Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


MUSTAFA SOLAK : TÜRK TARİH KURUMU’NDAN
VAHDETTİN ÇARPITMASI


Türk
Tarih Kurumu’nun 2014 yılında yaptırdığı padişah Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de
İstanbul’u terk etmesiyle ilgili “Ayrılış”[1] isimli kısa belgesel, tekrar
gündeme gelince tepki arttı.

Film, Vahdettin’in Atatürk’ü milli mücadeleyi başlatması için görevlendirdiği
ve vatanı kurtarmak, Sevr’i onaylamamak için emperyalistlerle nasıl mücadele
ettiği üzerine kurgulanmış.

Film, tarihi gerçeklere aykırı. Vahdettin ayrılmadı, kaçtı. Atatürk’ü Kurtuluş
Savaşını başlatması için değil, engellemesi için yolladı. Sevr’i onaylamamak
için İngilizlerle mücadele eden Vahdettin’in, İngiliz gemisine neden bindiğini
de açıklasalardı bari!

Açınız, Nutuk’u okuyunuz. Ya TTK ya Atatürk doğru.

Filme gösterilen tepkinin onda birini ders kitaplarına göstermiyoruz. Bu yılın
ders kitaplarını eğitim sendikaları bile incelemiyor. Vahdettin’in bu
belgeseldeki “paşa, paşa memleketi kurtarabilirsin” ifadeleri kitaplarda var.
Vahdettin’in emperyalizm işbirlikçiliği gizlendi. Kurtuluş Savaşı’na karşı
halife ordusu hazırlama suçundan kurtarılıp tüm suçlar Sadrazam Damat Ferit’e
yüklendi. “Kurtuluşta payı var” algısı yaratıldı. Milyonlarca öğrenciye Lise ve
Ortaokul “TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitaplarında okutuluyor.


Vahdettin,
Atatürk’ü, ondan kurtulmak için Samsun’a yolladı


Tarih
ders kitaplarında cumhuriyet tarihimiz çarpıtılıyor. 12. Sınıf TC İnkılâp
Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabının 62. sayfasında “Mustafa Kemal Paşa
anlatıyor” başlığı altında şu şekilde yer almıştır:

“Yıldız Sarayı’nın ufak bir odasında Vahdettin’le diz dize denecek kadar
oturduk. Onun sağında hemen dirseğini uzatarak dayandığı bir masa üstünde bir
kitap vardı. Odanın Boğaz’a doğru açık penceresinden gördüğümüz manzara şu idi:
Yan yana demirlemiş birkaç sıra zırhlı. Cephe topları sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuştu.
Söze Vahdettin başladı:

-Paşa, Paşa, şimdiye kadar devletimize çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık
bu kitaba girmiştir. Elini demin bahsettiğim kitabın üstüne basarak

– Tarihe geçmiştir. O zaman masa üstündeki kitabın tarih kitabı olduğunu öğrendim.
Soğukkanlılık ve dikkatle dinliyordum.

– Bunları unut, dedi. Şimdi yapacağın hizmet, şimdiye kadar yaptıklarından
mühim olabilir. İstersen devleti kurtarabilirsin.

– Hakkımdaki teveccühünüze teşekkür ederim. Memleketi kurtarmak için elimden
geleni yapacağıma şüphe etmeyiniz.”[2]

Oysaki Atatürk, İngiltere Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 7. maddesi uyarınca
Karadeniz’i işgal etmesin diye bölgedeki silahlı Türk direnişçilerine engel
olunması için yollanmıştı. Önceki ders kitabında bu şekilde anlatılıyordu ama
çıkarıldı. Hatta Atatürk’ün vatanın kurtarılması için padişah ve hükümetten
fayda olmadığından dolayı Şişli’deki evinde, ülkemizin kurtuluşu ile ilgili
olarak güvendiği arkadaşlarıyla toplantılar düzenlediğine, İstanbul emperyalist
işgal altında olduğundan buradan bir an önce ayrılması gerektiğine dair
cümleler kaldırıldı.

Geçen yılın ders kitabında Atatürk’ün Samsun’a çıkış gerekçeleri şöyle
verilmişti:

“Sonunda etkin bir savaşın Anadolu’da yapılabileceğini anlayarak Anadolu’ya
geçiş yollarını aramaya başladı. Bu dönemde Yunanlıların kışkırtmasıyla
özellikle Trabzon ve Samsun’da bir Rum Pontus Devleti kurulması çalışmaları
yapılıyordu…Osmanlı Hükûmeti, Samsun ve çevresindeki karışıklığı önlemek için
bu görevi Mustafa Kemal Paşa’ya önerdi. Böylelikle Mustafa Kemal Paşa’yı
İstanbul’dan uzaklaştırarak onun gizli çalışmalarını da önleyebilecekti.”[3]

Yeni ders kitabında ise bu ifadeler kaldırılarak Atatürk’ün Samsun’a gönderiliş
gerekçelerinden; bölgedeki Türk direnişçilere engel olması, İstanbul’dan
uzaklaştırılarak milli mücadeleyi örgütlenmesinin önlenmek istenmesi amaçları
gözden uzak tutuldu.

Görüldüğü gibi devrim tarihimiz çarpıtılarak padişah, halife ekseninde bir
tarih kurgulanıyor ve Atatürk önemsizleştiriliyor. Bu gidiş, Atatürk’ün
Vahdettin’in emirlerine karşı çıktığı yönündeki tarih tezlerinin de daha fazla
gündeme getirilmesine neden olacaktır.


Padişahın
emperyalizm işbirlikçiliği saklandı


Mondros
Ateşkes Anlaşması’nın uygulanışı karşısında Osmanlı Devleti’nin tutumu ele
alınırken padişahın işgalci devletlere, özellikle İngiltere’ye boyun eğen
işbirlikçi tavrı gizlenerek, işgallerden Osmanlı Hükümeti sorumlu
tutulmuştur.Atatürk’ün Vahdettin’in şahsını ve tahtını korumaya çalıştığını
söylediği ifadeler kitapta şu şekilde yansıtılmıştı:

“ ‘ … Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin… Şahsını ve bir de tahtını
koruyabileceğini hayal ettiği Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükûmet
aciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla
birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı…’ ”[4]

Yeni ders kitabında bu ifadeler çıkarıldı.

Geçen yılın “8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitabındaki
“Türkler padişahın buyruklarına uymaktan vazgeçtiler. Mustafa Kemal’e her
yandan yardım yağmaya başladı” ifadeleri kaldırıldı.[5]

Yeni kitapta suç padişaha değil hükümete şu şekilde yüklendi:

“Ülkede her geçen gün şartların ağırlaşması ve Damat Ferit Hükûmetinin işgaller
karşısında sessiz kalması halkın tepkisine neden oldu.”[6]

“Vahdettin işgale son vermesi, vatanı kurtarması için Mustafa Kemal Paşa’yı
Samsun’a yolladı” algısı yaratmak için aşağıdaki cümleler yazıldı:

“Mustafa Kemal Paşa İstanbul’da kaldığı günlerde Padişah Vahdettin ve hükûmet
yetkilileriyle görüştü. İstanbul’da bulunan Kazım Karabekir, Rauf Bey, Ali Fuat
gibi vatansever subaylarla toplantılar yaptı. Bu toplantılarda ülkenin durumunu
görüşüyor ve kurtuluş çareleri arıyorlardı.”[7]

Oysa önceki ders kitabında Atatürk’ün Samsun’a çıkışının padişahın bağımsızlık
istenci ile olmadığı şu şekilde anlatılıyordu:

“ O, Samsun’a vardığı gün ülkemizin içinde bulunduğu durum ile ilgili Büyük
Nutuk’ta şunları söylemiştir:

‘Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri
tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu
kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı
Devleti, onun istiklali, padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamı
kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.’ ”[8]


Milli
mücadeleye karşı suçlar Damat Ferit’e yüklendi


Yeni
ders kitabında vatanın düşman çizmesi altında bulunmasının, Kuvayi Milliye’ye
kaşı isyan örgütlenilmesinin, Atatürk’ün ve milli mücadeleye katılanların
“hain” ilan edilmesinin suçu sadece Osmanlı Hükümetleri’ne, özellikle Damat
Ferit’e yükleniyor. Padişahın olumsuz rolünden bahsedilmeyerek padişah şu
cümlelerle aklanıyor:

1. “Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Osmanlı toprakları, İtilaf Devletleri
tarafından işgal edilmeye başlandı. Bu duruma Osmanlı devlet adamlarının,
özellikle de Damat Ferit Paşa Hükûmeti’nin seyirci kalması, üstelik halka
sükûnet tavsiye etmesi, halkın harekete geçerek kendini savunmasını gerekli
kıldı.”[9]

Osmanlı devlet adamları arasında Damat Ferit açıkça belirtiliyor da padişah
Vahdettin neden belirtilmiyor?

2. “İngiliz Muhipleri Cemiyeti: İngilizlerin desteği ile İstanbul’da
kurulmuştur. Millî varlığa düşman cemiyetler arasındaki en etkililerinden
biridir. Başta Sadrazam Damat Ferit Paşa ve bazı devlet adamlarınca
desteklenmiştir.”[10]

Vahdettin de bu cemiyetin üyesi ve destekçisi ama söylenmiyor.

3. “İşgallere karşı gösterilen tepkilerden rahatsız olan İngilizler, Damat
Ferit Paşa Hükûmeti’ne baskı yaparak Mustafa Kemal’in geri çağrılmasını istedi
(8 Haziran 1919).”[11]

8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında Erzurum
Kongresi’nin anlatıldığı ünitede “Mustafa Kemal Paşa, 8-9 Temmuz gecesi Hükûmet
tarafından görevden alındı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa aynı gece
Padişah’a ve Harbiye Nezaretine çektiği telgraf ile resmî göreviyle birlikte askerlik
görevinden de ayrıldığını bildirdi”[12] ifadesiyle sanki telgrafın diğer
tarafında padişah yokmuş ve sadece hükümetle yazışmışlar gibi ele alınıyor.
Oysa önceki ders kitabında Atatürk, “Anadolu içindeki bütün isyan teşkilatı,
bütün düşmanlar ve Yunan ordusu, el birliği ile aleyhimizde faaliyete geçtiler.
Bu ortak saldırı politikasının talimatı da Padişah ve Halifenin, düşman
uçakları da dâhil olduğu hâlde, her türlü vasıtalarla memlekete yağdırdığı
padişaha karşı ayaklanma fetvasıydı”[13] sözüyle padişahın işbirlikçi rolünü
sergiliyordu. Dahası kitapta “padişah ve onun hükûmeti milletin haklarını
korumaktan uzaktı”[14] deniyordu. Vahdettin’in Kurtuluş Savaşı sonrası
İngilizlere sığındığı belirtilerek emperyalizm işbirlikçiliği
gösteriliyordu.[15]

Daha Samsun’a çıkalı 20 gün olmadan işgalci devletler, Atatürk’ün milli
mücadele verme amacını anlayarak padişah ve hükümetten İstanbul’a çağrılmasını
istemişlerdi. Hem “Atatürk’ü Samsun’a vatanı kurtarması için padişah yolladı”
demeye getireceksiniz hem de “bundan padişahın haberi yokmuş” gibi
yansıtacaksınız. Ne kadar çelişkili ifadeler değil mi!

4. 12. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında “8 Temmuz
1919’da İstanbul Hükûmeti’nden gelen telgrafta resmi memuriyetine son verildiği
bildirilirken, Padişah’tan gelen bir başka telgrafta da iki ay süreyle hava
değişimi alarak seçeceği bir kentte dinlenmesi istendi. Bunun üzerine Mustafa
Kemal Paşa, sine-i millete dönme kararı vererek, hem çok sevdiği askerlik
mesleğinden hem de müfettişlik görevinden istifa etti.”[16]

Öyle bir algı oluşturuluyor ki hükümet, Atatürk’ü görevden alıyor ama padişah
buna direniyor ve hava değişimi öneriyor. Sanki otorite olan padişah değil de
hükümet! Meclisi kapatma yetkisini elinde bulunduran padişah mı yoksa hükümet
mi esas otoritedir?

Telgrafta neler yazıldığı anında padişaha bildirilmese padişah hava değişimi
önerir mi! Her şey birkaç saat içinde olup bitiyor.

5. “Damat Ferit Paşa, Elazığ Valisi Ali Galip Bey aracılığıyla Sivas
Kongresi’ni dağıtmayı denemiş, yayınladığı bildiri ile halkı Mustafa Kemal
Paşa’ya karşı isyana kışkırtmış ve Mustafa Kemal ve arkadaşlarını ‘İttihatçı ve
Bolşevik’ olmakla suçlamıştı. Temsil Heyeti, Sivas’taki millî kongrenin
çalışmaları hakkında bilgi vermek ve milletin iradesine aykırı hareket eden
Damat Ferit Paşa Hükûmeti’ni şikâyet etmek için, padişah ile telgraf
aracılığıyla görüşmek istedi. Yapılmak istenen bu görüşmeye izin verilmeyince,
ulusun güvenini yitirmiş bulunan Damat Ferit Paşa Hükûmeti görevden çekilene
kadar, İstanbul ile her türlü haberleşmenin kesilmesine karar verildi. Sivil ve
askerî bütün yazışmaların Sivas’taki Temsil Heyeti ile yapılması istendi. Damat
Ferit Paşa ülkeyi yönetemez hâle gelince istifa etmek zorunda kaldı (30 Eylül
1919).”[17]

Bütün bunların yaşanmasında padişahın rolü yokmuş gibi yazılmış. Hatta öyle bir
anlatılıyor ki Atatürk, Damat Ferit’i şikâyet etmek için, padişah ile görüşmek
istemiş ama Damat Ferit izin vermemiş. Bunu okuyan Atatürk ve Vahdettin’in
birlikte, Damat Ferit’ten saklı, vatanı kurtarma planı yaptığını düşünür değil
mi?

Oysa gerçek, işgallerdeki işbirlikçi tutumuna rağmen hala Atatürk’ün yanında
savaşan halkın ve komutanların padişaha bağlılığı, padişahın emperyalistleri
önleyeceği düşüncesi nedenleriyle Atatürk’ün doğrudan padişah yerine Damat
Ferit’i hedef almasıdır. Bundan dolayı komutanları ve halkı zaman içinde ikna
etmek için padişahla iletişimi koparmamıştır.

Oysa Önceki ders kitabında Damat Ferit’in padişaha rağmen değil, padişahın
isteğiyle milli güçleri engellemek üzere sadrazamlığa atandığı aşağıdaki gibi
belirtiliyordu:

“İstanbul’un resmen işgalinin hemen ardından hükûmeti kurma görevi Damat Ferit
Paşa’ya verildi. Damat Ferit Paşa’nın sadrazam yapılmasının temel amacı, her ne
pahasına olursa olsun Anadolu’da millî hareketin güçlenmesini
engellemekti.”[18]

6. “Padişah, 5 Nisan 1920’de Damat Ferit Paşa’yı tekrar Sadrazamlığa getirdi.
Damat Ferit Paşa, Millî Mücadele yanlılarının din ve vatan düşmanı asiler
oldukları ve öldürülmelerinin dinen sakıncası olmadığı yönünde Şeyhülislam’dan
fetva aldı. Fetvalar, İngiliz ve Yunan uçakları ile Anadolu’ya dağıtıldı.
Kuvay-ı Millîyeci liderler, İstanbul’da kurulan mahkemelerde gıyaben
yargılanarak idam cezalarına çarptırıldı. İngilizlerden de alınan yardımlarla
oluşturulan ordular, Millî Mücadeleci liderlerin üzerine gönderildi.”[19]

7. “Ülkede çıkan isyanlar, Damat Ferit Paşa Hükûmeti’nin kurulmasıyla daha da
arttı. Damat Ferit Paşa Anadolu’da oluşan ulusal gücü yok etmek için her türlü
yolu deniyordu. Millî Mücadele yanlısı kişiler görevden alındı. Millî güçleri
dağıtmak için İtilaf Devletleri’nden yardımlar alınarak askerî birlikler
kuruldu. Kuvay-ı İnzibatiye (Halifelik Ordusu) adıyla kurulan bu kuvvetler
Kuvay-ı Millîyeciler üzerine gönderildi. Savaşlardan yılmış yoksul halkı
isyanlara teşvik etmek için Padişah ve halifeye bağlıkları kullanılarak, millî
güçlerin kanunsuz bir şekilde halktan para ve asker topladıkları propagandası
yapılıyordu. Şeyhülislam’dan aldıkları fetva ile de Kuvay-ı Millîyeciler vatan
haini ve din düşmanı ilan edildi. Ayrıca bu fetva, gazetelerle ve düşman
uçaklarıyla bütün ülkeye dağıtıldı. Bütün bu kışkırtmaların sonucunda yüzlerce
yıldır Padişah’a bağlılığı bir gelenek haline getirmiş olan insanlar,
Anadolu’nun çeşitli yerlerinde peş peşe ayaklanmalar çıkardı.”[20]

Şeyhülislam’ın fetvasını padişah onaylamadı mı? Kuvayi Milliye’nin üzerine
ordular, savaşa, barışa karar veren padişahtan habersiz mi yollanıyor!

Halk, padişah ve halifeye bağlıkları kullanılarak Kuvayi Milliye’ye karşı
ayaklandırılıyor ama padişahın bundan haberi ve önleyecek gücü mü yok!

Padişahtan habersiz, onaysız bunlar düşünülebilir mi!

Düşman uçağı “Kuvayi Milliyecilerin katli uygundur” diye fetva atacak ama
padişah bunu istemeyecek öyle mi?

İstemese neden Kuvayi Milliye’ye katılmıyor? Neden tahtını korumayı tercih
ediyor?

8. “Damat Ferit Paşa Hükûmeti’nden gelen emirler gereği, İzmir Valisi İzzet Bey
ve Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’dan işgal hareketine karşı koymamaları ve
işgal kuvvetlerine karşı gereken kolaylığın gösterilmesi istendi.”[21]

Atatürk İzmir’in işgaline karşı protesto mitingleri yapılmasını isterken
Vahdettin “işgalcileri daha fazla kızdırmayalım” diye engellemeye çalışıyordu.

NOT: Müfredatta cumhuriyet tarihimizin çarpıtılmasına, Vahdettin’in öne
çıkarılmasına dair ifadeleri “Gayrimilli Eğitim” kitabımdan okuyabilirsiniz.

Kaynak: Aydınlık.com


Tarihçi-yazar

Mustafa SOLAK


Dipnot

[1] Filmi şu bağlantıdan izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=XhTQrrMvsg0&fbclid=IwAR3qv2CrbvdZOqI081YT_iwmK8xexqFJhIpFbmgrBw-q78hWnqUgCcoDJtk.

[2] Akif Çevik, Gül Koç, Koray Şerbetçi, Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 12, T.C. MEB Devlet Kitapları, Ankara, 2018,
s.62. Ders kitabını şu bağlantıdan indirebilirsiniz:
http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=7272.

[3] Mahmut Ürküt, Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve
Atatürkçülük 11, Ata Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 61-62. Ders kitabını şu
bağlantıdan indirebilirsiniz: http://www.eba.govtr/ekitap?icerik-id=4554.

[4] Age,, s. 46-47.

[5] Sami Tüysüz, 8. Sınıf İlköğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve
Atatürkçülük Ders Kitabı, Tuna Matbaacılık A.Ş., Ankara, 2016, s.50

[6] Sinan Baydar-Ferhat Öztürk, İlköğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi
ve Atatürkçülük (8) Ders Kitabı, T.C. MEB Yayınları, Ankara, 2018, s.50. Ders
kitabını şu bağlantıdan indirebilirsiniz:
http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=6482.

[7] Age, s.54.

[8] Tüysüz, age, s.39.

[9] Çevik-Koç-Şerbetçi, age, s.57.

[10] Age, s.60.

[11] Age, s.63.

[12] Baydar-Öztürk, age, s.57.

[13] Tüysüz, age, s.47.

[14] Age, s.140.

[15] Age, s.94.

[16] Çevik-Koç-Şerbetçi, age, s.65

[17] Age, s.66.

[18] Ürküt, age, s.72.

[19] Çevik-Koç-Şerbetçi, age, s.69.

[20] Age, s.72.

[21] Age, s.56-57.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış