MÜYESSER YILDIZ ///
JANDARMA BUNU SÖYLEDİ : “MENZİL TARİKATINA TABİYİM !”

Ordumuz savaşta. “Bunları yazmanın zamanı değil”
denebilir. Lâkin tam aksine bazı şeyleri sorgulamak gerekiyor zira ülkemizi ve
ordumuzu daha da zor günler bekliyor.

“FETÖ”nün meşhur Abant toplantılarını hatırlarsınız.

İlki 1998’de yapılan toplantının konu başlığı “İslâm ve
Laiklik”ti. Sonuç bildirgesinde şu hususlar yer aldı:

“Devlet bütün dinlerin inançların ve dini yorumların
önündeki engelleri kaldırır din ve vicdan özgürlüğünün dini inançların
gereklerinin serbestçe yerine getirilmesini herkes için güvence altına alır…
İnsanların din ve felsefi inanç ve kanaatleriyle inançlarına göre yaşama
haklarını kullanmaları kamu görevlerinden uzaklaştırılmasına eğitim ve diğer
kamu hizmetlerinden yoksun bırakılmasına sebep ve gerekçe kılınamaz. ”

2001’deki “Çoğulculuk ve Toplumsal Uzlaşma” başlıklı
toplantıya AKP’den çok önemli isimler katıldı. Bu toplantının koordinatörü AKP
iktidarında bakan olacak birisiydi. Açış konuşmasında “Zaten bu konu bizim
yolumuzun üstündeki konulardan biriydi” dedi. O zaman ve sonraki yıllarda
“Türkiye’nin bütün vatandaşlarına ve her toplumsal kesime eşit mesafede duran
bütün farklılıkların kamusal alanda temsil edilmesini mümkün kılan bir devlet
anlayışına ihtiyaç” olduğunu savunup şunu söyledi: “Hiçbir din sadece kalpte
yaşamaya devam edemez. Din gücünü insan ve cemiyetten alır. ”

Bu ifadeleri yıllar sonra bir başka AKP Milletvekili
“İnşallah hedefimiz kamu hizmetlerinde de yani kamu hizmeti veren personelde de
böyle bir yasağın olmamasıdır. Zamanı gelince o düzenlemeler de gündeme
gelecektir” sözleriyle ete-kemiğe büründürdü. Partisinden gelen tepkiler üzerine
“Bunlar kişisel görüşüm parti adına konuşma yetkim yok” demek zorunda kaldı.

2004’te Washington’da düzenlenen “İslâm Laiklik ve
Demokrasi-Türk Tecrübesi” başlıklı Abant Platformunda ise iktidarın bugün
“FETÖ’nün projesi” olarak nitelendirdiği 28 Şubat süreci eleştirildi.

2005’teki “Eğitimde Yeni Arayışlar” konulu toplantıda da
“İmam Hatip’ler için üniversite sınavlarında uygulanan katsayının kaldırılması
eğitimin kız-erkek karma veya müstakil olarak yapılabilmesi ana dilde eğitim
Kuran kurslarında yaş sınırının olmaması” gibi kararlar alındı.

“FETÖ”nün “İslâm laiklik demokrasi çoğulculuk” maskesi
arkasında nereye vardığını gördük!. .

ERDOĞAN’A GÖRE GERÇEK STÖ’LER

Erdoğan’ın geçmişteki görüşlerini de hatırlayalım. 1990’lı
yıllarda şunları savunuyordu:

“Türkiye’de insanların hemen hemen tamamı gerek varlık
olarak fıtratları gereği gerekse üzerinde yaşadıkları coğrafya ve tarihi
misyonları gereği zaten Müslümandırlar. Ancak bu özelliklerini ortaya koymaları
engellenmiştir cebri yollarla bastırılmıştır. Eğer insanların beyinlerindeki
ipotekleri kaldırırsak onlar kendiliğinden İslâm’ı seçecektir. Çünkü özlerinde
inanç vardır. Biz Türkiyelilere ve insanlığa diyoruz ki bu konuda gerek teorik
gerekse pratik referanslarımızın sayılmayacak kadar çoktur. ”

“2000’li yıllar dünyada dine dayalı sistemlerin iktidar
olduğu yıllar olacaktır. Bunu Hıristiyan ülkeler söylüyor. Biz bu ülkede
‘Elhamdülillah Müslümanız’ demekten başka bir şey diyebiliyor muyuz? Ne demeye
başlamalıyız. Müslümanca yaşamak istiyoruz dememiz gerekir. Buna muhtacız. ”

“Gerçek sivil toplum kuruluşları dini tarikat ve
cemaatlerdir. ”

Şuraya geleceğim; “FETÖ”nün 20 yıl önceki “Bütün
farklılıkların kamusal alanda temsil edilmesi” hedefine adım adım varıldı.

Türk Silahlı Kuvvetleri dahil. . !

Üniformalı ziyaretler ve namazlar sarıklı komutan
figürleri cami yaptıran Genelkurmay Başkanı vs.

Son olarak verfi muafiyeti tanınan vakıfların başkan ve
temsilcileri “Resmi Kutlamalar ve Bayram Törenleri protokolüne” dahil edildi.
Buna göre İsmailağa Cemaati Ensar Vakfı TÜRGEV de protokol listesine girdi.
Yani Erdoğan’ın 1990’lardaki “Gerçek sivil toplum kuruluşları dini tarikat ve
cemaatlerdir” görüşü de yaşama geçmiş oldu.

TARİKATA TABİ ASKER

Dünkü “Genelkurmay Said-i Nursi’ye üniformalı ziyaret
hakkında ne düşünüyor?” başlıklı yazımı “İyi de yarın öbürgün oraya hatta
iktidar katında kabul gören başka ‘Şeyhlere’ akın akın üniformalı ziyareti
başlarsa ne olacak?” diye bitirmiştim.

Tanıdık bir Avukat kanalıyla öyle bir mahkeme tutanağı
geldi ki!. .

Yer yine Güneydoğu’da bir ilimiz.

Dava konusu yine darbe.

Yeni değil 7 ay önce 12 Haziran’daki celsede; İl Jandarma
Alay Komutanlığı Harekat Merkezi’nde Uzman Jandarma olarak görev yapan bir
asker tanık olarak dinlenir. Darbe gecesi yaşadıklarını gördüklerini
duyduklarını anlatır. İfadesinin ardından bir avukat bazı sanıklar hakkında
sorular yöneltir. Tanık sanıklardan birisi hakkında anlattığı hususları idari
tahkikat aşamasında verdiği beyanda da anlattığını belirttikten sonra “Ancak
ifadeyi alan binbaşı ‘Bunları yazmayalım’ demişti. Sanık İ…. ile ilgili
olarak hususlarda da bana bir şey sorulmadığı için anlatmamıştım” der.

Avukat tanığa son olarak herhangi bir cemaate üye olup
olmadığını sorar. Tanık mahkeme tutanaklarına da geçen şu cevabı verir:

“Evet Menzil tarikatına tabiyim. ”

İŞLEM YAPMAYIN EMRİ Mİ VERİLDİ?

Dahası var.

Söz konusu tanık ifade verirken ve alenen bunu söylerken
amiri konumundaki İl Jandarma Komutanı da duruşma salonundadır.

İddialara göre Komutan bu kişi hakkında işlem yapılıp yapılmaması
hususunu Ankara’ya Jandarma Genel Komutanlığı’na sorar. Komutanlıktan “İşlem
yapmayın” emri gelir.

Özetle hiçbir işlem yapılmaz.

Tanığımız aynı ilde görevine devam ederken Komutan terfien
önemli bir makama atanır.

15 TEMMUZ’A NASIL GELDİK?

Şöyle bitirelim:

2003 yılıydı; İktidarın YAŞ kararıyla ihraçlara şerh
koyması üzerine dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök “Tarikat mensubu bir
üsteğmenin yine aynı tarikat mensubu bir astsubayın emrine girmesinden” söz
edip “Orduda böyle bir ast-üst ilişkisine izin verilir mi?” dedi. 2. Başkan
Yaşar Büyükanıt da şu örnekleri anlattı:

“Bir birlikteki subay bir gün nöbete çıkmayı reddetmiş.
‘Neden’ diye sorulunca ‘Namaz saatime rastlıyor. Ben o saatte namaza gidiyorum
o nedenle nöbet tutamam’ demiş. ”

“Donanmaya ait bir muhrip İsrail’e ziyarete gidiyormuş.
Gemideki subaylardan biri ‘Ben gitmem’ diye itiraz etmiş. Nedeni sorulunca da
‘Ben Müslümanım. İsrail Müslüman Filistinlilere eziyet ediyor. O nedenle ben o
ülkeye gitmem’ cevabını vermiş. ”

15 Temmuz’u “İmamlardan abilerden” emir alan askerler
yaşatmamış gibi gelinen nokta bu!. .

Müyesser Yıldız

Odatv.com




















































































LİNK : https://odatv.com/yazar/muyesser-yildiz/jandarma-bunu-soyledi-menzil-tarikatina-tabiyim-2101181200.html