SON DAKİKA

16:21 - JİTEM DOSYASI /// VİDEO : TERÖRİSTLERİN GÖRMEKTEN BİLE KORKTUĞU EFSANE KOMUTANLAR – EŞREF BİTLİS VE EKİBİ

16:05 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : En Ölümcül Helikopter Kayıpları

17:07 - JİTEM DOSYASI /// Sedat Peker’in iddiaları : JİTEM davalarında son durum ne ?????

17:13 - HAVACILIK DOSYASI /// VİDEO : ÜCRETSİZ DRONE EHLİYETİ NASIL ALINIR ????? DRONE LİSANS BAŞVURUSU – İHA-1 / İHA-0)

15:25 - HAVACILIK DOSYASI : Pilot Otorotasyon Eğitimi mi Yapıyordu ???

20:32 - HAVACILIK DOSYASI /// E. Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp : Atatürk Havalimanı eski statüsüne yeniden kavuşturulmalıdır

17:00 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : NATO’nun gayrimeşru çocuğu : Gladyo

09:30 - GLADYO DOSYASI /// CEYHUN BOZKURT : GLADYO UNSURLARI ÜLKEMİZDE YENİDEN BİR DİZAYN PEŞİNDE !!

16:24 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : Ölümcül Robinson R-44 Kazası

05:26 - HAVAYOLLARI DOSYASI /// VİDEO : Yolculara Asla Söylenmeyen 15 Uçuş Sırrı

15:19 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : Kasaturadan kuantum fiziğine Gladyo

15:43 - DENİZLERİMİZ DOSYASI : TARİHİN FIRTINALI SAYFALARINDAN * ERTUĞRUL FIRKATEYNİNİN TRAJİK YOLCULUĞU – (Bölüm I – II – III – IV)

22:30 - GLADYO DOSYASI /// Hikmet Çiçek : BİR GLADYO OPERASYONU KIZILDERE VE SAMANLIKTA SAKLANANLAR !!!

14:15 - KONTRGERİLLA DOSYASI : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU “YEŞİL” KOD ADLI MAHMUTT YILDIRIM İLE İLGİLİ 40 YILLIK SIRRI AÇIKLIYOR

09:18 - DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NUN VERDİĞİ BİLGİLER İLE İSTANBUL’DA 2 UYUŞTURUCU ŞEBEKESİ ÇÖKERTİLDİ. İŞTE YAZIŞMALAR !!!!!

08:09 - TAZİYE MESAJI : Teröristler tarafından döşenen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu UZM. ÇVŞ. YUNUS EMRE YALMAN adlı askerimiz Şehit oldu. 1 askerimiz yaralandı.

19:00 - TAZİYE MESAJI : Tunceli’de Eren- 7 Operasyonunda yaralanan Jandarma Uzman Çavuş Burak Tortumlu hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

18:22 - AK PARTİ DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Erdoğan’ın Abisi İsmail Kahraman’ın Başkenti Neresi ???

18:17 - GÜNDEM ANALİZİ /// MÜYESSER YILDIZ : 82’nci Vilayetimiz Kerkük “Bölücü Kebapçılardan” Daha Mı Önemsiz ???

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI

TARİH /// Tayfun ÇAVUŞOĞLU : Enver Paşa, Liman von Sanders, Mustafa Kemal

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI
Bu haber 16 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Tayfun ÇAVUŞOĞLU : Enver Paşa, Liman
von Sanders, Mustafa Kemal


03 Mart
2010


Çanakkale Savaşları’nın sona ermesiyle Mustafa Kemal’in ordu
müfettişi unvanıyla 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışına kadar geçen süre aslında
kesinlikle detaylarıyla bilinmesi geren bir dönem…


Mustafa Kemal’in
Samsun’a gidişinden önceki dönemi kesinlikle detaylarıyla öğrenmek gerek, çünkü
padişahın emriyle imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması, bir yandan Osmanlı’nın
1. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini tescillerken bir yandan da Çanakkale’de elde
edilen müthiş zaferin anlamını bir anda sıfıra indiriyor, Çanakkale’yi silah
zoruyla geçmeyi başaramayan düşman donanması elini kolunu sallaya sallaya
Marmara’ya girip Osmanlı başkenti İstanbul’u fiilen işgal ediyor, o dönemde
yurdu kurtarmanın yollarını araştıranların önemlice bir bölümü ‘manda
yönetimleri’
üzerinde durup “İngiltere’nin mi, ABD’nin mi
kanatları altına (boyunduruğuna) girelim”
seçenekleri üzerinde
kavga ederken, başını Mustafa Kemal Paşa’nın çektiği bir avuç vatansever de
bağımsız bir ülkeye kavuşmanın yollarını arıyordu…


Dolayısıyla
Kurtuluş Savaşı konusuna girmeden önce, 1916-1919 arasındaki üç yılı çok iyi
değerlendirmek gerek… O üç yıllık sürede yaşananlar, zaten Samsun’un
şifrelerini ortaya koyar….


ÇANAKKALE’DE KAZANILAN MÜTHİŞ ÖZGÜVEN



Çanakkale Savaşları’nda sona doğru gelinmişti… Müttefikler, Gelibolu
Yarımadası’nda sıkıştıkları dar sahil şeridinden bir adım bile ileriye gidemez
durumdaydı. Emrindeki kuvvetlerin sayısı 100 bin kişiyi aşan Anafartalar Grup
komutanı Albay Mustafa Kemal’in Liman von Sanders ile anlaşmazlıkları da sık
sık gündeme geliyordu.


“Polemiklerle nereye varmak istiyorlar” başlıklı
yazımızda bu konudaki bilgilere yer vermiştik:

“…Mustafa
Kemal’in ihtiyat komutanlığı, muharebenin başlamasıyla biter. Muharebenin ilk
gününden itibaren Arıburnu Kuvvetleri Komutanı olur, kuruluşundaki üç piyade,
bir topçu alayına ilaveten bir piyade alayı daha emrine verirler, yani ilk gün
beş alaya komuta eder. 27 Nisandan itibaren 7 alaya yani iki tümene, 1 Mayıstan
itibaren 11 alaya yani yaklaşık 4 tümene komuta eder ve rütbesi yarbaydır. (bir
ay sonra, 1 Haziran’da başarısından dolayı albaylığa yükseltilir, savaşın geri
kalanında birliklerini bu rütbeyle yönetir) Anafartalar Grubu Komutanı olduğu 8
Ağustos’tan itibaren önce 8 tümene, sonra 3 kolorduya olmak üzere yaklaşık 10
tümene komuta eder. Mustafa Kemal’in emrindeki kuvvetler, Kuzey Grubu ile Güney
Grubu kuvvetlerinin toplamından daha büyüktür ve cephedeki kuvvetlerin
yarısından fazlasına komuta etmektedir.”
(1)


10 Ağustos
1915’teki Conkbayırı muharebesi, çıkartma kuvvetlerinin Gelibolu
Yarımadası’nda, kara muharebelerinde müttefiklerin artık hiçbir şansları
kalmadığını ortaya koydu. O tarihten sonra Büyük Britanya ve ve onun emrinde çarpışan
Avustralya, Yeni Zelanda ve Hindistan askerlerinden hiçbir grup, 10 Ağustos’ta
terk ettikleri topraklara bir daha ulaşamadı. O günden sonra da hiçbir düşman
askeri Conkbayırı hattı, Besimtepe, hele Kocacimen üzerinden Çanakkale Boğazı
sularını seyredemedi.
(2)


Çaresizlik
içindeki müttefikler üstelik birliklerini de takviye ederek bu kez 13
Ağustos’ta İkinci Anafartalar muharebesini verdi. Bütün saldırıları
püskürtüldü.

15-17 Ağustos’ta Anafartalar cephesinde Kanlıtepe, Aslantepe ve Kireçtepe’yi
hedef alan 3. Anfartalar Muharebesi’ni de kaybettiler. Bunun üzerine 21-22
Ağustos’taki son Anafartalar Muharebesi’ne tam 6 tümenlik kuvvetle girişen
müttefikler, bir kez daha başarısız olunca, yelkenler suya indi… Müttefikler
açısından artık Gelibolu’da yapacak bir şey kalmamıştı.


Müttefik
taarruzları durdu. Çanakkale Savaşları, o günden sonra siper ve lağım
muharebelerine dönüştü. Fakat taarruzla alınamayan sonucu, lağım ve siper
muharebeleriyle almanın zaten olanağı yoktu.


“…Albay Mustafa Kemal, düşmanın çekileceğini
sezinlemişti. Düşmanın Gelibolu topraklarında başarı şansı kalmadığını
anlamıştı. Düşmanın sessizce kaçmasına meydan bırakmamak, ona son cezasını da
vermek için yeni bir taarruz teklif etti. Fakat ona verilen cevap, artık tek
bir asker bile feda edilecek durumda bulunulmadığıdır. Fakat Mustafa Kemal’in
teklifi gibi, yüksek kumandanlığın bu ret gerekçesini de, aynı iyi niyetle ve
sağduyu ile değerlendirmek yerinde olur
.”
(Tek
Adam, cilt-1, s. 248)


Albay Mustafa
Kemal bunun üzerine hastalığını gerekçe göstererek 27 Kasım 1915’te görevinden
ayrılır. Yerine Fevzi (Çakmak) Paşa getirilir. Mustafa Kemal de İstanbul’a
döner…

Mustafa Kemal’in istifa girişimi, Liman von Sanders’in Enver Paşaya yazdığı
mektup, daha doğrusu bu konudaki yazışmalar, kesinlikli iyi bilinmes i gereken
detayları ifade eder. Az sonra o konuya döneceğiz…


Mustafa Kemal
cepheden ayrıldıktan 23 gün sonra… 19-20 Aralık 1915’te müttefik komutanlığı
sessizce önce Arıburnu-Suvla (Anafartalar) cephelerini boşalttı. 3-9 Ocak’taki
Seddilbahir cephesinin boşaltılmasıyla da, Gelibolu düşmandan tamamen
temizlenmiş oldu.

Bu yenilgi ve kaçış, Avustralyalı yazar Alan Moorehead’e şu satırları
yazdıracaktı:

“O
genç ve dahi Türk şefinin (Mustafa Kemal) o esnada orada bulunması, müttefikler
bakımından, talihin en acı darbelerinden biridir.”


ARALARI HİÇBİR ZAMAN SÜT LİMAN OLMADI



Enver Paşa


Mustafa Kemal’in
hayat hikayesini okuduğunuzda, karşınıza çıkan ilk gerçek şudur: Enver Paşa ile
sürekli gerginlik, Enver kaynaklı bir çekimserlik ve soğukluk… Üstelik Enver’in
saraya damat olup bir anda iki rütbe birden atlayarak ‘paşa’lığa
yükseltilmesini bir kenara bıraksak bile, o artık aynı zamanda başkomutan
(padişah) vekidilir… Mustafa Kemal de, hırslı bir askerdir… Enver’in bu hızlı
gidişinden memnuniyet duymaz. Aralarındaki bu negatif enerji, taa Balkan’lardan
buyana peşlerini bırakmamış, son gelişmelerle iyice su yüzüne çıkmıştır.


Mustafa Kemal,
Çanakkale Savaşları’nın başlangıcında yarbay rütbesinde bir tümen komutanıdır.
Ancak bu durum onun, yeri ve zamanı geldiğinde doğruları hiç çekinmeden ortaya
koymasına engel değildir. Nitekim kara muharebelerinin başladığı ilk günlerde,
düşman askerinin Gelibolu’ya ayak basmasına karşı yeterli ve ciddi önlem
alınmadığı gerekçesiyle V. Ordu Komutanı Liman von Sanders’i eleştirir. Üstelik
Sanders’le ilgili bu eleştirilerini tüm ordu kademelerini atlayarak, doğrudan
doğruya Enver Paşa’ya yazar, hatta Enver Paşa’yı durumu yerinde görmesi için
cepheye de çağırır. Mustafa Kemal bu yazıda daha evvelce Enver Paşa’ya yazdığı
bir başkayazıya da temas eder. Çanakkale muharebeleri başlarken Maydos
bölgesine ilk çıkan kuvvetleri nasıl perişan ettiğini, “fakat Liman
Paşa’nın düşmanın çıkarma bölgelerini kamilen (tümüyle) açık bırakan bir
tertibat alması nedeniyle, düşmanın karaya çıkışını kolaylaştırdığını”

yazar. Mustafa Kemal’in Alman komutanlara güveni yoktur, bunu sıklıkla ifade
eder, bu yukarıda sözünü ettiğimiz mektupta da vurgular. Cepheyi gezmesini
istediği Enver Paşa’dan “başta Liman von Sanders olmak üzere, bütün Almanların fikir
yeterliliğine itimat olunmamasını ve bizzat kendisinin cepheye gelerek,
vaziyetin icabına göre harekatı sevk etmesini”
rica eder.


İşte savaşın
sonuna doğru Mustafa Kemal’in istifasını sunduğu, ancak kendisinin Mustafa
Kemal hakkında çok üstün takdirlerle dolu bir yazıyı Enver Paşa’ya gönderen
ordu kumandanı, bu Mareşal Liman von Sanders’tir. Aynı Sanders, Yarbay Mustafa
Kemal’den Albay Mustafa Kemal’e geçişi, Anafartalar Grubu’nda 100 binden fazla
askere komuta eden bir askeri dehanın yükselişinin de tanığıdır. Nitekim o
istifayı başkumandanlığa göndermemiş, sadece hava değişimine dönüştürmüştür.


Bunun üzerine de
Enver Paşa, bir mektup yazarak Mustafa Kemal’in gönlünü almış, Mustafa Kemal de
çok sıcak ve heyecanlı bir cevapla mukabelede bulunmuştur.


Enver Paşa’nın
Mustafa Kemal’e yazdığı, yeni rütbesini kutlayan mektubu ile Liman von
Sanders’in Enver Paşa’ya yazdığı mektubu, Şevket Süreyya Aydemir’in ‘Tek Adam –
1. Cilt’ten alarak aynen veriyoruz. Bu metinler, günü gününe yazılmış
olduğundan, o güne ve geleceğe ilişkin tarihsel önemi çok büyüktür.


Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’e yazdığı kutlama yazısı:

“On
Dokuzuncu Fırka Kumandanı Miralay (Albay) Mustafa Kemal Beye,


Rütbei
cedidenizi tebrik ederim. Bu terfi ve görmekte olduğunuz büyük ve fedekarane
hizmetlerinize mukabil bir mükafat değil, ancak memleketimize daha mühim ve
ordumuza daha kıymettar hidemat ifa edebilecek mevaiki ihraz için geçilmesi
lazım bir kademedir.


İnşallaah
yakında bu gibi meratibi de ihraza muvaffak ve muvaffakıyet-i aliyeye mazhar
olursunuz.


Terfii bugün telgrafla tebliğ edilmiştir. 21.3.1331 (3
Hazıran 1915)

Başkumandan
Vekili ve


Harbiye Nazırı

Enver


Şevket Süreyya
Aydemir, bu tebrik yazısını değerlendirirken, bir noktanın altını ısrarla
çiziyor. Bu yazıda gelecekten nişan veren, gelecek için müjdeler taşıyan bir
işaret vardır. Çünkü bir başkomutan vekili ve harbiye nazırının, bir albay veya
yarbaya, bu denli uzun, içten ve üstün tebrik yazısı göndermesi usülden
değildir. Fakat ne var ki, yarbaylıktan albaylığa yükseltilen bu Mustafa Kemal,
artık Çanakkale savaşlarının muzaffer kahramanı Mustafa Kemal’dir.


1. Belge


17-7-1331 (Miladi takvimle eylül 1915)

Ekselans

Enver Paşa,

Osmanlı
İmparatorluğu Ordusu ve Donanması Başkumandan Vekili, Zatı Şahanenin Yaver-i
Ekremi


Ekselanslarınıza
Albay Mustafa Kemal Bey’in yazılı bir dilekçe ve (hizmetten) ayrılmasını
dilemiş olduğunu bildirmekle şeref duyarım.


Bu dilekçeyi
destekleyemem, çünkü Mustafa Kemal Bey’i, vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine
muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir
subay olarak tanımayı ve takdir etmeyi öğrendim.


Albay Mustafa
Kemal Bey, 5 ay önceki ilk karaya çıkış hareketinden beri: XVX. Tümenin başında
parlak bir şekilde savaşmış ve İngilizlerin Anafarta kanadında son büyük
çıkarma hareketleri esnasında müşkül bir anda kumandayı üzerine almak zorunda
kalmıştır; çünkü bu hususta görevlendirilmiş olan XVI. Kolordu Komutanı, VII.
ve XII. Tümenlerle hücuma geçmesi yolunda verilen mükerrer emri yerine
getirmemiştir.


Albay Mustafa
Kemal Bey burada da görevini büyük bir cesaretle ve iyi ve açık tertibat alarak
ifa etmiştir. Öyle ki, kendisine -vazifem icabı olarak- takdirimi ve şükranımı
tekrar tekrar ifade etmek isterim.


Albay Mustafa
Kemal Bey ayrılmak istiyor, çünkü ekselanslarının, (İmparatorluk ordusunun
Başkumandan Vekili ve en yüksek mafevkinin) güvenine sahip olmadığı
kanısındadır. O, bunu bilhasta ekselanslarınızın son defa burada bulundukları
sırada, o zaman ve halen hasta olduğu halde ve öbür üç grubun şeflerini
ziyaretlerinizle şereflendirmiş olmanıza rağmen, kendisini aramamış olmanızdan
istidlal ettiğine inanmaktadır.


Ben Albay
Mustafa Kemal Bey’e, ziyaretin sırf zaman yetersizliği yüzünden yapılamadığını
ve ekselanslarınızın kendisinin hizmetlerini her halde takdir ettiklerini ifade
ettim.


Şimdilik
ilişikte takdim etmediğim ayrılma dilekçesini, ekselanslarının güvenini
belirtmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarını rica ediyorum.


Ekselanslarınızın
daima en derin hürmetkarı.


LİMAN VON
SANDERS


2. Belge


Anafartalar Grubu Kumandanı Miralay Mustafa Kemal Bey’e

Zata
mahsustur


Rahatsızlığınızı işittim, müteessir oldum. Son defaki
Çanakkale ziyaretimde muhtelif mevazii görmek istediğimden sizi ziyarete vakit
kalmamıştı. İnşaallah yakında tamamen kesb-i afiyet eyler (iyileşir) ve bugüne
kadar olduğu gibi kumanda ettiğiniz kıtaatın başında muvaffakiyetle ifay-ı
vazife eylersiniz.


Enver



Liman Paşa
Hazretlerine

mahrem: Zata
mahsustur


Tahrirat-ı samilerini aldım. Arzu-yi devletleri veçhile, Mustafa
Kemal Bey’e yazdım.


Enver


3. Belge

Başkumandan
Vekili Enver Paşa Hazretlerine


Zata mahsustur


Rahatsızlığımdan dolayı iltifat ve teveccühat-ı
samilerine arz-1 teşekkürat-ı mahsusa eylerim. Bendenizi ank-karip hudusu memul
vekayi için ihzar olunan kuvvetin başında da bulundurarak zat-ı devletlerine
daha büyük hidemat ifasına mazhariyetle taltif bulunacağınızdan eminim.


21 Eylül 331

Anafartalar
Grubu Kumandanı


Miralay Kemal


…VE PERDE KAPANIYOR


Çanakkale
Savaşı’nın zayiatı konusunda Türk kaynaklarının rakamları çelişkili olmakla
birlikte, yabancı kaynaklar fazla farklılık göstermez. Avustralyalı yazar Alan
Moorehead’in 1956’da yazdığı ‘Galipoli’ isimli eserinde tarafların Çanakkale
zayiatı şöyle sıralanır:

Türkler 251.309

İngilizler 205.000

Fransızlar 47.000

Aynı eserde Türk zayiatının detaylarına da iner:

Şehit: 55.127, yaralı 100.177, meçhul 10.067, hastalıktan ölen 21.498,
hastalanan 64.440. Bu arada yaralananlardan tedavi sırasında ölenlerin
rakamları verilmemiştir. (Tek Adam, Cilt 1, s.248)


MÜTTEFİK ASKERLERİ GELİBOLU’DAN ÇEKİLİYOR

Albay Mustafa Kemal, düşmanın çekileceğini sezmişti. Bu nedenle düşmana son ve
bitirici darbeyi vurma arzusuyla, yeni bir taarruz planlar. Yukarıda da söz
ettiğimiz üzere, bu taarruza ‘kaybedecek tek bir askerimiz bile yoktur’
gerekçesiyle izin verilmez. Albay Mustafa Kemal Bey görevinden ayrılır,
İstanbul’a dönmek üzere, Kızılay işaretleri yapıştırılmış bir hastane vapuruna
biner..


“…Amacı savaş meydanında geçen bu aylardan sonra, ilk
kez mermi ve bomba seslerinin olmadığı, kusursuz bir uyku çekmektir. Ama çok
düşüncelidir, uyku tutmaz… Daha sonra da zaten bu vapur yolculuğunu hiç
unutmayacak, sık sık antalacaktır. Aslında İstanbul’a, “İstanbul’u kurtaran
kumandan” olarak dönmektedir. Genç, kudretli ve muzaffer bir kumandan… Ama
henüz paşa değil. Ama paşalık onun hakkı değil mi? Bir hafta içinde iki rütbe
atlayan, paşa olan, nazır ve başkumandan vekili olan Enver, hani şu 90.000
kişilik bir orduyu bir nefeste ve maksatsızca eriten Enver’in yanında
kendisinin, Büyük Britanya’nın inadını ve kudretini yenmesi? Bu elbette takdir
edilecektir. Bu elbette takdir edilmelidir. İstanbul’da kendisini, paşalık
buyrultusunun beklemesi mümkündür. Hatta belki Enver, ilk karşılaştıkları
dakikada ona elini verecek ve göğsüne Osmanlı Devleti’nin en büyük nişanını takacaktır.
Gerçi o bu savaşları ne rütbe ne de nişan için yapmıştır. Ama ne var ki, daha
büyük kuvvetlere kumanda etmesi, ordu kumandanı, ordular grubu kumandanı olması
ve hatta yarın belki de?.. Öyle ya, niçin olmasın?


Hayalleri bu
noktada düğümlenince, Enver Paşa ile nasıl karşılaşacağını düşünür. Sofya
Ateşemiliterliğinden dönüp de kendisine, nerede olduğu dahi bilinmeyen derme
çatma bir tümenin kumandanlığını verdikleri zaman ve tümenine hareketten önce
Enver Paşa ile konuşmalarını hatırlar. O ne soğuk, ne kısa hatta ne umursanmaz
bir karşılanıştı. Halbuki şimdi? Hem de aradan geçen zaman ancak onüç aydan
ibaretti. Ama kendisinin Gelibolu yarımadasına gönderilişinin daha dokuzuncu
ayında o, nice tümenleri emrinde bulundurarak kanlı bir cephe harbine kumanda
etmiştir. Muzaffer olmuştur. Fakat ne var ki, Enver şimdi feriktir (korgeneral)
ve emrinde bütün İmparatorluğun gücü vardır.


Ama ne önemi
var? Onun alnındaki Sarıkamış yenilgisine karşılık, kendi başında parlayan
zafer tacı?.. Hem hiç şüphe yok ki, şimdi İstanbul’da namı dillerde
dolaşmaktadır…”
(Tek Adam, Cilt-1, s.
250)


İşler pek de
Mustafa Kemal’in düşündüğü gibi yürümez… Kısacası İstanbul onu tatmin etmez…
Çanakkale’den düşmanın çekildiğini bildiren haberlerde birkaç kez adı
zikredilir. Ama düşündüğü gibi, adı dalga dalga tüm kitlelelere yayılmaz. Hatta
bir gün kulağına bir bilgi gelir. Harbiye Nezaretinin (Savaş Bakanlığı)
çıkardığı ‘Harp
Mecmuası
‘nın kapağına ‘Çanakkale Kahramanı‘ olarak konulan resmi, tam
dergi basılacağı sırada, klişesi alınarak dergiden çıkarılmıştır. Yerine Enver
Paşa’nın emriyle, Enver’in amcası Halil Paşa’nın resmi konmuştur. Söylendiğine
göre Enver Paşa, “Muvaffakiyet askerindir. Şahsı sivriltmeye lüzum yok!”
emrini vermiştir. Muvaffakiyetin askerin, milletin olduğu doğrudur. Ama niçin
kumandanın da bu zaferde üstün bir payı olmasın?

Mustafa Kemal ile Enver Paşa ile aradaki buzlar bir türlü erimez… Mustafa
Kemal’in her hareketinde, Enver Paşa muhalifi olduğunun izleri görülür… Zaten
osmanlı Genelkurmayı’nın her tavrında da, Mustafa Kemal’e karşı ‘soğukluk’
bundan sonra da, giderek artan tonlarda hissedilecektir…


En yakın tanığın ifadeleri… Cevat Abbas anlatıyor…

Mustafa Kemal’in; gerek Ordu Karargahı’nın ve gerekse Umumi Karargah ve
Başkomutanlığın kendisi hakkında olumlu düşünmediği ve haklarını korumadıkları
düşüncesinde olduğunu gösteren bazı belirtiler, Çanakkale günlerinden
başlayarak Mustafa Kemal’in önce emir subaylığını daha sonra da yaverliğini
yapan Cevat Abbas’ın (Gürer) yayınladığı hatıralarda da göze çarpıyor.


“…Cevat Abbas’ın naklettiğine göre, Çanakkale’de Ordu Kumandanı
Liman von Sanders’in karargahı, Mustafa Kemal’in tekliflerini çok defa dikkate
almaz ve ancak zorda kaldıkları için bir ara mevcudu 135.000 kişiye ulaşan
Anafartalar Grup Kumandanlığını ona istemeyerek verirler.


Yine Cevat
Abbas’a göre, düşmanın Çanakkale cephesini boşaltmak üzere hazırlığa
başladığını ilk fark eden Mustafa Kemal’dir. Nitekim bir tümenin sessizce
Çanakkale’den ayrıldığı ve Selanik’e çıkarıldığı istihbaratı da alınmıştır.
Mustafa Kemal, genel bir taarruzla düşmanın artık ümitsizleşen kuvvetlerini
mahfetmek teklifinde bulunur. Fakat Ordu ve Umumi Karargah
(Enver ve
Liman von Sanders)
artık bir tek neferin bile feda edilemeyeceği gerekçesiyle
teklifi reddeder. Bunun üzerinedir ki, Mustafa Kemal Ordu Kumandanı Liman von
Sanders’e cephe komutanlığından istifasını vermiş, fakat Liman von Sanders bu
istifayı hava değişimine çevirmiş, Mustafa Kemal Çanakkale’den ayrılmıştır.


Mustafa
Kemal’in İstanbul’a dönmesinden 23 gün sonra, düşman Gelibolu’yu tümüyle
tahliye ederek kuvvetlerini kurtarmayı ve bu birliklerini Makedonya’ya sevk
ederek yeni bir cephe açmayı başarmıştır.


Çanakkale’de
kendi emrinde çalışan Albay Ali Rıza’nın Mustafa Kemal’in teklifiyle paşalığa
yükseltilmesine rağmen, kendisinin albaylıkta bırakılması da, herhalde bir
kırgınlık konusu olmuştur. Bundan başka, daha Conkbayırı sırasında kolordu
kumandanlığı resmen tekerrür ettiği halde, bu kendisine tebliğ edilmemiş
görünmektedir. Anafartalar’da emrine 135.000 kişilik bir kuvvet verilen Mustafa
Kemal’in Çanakkale’den ayrılınca iki tümenlik 16. Kolorduya tayini de
yadırganmış görünmektedir. Paşalığa terfisi de, merkezi Edirne’de olan 16.
Kolordu’daki 40 günlük kısa bir görevden sonra yalnız karargahı ile birlikte
görevlendirildiği şark cephesinde kendisine tebliğ olunmuş, bu cephede 2. Ordu
Komutanlığına getirilmiştir. Cevat Abbas’ın hatıralarından alınan verilere
göre, tüm bu haller, Mustafa Kemal’in çevresinde her halde bazı ruh
buruklukları yaratmış görünmektedir.”
(Tek Adam,
Cilt-1, s.252)


Mustafa Kemal’in
resmi sicil özetinde, Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilmeden önceki
askeri görevi 6 Ağustos 1915- 13 Ekim 1915 arasında 16. Kolordu Kamandanı
olarak görünür. Fakat diğer yayınlarda ve Genelkurmay yayınlarında onun 16.
Kolordu Kumandanlığı, Çanakkale savaşları sona erdikten sonra, Ocak 1916
başlarında başlamış görünmektedir.

Bu farkın, (daha önce de tartışmalarına yer verildiği üzere) kolordu
kumandanlığının 6 Ağustos’ta kararlaştırıldığı halde kendisine tebliğe
edilmemiş ve bu teklifin geciktirilmiş olmasından ileri gelmiş olabileceği
sanılıyor.


  • Tayfun
    ÇAVUŞOĞLU


KAYNAKÇA:

1) Görgülü, İsmet (Çanakkale Savaşı İlk Günde Biterdi), Bilgi, birinci basım,
Ekim 2008, sayfa 184

2) Aydemir, Şevket Süreyya (Tek Adam, Mustafa Kemal, cilt-1), 18. Basım, Remzi
Kitabevi, sayfa 241

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER