SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI & KUVAYI MİLLİYE

TARİH /// SİNAN MEYDAN : BORİS’İN DEDESİ : ALİ KEMAL

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI & KUVAYI MİLLİYE
Bu haber 24 Eylül 2020 - 10:20 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Ali Kemal,
İttihat ve Terakki karşıtlığından Milli Mücadele düşmanlığına savruldu.
Yazılarında Kuvayı Milliye’ye ve Atatürk’e saldırdı. Koyu İngilizciydi. Ayrıca
Artin Kemal diye anıldı.


İngiltere’de Muhafazakar
Parti’nin
yeni lideri Boris Johnson, İngiltere’nin yeni
başbakanı
oldu. İlginçtir! Boris Johnson,
Osmanlı’nın son İçişleri Bakanlarından Ali Kemal’in torunu Stanley
Johnson’un
oğlu…


Osmanlı
torunu İngiltere başbakanı oldu”
diye sevinenlerimiz, Boris’in
dedesi
Ali Kemal’i öve öve bitiremediler: Ali
Kemal’in
Abdülhamit istibadına karşı mücadele eden bir “özgürlük
savaşçısı
”, “iyi bir gazeteci” ve “çok vicdanlı
bir siyasetçi
” olduğunu yazdılar. Hain olmadığı halde “hain olarak
yaftalandığını
” iddia ettiler.


İddialar böyle! Peki ya
gerçekler nasıl?


ALİ KEMAL’İN HÜRRİYETÇİLİĞİ


Ali Kemal, Abdülhamit döneminde, 1895’te Paris’e kaçtı.
Burada hem İkdam
Gazetesi’nin muhabirliğini
yaptı hem de Siyasal
Bilgiler Okulu’nu
bitirdi. Paris’te Jön Türklere katıldı.
Ancak daha sonra onlardan ayrıldı. Hatta Jön Türklerin faaliyetlerini
saraya jurnalledi.
Celal Bayar
aynen şöyle diyor: “Ali Kemal istibdat devrinde
hürriyet mücahitlerini, Abdülhamit’in hafiyelerine jurnal ederdi. Mısır’da
bulunduğu sırada Prens Sabahattin ve babası Mahmut Paşa ile Jön Türklerden
Hüseyin Daniş Bey’i, Abdülhamit’in baş hafiyesi Ahmet Celalettin Paşa’ya gammazlamıştı.”
1919’da İleri Gazetesi’nde Celal Nuri ve
Yenigün’de Yunus
Nadi
, Ali Kemal’in Abdülhamit’e ihbarlar yazan bir jurnalci
olduğunu yazacaklardı. Ali Kemal’in saraya bu hizmeti karşılıksız
kalmadı.
1897’de Brüksel Elçiliği İkinci Kâtipliği’nde görevlendirildi.
1900’da Kahire’ye
geçti. 1908’de İstanbul’a döndü.


Ali Kemal, Meşrutiyet yıllarında
hem İkdam
Gazetesi’nde başyazarlık
hem de Mektebi Mülkiye’de
hocalık yaptı. Yine Celal Bayar’ın ifadeleriyle, Ali Kemal, “Yeni rejimin
modasına uymuş, herkesten ileri Meşrutiyetçi olmuştu
.”


Meşrutiyet
yıllarında Hüseyin
Cahit Yalçın,
Tanin Gazetesi’nde Ali Kemal’e, Abdülhamit’ten
aldığı paraları ne yaptığını
soran yazılar yazdı.


Ali Kemal çok geçmeden İttihat ve Terakki karşıtı
olup çıktı.


Mustafa Kemal-Ali
Kemal Savaşı


Atatürk, Milli Mücadele’de sadece işgalci
emperyalizmle
değil, yerli işbirlikçilerle de mücadele etti. İşte o yerli
işbirlikçilerden
biri de Ali Kemal‘di.


Ali Kemal, İttihat ve Terakki karşıtı ve İngiliz
yanlısı Hürriyet
ve İtilaf Partisi’ne
mensup bir gazeteciydi.


1919’da kurulan Birinci Damat Ferit Hükümeti’nde Maarif
(Eğitim) Bakanı
ve İkinci Damat Ferit Hükümeti’nde Dahiliye
(İçişleri) Bakanı
oldu.


İçişleri Bakanı Ali Kemal, 18 Haziran
1919’da illere bir genelge göndererek halkı “işgallere
karşı sessiz kalmaya
” çağırdı. Müdafaai Hukuk Cemiyetleri
kurulmasını
ve telgraflarının çekilmesini yasakladı. Milli
kuvvetlerin bastırılıp
dağıtılmasını
istedi.




İçişleri Bakanı Ali Kemal’in vilayetlere gönderdiği 23
Haziran 1919 tarihli gizli tamimde Atatürk’ün görevden alındığı ve emirlerinin
dinlenmemesi isteniyor.


Atatürk, 21/22 Haziran 1919 gecesi arkadaşlarıyla
birlikte Amasya
Genelgesi’ni
yayımladı.İçişleri Bakanı Ali Kemal, 23 Haziran 1919’da valilere
gönderdiği
gizli emirde, Atatürk’ün görevden alındığını, bu nedenle emirlerinin
dinlenmemesini
istedi.


Atatürk, 24 Haziran 1919’da Ali Kemal’i
padişaha şikayet ederek zaman kazanmaya çalıştı. Ali Kemal,
26 Haziran 1919’da bir genelge yayımlayarak “Milli ordu kurmanın ve milli
savunma hazırlamanın felaket olduğunu
” bildirdi. Halkı, orduya karşı
koymaya
çağırdı. “Askerlerin emirlerini yerine getirmeyiniz” dedi.


Baskılara
dayanamayan Ali
Kemal,
26 Haziran 1919’da İçişleri Bakanlığı’ndan istifa etti.


Ali Fuat Paşa, 27 Haziran 1919 gecesi bir karşı
genelge
yayımlayarak Ali Kemal’in düşmanla iş
birliği yaparak Türk Milleti’nin direniş gücünü kırmaya çalıştığını

belirtti. Ali Kemal’e Kazım Karabekir Paşa da tepki gösterdi. Atatürk ise
ordu
müfettişliği görevinin
sürdüğünü bildirdi.


Ali Kemal, önce Sabah, sonra Peyam, sonra da Peyamı Sabah gazetelerinde Atatürk’e ve
Milli
Mücadele’ye
adeta savaş açtı.


ARTİN KEMAL


Ali Kemal, 9 Kasım 1918’de Sabah’ta, “İngiliz
milleti kainatın en azimli milletidir. Osmanlı için (…) dışarıda İngiliz
dostluğu…
”diye yazdı.


15 Kasım 1918’de
Sabah’ta “İki
vatanımız var; biri vatanımız, diğeri Fransa”
diye yazdı.


18 Kasım 1918’de
yine Sabah’ta “Kurtuluşumuzu İtilaf siyasetinde görüyoruz” diye
yazdı.


Ali Kemal, 20 Mayıs 1919’da Fransız
Yüksek Komiserliği’ne
giderek Fransızlar kabul ederse hükümetin
Fransız
mandasını”
kabul edeceğini bildirdi.


Önceleri Fransız dostu
olan Ali Kemal, İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral
Webb’in
değişiyle “bir dönme hareketiyle İngiliz dostu oldu.


10 Ağustos
1920’de Osmanlı, Sevr Antlaşması’nı imzaladı. 13 Ağustos 1920’de Ali Kemal,
Peyamı Sabah’ta, Sevr’i savunarak “İtilaf devletlerinin teveccühünü
kazanmalıyız
” dedi. 3 Mayıs 1921’de Peyamı Sabah’ta “Daima
Avrupa’ya bağlıyız
” diye yazdı. 2 Ağustos 1921’de Peyamı
Sabah’ta, “Bolşeviklik
çukuruna yuvarlanan Ankara’nın arkasından ayrılmalıyız. Büyük devletlerle,
özellikle İngiltere ile uzlaşmalıyız
” diye yazdı.


Ali Kemal, İngiliz
istihbaratıyla
birlikte hareket ediyordu. İngiliz
Yüksek Komiserliği
Ataşemiliteri Tuğgeneral Wyndham H. Deeds ve Baş Tercüman
Andrew Ryan’la
sürekli görüşüyordu.


1918’de
İstanbul’da kurulan İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin ve Wilson
Prensipleri Cemiyeti’nin
yönetim kurulu üyesiydi. İngiliz
Muhipler Cemiyeti’nin
başındaki Sait Molla’nın Rahip Frew’e
yazdığı gizli
mektuplar,
Ali Kemal’in İngilizlere çalıştığını gösterdi. Örneğin, 5 Kasım
1919 tarihli 12.
mektupta
molla, papaza aynen şöyle diyordu: “Ali Kemal
Bey’in listeye alınması zaruridir. Bu kadar sırrımızı taşıyan bu zatı
gücendirirsek planlarımız olduğu gibi düşmanlarımızın eline geçer. Bu zatı
sıkça kollayınız.”
Başka bir mektupta ise “Ali Kemal’le
iş birliği halindeyiz”
cümlesi vardı.


Ali Kemal ve Sait Molla, gayrimüslimleri Kuvayı
Milliye aleyhine
kışkırtıyorlardı. Bu amaçla sürekli Rum ve Ermeni
patrikleriyle
görüşüyorlardı.


Ali Kemal, bağımsız bir
Kürt devleti
kurmak isteyen Kürt Şerif Paşa’yla
da birlikte hareket etti.


Ali Kemal, ayrıca İngilizlere yaranmak için “Sözde Ermeni
Kırımı”nı
savundu. İttihatçıların bu nedenle tutuklanıp
yargılanmalarını
istedi.


Koyu İngilizci Ali Kemal’e, Ermenilere yakınlığı nedeniyle “Artin Kemal
denildi.


Ali Kemal’in
Milli Mücadele ve Atatürk düşmanlığı


İçişleri Bakanı Ali Kemal, İzmir’in
işgali
karşısında düşmana direnmemeyi öğütledi. 22 Mayıs 1919’da “İzmir’de
sükun var, işgal geçicidir”
dedi. (İkdam)


1 Haziran 1919’da Bergama Kaymakamlığı’na gönderdiği bir yazıda “Yunanlarla
savaş halinde olunmadığını, işgallere fiilen karşı koymanın Barış
Konferansı’nda elimizi zayıflatacağını”
söyledi.


13 Ağustos 1919’da Peyam‘da şöyle yazdı: “Mustafa Kemal
Paşa askerlikten atıldı. Anadolu’da milli hareket perdesi altında tahriklerde
bulunan… Mustafa Kemal Paşa müstahak olduğu cezaya uğradı.”


28 Eylül 1919’da Peyam‘da şöyle yazdı: “Başta Mustafa
Kemal olduğu halde Anadolu’nun yeni Celalileri kimi aldatıyorlar? Güya milli
hareket millete hizmet imiş! Kimi aldatıyorlar?”


14 Kasım 1919’da Peyam’da şöyle yazdı: “Milli
hareketin iç yüzü çirkindir. Mustafa Kemal ve Rauf Bey ikbal hırsı içindedir.
Milli kuvvetler ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar.”


14 Aralık 1919’da Peyam’da şöyle yazdı: “Hâlâ
kırmakla, dökmekle, vurmakla bu devleti kurtaracağını sanan yontulmamış kafalar
var. Bu zırtapozların kafasına hakikati sokmak mümkün değil.”


Ali Kemal 1
Ocak 1920’den itibaren Peyamı Sabah’ta yazmaya başladı.


8 Ocak 1920’de şöyle yazdı: “Anadolu’da ne yaptığını bilmeyen
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının hareketine son verilmelidir.”


19 Ocak 1920’de şöyle yazdı: “Damat Ferit Paşa’nın izinden
gitseydik İstanbul tehlikesi olmayacaktı. Kurtarıcı Ferit Paşa yerine Mustafa
Kemal’in ardından gidiliyor. Müttefikler bize nasıl inanabilirler?


11 Şubat 1920’de şöyle yazdı: “Kuvayı Milliye nedeniyle Anadolu
felaketlere, zararlara uğradı.


30 Mart 1920’de şöyle yazdı: “Anadolu’daki zorbalar, İttihat ve
Terakki’nin birer aletidir.


9 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “Ciddi bir hükümet Kuvayı Milliye
denen o serserilerin hakkından gelir.


11 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “Yalancı milliyet davası şeriata
aykırıdır.


13 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “Anadolu Türkleri, şeriat hükmüne,
padişah fermanına dayanarak bu şaklabanlara hadlerini yakında bildirmelidirler
.”
Bu ifadeleriyle Dürrizade Abdullah’ın ihanet fetvasını savundu.


13 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “Mustafa Kemal’in, hırsından,
ihtirasından, zevkinden başka bir düşünce bilmez Selanik yadigarı olduğunu
öğrenmeyen kalmadı
.”


20 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “Kuyucu Murat Paşa Celalilere nasıl
muamele etmişse, Kuvayı Milliye’ye de öyle muamele edilmelidir… Saltanata bağlı
halim selim Anadolu halkı da Mustafa Kemal şakisine (eşkıyasına) haddini
bildirecek
.”


23 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “Teşkilatı Milliye sergerdeleri! Bu
mahluklar kadar başları ezilmek ister yılanlar tasavvur edilemez.”


25 Nisan 1920’de şöyle yazdı: “İdam! İdam! İdam! Mustafa Kemal
haydudu, Kazım Karabekir, Ali Fuat Beyler, Sami gibi çete reisleri…  Bu
haydutlar, İttihatçılardan daha adi, daha kötü oldukları için cezalarını da
daha evvel bulacaklar.


27 Nisan 1920 şöyle yazdı: “Anadolu’nun Kuvayı Milliye’den
temizlenmesi başarıyla ilerliyor. Hükümet 1550 esir aldı!”


7 Mayıs 1920’de “Mustafa Kemal’in Maskaralıkları” başlıklı bir yazı
yazdı.


28 Mayıs 1920’de “BMM küçük heriflerin eseridir” diye yazdı.


5 Ağustos 1920’de şöyle yazdı: “Hükümet önce Anadolu’nun henüz
istilaya uğramayan yerlerini Mustafa Kemallerden, Ali Fuatlardan; o ipsiz
sapsız, akılsız, fikirsiz zorbalardan, canilerden temizlemelidir.”


7 Ağustos 1920’de “Yunan ordusuna karşı çıkılmamasını” istedi.


11 Kasım 1920’de şöyle yazdı: “Harp! Harp! Bolşeviklerle el ele
vererek Ermenistan’a yürüdüler. Kars’ı, Gümrü’yü aldılar… Bu maceralarla
felaketlerimizi artıracağımıza şüphe olmasın
!” Böylece Türk
zaferinden rahatsız
olduğunu
gösterdi.


Kütahya Eskişehir Savaşları
sonrası o zor günlerde olabildiğince çirkin bir üslupla Atatürk’e
saldırmaktan
çekinmedi.


19 Ağustos 1921’de şöyle yazdı: “Mustafa Kemal; bu türedi, zamanı
uygun bulup hükümeti ele aldı, gaddar bir idare kurdu. Astı, kesti, ahaliyi
kasıp kavurdu, haraca kesti. İlk hamlede muvaffak oldu gibi göründü… Şimdi
Yunanlar Ankara kapılarına dayandılar. Konya isyan içindedir. Kastamonu ve
Kocaeli de düşmüş sayılır. Düşman Karadeniz sahiline asker çıkarırsa Mustafa
Kemal’e barınacak yer kalmayacak… Hesap sormak zamanı geldi.


Ali Kemal, Büyük Taarruz öncesinde bile Peyamı Sabah‘ta
milli harekete saldırmaya devam etti.


21 Mayıs 1922’de “Ankara’nın Yunan’ı denize dökeceği bir kuru vaattir”
diye yazdı.


9 Ağustos 1922’de “Yunanları denize dökmek bir rüya idi, hülya oldu. Vaatlere rağmen
Eskişehir bile kurtarılamadı”
diye yazdı.


18 Ağustos 1922’de “Milli hakimiyeti TBMM değil, ancak hilafet ve saltanat temsil
eder”
diye yazdı.


2 Eylül 1922’de “Üç seneden beri Anadolu’yu al kanlara boyayan bu mücadeleden
hiçbir zaman bir fayda göreceğimizden emin değiliz
” diye yazdı.


Ali Kemal’in “kazanılmaz”
dediği Büyük
Zafer
kazanıldı. 9 Eylül 1922’de Türk orduları İzmir’e
girdi.


Ali Kemal 10 Eylül 1922’de pes etti: “Gayeler bir
idi ve birdir!
” başlıklı bir yazı yazarak zaferi
alkışladı.
Bu onun son yazısı oldu. Gazeteden gönderildi.


Milli Mücadele
karşıtı tutumu nedeniyle öğrenci boykotu sonrasında diğer bazı hocalarla
birlikte İstanbul
Darülfünunu’ndan
da uzaklaştırılmıştı.


Ali Kemal, 5 Kasım 1922’de sivil polislerce İstanbul’dan
İzmit’e
kaçırıldı. 6 Kasım 1922’de Nurettin Paşa
t
arafından İzmit’te linç ettirildi.


Ali Kemal’in linç edildiğinin duyulması üzerine Mustafa
Sabri,
Rıza Tevfik, Mehmet Ali, Süleyman Şefik, Artin Cemal
(Konya Valisi) gibi Milli Mücadele karşıtları, İngiliz Elçiliği’ne
sığındı. 17 Kasım 1922’de Padişah Vahdettin de İngilizlere
sığınıp
ülkeden kaçtı.


İşte Boris’in dedesi meşhur Ali Kemal, nam-ı değer Artin Kemal bu!


Kaynaklar


1. Zeki Sarıhan, Kurtuluş
Savaşı Günlüğü
, I-II-III, Ankara 1993-1995.

2. Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk; Kendine Özgü Bir Yaşam ve Kişilik,
2. Bas, Ankara, 2008.

3. Salahi R. Sonyel, Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, C.
I-II-III, Ankara, 2008.

4. Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Pozitif Yayınları, ty.

5. Turgut Özakman, 1881-1938 Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi,
3. Bas, Ankara, 2009.

6. Cengiz Dönmez, Milli Mücadeleye Karşı Bir Cemiyet; İngiliz Muhipleri Cemiyeti,
Ankara, 2008.

7. Celâl Bayar, Ben de Yazdım; Milli Mücadeleye Gidiş, C.I-7-8,
İstanbul, 1997.

8. Osman Akandere, Hasan Ali Polat, Damat Ferit Paşa Hükümetlerinin Milli Mücadele Karşıtı Politikaları,
Ankara, 2011.

9.Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı’nda İkili İktidar, İstanbul, 2000.

10. Turgut Özakman, Vahdettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele, 6.
Bas, Ankara, 2007.

11. Mustafa Uzun, “Ali Kemal”, TDV İslam Ansiklopedisi, C.2, 1989,s. 405-408

12. Sabah, Peyam
ve Peyami Sabah Gazeteleri koleksiyonları
.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER