temin
etmektir. Uğrunda dünya milletlerini çalıştırdıkları cihan sosyalizmi ancak bu
maksada ermek için bir vasıtadır. Dünyayı Rus yapmak da olacak iş değildir.
Yalnız bu hakikatleri dünyanın anlaması çabuk olamıyor. Çünkü Ruslara tâbi
olmayan müstakil milletlere Rus meselesinin hakiki emperyalist mahiyetini
anlatmak güçtür… Hakikati anlamak için her milletin evvelâ bir defa Rus mahkûmiyetinde
olması şarttır.” (Togan 1999: 397).

Ateş düştüğü yeri yakar, derler,
onun için Rus zulmünü yaşamadan, Rusların sinsi amaçlarını anlamak güçtür. Zeki
Velidi Togan Sovyetlerin yalanlarını çabucak anlamış ve Moskova’dan
ayrılmıştır. Togan milli mücadele için çetin olan yolu seçmiş ve ayrılış
nedenini“eğer millete Moskova’da oturup faydalı olmak mümkün olsaydı böyle
bozkırlara ve dağlara çekilmek yolunu tutmazdım” 
şeklinde
açıklamıştır. Zeki Velidi, adı gibi zeki ve ileri görüşlü bir siyasetçidir ki,
yaşanacakları o günden tahmin etmiştir. Rejim ne olursa olsun, Rusların ilk
amacı işgal, sonraki amacı ise bölge halkını Ruslaştırmaktır. Bunun hem tarihte
hem günümüzde birçok örnekleri bulunmaktadır. 2014 yılında Kırım’ın Ruslar
tarafından işgali, sonrasında bölgedeki Kırım Tatarlarına uygulanan zulüm,
baskı, sindirme, susturma ve Ruslaştırma siyaseti bunun bir örneğidir.

1990’lı yıllarda başlayan olumlu değişimlerden Kazan Tatarları da
yararlanmış, 1990 yılının 30 Ağustos tarihinde Tataristan bağımsızlığını ilan
etmiştir. 1991 yılının sonunda Sovyetlerin çöküşünden sonra Rusya Tataristan’ın
bağımsızlığını tanımamış ve Tataristan 21 Mart 1992 tarihinde referanduma
gitmiştir. Halkın %62’si Tataristan’ın bağımsız olmasından yana oy kullanmıştır.
Halkoylamasından sonra Tataristan Anayasası hazırlanmıştır. Anayasa
hazırlıkları sırasında “resmi dil” konusu büyük karşılıklara ve
tartışmalara yol açmış, komisyon ikiye bölünmüştür. Bir tarafta “resmi dil
Tatar dili olsun” diyenler, diğer tarafta ise “Rus ve Tatar dilleri resmi dil
olsun” diyenler. Sonuçta “Rus ve Tatar dilleri resmi dil olsun” diyenler ağır
basmıştır. 6 Kasım 1992 tarihinde kabul edilen Tataristan Anayasası’nın
4.maddesinde resmi dil konusu şu şekilde belirtilmiştir: “Tataristan
Cumhuriyetinde Tatar ve Rus dilleri eşit hukuklu resmi dillerdir” (Tataristan
Cumhuriyeti Anayasası 1995: 6).
 Tatar tarihçi, bibliyograf Ebrar
Kerimullin (1925–2000) 18 Kasım 1992 tarihinde kaleme aldığı “Tataristan
Anayasasına Dair Düşünceler” başlıklı yazısında Tataristan’da Tatar ve Rus
dillerinin resmi dil olarak kabul edilmesini şu şekilde değerlendirmiştir:
“Tataristan’da Tatar dili ile Rus dilinin resmi dil olarak onaylanması – Tatar
diline karşı kabul edilen bir ölüm fermanıdır, demek ki, Tatar milletini yok
etmenin bir yoludur.” (Kerimullin 1996: 349).

Kerimullin’in resmi dil ile ilgili yazısını yazalı aradan 25 yıl geçmiş ve
zaman onun haklı olduğunu kanıtlamıştır. Gerçekten de 1992 Tataristan
Anayasası’nın 4.maddesi Tatar dilini yok etmek için kurulan bir tuzak olduğu
aşikârdır. Tatar dili göz göre göre gün be gün kullanımdan çıkarıldı.
Siyasilerin konuşmalarını her daim Rus dilinde yapması çevreyi de etkiledi.
Daha sonra Putin’in iktidara gelmesiyle birlikte Tatar okulları kapatıldı, lise
mezuniyet ve üniversiteye giriş sınavları Rus dilinde yapılmaya başladı. Bu
durum karşısında çaresiz kalan velilerin tepkileri hiçe sayıldı. Gün geçtikçe
Tatar dilinin kullanım alanı daha da daraldı. Bugün Tataristan’ın başkenti
Kazan’da sadece 2 tane Tatar Okulu bulunmaktadır; bu okullarda da Tatar
dili-edebiyatı dışındaki dersler Rus dilinde okutulmaktadır. Tatar dilinde
yayın yapan radyo-televizyonların sayısı ve yayın saatleri her geçen gün
kısıtlanmakta, bazı kanallar kapatılmakta, yani Tatar medyası susturulmaktadır.
En son Tatar dilinde yayın yapan “Tertip” radyo kanalının yayını
sonlandırılmıştır. Tatar dilinde yayımlanan gazete-dergilerin durumu da parlak
değildir.

Genelde abonelik sistemi ile çalışan gazete ve dergiler kan kaybetmektedir.
Tataristan’da Tatmedya’ya bağlı gazete-dergilerin 2017 yılı için toplam baskı
sayısı 557 719’dur. Bu sayı Kazan Tatarlarının nüfusuna oranla çok azdır.
Gazete-dergilerin baskı sayısının azalması, Tatarca bilenlerin sayısının
azalması ile açıklanabilir. Zira son 8 yılda Tatarca bilenlerin sayısı 1 milyon
eksilmiştir. Tataristan, Rusya’da en çok kitap okuyan bölge sayılmaktadır.
Ancak buna rağmen Tataristan’da 2016 yılında 31, son 5 yılda toplam 301
kütüphanenin kapatılması eğitime vurulan başka bir darbedir. Tatar dilindeki
okurların azalmasını bahane ederek Tataristan Kültür Bakanı “Tatar edebiyatını
Rusça okutma” fikrini ileri sürmüştür. Bakan’ın iddiasına göre, Tatar edebiyatı
Rusçaya çevrilirse Ruslar da bundan yararlanacak ve dolayısıyla Tatar
edebiyatını okuyanların sayısı artacakmış. Bu da bir nevi algı operasyonu ve
Ruslaştırmanın modern yollarından birisidir. Devir değişti, artık eskisi gibi
zorla Hıristiyanlaştırma yoluyla Ruslaştırmak imkânsız hale geldi. Onun için
günümüze uygun yöntemlerle Ruslaştırmanın modern yolları denenmektedir.

2000 yılında Putin iktidara geldikten sonra Rus olmayanlara birçok yasak
getirdi, bunun aksine kanunlar Rusların lehine çalıştırıldı, akabinde Rusları
yücelten uydurma bayramlar eklendi takvime. Söz konusu uydurma bayramlar, ya
Hıristiyan dini ya da Rus tarihi ile ilgili olduğundan bayramların Rusya’daki
diğer milletler ile yakından uzaktan alakası yoktur. Buna rağmen takvime
sonradan eklenen bu bayramlar Rusya’daki herkes tarafından kutlanmakta,
anılmaktadır. Tüm bu etkinlikler Ruslaştırmanın modern yöntemleridir. Bu
bayramların ilki, 2005 yılından itibaren 25 Ocak tarihinde “Rusya Üniversite
Öğrencileri Günü” adı altında kutlanan “Tatyana Günü”dür. Öğrenciler ile bir
alakası olmayan bu gün, Tatyana Rimskaya adındaki bir Hıristiyan kadını anma günüdür.
İkinci bayram ise, 2005 yılından itibaren her yıl 4 Kasım’da kutlanan “Halklar
Birliği Günü”dür. Bu gün de 1612 yılındaki Kuzma Minin ve Dmitriy Pojarskiy’in
Moskova’yı Polonyalılardan geri alması ile ilgilidir ve Rusya’da “halklar
dostluğu” algısını yaratmak için takvime eklenen bir bayramdır.

Tataristan yöneticileri de ha bire “Ruslarla Tatarlar yüzyıllardır bir
arada dostane ilişkiler içerisinde yaşıyor” cümlesini kullanmaktadır. Bu
sözlerin Kazan Tatarları üzerinde nasıl bir etki yarattığının farkına varmadan.
İşgalci ile dost olunur mu? Hayır. O zaman yöneticilerin bu sözleri kocaman bir
yalan, uydurmadır. 4 Kasım 2016 tarihinde  “Halklar Birliği Günü”
dolayısıyla Kazan’da miting-konser düzenlenmiş, etkinliğe 7500 civarında kişi
katılmıştır. Aynı gün Kazan’da “Haçlı Yürüyüş” yapılmış, yürüyüşe 3 bin
civarında kişi katılmıştır. Burada ilginç olan şudur, Kazan Tatarlarının
tarihinde acı bir gün olan 15 Ekim “Kazan Şehitlerini Anma Günü”ne 300–500
civarında kişi toplanırken, “Halklar Birliği Günü”, “Haçlı Yürüyüş” gibi
uydurma etkinliklere halkın katılımının yüksek olmasıdır. Bunun nedeni,
Tataristan’ın, Kazan Tatarlarının gün be gün daha da Ruslaşması, Tatarlıktan
uzaklaşmasıdır.

Dil, bir milleti millet yapan en önemli unsurdur. Dil olmadan ne millet
olur, ne de kültür. Ana dilde eğitimin yasaklanması, milleti yok etmek için
atılan adımdır ki, Rusların istediği de budur. Günümüzde Rusya sınırları
içerisinde yaşayan Kazan Tatarları başta olmak üzere Başkurtlar, Çuvaşlar vs.
milletlerin dili yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. 1990’lı yıllarda
başlayan milli yükseliş, resmi yasaklardan, siyasetçilerin yaptığı hatalı
adımlardan dolayı 2000’li yıllarda gerilemeye bugün de neredeyse susma
aşamasına gelmiştir. Kazan Tatar dilinin “mutfak dili” haline gelmesi,
milliyetçileri harekete geçirmiş ve Tatar İçtimaî Merkezi 17 Ocak 2017
tarihinde “Tataristan’da sırf Tatar dili resmi dil olsun” başlıklı bir bildiri
hazırlamıştır. Bildiri, Tataristan Parlamento’su milletvekillerine,
Tataristan’dan Rusya Duma’sına seçilen milletvekillerine, Kazan Şehir Duma’sı
milletvekillerine gönderilmiştir. Çok zaman geçmeden 23 Ocak 2017’de
Tataristan’dan Rusya Duma’sına seçilen Birlik Rusya Parti’si milletvekili İldar
Gıylmetdinov’tan yanıt gelmiştir. Gıylmetdinov, Tatar İçtimaî Merkezi’nin bu
girişimini desteklemek bir yana, Tatar İçtimaî Merkezi üyelerini “hayattan geri
kalmış insanlar”, “beş tane ihtiyar” şeklinde aşağılayıcı ifadeler kullanarak
üyeler nezdinde tüm Kazan Tatarlarını horlamış, küçük düşürmüştür. Kazan Tatarlarının
yine Kazan Tatarı tarafından aşağılanması kabul edilir bir davranış değildir.
Ruslara ruhlarını satmış, ulusal kimliğinden uzaklaşan, içinde bulunduğu
topluma yabancılaşan mankurtlar dün de olmuş, bugün de vardır. Kraldan daha çok
kralcı olanlar tarihin her döneminde hayatın her alanında varlık göstermiştir.

Çarlık Rusya’sı Dönemi’nde Tatar mirzaları sorgusuz sualsiz Rus Çarı’na
hizmet etmiş, milletine yaptıkları ihanetin karşılığı olarak toprak, pahalı
hediyeler, makamlar onların olmuştur. Sovyetler Dönemi’nde ise Tatar
komünistleri bu “göreve” soyunmuş, Rus kadınlarla evlenen, çocuklarını Rus
okullarında okutan, Rus dilini, medeniyetini övenler unvan, makam ve para
sahibi olmuştur. Rus emperyalizminin sadık köleleri günümüzde de iş başındadır.
Bugünlerde Tataristan yöneticileri, Tatar milletvekilleri Putin ve takımına
kusursuz itaat ve biat etmektedir. Söz konusu mankurtların dil, millet
umurlarında değildir, yeter ki makam, unvan gelsin, cepler parayla dolsun.
Ruslar bu konuda cömert davranıyorlar, zira amaçlarına ulaşmak için her şey
mubahtır. Kazan Tatarlarına kendi çocuklarını kendi elleriyle boğduruyor
Ruslar. Mankurt Tatarlar da Rusların tüm isteklerini harfiyen yerine getiriyor.

Rusya Duma’sı milletvekili İldar Gıylmetdinov da bunun bir örneğidir. Tatar
dilini hor gören bu insanlara göre, Rusça konuşmak “ilericilik”, Tatarca
konuşmak “geri kalmışlık” veya “az gelişmişlik”tir. “İlericilik”, “geri
kalmışlık” tabirleri kime göre ve niye göre değerlendirildiğine, nereden ve
nasıl bakıldığına bağlıdır. Ruslar henüz tarih sayfasında yokken, Türkler
vardı. Bir dönemler devletler kurmuş, büyük medeniyetler yaratmış, köklü bir
edebiyata sahip olan Kazan Tatarlarına “geri kalmışlık” sözünü sarf etmek
cahillikten başka bir şey değildir. Körü körüne Rusların dediklerini
tekrarlayan milli şuurdan yoksun olan bu insanların geçmiş tarihe bakmalarında
yarar vardır. Ancak o zaman kimin kimden ne öğrendiğini, kimin kime ne
öğrettiğini, kimin dost, kimin düşman, neyin gerçek, neyin yalan olduğunu ayırt
edebileceklerini düşünüyorum.

 

 Roza KURBAN

Kaynakça:

1.     Kerimullin, Ebrar, Yazmış,
Yazmış…(Kader, Kader…), 
Kazan
1996.

2.     Kurban, Roza, “Öksüz-Yetim Tatar Dili–1”, Önce Vatan Gazetesi, İstanbul, 29.04.16, s:6.

3.     Kurban, Roza, “Öksüz-Yetim Tatar Dili–2”, Önce Vatan Gazetesi, İstanbul, 30.04.16, s:6.

4.     Tatarstan Respublikası Konstitutsiyese (Tataristan Cumhuriyeti Anayasası), Kazan 1995.




























































5.     Togan, Zeki Velidi, Hatıralar, Ankara 1999.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet