TARİKATLER & CEMAATLER

DİLAN ÖZCAN : İNSANLAR NEDEN TARİKATLARA KATILIYOR ?

1.     İnsanların karakter yapılarını gözlemlediğinizde tarikatlara
katılımın nedenlerini ve daha çok kimlerin katılımcı olduğunu anlamak mümkün *

2.     Tarikatlar halen neden var ve varlığını sürdürebiliyor ? Benim
düşünceme göre asıl sorulması gereken soru bu olmalı !

Genellikle
dini bir yapıya sahip olan katı ve sıra dışı inançlara ve uygulamalara bağlı
gruplara tarikat diyebiliriz. Grupların başında karizmatik ve ikna edici
liderler bulunur ve bu liderler grup kitlesini kontrol ederler. Tarikat üyeleri
liderlerine bağlılık duyarlar. Bazı tarikatların içerisinde kitlesel intiharlar
olduğu silah stokları yaptıkları biyolojik saldırılar düzenledikleri biliniyor.

Tarikatlar
genellikle eleştirel düşünmeyi ve sorgulamayı engeller. Herkesin aynı amaca ve
lidere inandığı bir grupta gruba ters şeyler düşünmek ve sorgulamak zordur.
Tarikat liderleri dünyanın veya insanların hatalı olduğunu söyleyerek suçluluk
yaratabilir dünyanın değişime ihtiyacını olduğunu söyleyerek yeni bir amaç ve
hedef yaratabilir. Tarikatlar toplu hareket ederler ve hiyerarşik bir düzen
vardır. Lider güç otorite ve karizma sahibidir.

Geçmişte
topluca intihar eden tarikatlar bile olmuştur. Örneğin Jonestown katliamı diye
bilinen 304’ü çocuk toplam 918 kişinin intihar ettiği tarikat olayı.  Peki insanlar neden bu tarikatlara katılıyor
ve içinde kalmaya devam ediyorlar?

Tarikatları
inceleyen araştırmaların dikkat çektiği iki faktör var:

1) Etki altına alınabilirlik

2) Yaşamdaki değişimler

Bazı
insanlar kolay etki altına alınabilir ve manipüle edilmeye daha müsaittir.
Bunun biyolojik ve çevresel sebepleri olabileceği düşünülüyor ancak daha çok
araştırmaya ihtiyaç var.

Kimler
daha kolay etki altına alınabilir?

Gerçekçi
olamayacak düzeyde idealist olanlar. Daha iyi bir dünyaya inandıkları için
tarikat liderlerinin etkisi altına girmeye eğilimliler.  Düşük özgüvenli ve bir gruba aşırı derecede
bağımlı olma isteği duyan kişiler. Aidiyet güven verir. Saf söylenen her şeye
inanan kişiler. Karizmatik ve ikna edici taktikler kullanan liderlere inanmaya
meyillilerdir. Hayal kırıklığına uğramış toplum tarafından dışlanmış kişiler.
Ait olma sosyal çevre ve sevilme ihtiyacıyla katılabilirler. Güvensiz otorite
figürleri ve liderleri sorgulamaktan korkan hayır demekte tereddüt eden
kişiler. Bu kişiler liderlerin söylediklerini sorgulamazlar.

Belirsizliğe
tahammülü olmayan her şey hakkında çabuk ve sağlam cevaplar ve açıklamalar
isteyen kişiler. Tarikatlar ve tarikat liderleri bu isteklerini karşılar. Değişen
hayat şartlarının tarikata katılma üzerine etkisi nedir?

Değişim
başlı başına bir stres kaynağı olabilir. Yeni bir semte taşınmak ayrılık ve
boşanma birini kaybetmek üniversiteye başlamak kariyerini ve işini değiştirmek
gibi değişimler kişileri yalnızlığa ve varoluşsal sorgulamalara itebilir.
Yalnızlık ve anlam arayışı kişileri tarikatların ikna etmesine meyilli hale
getirir çünkü tarikatlar genellikle sosyal çevreye aidiyet ihtiyacını karşılar
ve kişiye bir amaç verir.

Tarikatlar
içinden kolayca çıkabileceğiniz gruplardan farklıdır. Birçok eski tarikat üyesi
tarikattaki zamanlarının travmatik olduğunu ifade ediyor. Özellikle çocukluk
döneminde tarikatlarda kalmış çocukların bağlanma şekilleri dünyayı ve
kendilerini algılayış biçimleri etkileniyor.

Örneğin
çocukluğunu Osho diye bilinen liderin tarikatında geçirmiş Noa Maxwell
tarikattan çıktıktan sonra dünyaya ayak uydurmakta bir hayli zorlandığını ve
daha stabil ve normal bir hayat yaşama ihtiyacı duyduğunu söylüyor. Tarikat
üyelerinin zeki ve entelektüel olduğuna dışarıdaki insanların tutucu ve boş
olduğuna inanıyormuş çünkü öğretilen buymuş. Çıktığı zaman dışarıdaki
insanların da entelektüel olduğunu görünce şaşırdığını belirtiyor.

Tarikatta
kaldığı sürede bağımsız ve sınırları olmayan bir çocukluk geçirdiğini söylüyor.
Anne ve babasının birden fazla partneri olduğunu annesinin mutsuz olduğunu 6
yaşında yanlışlıkla uyuşturucu aldığını 10 yaşında sarhoş olduğunu anlatıyor.
Tarikattaki eğitim farklı olduğu için 10 yaşında hala okuyamıyor yazamıyor ve
hatta iki sayıyı toplayamıyormuş. Maxwell sınırların olmadığı bir hayatın
korkutucu olduğunu söylüyor.

Gaia
Dergisi


































































Dilan
Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir