Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara



2.9.2019


Ruslar her ne kadar o sıralarda dostumuz
idiyseler de cephe kuvvetlerini onlara göstermekteki maksadı anlayamamıştık.
Çok sonra öğrenmiştik ki, Ruslar bize müşterek savaş teklif etmişler ve bu
maksatla Zonguldak Ereğli’ye asker çıkarmak ve Kocaeli’de beraber savaşmak
istemişler.


Sovyetler Birliği’nin Büyük Taarruz öncesi
Türkiye’ye asker göndermek istediği ve bunun kabul edilmediği ileri sürüldü.
İddiayı dönemin 5. Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altay Paşa anılarında
belirtiyor. Fahrettin Paşa, bunun Mustafa Kemal Paşa tarafından reddedildiğini
ve Türk Ordusu’nun İstanbul ve Trakya’yı kurtaracak güçte olduğunu göstermek
için de taarruz öncesi Sovyet Büyükelçisi Semiyon İvanoviç Aralov, Azerbaycan
Büyükelçisi İbrahim Abilov, Sovyet Askeri Ateşe Zvanayov (Zvonaryev), Azeri
Ateşemiliter Askerov ve beraberindeki heyeti Batı Cephesi’ne götürerek bizzat
yerinde gösterdiğini belirtiyor.


FAHRETTİN
PAŞA’NIN İDDİASI


İzmir’e atlarıyla ilk giren birliğin
komutanı olan Fahrettin Altay Paşa bu konuyu şu ifadelerle aktarıyor:


“Süvari Kolordusu Ilgın etrafında
ikmal ve eğitim işleri ile uğraşırken 1.4.1922 günü Başkumandan Gazi Mustafa
Kemal kolorduyu teftişe geldi. Refekatinde Cephe Kumandanı ve büyük bir heyet
ile Sovyet Rusya Büyükelçisi Aralof, Azerbaycan Cumhuriyeti Elçisi Abilof ve
her iki elçiliğin ateşemiliterleri de beraberinde. Daha önceden verilen bir
emirle üç süvari tümeni Kaplıca meydanına toplatılmıştı. Yoklamadan sonra
Başkumandanın emri ile bir harp tatbikatı yapıldı ve atlıların süratle açılıp
yayılması bir hayli heybetli oldu. Arkasından da yapılan geçit resminde bir kaç
bin atlının dört nala geçişleri bütün seyredenleri ulaşılması güç bir heyecana
boğdu, gelenler memnunluklarını söyleyerek Akşehir’deki piyadeleri teftişe
gittiler.


Ruslar her ne kadar o sıralarda dostumuz
idiyseler de cephe kuvvetlerini onlara göstermekteki maksadı anlayamamıştık.
Çok sonra öğrenmiştik ki, Ruslar bize müşterek savaş teklif etmişler ve bu
maksatla Zonguldak Ereğli’ye asker çıkarmak ve Kocaeli’de beraber savaşmak
istemişler. Bizim kuvvetlerimizin de düşmanları İstanbul’dan çıkarmaya kâfi
gelmeyeceğini ileri sürmüşler. Bundaki gizli maksadı Mustafa Kemal anlamaz olur
muydu? Derhal:


‘Benim kuvvetim İzmir’i de İstanbul’u da
kurtarmak için kâfidir’ demiş ve bunu fiilen göstermek için onların elçileri ve
ateşeleriyle bu seyahati tertiplemiştir. (Ben bunu o vakit genel karargâhta
kurmay olarak bulunan rahmetli Korgeneral Baki Vandemir’den duymuştum.)”
(Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş 1912-1922 ve Sonrası Görüp Geçirdiklerim, İnsel
Yayınları, İstanbul, 1970, s.316-317.)


SOVYET
ELÇİSİ NE DİYOR


Konuyu Sovyet Büyükelçisi Semiyon İvanoviç
Aralov’un anılarında inceledik. Aralov, Türkiye’de de yayımlanan “Bir
Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları” isimli eserinde, Batı Cephesi
gezisine geniş şekilde yer veriyor. Ancak Fahrettin Paşa’nın iddiasına ilişkin
olarak imalı da olsa bir bilgiye yer vermiyor. Bahsedilen gezi, 28 Mart-4 Nisan
1922 tarihleri arasında gerçekleşir (Heyet 6 Nisan’da Ankara’ya varır.). Batı
Cephesi birlikleri tek tek gezilir ve bölgede taarruz hazırlığı yapan birlik
komutanları, subaylar ve Mehmetçikle görüşülür. Gezide Başkomutan Mustafa Kemal
Paşa da hazır bulunur. Sekiz gün süren gezi büyük ilgi görür. İki ülke ordusu
arasındaki yakınlaşmayı pekiştirir. Aralov’un Türk ordusu hakkında yerinde elde
ettiği bilgi ve izlenim önemlidir.


Sovyet Rusya’daki iç savaşta da birlikleri
yöneten Aralov, gezinin bizzat Mustafa Kemal tarafından istendiğini belirtiyor.
Aralov şu değerlendirmeleri yapıyor: “Altı piyade, üç süvari tümenini
ziyaret ettik. Yeni ordunun kuruluşunun yıl dönümünü kutlama töreninde
bulunduk. İki ordunun ve iki kolordunun karargâhlarını ziyaret ettik. Konya’da,
cephe gerisindeki askeri müesseseleri gezdik. Askeri birliklerden edindiğim
izlenimler iyi idi. Bu, düzenli, disiplinli çok iyi organize edilmiş büyük
inisiyatif sahibi, strateji ve taktik konularda yaratıcı anlayışı olan bir ordu
idi. Ne var ki, ordunun giyim ve kuşamı, özellikle kunduraları pek kötü
idi.” (S. İ. Aralov, Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları, C.1,
Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ., İstanbul, Aralık 1997, s.102.)


Aralov, ziyareti doğuran üç sebebin
bulunduğunu belirterek bunları şöyle sıralar: “Mustafa Kemal’in uzun süren
ayrılığı dolayısıyla, bizzat onun çözümlemesini gerektiren bir yığın mesele
birikmişti. İtilaf Devletlerinin silah bırakışma (mütareke) teklifini
konuşmamız gerekiyordu. Bu onunla bir görüşmeyi kaçınılmaz bir zorunluluk
haline getiriyordu. Üstelik Mustafa Kemal’in kendisi de bu konuda bizim
düşüncelerimizi almak istiyordu. Nihayet, bu ziyaretle yeni Türk ordusunu
tanımak fırsatını elde etmiş olacaktım.” (Aralov, c.1, s.103.)


Uğranılan birliklerde karşılıklı dostluğu
vurgulayan konuşmalar yapılır. Lenin ve Atatürk ile Türk ve Kızılordular
şerefine kadehler kaldırılır. Sovyet ve Azeri heyet, Ilgın’da bulunan Süvari
Kolordusu karargâhını da ziyaret eder. 1 Nisan günü gerçekleşen geçit töreninde
birkaç bin atlı askeri birliğin gösterisi izlenir. Aralov, Fahrettin Paşa hakkında
ise şu değerlendirmeyi yapar: “1 Nisan günü sabah karanlığında hareket
ettik. Süvari Kolordusu, 2’nci, 4’ncü ve 14’ncü süvari tümenlerinden meydana
gelmişti. Kolordunun komutan Fahri Paşa, işinin ehli, cesur bir süvari idi.
Türkler onu bizim General Budyonni’ye benzetiyorlardı. Oraya gelince bize
verilen binek atlarına bindik ve cepheyi dolaştık. Süvarilerin görünüşü
piyadelerden çok daha canlı idi. Hemen hepsinin ayağında çizme vardı.”
(Aralov, c.1, s.124.)


Manevradan sonra, Mustafa Kemal Paşa
alayları toplayarak şu konuşmayı yapar: “Askerler… Savaş artık bizim
yüzümüze gülmeğe başladı. İngilizlerin boğazlanmak üzere gönderdiği Yunanlıları
yeniyoruz. İngiliz emperyalistleri bizi yok etmek istiyorlar, ama bunu
başaramayacaklardır. Türk halkı ve Türk ordusu, kendi bağımsızlığı için savaşa
girişmiş bulunuyor ve düşmanlarını, kendi kutsal topraklarından atacaktır.
Sovyetler Birliği’nin elçisi de burada, bizimle birlikte bulunuyor”
(Aralov, C.1, 124-125.)


Aralov burada birliklere hitaben yaptığı
konuşmaya da değinir ve şunları belirtir: “Sevgili dostlarım, sizin de
yeni Türkiye’nin düşmanlarını yenmenizi, aziz yurdunuzu kurtarmanızı, İzmir ve
İstanbul şehirlerini geri almanızı dilerim. Kızılordu, soylu davranışınızla
sizin de orduya ve bağımsız Türkiye’ye şeref kazandıracağınıza inanmaktadır.


Konuşmam yeniden ‘Yaşa’ sözleriyle
kesildi. Fahri Paşa, selamlarının General Budyonni’ye iletilmesini rica
etti.” (Aralov, c.1, s.125.)


RUSLAR
DA ÇAY PARTİSİ DÜZENLEMİŞ


Aralov anılarında, Büyük Taarruz öncesi
düşmanları yanıltmak amacıyla Ankara’da düzenlenen çay partisinin kendilerinden
de istendiğini belirterek şu ilginç bilgiyi veriyor: “Taarruz büyük bir
gizlilik içinde hazırlanıyordu. Kemal Paşa’nın cepheye giderken, köşkünde
Meclis üyelerine bir çay partisi vereceğini etrafa yaydığı ve bu durumun
gazetelerde resmi olarak ilan edildiği yazılmaktadır. Mustafa Kemal Paşa,
elçiliğimizde, onun da katılacağı, büyük bir kabul resmi düzenlememizi, bunu
bütün Ankara’ya yaymamızı, öteki devlet elçilerini de kabul resmine çağırmamızı
benden rica etti. Herkes toplanıp Mustafa Kemal’in bizzat aradığını, rahatsız
olduğunu ve gelemeyeceğinden ötürü özür dilediğini haber verdik. Mustafa Kemal
ise bu sırada gizlice cepheye Konya’ya hareket etmiş bulunuyordu. (…)
Sonradan bazı şüphecilere şöyle demiştim: Görüyor musunuz, Mustafa Kemal bize,
Sovyet temsilcilerine ne büyük bir güven göstermişti.” (Aralov, c.2,
s.175-176.)


MUSTAFA
KEMAL PAŞA NE DİYOR?


Mustafa Kemal Paşa bu konudan, gerek o
günün yazışma ve konuşmalarında gerekse Nutuk’ta bahsetmez. Gizli kalmış bir
konudur adeta… Ancak o sıkıntılı günlerde bu gezi sırasında Aralov’dan Sovyet
yönetiminin para ve silah yardımı yapması konusunda ricada bulunulduğu da bir
gerçek. Bu nedenle Mustafa Kemal Paşa’ya göre heyet 4 Nisan günü geziyi
tamamlayarak Ankara’ya döndü ve Türk taleplerini Moskova’ya iletti. Mustafa
Kemal Paşa, 4 Nisan 1922 tarihli bir yazıyla Heyeti Vekile Riyaseti’ne şu
telgrafı gönderir:


“Rusya ve Azerbaycan sefirlerine icap
eden yerler gösterildi. Her tarafta tezahürat yaptırıldı. Gerek gördükleri
şeylerden ve gerek yapılan tezahürattan son derece mütehassıs oldular. Bugün
kendilerini kati bir müzakereye davet ettim.


Neticede:


1- Frunze’nin vaat ettiği
malzemenin getirilmesi.


2- Ankara’da müracaatımız
üzerine kendileri tarafından talep olunan hayvan, araba ve diğer nakliye
vasıtalarının temini.


3- Üç buçuk milyon liranın
gönderilmesinin hızlandırılması.


4- On milyon Rus altınına
olan kati ihtiyacımız izah edildikten sonra bugünkü buhrana geçici olarak
çaresaz olmak için süratle on milyon ruble altının getirilmesinde acele
etmeleri kararlaştırıldı. (…) Bunun için süratle Ankara’ya dönüyorlar.”


ZOR
GÜNLERİN KOMŞUSU


Rusya’da o günlerde korkunç derecede açlık
ve sefalet vardır. İç savaşın bütün yıkıcı tesirleri her tarafta görülmektedir.
Ayrıca Rusya ile Türkiye arasındaki mesafenin uzaklığı ve vasıtaların Rusya’nın
ihtiyacında kullanılması, yardımı geciktirmektedir. Büyük taarruz öncesi para
sıkıntısını gidermek amacıyla Doğu Cephesi’nin elinde bulunan 1 milyon 190 bin
liranın bir milyonunun Ankara’ya gönderilmesi istenir. (ATABE, s.12, s.365.)
İşte bu sıkıntılı ve taarruz hazırlıklarının hızlandığı günlerde Mustafa Kemal,
Sovyet devrimi lideri Lenin’e 10 Nisan 1922 günü bir telgraf çekerek şu
taleplerde bulunur:


“Emperyalist ve kapitalist
devletlerin ortaya attıkları yeni metotlar karşısında memleketlerimizin her
zamankinden daha sıkı bir cephe teşkil etme zorunda olduklarına inanıyorum.
Rusya’nın birçok defalar bize yaptığı yardım bizce özel bir ehemmiyet
kazanmıştır.


Şüphesiz, Rıza Nur Bey konuşmaları
sırasında bu konuya temas edecektir. Her hâlükârda, içinde bulunduğumuz
şartlarda bu yardımın bizden esirgenmeyeceğine de büyük inancım vardır.


Aziz Başkanım, en samimi ve en derin
bağlılık hislerimle, en iyi niyetlerimi arz ederek bitiririm.” (Atatürk’ün
Bütün Eserleri, C.12, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003, s.373.)


Mustafa Kemal Paşa bundan önce 4 Ocak 1922
günü de Frunze’nin gelmesi dolayısıyla Lenin’e uzun bir mektup göndererek Milli
Mücadelenin amacını, emperyalizme karşı verdikleri mücadelenin önemine ve Rusya
dostluğuna değinir ve şu çarpıcı ifadeleri kullanır:


“Türkiye Rusya’ya, bilhassa son
birkaç ayın Rusya’sına Batı Avrupa’ya olduğundan çok daha yakındır.


Memleketlerimiz arasında bir diğer ve daha
mühim benzerlik, bizim kapitalizm ve emperyalizme karşı mücadelemizde
yatmaktadır. (…)


Yine aynı şekilde size temin ederim ki,
Sovyet Rusya’ya karşı doğrudan veya dolaylı olarak asla hiçbir anlaşmaya ve
ittifaka dâhil olmayacağız.” (ATABE, C.12, s.209-211.)


Mustafa Kemal,
Sovyet devrimi lideri Lenin’e 10 Nisan 1922 günü bir telgraf çekerek Kurtuluş
Savaşı için ihtiyaçlardan oluşan bazı taleplerde bulunur.



BÜYÜK
TAARRUZ ZAFERİ


Mustafa Kemal Paşa, Nutuk’ta Büyük
Taarruz’u ise şöyle anlatır:


“20/21 Ağustos 1922 gecesi
1. ve 2. Ordu Kumandanlarını da Cephe Karargâhı’na davet ettim. Erkânıharbiyei
Umumiye Reisi ve Cephe Kumandanı’nın huzuruyla taarruz şekli hakkındaki görüşü
harita üzerinde kısa bir harp oyunu tarzında izah ettikten sonra, Cephe
Kumandanı’na o gün vermiş olduğum emri tekrar ettim. Kumandanlar faaliyete
geçtiler. Taarruzumuz, strateji ve aynı zamanda taktik baskın halinde icra
olunacaktı. Bunun mümkün olabilmesi için yığınak ve tertibatın gizli kalmasına
ehemmiyet vermek lazımdı. Bu sebeple bütün harekât gece icra edilecek, kıtalar
gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında istirahat edeceklerdi. Taarruz
mıntıkasında yolların ıslahı vesaire gibi faaliyetlerle düşmanın nazarı
dikkatini çekmemek için, diğer bazı mıntıkalarda da aynı suretle sahte faaliyetlerde
bulunulacaktı.


24 Ağustos 1922’de
karargâhımızı Akşehir’den taarruz cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına
naklettik. 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut’tan muharebeyi idare ettiğimiz
Kocatepe’nin güneybatısında çadırlı ordugâha naklettik. 26 Ağustos sabahı
Kocatepe’de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 05.30’da topçu ateşimizle taarruz
başladı. (…)


“Efendiler, Başkumandan
Muharebesi’nin neticesine kadar her gün büyük muvaffakiyetlerle gelişen
taarruzumuzu resmi tebliğlerde gayet ehemmiyetsiz harekâttan ibaret
gösteriyorduk. Maksadımız, vaziyeti mümkün olduğu kadar cihandan gizlemekti.
Çünkü düşman ordusunu tamamen imha edeceğimizden emin idik. Bunu anlayıp,
düşman ordusunu felaketten kurtarmak isteyeceklerin yeni teşebbüslerine meydan
vermemeyi münasip görmüş idik.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 20, Nutuk
II, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2007, s.200-201.)


Kurtuluş Savaşı boyuncu Rusya’dan 11
milyon altın ruble yardım geldi. Ayrıca binlerce top, top mermisi, tüfek,
mühimmat ve araç gereç de geldi. İlginçtir Sovyet Rusya, 1974 Kıbrıs Barış
Harekâtı sırasında da Türkiye’ye 50 bin kişilik bir birliğin istenmesi halinde
gönderileceğini bildirdi. Buna ihtiyaç olmadı… O zor günlerden bugünlere,
iniş-çıkışlar içerse de 100 yıllık bir dostluk ve iyi komşuluk ilişkisi günümüze
de ışık oluyor. Bugün de bu dostluk Suriye ekseninde sürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış