TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & NOSTALJİ

Mütareke
İstanbul’unun Paralel Yargısı & DİVAN-I HARBİ  ÖRFİ & BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY’İN
İDAMI

Av. Hüseyin Özbek

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı

Bir Mütareke Yargıcı Portresi: Nemrut Mustafa
Paşa

Mütareke döneminde birden fazla sıkıyönetim
mahkemesi faaliyet göstermiştir. Dersaadet  Divan-ı Harbi Örfisi veya 1.Nolu Mahkeme
diye anılan, İttihat ve Terakki mensuplarını yargılayan mahkeme reisliğine
Mahmut Hayret Paşa’nın istifası üzerine Mustafa Nazım Paşa atanır. Üyeler, Mirliva
Zeki Paşa, Mirliva Mustafa Paşa, Mirliva Ali Nazım Paşa, Mirliva Recep Ferdi
Bey’den oluşmaktadır. İngilizleri memnun etme ve bütün taleplerini, ülkesine
ihanet pahasına ziyadesiyle karşılamayı siyasetinin temeli yapan Damat Ferit
Hükümetinin teşkil ettiği mahkemenin adil bir yargılama yapması mümkün değildi.
Mahkeme Başkanı Mustafa Nazım Paşa’nın 4 ay reislik yaptıktan sonra üçüncü
Damat Ferit Paşa hükümetinde Harbiye Nazırlığına atanması mahkeme ile siyasi
iktidar arasındaki ilişkinin derecesini gösterir çarpıcı bir örnektir. Erzurum
Kongresi esnasında 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’ den Mustafa Kemal’in
tutuklanmasını isteyen bu Nazım Paşa’dır. Bu mahkemenin üyelerinden halkın
Nemrut adını taktığı Mirliva Mustafa Paşa (Kürt
Mustafa Paşa)
sanıklara karşı ön yargılı davranıp savunma haklarını
kısıtlamasıyla, düzmece belgeler üretmesiyle, yalancı tanıkları
yönlendirmesiyle ibretlik bir örnektir. Üyesi 
olduğu mahkeme, yargılananlardan sabık İttihatçı iktidarın şeyhülislamı Musa
Kazım Efendi’ye idam yerine 15 yıl kürek cezası verince böyle bir şahıs için ne
yargılama yapmaya, ne de Kanun-u Esasi’ye uymaya gerek olmadığı, sorgusuz
sualsiz idamı gerektiğine ilişkin beyanıyla, kürek cezasına ilişkin kararı idam
şerhiyle imzalaması okurlarımıza yeterli fikir verecektir.

İngiliz güdümlü Yargının Masum Kurbanı: Kemal Bey

Divan-ı Harbi Örfi’nin ilk yargılaması Yozgat
davasıdır. 1915 Ermeni Tehciri uygulamasından sorumlu tutulan Boğazlıyan
Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey’in 2 Şubat 1919’da başlayan
yargılaması 8 Nisan 1919’da idam hükmüyle sonuçlanır. Düzmece tanıkların
yönlendirilmesinde, sanığa savunma olanağı tanınmamasında üye Nemrut Mustafa
Paşa’ nın çabaları dikkat çekicidir. 10 Nisan 1919’da Beyazıt meydanında cezanın
infazından önce Kemal Bey halka seslenir: “Sevgili
vatandaşlarım; ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim, vazifemi
yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki ben masumum. Son sözüm bu
gün de bu olacaktır, yarın da bu olacaktır. Yabancı devletlere yaranmak için
beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet!”
Kemal
Beyin cansız cesedi darağacında sallanırken Taşnakçı Ermeniler sehpa önünde
sevinç gösterilerinde bulunmaktadırlar.

Şehitlere “Köpek
Ölüsü”
diyen alçak

Mustafa Paşa’nın 26 Ağustos 1919’da ilk dönem
mahkeme üyeliğinin sona ermesiyle Damat Ferit tarafından ödüllendirilerek 25
Eylül 1919’da tayin edildiği Bursa Valiliğinden onuncu gününde kovulma nedeni
hayli ilginçtir! Valilik makamında yaptığı konuşmada; “1. Dünya savaşında şehit düşen Türk askerlerinin meşru olmayan bir
savaşta hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle bırakın şehit olmayı, köpek
ölüsünden farkları bulunmadığını”
söylediğini duyan halk,  Vilayet konağına dayanınca Bursa’yı apar
topar terk ederek soluğu İstanbul’da alır! 
Ermeni Tehciri sorumlularının bir an önce cezalandırılması için sürekli
hükümeti sıkıştıran İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral Webb’e, Damat Ferit’in;
” Şimdi güvendiğim yeni bir mahkeme
kurdurdum”
sözünü boşuna söylemediği kısa zamanda ortaya çıkar: 16 Nisan
1920’de Damat Ferit mahkeme başkanlığına gerçekten de güvendiği birini, Nemrut
Mustafa Paşayı tayin etmiştir. Damat Ferit hükümetlerinin özelliği medrese Kürt
ittifakını iktidara getirmesidir. Ayan Meclisi ve bürokrasiye Kürt Teali
-yükselme- Cemiyeti ve Teal-i İslam Cemiyeti mensuplarını doldurmuştur.
Medreseyi Şeyhülislam Mustafa Sabri, Kürtçü kümelenmeyi Ayan üyesi Seyit
Abdülkadir temsil etmektedir. II. Abdülhamit döneminde Hariciye Nazırlığı ve
Şura-yı Devlet Reisliği görevlerinde bulunan Kürt Sait Paşa’ nın ve 15 Mayıs
1919’da İzmir valisi olarak, halka Yunan işgaline direnmemeyi telkin eden Kambur
İzzet’in kardeşiyle evli olan Nemrut 
Mustafa Paşa, mütareke döneminde olsun, Yüz ellilik olarak yurt
dışındaki sürgün döneminde olsun, üyesi olduğu Kürdistan Teali Cemiyeti ile
aynı doğrultuda davranmıştır. İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold’un; “Bu Kürt önderi iyi yönetilirse, Irak’ taki
İngiliz yetkililerine yararlı olabilir”
dediği Nemrut  Mustafa’ nın, 
Emin Ali Bedirhan ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti Başkanı Sait Molla ile
birlikte İngiliz Yüksek Komiserliği görevlilerinden Andrew Ryan’ı ziyaret edip,
İngiliz Mandaterliği altında Kürtlere özerklik isteminde bulunduğunu
okurlarımıza hatırlatmakla yetinelim. (S.R.Sonyel,
Türk Kurtuluş Savaşı)

Milli Mücadeleye Karşı Damat Ferit’in  Hukuk Silahı

23 Nisan 1920’de kabul edilen bir kararname ile
Divan-ı Harbi Örfilerin görev alanı genişletilir. Tehcir davalarına ek olarak
memleketin iç ve dış güvenliğini bozanların da Divan-ı Harbi Örfi
mahkemelerinin yargı yetkisinde olduğu belirtilir. Kararname doğrultusundaki
çalışmalar asıl amacın ne olduğunu kısa sürede göstermeye başlar: 14 Mayıs 1920’de
Mustafa Kemal Paşa, Kara Vasıf Bey, Ali Fuad Bey, Alfred Rüstem Bey, Dr. Adnan
Bey ve Halide Edip Hanım, Nemrut Mustafa Paşa başkanlığındaki mahkeme
tarafından; “Kuva-yı Milliye adı
altında fitne ve fesat tertip ettikleri, halktan zorla para aldıkları, asker
topladıkları için”
gıyaben idama mahkum edilirler. Karar padişah
tarafından onaylanır, 24 Mayıs 1920 tarihli Takvim-i Vekayi’de (Resmi Gazete) yayınlanır. Mahkeme 19
Haziran 1921 tarihine kadar Kuva-yı Milliye nedeniyle 823 kişiye çeşitli
cezalar verir.

Paralel Yargının bir başka cinayeti: Urfa
Mutasarrıfı Nusret Bey

Sadrazamın güvenli mahkemenin reisliğine atadığı
Nemrut Mustafa, Damat Ferit’in güvenini boşa çıkarmaz: Ermeni Tehciri nedeniyle
yargılanan Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’i idam etmeyi kafasına koymuş olan
Nemrut Mustafa, ortada delil, tanık olmayınca yaratmaya girişir. 29-30 Nisan
1920 tarihlerinde Serbesti ve Peyam-ı Sabah gibi mütareke matbuatına verdiği
ilanlarla tanık arama çabaları, tanık temini ve mahkemeye celbinde Patrikhane
ile giriştiği yakın işbirliği sonuçta 
meyvelerini verir. Nusret Bey’ in savunmaları ve ileri sürdüğü deliller
dikkate alınmaz. Aslında delil sunma ve savunma yapmasına olanak ta tanınmaz.
24 Haziran 1920’de yargılama sona erer. Başkan ve üyelerden  Kaymakam 
Fettah Bey idam kararında ısrar ederler. Diğer üyeler Recep Paşa, Recep
Bey ve Ferhat Bey ise 15 yıl kürek cezası isteminde bulunurlar. Üçte iki
çoğunluk kararına göre 4 Temmuz 1920 tarihli kararla sanık 15 yıl kürek cezasına
mahkum edilmiş ve ilam imzalanmıştır. Nusret Bey, Mustafa Paşa’nın kendisine
olan düşmanlığının Ergani’de görev yaparken zararlı çalışmalarını gördüğü Kürt
Muhadenat Cemiyeti’ni kapatmış olmasından kaynaklandığını yakınlarına
söylemiştir. Nusret Bey’i idam etme ısrarından vazgeçmeyen Nemrut Mustafa
mahkeme üyelerinden Ferhat Bey’i; “Sen
bizim işimize engel oluyorsun, seninle teşrik-i mesai edemeyiz”
diyerek
üyelikten çıkarıp yerine Miralay Niyazi Bey’i tayin ettirir. Patrikhane
aracılığıyla yeni yalancı tanıklar bulur. Daha önce kürek cezası için imza
koyan Recep Paşa ile Recep Bey’e de etki ederek 
kararını idamdan yana değiştirir. Sonuçta bir suç nedeniyle ortaya iki
karar çıkar ! O günlerde aralarında Nusret Bey’in de bulunduğu Tehcir
sanıklarını Malta Adasına götürmek için Bekirağa Bölüğüne gelen İngiliz
subayına; “Hepsini götürünüz, Divan-ı
Harb adına rica ediyorum. Nusret’i bırakınız. Çünkü onun idamı tasdike gitti.
Yarın ya da öbür gün idam edeceğiz”
diyerek engeller. Bu hukuk faciası
sonucu Nusret Bey 5 Ağustos 1920’ de Sevr Antlaşması’ndan 5 gün önce idam
edilir !

Bağımsız 
Yargının Kaynağı Bağımsızlıktır

Mütareke İstanbul’undaki Tehcir Yargılamaları
kuşkusuz daha uzun incelemelerin konusudur. İşgal altındaki bir ülkenin işgalci
işbirlikçisi yönetimince oluşturulan mahkemelerindeki adil olmayan
yargılamalar, yargı tarihimizin utanç sayfaları olarak yerini almıştır.
Ankara’nın yürüttüğü bağımsızlık savaşı Mütareke tutsaklarının da, Malta
tutsaklarının da özgürlüğünün yolunu açmıştır. Divan-ı Harbi Örfiler, bağımsız
yargı için önce bağımsız bir ülke, bağımsız bir ulus olmak gerektiğinin, bunun
dışındakilerin sömürge yargısı olacağının acı örnekleri olarak bu gün için de
isteyenler için gerekli derslerle doludur.

Kaynakça

1) Tehcir Yargılamalar› : Osman Selim Kocahanoğlu
– Temel Yayınları

2) Bilal Şimir : Malta Sürgünleri – Bilgi
Yayınevi


































































3) Dr. Feridun Ata : Süleymaniyeli Nemrut Mustafa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir