TARİKATLER & CEMAATLER

Şimdi de Menzilciler…

Adıyaman’ın Kahta İlçesi’ne bağlı Menzil Köyü, 1970’li yıllarda
tanınmaya başlandı. Alkol bağımlıları, alışkanlıklarından kurtulmak için
Menzil’e gidiyor “Şeyh” dedikleri
Muhammed Raşit Erol’un okuyup-üflemesinden ve onun verdiği çorbayı içmelerinden
sonra bu alışkanlıklarından kurtuldukları söyleniyordu. 12 Eylül 1980
harekatından sonra, Erol da önce Ankara, ardından Çanakkale’de zorunlu ikamete
tabi tutuldu.

 

Muhammed Raşit Erol,
Ankara-Çankaya’da Abdullah Cevdet Sokak’ta oturuyordu. Kendisinden “Mübarek” diye
söz ediliyordu. Katarakt ameliyatını da Ankara’da yaptırdı. Gözü de o dönemde
açıldı. O dönem köy statüsünde olan Esenboğa Havaalanı yolundaki Pursaklar’ı üs
tutmaya başladı. Erol’un vefatından sonra yerini Feyzeddin Erol aldı. Erol’un
özellikle Sağlık Bakanlığı bürokrasisi ve ihalelerinde etkili olduğu da
belirtiliyordu. Hatta bugün de hastane sahibi olduğu biliniyor.

 

SORUMLUSU TSK’DAN ATILMIŞTI

 

Jandarma, “Menzil Dergahı”na
baskın yaptı. Şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşıldı. Çünkü gözaltına alınanlardan
35’i kamu görevlisiydi. Aralarında polis, öğretmen, müdür düzeyinde kişiler
vardı. 7 kişinin durumu ise daha bir başka özellik taşıyordu. Çünkü bunlar,
irticai faaliyetleri nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden “ihraç” edilmiş
askerlerdi. Üstelik bunlardan A.D., “erkekler dergahı”nın
sorumluluğunu yapıyordu.

 

Menzil grubu açılımı
önce Afyon’dan yürütüldü. Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fevzeddin
Erol hakkında 1999/679 esas sayılı iddianame hazırlandı. Afyon 1. Asliye Ceza
Mahkemesi’nde 16 Ocak 2001 tarih ve 2001/312 sayılı kararla dava ertelendi.
Hakkında yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılan Fevzeddin Erol ve diğer
sanıklar bu olaydan sonra Ankara’ya gelip Pursaklar’da “dergah” açıp
faaliyetlerini burada yürüttü. 2003 yılından itibaren de Sivrihisar’ın çiftlik
arazisi gündeme geldi. Ama Menzil’in asıl kanadı ise doğduğu yer olan Menzil
Köyü’dür. Ama bugün oraya köy denilmez.

 

BÜYÜDÜKÇE BÜYÜYOR

 

Menzilciler, aslında
ikiye bölünmüş durumda. Bürokrasi içinde hayli etkili olan Menzilcilerin, ana
merkezi Menzil, lideri ise Abdülbaki Erol. Ancak Feyzeddin Erol’un gücü de az
değil. Dünün Fetullahçıları’nın da şimdi Menzil’in içinde yer almaya başladığı
konuşuluyor. Özel idarenin yatırımlarının önemli bir bölümü Menzil’e yapılıyor.
Artık, Menzil’e o kadar gelen-giden oluyor ki, devlet olanaklarıyla büyük bir
terminal yapıldı. Cumayı cumartesine bağlayan geceden başlamak üzere Menzil’e
hafta sonu gelenlerin sayısı hiçbir zaman 15 binden aşağı düşmüyor. Gelenlerin
kaldıkları, yemek yedikleri yerler de farklı. Sınıf sınıf yerler yapılmış.
Şeyhin misafirlerine papyonlu garsonlar hizmet ediyor, özel odalarda
ağırlanıyorlar. “Sofi” dedikleri
kişiler ise cami altında, dergahta, otobüslerde kalıyor. Sonuçta kimse aç ve
açıkta değil.

 

Onların da
vakıfları, otobüs firması, televizyonu, hac-umre organizasyonları var.
Hayvancılık, tarım işleri de yapılıyor. Bu işlerde çalışanlar hep gönüllülerden
oluşuyor. Örneğin tarlada yapılacak bir iş varsa, “Gelsin 10 sofi” denildiğinde
koşarak gidiyor ve işleri yapıyorlar. Yani işçiliğe para yok. Aslında ilçe
merkezine götürülmesi gereken su, 15 kilometre uzaklıktan Menzil’e getirildi.
Köyün suya çok ihtiyacı var. İnanmayacaksınız ama şu anda kaba inşaatı
tamamlanmış 1.400 devre-mülk yapılıyor. Bunlar şimdiden satıldı bile ve yeni
inşaat planlamaları yapılıyor. Menzil’in mürit sayısı da milyonlarla ifade
ediliyor. Türkiye’den en çok Karadeniz bölgesi ve İstanbul’dan geliyorlar.
Afrika ve Ortadoğu’dan da bu tarikatın müritleri bulunuyor.

 

SİYASETÇİLER ÖN SAFTA

Devletin FETÖ ile kararlı
mücadelesi devam ederken, Menzil birden siyasetçilerin de gözdesi oldu. Köyde
daha çok Siverekliler çalışıyor. Hatta güvenliği de onlar sağlıyor. Gelen
siyasetçilere, bürokratlara caminin ön safında yer açılması görevini de onlar
üsleniyor.

Menzilcilerde şeyh
adına işleri Seyid Saki Erol yürütüyor. Fettah Erol tarikat işleriyle, Mübarek
Erol ise siyaset ve bürokrasi ayağıyla meşgul. Menzil’de bulunan bütün
apartmanlar, dükkanlar, lokantaların hemen hepsi şeyhe ait. Oradan hediyeler
alıp memleketlerine götürülmesi adet haline gelmiş. Oraya gelen tahta kaşıkla
arpa çorbası içiyor.

Anlaşılıyor ki bir
cemaatin gücü kırılırken, yerini başka cemaatler, dini vakıf ve dernekler
almaya başladı. Nasıl bir dönem Fetullahçılar bürokrasiyi ele geçirdilerse,
Menzilcilerin de giderek bürokraside güç kazandığını, yalnız Sağlık
Bakanlığı’nda değil, diğer bakanlıklarda da söz sahibi oldukları da bir gerçek…
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir