Pit
Kültürü

&
Seredniy
Stoh (SS) ve Yamnaya Kültürleri 




Dr. Valentyn Stetsyuk

Çev: Fatih Şengül



Son zamanlarda kimi bilim adamları (örn. Osman
Karatay, 2003) Eski Türklerin türeneğinin İç Asya
olması fikrine şüpheyle yaklaşırken, Mario Alinei
(2003) gibi başkaları da bu türeneğin Doğu Avrupa’da olabileceği
ihtimalini dile getirmektedir.




Hakikaten, Eski Türkleri MÖ IV. ve III.
binyıllarda Pontus bozkırlarında hüküm sürmüş Seredniy Stoh ve Yamnaya
kültürlerinin yaratıcıları olarak görmek için sebepler vardır. Bu durumda
Türkler Eski Hint-Avrupalıları Karadeniz bozkırlarından ve orman-bozkır
kuşağından çıkmak zorunda bırakmış ve burada MÖ V. binyıl sonlarında kendilerine
özgü Dinyeper-Donetz kültürünü yaratmışlardır.




Türk halkları arasında at yetiştiriciliğinin
geniş manada gelişimi dilsel verilerle de doğrulanmaktadır. Ortak Türkçe
kelimeler arasında at için iki kelime mevcuttur; beygir ve kısrak da ayrı kelimelerle
ifade edilir. Bu kelimelere ek ve bunlardan farklı olarak binici, kırbaç,
yular, üzengi, toynak, rahvan, yele, eğer vb. kimi adlar için de ortak
kelimeler bulunmaktadır. Vahşi atlar Herodot döneminde bile Karadeniz
bozkırlarında mevcuttu. Sonuçta, atların ilk olarak burada Eski-Türkler
tarafından evcilleştirildiğini öne sürmek için her türlü neden vardır.
Dinyeper’in sağ yakasındaki Türklerin komşuları Tripolye’lilerin vahşi atlarla
tanış olmalarına karşın, at Türkler tarafından kullanılmaya başlanmıştı. Zaten
Tripolye’lilerin iktisadi yaşamında at çok küçük bir yer tutuyordu.




Dinyeper ve Don ırmaklarıyla bu ırmakların
ayakları mersin, turna, levrek, yayın ve diğer balık türleri açısından oldukça
zengindi. Bu nedenle, balıkçılık SS insanı için özel bir öneme sahipti.
İnsanlar boynuzdan yapılma kancaları olan oltalar, ağlar, balık yakalama
tuzakları ve balıkçılık sepetleri kullanırlardı. SS kültürünün ortaya
çıkartılan pek çok yerleşim merkezindeki yemek kalıntıları içerisinde bol
miktarda yayın balığı puluna rastlanmıştır. Yayın balığı isminin çortan, çöke,
süyrük, sazan vb. diğer balık isimleri gibi pek çok Türk lehçesinde yaygın bir
şekilde bulunuşu ilginçtir. Tersine, Hint-Avrupa dilleri balık türleri için
ortak adlandırmaya sahip değildir ve bu diller kimi isimleri Türkçeden ödünç
almıştır. Örneğin, Doğu Slavca sazan, _abak Türkçe menşelidir. Latince sarda,
sardina da köken itibariyle Türkçe _ortan’dan gelmiş gözüküyor. Tüm bunlar
Türkler arasında uzunca bir geçmişe sahip olan balıkçılık geleneğinin Eski Türk
topluluğu dönemine kadar gittiğine delil teşkil etmektedir. Bu sebepten
Türklerin türeneği İç Asya’nın susuz bozkırlarına yerleştirilemez.




SS (ahşap-mezar) kültürü temelinde gelişmiş
Eski Pit
(oyma-mezar) kültürü MÖ 2500’lü yıllardan 1900’lü yıllara kadar
yaşamış ve SS kültürü kadar geniş bir alanı içine almıştır. Açıkça,
türeneklerinden ayrılan Türk kabilelerinin ilki olan bu insanlar Bulgarlar ve
günümüz Çuvaşların atalarıydılar.




Pit kültürünün seviyesi, mezarlarda metalden
yapılma sanat eserlerinin çok nadir olmasına karşın, SS kültürü kadar
yüksektir. Besbelli, eski madeni araç gereçler eritilerek yenilerini elde
etmede kullanılmıştır. Pit halkının metalurji faaliyeti, alaşımlı karışımı
olmayan, Güney Ural ve Kafkaslardan çıkarılan bakırın kullanımına
dayalıydı. Pit halkı kendi topraklarının doğusunda, koyun yetiştiriciliğinin
iktisadi yapılarında egemen olduğu büyükbaş hayvancılıkla uğraşan kabilelerle
temasa girdiler.




M.Ö III. binyıldan itibaren Pit halkının
Tripolye kültürünün sol yakasından Dinyester havzasına kitlesel geçişi başladı.
Bu, kimi özellikleri açıkça Pit kültürüne has, Tripolye kültürünün Usatovo
grubunun varlığıyla da doğrulanmaktadır.




Dinyester havzasındaki Pit halkının bir
kısmı daha da kuzeybatıya, Orta Avrupa’ya göç etti. Atı binek aracı olarak
kullanarak hızlı bir şekilde uzak mesafelere yerleştiler. Yerli halklar
üzerinde kültürel etkide bulunup, yeni kültür sahaları oluşturdular. Onlar
tanınmış şeritli seramik kültürlerinin bir kısmının yaratıcılarıydılar. Bu
halkın Hint-Avrupa kökenli olduğuna dair bir görüş vardır, fakat son
araştırmalar onların Eski Türkler olduğunu göstermiştir
(Stetsyuk,1998).



  Bundan
başka, Pit halkının büyük bir kısmı Don’u geçip Volga havzasına, Kuzey
Kafkasya’ya ve öteye, Kazakistan bozkırlarına yayıldılar. Bunlar Oka ve Volga
havzasındaki Fatianova ve Balanova kültürlerinin yaratıcıları olabilirler. Bu
kültürler savaş baltası şeritli seramik kültürlerinin bir başka
şekli olarak kabul edilir. Balanova kültürü M.Ö. II. binyıl boyunca kabaca
günümüz Tataristan topraklarında var olmuş, yerli halkın iktisadi ve kültürel
gelişimine ekseriyetle tesirde bulunmuştur. Muhtemelen Balanova kültürünün
yaratıcıları şimdiki Kazan Tatarlarının atalarıydılar. Kazakistan içlerine
yayılan Eski Türk Pit kabileleri bu alan içinde Andronova kültürünü yarattılar.
Burada İç Asyalı halklarla karışıp kaynaştılar.


 


“Güney Sibiryalı halk grubu İç Asyalı Mongoloid gruplarla
Paleo-Avrupalı türün temsilcilerinin
(özellikle
Bronz çağında Güney Sibirya’da ve Kazakistan’da yayılmış Andronova kültürü
nüfusunun) karışımının ürünüydüler”.





Bir diğer çalışma Moğolistan topraklarında
tâ M.Ö III. binyıl sonlarından beri iki büyük bağımsız kabile birliğinin var
olduğunu ortaya koymuştur. Bu birliklerden biri, doğu kesimini oluşturanlar,
Mongoloid nüfusla ilişkiliydi. Ötekisi, yani batı kısmını temsil edenler ise
Avrupai kökene sahipti. Tüm Türk dili konuşan halkların muhtemelen yeni antropolojik
grupları kendi bünyelerine çekerek fiziki manada değişime uğramasına karşın,
Türk sahasının batı kesimini oluşturan topluluklar Mongoloid unsurlarla
melezleşmeden uzak kaldılar. Bu Türkler yalnızca Orta Asya, Anadolu ve Doğu
Avrupa’daki öteki Avrupai tiplerle karıştılar.




Hepsi : Makaleye Ulaş



Resim : Resime Ulaş



Pit Evleri
(İngilizce) :
Wiki’den Kontrol Et




Kızılderili Pit
Evleri (İngilizce) : Makaleye
Ulaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet