TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI & KUVAYI MİLLİYE


OYA ADIYAMAN : YUNAN KUVVETLERİNİ TAŞIYAN GEMİLER




E-POSTA : oyadiyaman@hotmail.com 

08 Eylül 2019




Dünü Okuyor Bugünü Yaşıyoruz… Yunan işgal
kuvvetlerini taşıyan gemiler saat 7.30’da limana girdiler.


İlk işgalci saat 08.40’da karaya çıktı.


Yunanlıları İzmir’in yerlisi Rumlar limanda
sevinç gösterileri yaparak karşıladı.


Metropolit Hrisostomos Yunan bayrağını öptü ilk
çıkan işgal taburunu abartılı bir törenle “takdis “etti tuz serpti.


Sonrasında askerlere şöyle seslendi: Asker
evlatlarım!


Bugün ecdat topraklarını yeniden fethetmekle
İsa’nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz.


Bu uğurda ne kadar Türk kanı döküp içerseniz o
kadar sevaba girmiş olacaksınız.


Ben de bir bardak Türk kanı içmekle onlara
karşı kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım.


Haydi buyurunuz bütün Azizler sizin arkanızda
olacak atalarınızın toprakları sizi bekliyor.


Sözde din adamının söylediği içilecek Türk kanı
savaş meydanlarında olmayan masum kadın ve çocukların kanıydı.


15 Mayıs’ta İzmir’in işgal edilmesi başlayan
kara günler 3 5 yıl devam etti.


Türk balıkçılar sandalcılar zincirlere bağlanıp
denize atılıp öldürülmeye başlandı.


Sanat okulu öğrencisi İhsan boğazlanarak
öldürülüyor Sütçü Ahmet Ağa Cedit mahallesinde parçalanıyor karakolda polisler
boğazlanıyor direnenlerin bir kısmı kuyuya atılıyor yakalanan askerler ya
kurşuna diziliyor ya da bıçaklanıyordu.


Bugün Yunan yenseydi diyebilen sözde tarihçiler
Yunan işgali sırasında neler yaşandığını gerçekten biliyorlar mı çok merak
ediyorum?


Mesela; İstanbul Hükümeti’nin İçişleri
Bakanlığı tarafından” Türkiye’de Yunan Fecayii” adıyla yayınlanan iki ciltlik
işkence kitabını okudular mı?


Orhangazi’de çırılçıplak soyulan erkekler
ellerine kırbaçlar verilerek kendi eşlerini dövmeye zorlanmışlar.


(15 Ekim 1921 tarihli rapor) Yerli Rumlarla
birlikte Çınarcık köyüne çeviren Yunanlılar anneleri erkek evlatlara peşkeş
çekmek istemişler fakat ölüm pahasına yapmayan delikanlıları süngüleyerek
öldürmüşler.


Süngü ucuna taktıkları bebekleri kuzu tandır
kızartır gibi ateşlere tutmuşlar.


Genç kızların göğüslerini keserek kebap
yapmışlar.


Çınarcıkta öldürülen 24 kişinin ölüm şekilleri
ve adları 24 Nisan 1921 tarihi raporda yer almaktadır.


Cihanköy’de 5 yaşına kadar olan çocuklar
evlerinden toplanarak annelerin gözü önünde süngüye takılıp diri diri ateşe
atılmışlardır(19 Ekim 1921) Yukarıda yazdıklarım yaşanılanların sadece birkaç
tanesidir.


Her dönemde olduğu gibi o dönemde de savaşın
tüm çirkinlikleri kadınlara ve çocuklara yaşatılmıştır.


Bu kara günler yaşanırken Osmanlı İstanbul
Hükümeti neler yapıyordu peki?


İstanbul Hükümeti 11 Nisan günü işgalcilerin
isteğini yerine getirir.


Milliyetçileri ve liderlerini suçlayan bir
bildiri yayımlar.


Bu bildiride Milli Mücadelecileri ”çıkarcılar
bozguncular asiler vatan hainleri millet düşmanları” diye nitelendirmekte ve
asker ve para toplamanın yasalara ve Allah’ın buyruklarına ileri olduğunu
söylemektedir.


Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’da 11 Nisan’da
fetva imzalayarak yayınlar.


“Padişahtan izinsiz olarak işgalcilere karşı
direnen milliyetçileri tek tek ya da toplu olarak öldürmek din gereği ve
görevidir.


Bu uğurda ölenler şehit öldürenler gazi
sayılır.”


Bu fetvanın ve buna benzer fetvaların
yayınlanması üzerine bazı gözü dönmüş kişiler 3 Mayıs sabahı Bolu’da Binbaşı
İhsan’ı şehit ettiler.


Ellerine geçirdikleri askerleri sokak ortasında
kırık camlarla kestiler.


Bolu’da kalan Abdülkadir adında çok genç bir subayı
da soyarak ve işkence yaparak Bolu sokaklarında gezdirdiler.


Vücudunu delik deşik edip belediye binası önüne
attılar.


Genç subayın çok yarası vardı her yeri delik
deşikti ama ölmemişti.


Ertesi gün kımıldadığını evinin penceresinden
gören doktorun hanımı eşine haber verdi ve hastaneye kaldırıldı.


Bunu duyan gözü dönmüş kişiler hastaneyi basıp
subayın başına ip geçirerek sokaklarda sürüyerek öldürdüler.


İnsan düşmanın ihanetini anlıyor da kendinden
kişilerin yaptıklarını maalesef kabullenemiyor.


15 Mayıs’ta İzmir’e giren düşmanın işgali 9
Eylül Cumartesi sabahı Süvari Kolordusunun marşlar söyleyerek İzmir’e girişiyle
son buldu.


Hükümet konağına Türk bayrağını Yüzbaşı Şeref
Kışlaya Yüzbaşı Zeki Doğan Kadifekale’ye Asteğmen Besim çekti.


İzmirliler de bugün için sakladıkları
bayrakları çıkarmışlardı.


Her yer bayraklarla donatıldı.


Kaldırımları dolduran halk ağlıyor alkışlıyor
çılgınca bağırıyordu.


O günün sonunda İzmir’i dürbünle izleyen
Mustafa Kemal İsmet Paşa’ya dönüp “Biliyor musun bir rüya görmüş gibiyim” dedi.


“ Haklısın.


Bu kadar mucize olağanüstülük harikalık ancak
bir rüyada yaşanabilir” dedi.


Dünü okuyor bugünü yaşıyoruz.


Dünü okurken bize bir rüyayı yaşatan
kahramanları da kâbusu yaşatan hainleri de görüyoruz.


Tıpkı bugün de olduğu gibi.


İzmir’in dağlarında o çiçekler hep açtı hep
açacak.


Mustafa Kemal adı illel ebet mücevher taşa
yazılacak.




LİNK : https://www.yurtgazetesi.com.tr/yunan-kuvvetlerini-tasiyan-gemiler-makale
16767.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir