Bilindiği
gibi, İslâmî Türk edebiyatının biri filolojik, diğeri edebî ve kültürel sahada
olmak üzere ilk iki büyük âbidesi Kaşgarlı Mahmud’un “Divanü Lugati’t-Türk”ü
ile Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig” adlı ölümsüz eserleridir. Her ikisi de
biribirinden farklı yönlerde Türk kültürünün iki büyük hazinesidir. Divan nasıl
bilhassa filolojik bakımdan Türk dilinin tarihî gelişmesini aydınlatıcı bir
bilgi ve malzeme zenginliğine sahip ise, Kutadgu Bilig de edebî değeri yanında
o devir içtimaî hayatını aksettirmesi bakımından aynı ehemmiyeti haizdir.


Kumandanın
nasıl bir kimse olması gerektiği ve vasıfları hakkında, eserde söylenenler,
tabiatiyle, tarih boyunca bu kabil çeşitli eserlerde ve çoğu sâde bir kumandan
için değil, kitle idare eden, hattâ sâdece başarılı ve iyi bir insan olmak
isteyen herkeste bulunması gereken vasıflardan başka bir şey değildir. Ancak
bunların dışında veya yanında öyle bâzı vasıflar da zikredilmiştir ki, bir
kısmı bugün için değişmiş, farklı ve tuhaf görüşler gibi gelebilirse de, bir
kısmı muhakkak ki bugün de askerlik mesleğinde iyi bir kumandan da aranan
vasıflardır.


Bizim
için esas olan bu görüşlerin bugün de değerini muhafaza edip etmemesinden önce,
Türk kültürünün temel kitaplarından biri olan Kutadgu Bilig’deki bu vasıfların
ve ideal bir kumandanın nasıl olması gerektiğinin belirtilişidir. Buna rağmen,
aşağı yukarı 900 yıl önce yazılmış olan bu eserde ordu kumandanı ve asker için
söylenilenlerin bugün de ilgi çekici olabileceğini sanıyorum.


Komutan nasıl olmalı?


Cesur ve Mert Olmalı


Kumandan
her şeyden önce çok çevik, sert, tecrübeli, tam ve pek yürekli bir kimse
olmalıdır. Sonra aynı zamanda seçkin bir insan olup, töhmet altında kalmamak
için ihtiyatlı ve uyanık davranmalıdır. Cömert, cesur, alçak gönüllü,
soğuk-kanlı ve sofrası herkese açık bulunmalıdır. Kendisine, at gibi,
giyim-kuşam, silâh ve teçhizat gibi en lüzumlu şeyler dışında bütün mal ve
servetini askere dağıtmalıdır. Ona şöhret kazanıp, dünyaya nam salmak yeter.
Ailesini, çoluk çocuğunu düşünerek, mal-mülk peşinde koşmamalı veya mal-mülk,
bağ-bahçe edineceğim diye gümüş (para) yığmamalıdır. Silâh arkadaşlarına sık
sık ihsan ve ikramda bulunmalıdır. Böyle olursa onun etrafında mert yiğitler
toplanır ve icabında tatlı canlarını feda ederler.


Korkak Olmamalı


Kutadgu
Bilig’e göre de bir kumandan için en kötü vasıf korkak olmaktır. Harpte korkak
kimselerin yeri yoktur, korkak insanlar kadınlara benzerler! Korkakların zararı
yalnız kendisine de kalmaz, orduyu da bozarlar. Halbuki harpte düşmanın her
türlü hücumuna karşı cesur yiğitler dayanır ve ölüm için de ancak ecelin
gelmesi lâzımdır, eceli gelmeden kimse ölmez. Burada müellif bir darbımeselle
“Anadan doğan hiç kimse ecelsiz ölmez; düşmanı görünce neden korkarsın?” diye
soruyor (beyt: 2288). Onun için muharebede hücum etmeli ve düşmanla erkekler
gibi vuruşmalıdır.


Şeref ve Haysiyet Sahibi Olmalı


Kumandan
haysiyet sahibi olmalıdır. O düşmana şerefi için karşı koyar ve intikamını
almadan geri dönmez. Harpte ilk önce şerefsiz insanlar kaçar. Şerefli insanlar
ise, düşmanı darmadağın eder, cesur insan haysiyetli olur, haysiyetli insanlar
da ancak vuruşarak ölürler. Kumandanın aynı zamanda halka ve askere kendisini
sevdirmesi için iyi tabiatli ve alçak gönüllü olması gerekir. Alçak gönüllü
kimseler karşısındakine kendisini sevdirir, onun kalbini kendine ısındırır.
Kötü dilli ve hiddetli, kimseler ise, insanları kendinden soğutur ve
uzaklaştırır. Hele ordu kumandanı mağrur olursa, düşman karşısında da mağlup
olur. Çünkü mağrur adam ihmalkârlık eder, ihmalkâr adam da ya bozguna uğrar, ya
da vakitsiz ölür.


Kumandanın
nam salması için cesur ve heybetli olması yanında kılık-kıyafeti, saçı, sakalı,
giyim-kuşamı da düzgün olmalıdır. Nasıl sevmeleri için iyilere iyi davranması
gerekiyorsa, kötülere de kendisinden korkmaları için heybetli görünmesi
lâzımdır.


Disiplinli ve Doğru Sözlü Olmalı


Ordu
kumandanı disiplinli davranmasını ve disiplini korumasını bilmelidir, orduda
disiplin esastır ve her şey buna bağlıdır. Disiplin olursa, ordu başsız kalmaz,
ordu başsız kalırsa, artık ondan hayır gelmez ve bozulur. Kötülere haşmet,
iyilere hürmet gerekir, iyi insanlara iyi davranmalı ve bütün yükü onlara
yüklememelidir. İnsanlar bunu ararlar ve iyiliğini gördüğü kimselere kul
olurlar. Müellif burada yine bir meselle iyilik ve insanlığı övmektedir.


Bundan
sonra tekrar müellif işinde muvaffak olabilmesi ve yolunun emin bulunması için
kumandanda şu vasıfları arıyor: Söyledikleri doğru olmalı ve sözüne emniyet
edilmelidir. Büyükler yalancı olursa, halkın itimadı kalmaz, diyor. Cömertlik
ve cesaret tekrarlanıp, yine hasislik ve korkaklık yeriliyor. Hile ve kurnazlık
yollarını da bilmesi tavsiye ediliyor. Muzaffer olmak için sebatkâr, askeri
coşturmak için de kesin olmalıdır. Böyle bir kumandan askerin başına geçerse,
her zaman başarıya ulaşır.


Ordu Nasıl Olmalı?


Asker
çok değil, fakat seçme olmalı, teçhizatı da tamam bulunmalıdır. İşe yaramayan
kalabalığa lüzum yoktur, bunlar faydadan ziyade zarar getirir. Kalabalıkta
disiplin de kaybolur, ordu başsız kalır ve ordu başsız kalınca askerin cesareti
kaybolur. Burada yine bir misalle Yusuf Has Hacib kumandana “çok asker isteme
seçkin asker iste!” diye nasihat ediyor. Bir çok kumandan çok askerle bozguna
uğradılar, diyor. Gerçekten tarih iyi teçhiz edilmemiş ve eğitilmemiş, isabetli
bir sevk ve idareden mahrum kitlelere karşı daha az mevcutlu fakat seçkin ve
tam teçhizatlı, iyi idare edilen orduların zaferleri ile doludur ki, bunlardan
biri de tarihimizin büyük zaferlerinden biri olan ve bu eserin tamamlanışından
bir-iki yıl sonra Alp Arslan’ın meşhur Malazgird Meydan Muharebesidir.


Prof. Dr. ALİ F. KARAMANLIOĞLU


http://akademikperspektif.com/


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet