Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


SİNAN MEYDAN : İSTANBUL’A İHANETİN TARİHİ 

“Bir vakitler şekilleri boyları ve renkleri
tespit edilen binalarla süslenmiş yedi tepenin efsanevi manzaraları artık
silinmek üzeredir… İstanbul gelecek asırlarda yedi tepesi seçilemeyen mimari
anıtları görülemeyen cüce ve dev beton yapılar şehri olmak tehlikesi içindedir.
” (Haluk Y. Şehsuvaroğlu Cumhuriyet 1952)


21 Ekim 2017’de AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan
aynen şöyle demişti: “İstanbul müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin
kıymetini bilmedik. Biz bu şehre ihanet ettik hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de
bundan sorumluyum. ”


Erdoğan çok haklı! AKP döneminde İstanbul ranta
betona teslim edildi. Ancak “İstanbul’a ihanet” yeni başlamadı; “İstanbul’a
ihanetin” bir tarihi var.


23 Haziran İstanbul seçimleri öncesinde
“İstanbul’a ihanetin tarihini” okumaya ne dersiniz?


ANKARA’NIN İMARI


Atatürk başkent Ankara başta olmak üzere tüm
Türkiye’yi planlı kentlere kavuşturmak istiyordu.


1928’de Hermann Jansen tarafından hazırlanan
Ankara İmar Planı (Jansen Planı)1932’de uygulanmaya başlandı. Jansen Ankara’yı
planlarken çağdaş bir başkentin temel ihtiyaçlarını esas aldı. Yeni Ankara’yı
kurarken eski Ankara’nın tarihi dokusunu da korumayı amaçladı. Yeni Ankara’yı
–Atatürk’ün isteğiyle- Çankaya-Ulus yönünde gelişecek biçimde planladı. Ticaret
merkezi Ulus’ta yönetim merkezi Yenişehir’de olacaktı. Plana göre geniş
bulvarları en fazla üç katlı çağdaş binaları ve Atatürk Orman Çiftliği gibi
bolca yeşil alanlarıyla bozkırın ortasında modern bir Ankara yükselecekti.


Ankara Atatürk döneminde bir başkente yakışır
biçimde planlı ve çağdaş bir kent olarak gelişti.


Tek parti döneminde İstanbul’un imarı


Atatürk İstanbul’un imarı için 1936’da M. Henri
Prost’u görevlendirdi. Prost iki yıl içinde İstanbul’un imar planını hazırladı:
Büyük parklar kent içi kara yolları Sirkeci’den başlayan bir banliyö tren hattı
Yedikule-Eminönü-Karaköy-Taksim metro hattı Yenikapı’da büyük bir liman ve bir
aktarma istasyonu planladı.


Prost İstanbul’un tarihi dokusunu korumak için
40 rakımın üzerine inşa edilecek yapılara 12.50 metre yükseklik sınırı koydu.
Sarayburnu ile Küçükayasofya arasındaki alanı “Arkeolojik Park Alanı” ilan etti
ve burada bodrum kata izin vermeden yapı yüksekliğini 2 katla sınırlandırdı.
Prost her ne kadar eski eserleri korumayı esas almışsa da 10 yıllık uygulama
sırasında maalesef çok sayıda tarihi eser yıkıldı.


1940’ta İsmet İnönü döneminde İstanbul’un
Vali-Belediye Başkanı Lütfi Kırdar Prost’un planı çerçevesinde İstanbul’un
imarına başladı. Önce Taksim Topçu Kışlası yıkılarak yerine 38 bin m2’lik
“İnönü Gezisi” (Taksim Gezi Parkı) adlı bir yeşil alan oluşturuldu. (1942).
Spor ve Sergi Sarayı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu Atatürk Köprüsü Atatürk Bulvarı
Maçka Parkı Yıldız ve Emirgan Koruları Abbasağa Parkı yapıldı. Dolmabahçe
Sarayı Ahırları yıkılarak Beşiktaş İnönü Stadı inşa edildi (1947).


Ayrıca İstanbul’un her iki yakasında elektrik
ve su şebekeleri geliştirildi. Tramvay ve telefon ağları genişletildi. Yeni
mahalleler ve yeni yollar inşa edildi. İstanbul’un tarihi camileri onarıldı.
Kapalıçarşı Babıali Mısır Çarşısı müzeye dönüştürülen Topkapı Sarayıve Ayasofya
restore edildi.


1950’de Demokrat Parti (DP) iktidara geldi.
Yüksek Mimar Doğan Hasol’un ifadesiyle “1955’ten itibaren Başbakan Adnan
Menderes’in tutkulu imar hareketleri İstanbul’un altını üstüne getirdi. ”


İstanbul’un imarı mı? İstanbul’un fethi mi?


1864’te İstanbul’da ilk belediye (şehir
emaneti) kurulduktan sonra zaman zaman “imar”adı altında yıkımlar yapıldı.


İstanbul’daki en acımasız yıkımlar 1955-60
arasında DP döneminde yapıldı.


Başbakan Adnan Menderes Haussmann özentisiyle
(III. Napolyon’un 1853-1870 arasında Paris’in imarıyla görevlendirdiği vali)
İstanbul’da geniş yollar ve caddeler açmak istedi.


15 yıldır İstanbul’un imarını yürüten H. Prost
1951’de İstanbul’dan ayrılmıştı. DP 1956’da Alman Hans Högg’ü Türkiye’ye
çağırdı.


Menderes 25 Eylül 1956’da “İstanbul’u yeniden
fethetmek” sloganıyla imar çalışmalarını başlattı. Amaç İstanbul’da trafiği
rahatlatmak yeni yollar ve meydanlar açmak şehri güzelleştirmek ve tarihi
yapıları korumaktı. Ancak “tarihi yapıları korumak” lafta kaldı. Öyle ki DP
eski İstanbul’u bir an önce yıkmak için kanunlar çıkardı: 9 Temmuz 1956 tarihli
yeni imar kanununa göre yıkılması istenilen yapılar Yüksek Kurul onayı
alınmadan hemen yıkılacaktı. 8 Eylül 1956 tarihli istimlâk kanunuyla da
istimlâk yetkisi belediyelere verildi.


1 Nisan 1958’de İstanbul İmar ve Planlama
Müdürlüğü kuruldu. Müdürlük İtalyan Luigi Piccinato yönetiminde İstanbul’un
nazım planını hazırladı.


Ancak uygulamada “plan” değil “plansızlık”
hüküm sürdü. Önce Belediye Meclisi kararıyla Menderes’e “Fahri Belediye
Başkanı” nişanı ve beratı verildi. Sonra Menderes’in istediği yerlerde caddeler
açıldı çok geniş yollar yapıldı tarihi binalar yıkıldı. Plansız programsız
istimlâkler yapıldı. 1958’e gelindiğinde belediye istimlak borçlarını ödeyemez
duruma geldi. 1958–1960 arasında İstanbul’da istimlâklere harcanan 536 milyon
lira o yıl Türkiye’deki tüm belediyelerin toplam bütçesini aşmıştı. Zamanla istimlak
bedelleriazaldı ödemeler aksadı. Mal sahiplerine uzun vadeli bonolar verildi.
1961’de Yassıada’da görülen davalardan biri “İstimlak Yolsuzluğu” davası
olacaktı.


Menderes’in İstanbul’u yıkıp yeniden yapmaya
çalıştığı o günlerde Türkiye çok ağır bir ekonomik krizin pençesindeydi. 4
Ağustos 1958 devalüasyonuyla Dolar 2.80 TL’den 9.00 TL’ye yükselmişti. O
ekonomik koşullarda artan maliyetlere rağmen imar çalışmalarına devam edildi.


DP döneminde İstanbul’daki imar çalışmaları
sonunda Vatan Caddesi Millet Caddesi Fevzi Paşa Caddesi Londra Asfaltı
Sirkeci-Florya Sahil Yolu Eminönü-Unkapanı Yolu Barbaros Bulvarı
İstinye-Tarabya-Büyükdere Yolu Karaköy-Beşiktaş Yolu Karaköy-Azapkapı Yolu
Kemeraltı Caddesi Divanyolu Edirnekapı-Beyazit-Aksaray Yolu ve Bağdat Caddesi
yapıldı. Beyazıt Meydanı defalarca yıkılıp yeniden yapıldı.


DP’nin 1953’teki “imar affı” ve Menderes’in
gecekondulara izin vermesi İstanbul’a büyük zarar verdi. Öyle ki 1960’a
gelindiğinde İstanbul’daki gecekondu sayısı 60 bine çıkacaktı. DP döneminde bir
taraftan gecekondular diğer taraftan yüksek binalar İstanbul’un çehresini
bozmaya başladı. 1953’te bir yarışma sonunda inşa edilen İstanbul Belediye
Sarayı Prost’un “İstanbul Yarımadası’nda 40 rakımın üzerinde 12.50 metreden
yüksek yapı yapılamaz” kuralını delen ilk bina oldu. DP İstanbul’un nefes
almasını sağlayan “İnönü Gezisi”ni de Hilton Oteli’ne kurban etti.


DP döneminde yok edilen tarih


DP döneminde İstanbul’un imarı nedeniyle
aralarında çok sayıda tarihi yapının daolduğu toplam 7289 bina yıkıldı. Bizzat
Lütfi Kırdar’ın verdiği bilgiye göre Tek Parti döneminde 1939-1948 arasındaki
imar faaliyetleri sırasında İstanbul’da yıkılan bina sayısı ise 1148’di.


DP’nin çıkardığı kanunlarla Gayrimenkul Eski
Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu devre dışı bırakılarak tarihi eserler
fotoğrafları bile çekilmeden yıkıldı.


DP’nin “yol yapıyoruz kavşak yapıyoruz meydan
açıyoruz“ diyerek 1950’lerdebuldozerlerle yıkıp yok ettiği çok sayıda han hamam
çeşme türbe cami ve mescit gibi tarihi eserlerden bazıları şöyle:


Murad Paşa Hamamı Beyazid Hamamı Fatih
Külliyesi’nin Akdeniz Medreseleri Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi ve Sıbyan Mektebi
Simkeşhane ve Hasanpaşa Hanı’nın bir kısmı tarihi surların yola denk gelen
bölümleri Galata Sur Burcu Karabaş Hamamı Karabaş Camisi Kılıç Ali Paşa Camisi
Dükkânları Müşirlik Dairesi Tophane Çeşmesi Sanayi Kışlası II. Abdülhamit
Çeşmesi Mecidiye Kasrı Nusretiye Camisi Sebili Çivici Limanı Mescidi Süheyl Bey
Camisi Hatuniye Mescidi II. Ahmet Paşa Kütüphanesi Ahmet Paşa Türbesi Fındıklı
Hamamı Yusuf Paşa Sebili Ebussud Efendi Çeşmesi Ali Paşa Çeşmesi Kabataş Limanı
Esad Mehmet Efendi Çeşmesi Silahtar Yahya Efendi Çeşmesi Saadettin Efendi
Çeşmesi Emin Ağa Sebili Dolmabahçe Camisi’nin Avlu Muvakkithanesi Dolmabahçe
Tiyatrosu ve Istab-ı Amire Şirmert Çavuş Camisi Sirmert Çavuş Çeşmesi Çavuş
Çeşmesi Tevekkül Hamamı Yusuf Paşa Çeşmesi Haftani Camisi Murat Paşa Camisi
Aksaray Çeşmesi Aksaray Karakolu Horhor Hamamı Oğlanlar Tekkesi Çakır Ağa
Camisi ve Çeşmesi Ebubekir Paşa Mektebi Camcılar Camisi Valide Çeşmesi Valide
Türbesi Baba Camisi Ankaravi Mehmet Efendi Medresesi İbrahim Paşa Hamamı Gürcü
Mehmet Çeşmesi Ebul Fazıl Mahmut Efendi Medresesi Ahmet Paşa Çeşmesi Mimar Ayas
Camisi Sebil Kırk Çeşmeler Katip Çelebi Mezarı Hasan Paşa Çeşmesi Şücaeddin
Camisi Şebsafa Kadın Camisi Yaver Ağa Çeşmesi Beşiktaş Hamamı Beyhan Sultan
Sarayı… Liste uzayıp gidiyor.


Şu garipliğe bakın ki bir taraftan İstanbul’un
fetih kutlamalarını başlatan Menderes diğer taraftan “İstanbul’u yeniden
fethediyoruz” diyerek Osmanlı İstanbul’unu buldozerlerle yıkıyordu.


“İstanbul’a ihanet” DP sonrasında da devam etti
hâlâ devam ediyor.


Menderes’in yıktığı tarihi camiler


Menderes kendi döneminde İstanbul’da 86 caminin
onarılmasıyla övünüyordu. Ancak aynı dönemde İstanbul’da 60 civarında caminin
yıkılıp yok edildiğinden hiç söz etmiyordu.


DP döneminde İstanbul’da Tophane Karaköy Fatih
Eminönü Saraçhane ve Beşiktaş’ta tam anlamıyla bir tarihi cami kıyımı yaşandı.


İşte Menderes döneminde İstanbul’da yıktırılan
cami ve mescitlerden bazıları:


1- Murat Paşa Camisi


2- Oruç Gazi Camisi


3- Çakır Ağa Camisi


4- Kazasker Abdurrahman Camisi


5- Süheyl Bey Camisi


6- Karaköy Camisi/Mescidi


7- Nusretiye Camisi


8- Alaca Mescidi


9- Karabaş Mustafa Ağa Camisi


10- Fatma Sultan Camisi


11- Mimar Ayas Camisi


12- Hatuniye Mescidi


13- Sirmert Çavuş Camisi


14- Haftani Camisi


15- Çivici Limanı Mescidi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış