Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


MAVİ TAKKELİ ÇOK TEHLİKELİ CEMAAT : SÜLEYMANCILAR 

“Süleymancılık da diğer cemaat ve tarikatlar
gibi Nakşibendiliğin Halidiye kolundan gelen ve siyasal iktidar olma hedefinde
bir dinci yapıdır. FETÖ ve Menzil gibi devlet için tehlike barındıran
Süleymancılar bugün Amerika ve Avrupa’da en yaygın gizli cemaattır”

17 Ağustos 2019




Süleymancılık Silistre
Türklerinden Süleyman Hilmi Tunahan isimli şahsa atfedilen tarikatın/cemaatin
halk dilindeki kullanımıdır.


1991-92 yıllarında Bilecik’in
Gölpazarı’nda öğretmenliğe başladığımda Süleymancıları yakından tanımaya
başlamıştım. Dağ başında bir mevkide kurulmuş olan medreselerinde köylerden
topladıkları fakir çocuklara ilginç dinî eğitim ve öğretim veriyorlardı. Beni
ve okuldaki öğretmen arkadaşlarımı zaman zaman yemeğe davet ediyorlardı. Kur’an
kursundaki çocukların bezgin solgun ve korkak tavırları dikkatimi çekiyordu. Bu
yurtlarda yanarak ölen kız çocukları kolunu kıyma makinesine kaptıran 12
yaşındaki çocuk gibi felaketler şimdiki gibi ayyuka çıkmamıştı. Ama şunları
görebiliyordum emekçi ailelerin çocukları için buralardan kaçış neredeyse
imkânsızdı. Pahalı öğrenci yurtlarında kalabilecek ekonomik durumları zaten
yoktu. Devlet yurdu deseniz esamisi bile okunmazdı. Çaresizliğin doğurduğu bir
yapmacık çareydi bu yurtlar. Baskıyla ve şiddet uygulayarak bir öğrenciyi mümin
haline getirme merkezleriydi.


O yıllarda aralarına girdikten
sonra Süleymancılarla ilgili notlar almaya karar vermiştim. Gerçi Eyüp İmam
Hatip öğrencisiyken onlarla alakalı bazı bilgiler edinmiştim zira müdürümüz
Fikri Yatı onları bize olumsuz genel hatlarıyla tanıtmıştı.


SİYASAL İKTİDAR OLMA
HEDEFİNDELER


Süleyman Tunahan tarafından
kurulan Süleymancılar cemaati önceleri Türkiye’nin her bölgesinde daha
sonraları dünyada Türklerin bulunduğu tüm noktalarda kurslarını açmış tıpkı
FETÖ ve Menzil gibi gizli ve tehlikeli bir örgütlenmedir. Süleymancılık da
diğer cemaat ve tarikatlar gibi Nakşibendiliğin Halidiye kolundan gelen ve
siyasal iktidar olma hedefinde bir dinci yapıdır. Süleyman Hilmi’nin ana
mesajının “Cehenneme sel gibi giden ümmetten kurtarabildiğini kurtarmak bunun
için de Süleymancı kurslarından yetişen insanların gittikleri her yerde Kur’an
kursları açmaları” olduğu belirtilmektedir ancak aslında sosyal yaşamı ve
çağdaş insani ilişkileri zehirleyip cehenneme çeviren bir yapı oldukları
kuşkusuzdur.


Cemaat Süleyman Hilmi Tunahan
1959 yılında ölünce onun damadı Kemal Kaçar’ın önderliğinde faaliyetlerine
devam etmiştir. Kemal Kaçar’ın 17 Haziran 2000 tarihinde vefat etmesi üzerine
yerine Arif Ahmet Denizolgun geçmiştir. Denizolgun’un ölümünden sonra ise
tarikatın faaliyetleri Alihan Kuriş kontrolünde yürütülmektedir.


EGE VE AKDENİZ’DE
YOĞUNLAŞTILAR


Önceleri “Ehl-i Maneviyat
Meclisi” adıyla toplantılar yapılırken 1949 yılında Kur’an kurslarının kanunla
açılması sonucu kurdukları Kur’an kursları yurdun her tarafına yayılmıştır.
Süleymancılar yoğun olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinde yurtlar kurmuştur.
Yurtdışında da dernekler kanunundan yararlanarak faaliyet göstermektedirler.
Cemaatin birçok yayın organı vardır. Süleyman Hilmi hakkında “Hatemül evliya
(Allah’ın en özel kullarının sonuncusu)” tanımlaması yapan Süleymancılar en
büyük ve son şeyhin Süleyman Tunahan olduğuna onun ilahi kahraman Mehdi
makamında bulunduğuna ve kendilerinin de “Mehdinin ordusu”nu teşkil ettiklerine
inanmaktadırlar. Süleyman Hilmi’nin Mehdi olduğuna inanmayanların sapık
olduklarına cehenneme gireceklerine itikat etmektedirler. Kıyamete kadar başka
bir veli/ermiş kişinin gelmeyeceğini ve diğer takrikatların geçersiz olduğunu
savunurlar.


Süleymancılar İmam Hatiplere
karşı çıkmakta hatip sözcüğünü Hatab (Odun) olarak kullanmakta yani kelime
oyunuyla İmam Hatiplilerle alay etmekte ve onları aşağılamaktadırlar. İmam
Hatiplilerin “Deccala hizmet eden odunlar” olduğunu; İmam-Hatiplerin ve Yüksek
İslam Enstitülerinin veya İlahiyat fakültelerinin “Deccal mektepleri”
olduklarını ileri sürmektedirler.


CUMHURİYET İÇİN ‘FELAKET’
DEDİLER


Süleymancılar Recep Tayyip
Erdoğan’ı İmam Hatip geleneğinden geldiği için sevmeseler de Fetullah Gülen
cemaatinin stratejik hatalarını önceleri işlememişler açıkçası AKP’nin
oluşturduğu devlet organizmasına sivri dalışlar yapmamışlardır ama birtakım
etkili kuruluş ve organlar oluşturarak devletin şahsı maneviyesine rakip
pozisyon almaktan ve kapitalin karşı durulmaz getirisinden nemalanma arzusundan
da geri durmamışlardır. Uzun yıllar Süleymancıların liderliğini yapan Kemal
Kaçar’ın yanındaki en kıdemli isimlerden eski subay ve avukat Hayrullah
Karadeniz Süleymancılar’ı anlattığı Sadık Güleç röportajında İslam tarihinde
ilk kadın kurslarını Süleymancıların açtığını ifade etmiş söyleşinin devamında
ise: “Elde kalan bürokratlar mantıklı olarak kendine düşman olmayanlar
arasından seçilir. FETÖ’yü aradan çıkarırsa geriye onlar kalıyor. Diğer cemaatler
de çok muhalif değildir zaten. Mahmut Efendi Menzil İskender Paşa cemaatleri AK
Parti’ye yakın duruştalar. Bizim cemaatin mensuplarında politize olma hali
yoktur” diyerek iktidarın sağladığı avantajlardan uzak ya da mesafeli
olduklarını ileri sürse de durum hiç de öyle değildir.


Nurcuların Said Nursi
hakkındaki iddiaları gibi Süleymancıların da Süleyman Hilmi Tunahan’ın politik
bir kişi olmadığı sözleri yalandır. 1989 yılında Nazlı Ilıcak Kemal Kaçar ile
(Tunahan’ın damadı ve tarikatın bir sonraki lideri) bir röportaj yapmıştı.
Röportajda Nazlı Ilıcak’ın “Süleyman Efendi Meşrutiyet’e karşı mıydı?” sorusuna
şu şekilde cevap veriyordu Kemal Kaçar: “Tabii. Çünkü Meşrutiyet demokratik bir
hareketten ibaret değildi. Bunu anlamak lazım. 1908’de Abdülhamid’i tahttan
indirdiler. 1910’da Trablusgarp gitti. 1912’de Edirne’den yukarıya doğru bütün
Rumeli gitti. 1914’te Birinci Cihan Harbi’ne girildi. 1918’ de Misak-ı Milli
hudutları içinde memleketi kurtarmak için harekete geçildi. Meşrutiyet Osmanlı
İmparatorluğu’nu yıkmaya yönelik bir hareket. Süleyman Efendi Meşrutiyet’in
arkasından felaket geleceğine inanırdı. Nitekim bu fiilen tahakkuk etti. ”
Tunahan’ın felaket diye adlandırdığı şeyin 1923 Cumhuriyeti olduğu belliydi.
Burada ilginç bir benzerlikten söz edeceğim. Said Nursi de kendi ölümünden
sonra bir felaket olacağını ileri sürmüş onun ölümünden sonraki 27 Mayıs 1960
Askeri Harekâtının bu felaket olduğu kanısı nurcular arasında yaygındır.


ABD VE AVRUPA’DA YAYGIN ÖRGÜT


Uzun yıllar kendilerine
desteğinden dolayı nurcuların çeşitli fraksiyonları gibi Süleymancılar da hep
sağ partileri desteklemişlerdir. Tunahan’ın ölümüyle beraber postuna Kaçar
oturmuştur ve tam üç dönem (65/69 MP 69/73 AP 77/80) Adalet Partisi
milletvekilliği ve Avrupa Konseyi üyeliği yapmıştır. Kaçar’dan sonra liderlik
tahtına oturan Arif Ahmet Denizolgun (Tunahan’ın torunu) 20. dönem Refah
Partisi Antalya milletvekili ve Ulaştırma Bakanı olmuş eş zamanlı NATO Komisyon
Başkanlığını da ifa etmiştir. 1999 DYP’den 2002 ANAP’tan ve 2007 DYP’den aday olmuştur.
2014 seçimlerinde CHP ile masaya oturmuş ama oradan bir anlaşma çıkmamıştır.
AKP Milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun kardeşidir.


Bugün Amerika ve Avrupa’da en
yaygın gizli cemaat Süleymancılardır. Bir din görevlisi onlardan referans
almaksızın asla hiçbir camide görev yapamaz özellikle İngiltere’de. Kuzey
Avrupa ülkeleri tüm İslami yapılardan birer temsilci aldığı halde İngiltere ile
birlikte diğer Avrupa ülkelerinde ibadet merkezleri Süleymancılara teslim
edilmiş durumdadır. Bu noktada Uğur Mumcu’nun Rabıta adlı kitabındaki
‘Süleymancı-Mason İşbirliği’ yazısını tavsiye ederim.


SÜLEYMANCILARI NASIL
TANIRSINIZ?


Ayrıca size bir Süleymancıyı
nasıl tanıyabileceğinize dair sadece iki kopya vereyim.


Süleymancı kadınların başörtü
şekli yüz çevresi Ramses’in başını çevreleyen örtü gibi üçgen görüntüsünde
boğaz tarafı alt alta yumru gibi iki boğumlu düğüm halinde olur. Süleymancılar
dua ederken avuç içlerini birleştirirler serçe parmaklarının birbirine kilit
yaparlar ve avuçlarını yüzlerine yakın tutarak tuhaf ve diğer cemaat ve
tarikatlarda görülmeyen ritüellerini gerçekleştirirler.


Şimdiyse sonuç olarak en
vurucu ifadelerimi kullanacağım.


Hatırlarsanız aylar önce tüm
İslamcı gruplara devletin operasyon yapacağından ama bu operasyonlar sonucu
ayakta kalacak tek cemaatin siyasal İslam’ın müntesibi bulunduğu İskenderpaşa
cemaati olacabileceğinden söylemiştim


DEVLET GEREKENİ YAPACAKTIR


Peki bana cemaat ve
tarikatlara dair bu öngörülere nasıl sahip olduğumu sorarsanız cevaplayayım.
Hiçbir devlet kendine rakip olabilecek bir çıkar grubuna razı olmaz ve
toleranslı davranmaz. Devlet mekanizmasında buna işaret eden genel hukuk kuralı
şudur: “İktidar için men-i iştirak ve reddi müdahale esastır” yani “İktidarlar
gücünü otoritesini ve egemenliğini hiçbir ayrı güçle birleştirmeyeceği gibi
iktidarına tehlike arz eden bir şirki bir ortağı ve bir şirketi ortadan
kaldırır. İktidarının sınırına gelen organizasyonlara müdahale edip operasyon
düzenler”. Bu gerçeği bilen yargı yürütme ve yasama organlarının Anayasa’dan aldıkları
güç ve ilhamla harekete geçeceğinden zerre miktar şüphem yoktur. Devletin
devrim yasalarından Tekke ve Zaviyelerin kapatılması kanununa muhalefet eden
dalalet yuvalarını dağıtacağına inancım tamdır. Ciddi devlet ricalinin Tevhidi
Tedrisat kanunlarını ortadan kaldıran Cumhuriyet muhaliflerine gereken
karşılığı vereceklerine dair itimadım sarsılmaz özelliktedir. Üstelik devletin
işlevselliğine müdahalede bulunmaya ya da kısmi olarak etkinliğini ortadan
kaldırmaya teşebbüs etme cürümleri Anayasa’yı ilgaya kalkışmadır ki bir büyük
devletin söz konusu suçlara göz yumması asla mümkün değildir. Tarikat ve cemaat
denen ve halkın maneviyatından beslenip maddi baronluğa yükselen asalak dinci
teşekküllerin teşebbüslerine tanık olan her devlet bu durumdan vazife çıkarır
ve gereken etkin refleksi gösterir.


Geçmişte devletin kılcal
damarlarına ve hassas kurumlarına sızan FETÖ ile ilahi kahraman pozları
eşliğinde Boğaz’da sefa süren Adnan Oktarcılar operasyon yedi hatta küçük çaplı
da olsa Haydar Baş cemaatine ayar verildi.


Şimdiyse ufukta “MAVİ TAKKELİ
SÜLEYMANCILARA OPERASYON” görülüyor.


Onun ardından “FİTNE MERKEZLİ
VE HİZBULLAH’A ENDEKSLİ MENZİL” ocağına operasyon geleceğini tahmin etmek hiç
de zor değil çünkü Fetö üyelerinin bir kısmının bugün Süleymancılar ile
Menzilcilerin içinde kolonileştiği duyumu her kesimde seslendirilmektedir. Sürecin
devamında Işıkçılar ve Nurcular dahil olmak üzere bütün tarikat ve cemaatlere
Redd-i Müdahalenin gereği yapılacaktır.


O halde ne diyelim!


Devletin etkinliğinin
gerektiği alanlara müdahil olmaktan geri durmayan dinci muzır organizasyonlara
kesinlikle izin verilmemelidir.
 

Nazif Ay


İLAHİYATÇI-YAZAR


ulusal.com.tr




LİNK : https://www.ulusal.com.tr/i-h235491.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış