KAPADOKYA’DA KİMMERLER


Anadolu’ya göç
eden atlı göçebe Türk kavimlerinden Kimmerler M.Ö.I. binde Anadolu tarihinde
önemli iz ve etkiler bırakmışlardır.

 

Arkeolojik
verilerden elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinden ilk Türk devletlerinden
biri olduğu anlaşılan ve Ural-Altay kökenli bozkır göçebelerinin batı koluna
mensup olan Kimmerler, Eski Çağ’daki Türk kültür tarihinin de ilk temsilcileri
olarak kabul edilmektedir. M.Ö. II. bin yılın başlarından itibaren M.Ö. VIII.
yüzyıla kadar merkezi Kırım olmak üzere Karadeniz’in kuzeyinde yaşamışlardır[1].

 

Orta Asya’dan
Karadeniz’in kuzeyinde Tuna nehri boylarına kadar olan bölgeye göçlerle yayılan
İskitler M.Ö. VIII. yüzyılın ortalarında Kimmerleri yerlerinden ayırıp göç
etmelerine sebep olmuşlardır[2].

 

İskitler
Karadeniz’in kuzeyinde Kimmerler’in ülkesine M.Ö. IX. ve M.Ö. VIII. yüz
yıllarda geldiklerinde onların tamamını hemen ülkelerinden çıkarmayıp bir
bölümü ile birlikte yaşamışlardır. Çünkü M.Ö. IX. yüzyılın ilk yarısına ait
arkeolojik malzemeler Kimmer veya İskitler’den hangisine ait olduğu kesin
olarak ayrılamayacak kadar birbirine benzemektedir. Bu sebeple de Kimmerlerle
İskitler’in hem ırk hem de kültürel bakımdan ayırt edilmeyecek şekilde aynı
kavim olduklarını düşünmek gerekmektedir[3].

 

Asya’dan kuzey
Karadeniz bölgesindeki topraklara gelen İskitler, Kimmerler’e galip gelerek
Azak Denizi’nin batı sahillerindeki kuzey Karadeniz yakasındaki topraklara
yerleştiler. Yerli Kimmerlerle yeni gelen İskitler arasında esaslı farklar
yoktu. Hem hayvancılık hem de çiftçilikle meşgul olduklarından büyük sürüler
için otlak bulmak amacıyla sık sık yer değiştirmeleri gerektiğinden daimi
meskenlerde kalıcılıkları kısa oluyordu[4].

 

İskitler Doğudan
Batıya göçlerinde Karadeniz’in kuzeyine geldiklerinde Hazar Denizi’nden Tuna
Nehri’ne kadar uzanan coğrafyada yaşayan Kimmerlerle karşılaşmışlardır[5].

 

Kimmerler’in son
bakiyeleri İskitlerle mücadelelerinde en son olarak M.Ö. 616 yılı civarında
Karadeniz’in kuzeyindeki yurtlarından çıkarılarak çeşitli bölgelere göçe
zorlanmışlardır. Göç ve akınlarda bulundukları bölgelerden birinin de Anadolu
olduğu anlaşılmıştır[6].

 

Kimmerler doğudan
gelen İskitlerin baskısıyla M.Ö. VIII. yüzyıl ile M.Ö. 500 yıllarını içine alan
dönemde güneye ve batıya doğru çekilerek çeşitli ülkelere göç etmek zorunda
kalmışlardır. İskit baskısı sonucu Kimmerler’in bir kısmı göç ederken bir kısmı
göç etmeyerek İskitler tarafından izole edilmişlerdir. Ancak memleketlerindeki
izleri; İskit hâkimiyetindeki kavim adlarında (Taurlar, Toreteler, Dandariler,
Psessler, Thateler, Maiotler) ve yer adlarında (Bosphoros Kimmerios,
Kimmerikum, Kimmeris, Kimmerike vs.) ve Kimmer adından türediği kabul edilen
Kırım adında devam etmiştir. Göç eden Kimmer boyları Doğu Göç grubu ve Batı Göç
grubu olmak üzere göç ettikleri yönlere göre gruplara ayrılmışlardır.
Kafkaslar’dan Anadolu’ya giren grup Doğu Göç kolunu oluşturmaktadır. Buradaki
Kimmerleri takip ederek İskitler de Ön Asya dünyasına gelmişlerdir. Kendilerine
yeni yurt arayan bu göçebeler tarafından Anadolu yaylalarının anavatanlarındaki
iklim şartlarına benzeyen iklim özellikleri, yaylak ve otlakların bozkır
yaşantısını devam ettirebilecek imkânlar bakımından uygun şartlar oluşturması
dolayısıyla cazip bulunmuştur[7].

 

Anadolu’ya hem
batıdan boğazlar üzerinden hem de doğudan Kafkaslar üzerinden göçlerle gelen
Kimmerler başta olmak üzere atlı göçebe kavimler Anadolu’nun kendilerine uygun
yaylak kışlak hayatına elverişli coğrafyalarında yerleşerek varlıklarını devam
ettirmişlerdir[8].
Varlıklarına dair izlere rastlanılan bölgelerden biri de Orta Anadolu
coğrafyasını da içine alan Kapadokya bölgesidir.

 

Yurtları İskitler
tarafından ele geçirilen Kimmerler ilk defa M.Ö. 709 yılında Anadolu’ya gelerek
Kapadokya’ya yerleşmişler ve ülkeye büyük zarar vermişlerdir. Kimmerler İç
Anadolu’nun siyasi tablosunu baştan aşağı değiştirmişlerdir[9].

 

İki yüzyıla yakın
bir süre içinde Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yayılan Kimmerler Kapadokya
bölgesinde bir devlet kurmayı da başarmışlardır[10].

 

Kapadokya’da
Kimmerler

 

Orta Asya’dan
batıya göç eden ve Etil ile Dinyeper Nehirleri arasındaki bozkır sahasına
yerleşen Kimmerler, M.Ö. VIII. yüzyıldan sonra Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya
girdiler ve Orta Anadolu’ya doğru yayıldılar[11].

 

İskitler
tarafından yurtlarından sürülen Kimmerler yanlarına yük arabalarını, karılarını
ve çocuklarını da almışlardır. Yolculuklarına Ermeniler’in Kimmerler’den sonra
Gamirk olarak adlandırdıkları Kapadokya’da son vermişlerdir[12].

 

Friglerle
yaptıkları mücadelelerde yıkıcı etkilerini gösteren Kimmerler’in ana göç koluna
mensup olan boylar bu dönemden sonra Kapadokya’ya yerleşerek burada bir devlet
kurmuşlar ve bu devletin varlığından dolayı Ermeni kaynaklarında Kapadokya
bölgesine Gomer veya Gamirg adı verilmiştir[13].

 

Oğuz/Türkmen
kolunun ataları olan Sakaların baskısı sonucu Kimmerler Kafkaslar’daki
Derbent/Demirkapı ve Daryal geçitlerinden geçerek Kür ve Aras Irmakları
boylarına göç ettiler. Bundan 40 yıl sonra devam eden ve bölgeye ulaşan Saka
göçleri dolayısıyla yeniden hareketle çoğu Orta Anadolu’ya göç eden Kimmerler
buradaki Frig devletini M.Ö. 676 yılında yıkarak Sakarya boylarına kadar olan
bölgeye yerleştiler[14].

 

Kimmerler’in
İskitler’in baskısı sonucu Kafkaslar’dan Anadolu’ya girerek buradaki
Urartulular ve Asurlularla karşılaştıkları ve mücadelelerde bulundukları,
oradan da daha Batıya doğru Anadolu içlerine hareket ettikleri ve Orta ve Batı
Anadolu’ya kadar gelip buralarda etkili oldukları anlaşılmaktadır[15].

 

İskitler
tarafından sıkıştırılan göçebe Kimmerler M.Ö. VIII. yüzyılın sonlarında
kalabalık gruplar halinde güney Kafkasya’da Urartulularla savaşarak Ön Asya’ya
girmişlerdir. Burada iki gruba ayrılan Kimmerler’in bir bölümü kuzey batıya
yönelip Anadolu içlerine Kapadokya’ya doğru gitmişler, diğer bölüm ise Güney’e
yönelerek Manna ülkesine Medya’nın kuzey batısına gitmişlerdir[16].

 

İskitler’in
sıkıştırması sonucu bugünkü Gürcistan’dan Doğu Anadolu’ya, oradan da İç
Anadolu’ya gelen Kimmerler M.Ö.695 civarında Frig devletini yıkarak bölgede
bozkır göçebe geleneklerini devam ettiren bir devlet kurmuşlardır[17].

 

Anadolu’ya giren
Kimmerler’in iki gruba ayrıldıkları birinin Asurlularla mücadeleden sonra
batıya yönelerek Frig ülkesini istila ettiği diğer bölümünün de kuzeye
yönelerek Kafkaslar üzerinden hareketle Kapadokya bölgesine ve oradan da
Sinop’a çıktıkları anlaşılmaktadır[18].

 

Güney Rusya’dan
hareketle Kafkaslar üzerinden gelerek M.Ö. 714 yılında Urartulular’a saldıran
savaşçı Kimmerler buradan Karadeniz’in güney kıyısı boyunca Sinop’a ulaşıp
burada üs oluşturmuşlar ve güneye yönelerek iç kesimlerde Tabal ülkesine kadar
gitmişlerdir[19].

 

Kimmerler’in hem
doğudan hem de batıdan göçlerle Anadolu’ya girdikleri anlaşılmaktadır.
Kimmerler bütün ağırlıkları, eş ve çocukları, hayvan sürüleri ile birlikte göç
ettiklerinden dolayı yeni yurt aramak ve hayatiyetlerini devam ettirebilmek
için alışık oldukları bozkır yaşantısına uygun geniş otlak ve yaylaklara sahip
olmalı idiler, bu amaçla bozkır hayatına uygun olan Anadolu’yu doğudan batıya
kat ederek hem Anadolu’nun hem de Ön Asya’nın siyasi dengesinin değişim ve
gelişiminde etkili olmuşlardır[20].

 

Toplumlar yaşama
tarzlarına uygun coğrafi bölgeleri tercih ederler, Anadolu Bozkır kültür
değerlerine sahip topluluklar için cezbedici olmuş ve uyum sağlamalarını da
kolaylaştırmıştır. Kimmerler ve onları takip eden İskitler’in, Anadolu ve yakın
çevresine göç etmeyi tercih etme nedenlerinin başında coğrafi nedenler gelmiştir[21].

 

Doğu Anadolu’daki
Urartulular Devleti, M.Ö. VIII. yüzyılın ortalarında Kafkas geçitlerinden gelerek
gittikçe de büyüyen Kimmer tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır.
Urartulu-Kimmer mücadeleleri sonunda istilacı Kimmerler’in yolu İç Anadolu’ya
döndürülmüş ve Urartulular devleti de çökmekten en azından M.Ö. VII. yüzyılın
başlarında, İskit akınları başlayana kadar kurtulmuştur[22].

 

Ata binmekte usta
olan Avrasya bozkır göçebeleri Kafkaslar’ın güneyinde ortaya çıkarak oradan
Asur topraklarına girdiler ve M. Ö.714 yılında Urartulular’ın kralı I. Rusa’yı
yenip tahtından indirdiler ve buradan batıya Anadolu içlerine yöneldiler çünkü
Anadolu’da Kimmerler’in alıştıkları bozkır yaşantılarına uygun geniş otlaklar
vardı. Bu sebeple de onlar Anadolu’ya yerleşerek uzun bir süre etkili
olmuşlardır[23].

 

Kafkas Dağları’nı
aşıp Anadolu’ya geçen Kimmerler için Urartulular’ın toprakları bir geçiş
bölgesi durumundaydı. Urartulular kralı II. Argişti aldığı yenilgiler üzerine
ülkesinin topraklarını ve krallığını korumak amacıyla Kimmerler’in kendi
ülkesinden geçerek batıya doğru ilerlemelerine izin vermiştir[24].

 

Asur kralı II.
Sargon ile Frig kralı Midas (Mita) M.Ö.709 yılında Kimmer tehlikesi yüzünden
yakınlaşmaya başlamışlardır. Bu yakınlaşma ve işbirliğine rağmen M.Ö. 705
yılında II. Sargon Kimmerler tarafından Tabal memleketinde öldürülmüştür. Bu
gelişme Tabal, Milid, Que ve Hilakku için Asur’a karşı bir isyan fırsatı
oluşturmuştur. Bu isyanlar ile birlikte Asur kontrolü ve otoritesinin de
bölgede sonu gelmiştir. II. Sargon’un oğlu Sanherib ise bu bölgeye birkaç
seferden başka bir faaliyette bulunamamıştır. Bu dönem oldukça problemli ve isyanlı
bir dönemdir. Bundan sonra gelen Assarhaddon döneminde ise Hilakku ve Tabal
bağımsızdır, Milid ise Mugallu idaresindedir. Kimmerler’in varlığı bu devletler
için hem bir fırsat hem de tehlike arz etmiştir[25].

 

Asur kralı Sargon
son seferini kuzeybatıya yaptı. M.Ö.706 yılında da Tabal’a yürüdü ve Espai adlı
liderleri öncülüğündeki Kimmerli düşmanlarıyla M.Ö.705 yılında karşılaştı.
Kendisi savaşta ölmesine rağmen savaşın sonucu onun seferinin haklılığını
ortaya koymuştur. Sennacherib’in hükümdarlığı zamanında Kimmerler’in ciddi bir
baskısı olmamıştır[26].

 

Asur kralı II.
Sargon ile Muşki kralı Mita arasındaki antlaşma da Kimmerler’i durdurmaya
yetmez. Asur Devleti ile müttefiklerinden oluşan ordunun Kimmerler’e yenilgisi
ve Asur kralı II. Sargon’un hayatını kaybetmesi gerçekleştikten sonra
Kimmerler’in batıya ilerledikleri Friglerle mücadele ettikleri bilinmektedir[27].

 

Kimmerler batıya
doğru hareketle Orta Anadolu’ya girdiler. Anadolu’da Kummuh, Meliddu, Tabal,
doğuda Şupria (bugünkü Diyarbakır çevresi) ve batıda Hubuşna (Konya Ereğli)’ya
kadar yayıldılar. Asurlular kralları II. Sargon ile bunları engellemek istedi
ise de başarılı olamadılar. Kimmerler de M.Ö. VII. yüzyılın ilk yıllarında
Kızılırmak’a kadar yayıldılar[28].

 

Asur kralı Asarhaddon
ülkesinin kuzey sınırlarını tehdit eden İskit kralı İşpakay’ın M.Ö. 678
yılındaki saldırısını ve yine kuzey sınırındaki Kimmerler’in saldırılarını
püskürttükten sonra İskit kralı Bartatua’ya kızını vererek akrabalık ve ittifak
kurmuştur. Bunun sonucunda da İskit kralı Partatua Kilikya ve Kapadokya’yı
tehdit ederek Asur İmparatorluğu’nun buralardaki ticaretini engelleyen
Kimmerler’i etkisiz hale getirmiştir[29].

 

Asarhaddon dönemi,
M.Ö. 671’de Mısır’ın ele geçirilmesi ile Asur Devleti’nin en geniş alana
ulaştığı devir olmasına rağmen M.Ö.665’te kuzeyden gelen Kimmer tehlikesi
yüzünden bu genişleme sürdürülememiş, Diyarbakır’dan Ereğli’ye kadar uzanan
topraklar da Kimmerler’in eline geçmiştir. Asarhaddon içine düştüğü durumdan
kurtulmak için İskit Kralı Bartatua’ya kızını vererek onlarla anlaşmış ve İskit
akınlarının yönünü Kimmerler’in üzerine çevirerek iki atlı göçebe kavmin
birbirleriyle savaşmasını sağlamıştır[30].

 

Asur Kimmer
ilişkilerinde Frigleri yenen Kimmerler’in daha sonra Orta Anadolu’dan Güney’e
Kilikya’ya yöneldikleri ve Asur sınırlarına saldırmaya başladıkları ve
Asurlular’ın da Kimmerler üzerine sefere çıkarak Hubuşna (Konya Ereğlisi)
yakınlarında Kimmerler’i yenilgiye uğrattıkları anlaşılmaktadır[31].

 

Asur kralı
Asarhaddon Kimmer kralı Teuşpa’yı Hubuşna’da yenilgiye uğrattıktan sonra Tabal
ve Hubuşna üzerine baskısını artırmış ve Asur’un kuzeybatı sınırının
güvenliğini sağlayabilmiştir[32].

 

Asur kralı
Asarhaddon “Ülkesi çok uzakta olan barbar (Umman-Manda) Kimmerli Teuşpayı bütün
ordusuyla birlikte Hubuşna ülkesinde kılıçtan geçirdim”[33].
Şeklinde ifadesiyle galibiyetini anlatmıştır.

 

Asurlularla
Kimmerler’in mücadelesi Orta Anadolu’da Hubuşna yöresinde yaklaşık olarak M.Ö.
677 civarında Asarhaddon ile Kimmerli Teuşpa arasında meydana gelmiş ve Kimmer
akıncıları yenilgiye uğratılmıştır[34].
Ancak mücadeleden vazgeçmeyen Kimmerler’in Asur kralı Asarhaddon tarafından
batıya sürüldükleri anlaşılmaktadır[35].

 

Kimmerler
kralları Teuşpa zamanında Asur ve onun kontrolündeki Que Devleti’ne karşı Tabal
kralı İşagallu ile ittifak yapmış ancak Asur kralı Asarhaddon onlar üzerine
sefer yaparak Kimmer kralını da öldürmüştür. Bu bilgiler bize Kimmerler’in
bölgede bir kral önderliğinde teşkilatlandığı ve diğer komşu devletlerle
ittifak antlaşmaları yaptığı, bunun da ancak teşkilatlı bir devlet örgütlenmesi
ile olabileceği dolayısıyla da, Kimmerler’in Kapadokya bölgesine yerleşerek
bozkır göçebe geleneklerini devam ettiren bir devlet kurdukları tezinin
doğruluğunu göstermektedir[36].

 

Batıya sürülen
Kimmerler Tabal krallığı ve diğer çevre krallıklar için tehdit unsuru
olmuşlardır. Bir süreliğine Kimmerler’den kendilerini korumak isteyen bu
krallıklar daha sonra Kimmerlerle birleşerek Asur’a karşı işbirliği
yapmışlardır.

 

Assurbanipal’in çağdası
olan Tabal Kralı Mugallu’nun idaresi altında Tabal, Kimmer tehdidi nedeniyle
Lidya ve Hilakku ile birlikte Asur himayesi altında kalmıştır. Bu politika
Mugallu’nun oğlu I. Ussi döneminde de devam etmiş, ancak bundan sonra vergi
ödemesi durdurulmuş ve Kimmerlerle bir antlaşmaya varılmıştır. Bu antlaşmanın
yapılmasına Lidyalılar da olduğu gibi Asur himayesi altında kalmanın
gereksizliği de etki etmiş olmalıdır[37].

 

Asurbanipal
zamanında da Anadolu’daki kavimlerden Hilakku ve Tabal, Kimmer Asur
mücadelelerinde bazen Asur ile bazen de Kimmerler ile işbirliği yapmışlardır.
Asurbanipal başa geçtikten sonra Kimmerler’e karşı savunma tedbirleri almış
kurulduğu tasavvur olunan ve muhakkak ki Asur’un da dâhil olduğu, Melid
krallığı ile birleşen Tabal krallığı, Hilakku ve Lidya’dan oluşan Anadolu
kavimleri ile işbirliği yapmıştır. Ancak Kimmerler’e saldırıdan hemen önce
Kimmerlerin kralı Tugdamme, Milid ve Tabal kırallıklarını Asur’lu
müttefiklerinden ayırıp, kendine bağlamış ve bu ittifakın dağılmasına vesile
olmuştur[38].

 

Kimmerler’in
kralları Tugdamme, Milid-Tabal kralı Mugallu’nun yerine geçen oğlunu Asurlu
müttefikinden ayırıp, kendine bağlamış ve Tabal’a yerleşmiştir. Çünkü
Kimmerler’in Tabal’dan kovulduğu hakkında hiç bir kayıt mevcut değildir. Milid
Tabal-Que memleketleri Kimmerler’in Asur sınırlarından sızmalarına karşı bir
set vazifesi görmüşlerdir [39].

 

Asurbanipal
zamanında Kimmerler Batı Anadolu’ya kadar ilerlemiş Frigler’i yıktıktan sonra
Batıda Lidya krallığını tehdit ederken Asur’a bağlı beyliklerden Kapadokya’daki
Tabal Krallığını ve Çukurova’daki Kilikya beyliklerini de tehdit etmeye
başlamıştır. Kilikya’ya inmek isteyen Kimmerler Asur ordusu tarafından bozguna
uğratılmışlardır[40].

 

Kimmerler’in
Tabal’da hâkimiyetleri ve Tabal yakınlarındaki Hilakku’ya hâkim olmaları
bölgede Asur’a karşı sık sık isyanların çıkmasına sebep olmuştur. M.Ö.637-626
yılları arasında Kimmerler Asur’un Kilikya’daki varlığı için büyük tehdit
oluşturmuştur. Tabal-Kimmer birleşik orduları Kilikyaya girmiş ancak Asurlular
tarafından burada yenilgiye uğratılmışlardır. Kralları Dugdamme yönetimindeki
Kimmerlerin yenilgiye uğratılması ve Dugdamme’nin ölmesi Asurluları bir
süreliğine rahatlatabilmiştir[41].

Frigler en parlak
dönemini yaşadıkları Midas zamanında siyasi ve kültürel etki alanını Orta
Anadolu’da Konya ve Niğde civarına kadar yaydıkları zaman Kimmerliler tehlikesi
ile karşı karşıya kalmışlardır[42].

 

Kimmerler
Anadolu’ya girdikten sonra kısa bir süre içinde Orta Anadolu’ya kadar
yayılmışlardır. M.Ö.676 yılında Frig egemenliğindeki toprakları istila ederek başkentleri
Gordion’u da ele geçirmişlerdir. Herhangi bir yazılı belge olmadığı sadece
Gordion’daki kazılarda kentin acımasızca tahribinden, Kimmer göç ve istilasının
şiddetinin anlaşıldığı kabul edilmektedir. Kimmer akınları sırasında şehri terk
eden Gordion halkı daha sonra tekrar şehre dönebilmişse de M.Ö. VII. yüzyılın
ilk çeyreğinde Kimmer akınları Frig devletinin çökmesine vesile olmuştur[43].

 

Kimmer boyları
Orta Anadolu’da Kapadokya bölgesinde yerleşerek göçebe geleneklerini devam
ettiren bir devlet teşkilatlanması meydana getirmişler ve Lidya Devleti ile de
komşu olmuşlardır. Kimmerler’in bundan sonra sık sık Lidya topraklarına
akınlarda bulundukları, Lidya kralı Giges’in Kimmerlere karşı Asur Devleti’nden
yardım istediği ve Asur kaynaklarına göre de yardım sayesinde M.Ö. 657 yılları
civarında Kimmerler’i durdurmayı başardığı, bazen de tek başına Kimmerler’i
durdurmaya çalıştığı anlaşılan Giges, Kimmerler’in M.Ö.652 yılında Sard üzerine
yaptıkları ikinci seferde yenilerek hem hayatını kaybetmiş, hem de başkent Sard
Kimmerler’in eline geçerek yağmalanmıştır[44].

 

Kimmerler,
Frigler’in başkenti Gordion’u yakıp yıktıktan sonra Giges yönetimindeki
Lidyalılarla savaşmaya başladılar. Özellikle M.Ö. VII. yüzyılın tamamında Lidya
Devleti’nin dış siyasetine Kimmerler yön vermiştir. Bu dönemde Giges, Ardys ve
Sadyattes’ten sonra dördüncü Lidya kralı Alyattes ancak Kimmerler’in
tehlikesine son vererek sınırlarını doğuda Kızılırmak’a kadar genişletebilmiştir[45].

 

Lidya
krallarından Alyattes M.Ö. VI. yüzyıl başlarında Bityna üzerine çıktığı sefer
sırasında Antandros şehri çevresine yerleşmiş olan Kimmerlerle de mücadele
ederek, onları Kızılırmak nehrinin doğusuna Kapadokya bölgesine göndererek Batı
Anadolu’yu Kimmerler’den temizlemeyi başarabilmiştir[46].

 

Lidya Devleti’nin
Alyattes zamanında, Orta Anadolu’ya kadar yayıldığı ve Anadolu’yu Kimmerler’in
elinden kurtardığı kabul edilmektedir ki bu aynı zamanda Lidyalılarla Medler’in
sınır komşusu olmasına ve karşı karşıya gelmelerine de sebep olmuştur[47].
Burada bahsi geçen Orta Anadolu’nun Kimmerler’den kurtarılması meselesinden
Orta Anadolu hâkimiyetinin Kimmerler’de olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

 

Orta Anadolu’nun
batısı ile İç batı Anadolu’da Orta Demir Çağı Frig Krallığı’nın politik
egemenliği ile karakterize olurken, özellikle Kızılırmak (Halys) Kavsi içinde birtakım
siyasal organizasyonların yaşanmış olduğu anlaşılmaktadır. Batı kaynaklarında
Orta Anadolu bölgesinin, Kızılırmak (Halys)’ın batısındaki kesimi Frigya,
doğusu ise Kapadokya olarak bilinirken, Asur kaynaklarında orta kesimi Tabal,
Halys/Kızılırmak’ın kuzeyindeki bölümü Kaşku, Güneybatı kesimi Tuvana/Tukhana
ve Doğu ucu ise Melid adıyla anılmaktaydı. Bu farklı isimlendirmelere göre
Kozmopolit bir nüfus yapısına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu karışık siyasi
yapıdaki Anadolu’ya M.Ö. VIII. yüzyılın sonları ile M.Ö. VII. yüzyılın
başlarında Avrasyalı Savaşçı-Atlı Göçebeler girmişler ve Orta Demir Çağı’nın
sonlanmasına doğru en önemli aşamayı başlatmışlardır[48].

 

Orta Anadolu’da
atlı göçebe kavimlerden Kimmerler ve İskitler’in de etkili oldukları kabul
edilen Demir Çağı M.Ö.1200’den kısa bir süre sonra Hititlerin yıkılmasından
sonra başlar ve Pers hâkimiyetinin sonu olan M.Ö. 330 yılına kadar devam eder.
Yaklaşık 900 yıllık bu dönem için tarihi kaynaklar Orta Anadolu’nun tarihini
tek başına detaylı açıklamaya yetmemekte ve kazı sonuçlarından yararlanmamızı
zorunlu hale getirmektedir. Ancak kazılar bile çoğu yerde kesin tarihler
vermemiş çok az yerde kesin tarihlere ulaşılabilmiştir. Orta Anadolu’da Demir
Çağı’nda sınıflara ayrılmış toplum yapısını gösteren delillere de
rastlanmamıştır. Genelde daha önceden bilinen yerleşmelerin üzerine daha küçük
yerleşmeler tarımı temel geçim kaynağı yaptığı kabul edilen hayvancılık ve az
da olsa maden işleyen köylerin varlığı tespit edilebilmektedir. Orta ve Geç
Demir Çağları’nda ise beylikler veya küçük krallıklar diyebileceğimiz küçük
siyasi oluşumların varlığı anlaşılmaktadır. Orta Anadolu’da yapılan arkeolojik
kazılar Kimmerler ve İskitlerin varlığını gösterecek buluntular vermiştir.
Ayrıca Erken Demir Çağı’nda pek rastlanmayan Tümülüs tipi mezarlara ölü gömme
geleneği Orta ve Geç Demir Çağı’nda adeta Orta Anadolu için karakteristik gömü
özelliği olarak düşünülecek kadar çok tespit edilmiştir[49].

 

Kimmerler’in
saldırıları sonucunda talan edilen orta Anadolu’nun egemenliği M.Ö.
VlI.yüzyılın ikinci dörtlüğünde Frigyalılar’dan Lidyalılar’a geçmiştir[50].
Lidyalıların siyasal güç olarak etkin olması Kimmerlerle uzun mücadelelerden
sonra onları yenip Anadolu’dan uzaklaştırmasıyla mümkün olabilmiştir[51].

 

Anadolu’da
Avrasyalı atlı göçebe Kimmer ve İskitler’e ait bir şehir kültürü ve kalıntısı
aramak ve beklemek anlamsızdır. Kimmerler bir bozkır kavmi oldukları için
Bozkır Atlı Göçebe kültürü dolayısıyla geçici iskân yerlerini belirleyen
buluntular ve münferit objeler bırakmış olabilirler[52].
Bu görüş şimdiye kadar yapılan arkeolojik kazıların da gösterdiği deliller göz
önüne alınarak doğru kabul edilmelidir.

 

Kimmerler M.Ö.630
dolaylarında Çukurova’ya akınlarda bulunurlar ancak Kilikya kralı Syennesis
tarafından dağıtılarak mağlup edilirler ve liderleri Dugdamme öldürülür. Orta
Anadolu’daki Kimmer egemenliğinin ve gücünün sonuna gelmesinde bu yenilgi
önemli rol oynamıştır. Bu olaylardan sonra Lidya kralı Alyattes Kimmerler’i
mağlup ederek, doğuya doğru, Kızılırmak nehrinin ötesine sürmüştür.
Lidyalılarla Medler arasında M.Ö.585’te yapılan antlaşmayla Anadolu Kızılırmak
nehri sınır kabul edilerek paylaşılmıştır. Bu iki güç arasında kalan Kimmer
boyları da Anadolu’daki etkinliklerini yitirerek tarih sahnesinden
çekilmişlerdir[53].

 

Kapadokya
sınırları içinde yer alan Şehirlerden Nevşehir, Kayseri ve Niğde illerindeki
buluntular da Kimmerler’in varlığı hakkında bilgiler vermektedir.

 

Nevşehir ilinde
Acıgöl ilçesi Ağıllı köyünün 3 km kuzey doğusunda bulunan Topada Yazılı Kaya
Anıtında Geç Hitit Şehir Devletleri zamanında kullanılan Hiyeroglif yazısının
Topada ve çevresini de içine alan Tabal krallığının İskit ve Kimmerler arasına
karışarak tarih sahnesinden silinmesiyle birlikte unutulması burada atlı göçebe
kavimlerin etkisini göstermesi bakımından dikkate alınmalıdır. Nevşehir ili
Sarılar beldesinde bulunan Zank Höyük ve Nevşehir İli, Gülşehir İlçesindeki
Ovaören Höyüklerinde çıkan ok uçları kesin sonuçlar vermemekle birlikte
İskit-Kimmer atlı kavimlerini hatırlatması bakımından dikkate alınabilir
arkeolojik eserler olarak kayda alınmalıdır[54].

 

Kayseri şehrinde
Kimmer adını çağrıştıran Ermeni yerleşimi olduğu belirtilen ve hala bağlarıyla
meşhur Germir adlı bir bölge mevcuttur. Bugün işlerliği devam ettirilen eski
Maraş yolundan Kayseri’ye girişte sağ taraf Mimarsinan sol tarafta kalan yerde
ise Germir köyü mevcuttur. Yine bu günkü Bünyan ilçesinin Konaklar köyünün eski
adı da Gergeme olarak geçmektedir. Kayseri Develi ilçesinin 3km kuzeyinde yer
alan Roma ve Bizans dönemi harabeleri olarak bilinen Gereme harabeleri önemli
yerleşim yerleri arasındadır. Germir, Germür, Gergeme, Gereme isimleri tarihi
kaynaklarda Kimmerler için kullanılan isimlere benzerliği ile dikkati
çekmektedir. Ayrıca Kimmerler’in etkin olduğu demir çağında Kayseri ve
çevresinde Tümülüs tipi mezarların çokça tespit edilmesi dikkate değer bir
durumdur. Ayrıca Kayseri’ye 50km uzaklıkta Sultan hanı Höyüğü’nde Anadolu’ya
doğudan gelen bozkır kavimlerinin getirdiği ileri sürülen ok ucu ele geçirilmiştir[55].

 

Yine Kapadokya
içinde yer alan Niğde ili Göllü Dağ’da yapılan kazılarda birbirine çok benzeyen
altı adet mızrak ucunun bulunması ve kazılarda tespit edilen yangın
tabakalarının Kimmerlerin rolü ile meydana geldiğinin düşünülmesine vesile
olmuştur[56].

Niğde Çamardı
ilçesi Göltepe Demir Çağı tabanı olarak tanımlanabilecek bir yerde, demirden
yapılmış mızrak ucu, balta, bir tane iğne ve ufak bir ocak yeri ile boyalı
Demir Çağı çanak çömlekleri bulunmuştur. Niğde Kınık höyük kazılarında ele
geçirilen seramik parçaları üzerinde büyük incelikle işlenmiş hayvan
görüntülerinin varlığı dikkat çekmektedir[57].
Bu görüntüler atlı göçebe bozkır kavimlerine ait İskit Hayvan Üslubu denen sanat
özelliklerini hatırlatması bakımından dikkate değerdir[58].

 

Sonuç

 

Avrasyalı atlı
göçebe Türk kavimlerinin M.Ö. birinci bin yılı içinde Karadeniz’in kuzeyinden
başlayan göç hareketleri sonucu Anadolu’ya da gelip yerleştikleri, bölgede
siyasi olarak varlıkları bilinen kavimlerin hem yazılı belgelerinden hem de
arkeolojik kalıntılarından anlaşılmaktadır. Konumuz gereğince araştırdığımız
Atlı göçebe Türk kavimlerinden Kimmerler’in Kapadokya bölgesini de içine alan
Orta Anadolu bölgesinde etkinliği adı geçen belgelerden yararlanılarak
aydınlatılmaya çalışılmıştır, çünkü kendilerine ait yazılı belgelerine şimdiye
kadar yapılan araştırmalarda rastlanamamıştır. Yazının yanında Kimmer ve diğer
Atlı göçebe bozkır kavimlerinin yerleşik düzende kurulmuş şehir kalıntıları da
henüz Anadolu da ortaya çıkarılmamıştır.

 

Bunun en büyük
sebebi göçebe çadır kültürünü yaşatmış olmalarından kaynaklanmış olmalıdır.
Kimmerler’in Anadolu’ya girdikleri dönemlerde Anadolu’da varlığı ve etkinliği
anlaşılan kavimler Doğudan Batıya doğru Urartulular, Asurlular, Geç Hitit Şehir
Devletleri, Frigyalılar ve Lidyalılar olarak sıralanmaktadır.

 

Adı geçen
kavimler hem birbirleriyle ilişkilerinde hem de Kimmerlerle ilişkilerinde
yazılı ve arkeolojik delillerle aydınlatıcı bilgiler vermişlerdir.
Urartuluların Kimmerlerle baş edemeyerek onlarla antlaşma yaptıkları ve kendi
topraklarından geçmelerine müsaade ederek Orta Anadolu’ya geçmelerini
sağladıkları anlaşılmaktadır. Asurluların orta ve güney Anadolu’daki
sömürgeleri olan küçük vasal devletler Kimmerler’in gelişiyle birlikte Asur
hâkimiyetinden kurtulmak için Kimmer-Asur mücadelelerinden istifade ederek ve
bazen Kimmerlerle birleşerek bazen de kendi aralarında ittifaklarla Asurlulara
karşı mücadelelere başlamışlardır. Özellikle Kapadokya’daki Geç Hitit şehir
devleti Tabal krallığı Kimmerlerle yoğun ilişki içinde olmuştur.

 

Asurlular
Kimmerler üzerine seferler yapmak üzere Orta Anadolu’ya gelmeleri ve orada
Kralları yönetimindeki Kimmerlerle mücadeleler ettiklerini belirtmeleri burada
Kralları yönetiminde teşkilatlı bir devletin varlığının anlaşılmasına vesile
olmaktadır. Aynı zamanda Kimmerler’in Batıdaki, Frig ve Lidya krallıklarıyla
mücadelelerinde de akınlarına Kapadokya bölgesini de içine alan Orta
Anadolu’dan yapmış olmaları ve Lidyalıların Kimmerleri yendikten sonra Yurtları
Kapadokya’ya onları sürmesi Kimmerler’in teşkilat merkezlerinin Kapadokya ve
çevresi olduğunu göstermektedir.

 

Kapadokya bölgesi
şehirlerinden Kayseri, Niğde, Nevşehir ve çevresinde ele geçirilen Kimmerler ve
İskitleri hatırlatacak İskit tipi ok uçları ve göçebe Türk sanatı olarak kabul
edilen “İskit Hayvan Üslubu”nu hatırlatan süslemeli arkeolojik malzemelerin
ortaya çıkarılması görüşlerimizi desteklemektedir. Türk kavimleri tarafından
yaygın olarak kullanılan gömü geleneğindeki Tümülüs tipi mezarların
Kimmerler’in etkin olduğu dönemleri içine alan tarihlerde yaygınlaşması da
dikkate alınırsa atlı göçebe Türk kavimlerinden Kimmerler’in Orta Anadolu ve
dolayısıyla Kapadokya bölgesindeki varlığı ve etkinliği kabul edilmelidir.

 

 Yrd. Doç. Dr. Hacı ÇOBAN

 

Bozok Üni. Eğitim
Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Sosyal bilimler Eğitimi ABD. YOZGAT e-mail: haci.coban@bozok.edu.tr

Kaynakça:

Akurgal
Ekrem, Anadolu Kültür Tarihi, Tübitak Yaymları,17.basım, Ankara 2005.

Bury J.B.
(Edited By), “The Assyrian Empire”, The Cambridge Ancient History, Volume III,
Cambridge At The University Press, 1970.Cahıll Nicholas, “Lydia Altın Mucize”,
Arkeo Atlas, Editör, Necmi Karul, 2012/01, İstanbul 2012.


Çilingiroğlu Altan, Urartu Tarihi, Ege Üni. Edebiyat Fakültesi Yay.,
Bornova-İzmir 1994.

Çoban
Hacı, Anadolu’da Kimmer-İskitler ve Orta Anadolu’daki İzleri, Afyon Kocatepe
Üniversitesi Sosyal bilimler Ens. Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora
Tezi, Danışman İlhami Durmuş, Afyonkarahisar 2013.

D’Alfanso
Lorenzo, “Kınık Höyük” , 29 Eylül 2 Ekim 2011de yapılan “Arkeolojik Buluntular
Işığında Niğde Tarihi” ,adlı panelden,
http://www.niğdekulturturızm.gov.tr/dosya 1-286554.

Demir
Necati,“Türk Tarihinin Ve Kültürünün Kaynağı Olarak Kaya Üzeri Resimler
(Petroglifler) Ve Yazılar, Rock Petroglyphs and Scripts As Source of Turkic
History and Culture”, ZfWT,Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World
of Turks, Vol. 1, No.1, 2009.

Dönmez
Şevket, “Demir Çağı’nı Anlamak, Anlatmak”, Türk Eski Çağ Bilimleri Enstitüsü
Haberler, Sa:30, Mayıs 2010, s.16.

Durmuş
İlhami, İskitler, Akçağ Yayınları, 4.Baskı, Ankara 2012.

Durmuş
İlhami, İskitler(Sakalar), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara
1993.

Durmuş
İlhami, “Anadolu’da Kimmerler ve İskitler”, Belleten, C.LXI, Sa.231, T.T.K.
Basımevi, Ankara 1997.

Grakov
B.N., İskitler, çev. D. Ahsen Batur, Selenge Yayınları, İstanbul, 2006.

Genz
Hermann, “Kızılırmak Bölgesinde Demir Çağı-The Iron Age in the Kızılırmak
Region”, Friglerin Gizemli Uygarlığı-The Mysterious Civilization of the
Phrygians, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 2007.

Hasanov
Zaur, Çar İskitler, Çev. İlyas Topsakal, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Yayını, İstanbul 2009.


İplikçioğlu Bülent, Eskiçağ Tarihinin Anahatları, 2.baskı, Bilim Teknik
Yayınevi, İstanbul 1994.

Kırzıoğlu
Fahrettin, “Gomer/Kimmerler’den Beri (M.Ö.680)Kayseri ve Çevresinde,
Oğuz/Türkmen Kolundan Olmayan: Kıpçak, Bulgar, Khazar, Kamak, Kuman,
Saper/Suvar Türklerinden Kalma Coğrafya Adları”, II.Kayseri ve Yöresi Tarih
Sempozyumu Bildirileri (16-17 Nisan 1998), Erciyes Üni., Kayseri ve Yöresi Tarih
Araştırmaları Merkezi Yayınları, Kayseri 1998.

Koca
Salim, Türk Kültürünün Temelleri-1, Damla Neşriyat, İstanbul 1990.

Koca
Salim,“Türklerin Göçleri ve Yayılmaları”, Türkler, C.I, Yeni Türkiye Yay,
Ankara 2002.

Koçak
Özdemir, Eski Çağ Tarihinde Sinop Başlangıçtan M.Ö.395 yılına Kadar, İst. Üni.,
Sos. Bil. Enst. Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Danışman: Mehmet Özsait, İstanbul 1993.

Koçak
Özdemir – Şahin H., “Eski çağ Tarihi Araştırmalarında Jeopolitiğin Önemi”,
Anadolu Araştırmaları Sa.16, İstanbul 2002. http://www.iudergi.com/tr/index.php/anadolu/article/viewFile/1276/1274.

Kurt
Mehmet, “Asur Anadolu İlişkilerinde Kilikya Bölgesi”, Belleten, C:LXX, S:257,
Nisan 2006, Türk Tarih kurumu Yayınları, Ankara, 2006.


Luckenbıll, Daniel David. ARAB (Ancient Record of Assyria and Babylonia,)
Volume II,(LAR II,530),Greenwood Press, Publıshers, New York 1968.

McEvedy
Colin, İlk Çağ Tarih Atlası, Çev. Ayşen Anadol, 3.basım, Sabancı Üniversitesi
Yayınlan, İstanbul 2010..

Macqueen
J.G., Hititler ve Hitit Çağında Anadolu, çev. Esra Davutoğlu, Arkadaş
Yayınları, 2.baskı, Ankara 2009.


Mandaloğlu Mehmet, Doğu-Batı Kültürel etkileşiminde Orta Asya ’dan Göçler (M.S.
VI. yüzyıla Kadar), Gazi Üni. Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı
Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Danışman İlhami Durmuş,
Ankara 2011.

Melyukova
A.İ., “İskitler ve Sarmatlar”, çev. İsenbike Togan, Erken İç Asya Tarihi,
Derleyen Denis Sinor, İletişim yayınları, 3.baskı, İstanbul 2002.

Phillips
E.D., “The Scythian Domination in Western Asia: Its Record in History,
Scripture and Archaeology”, World Archaeology, Vol. 4, No. 2, Nomads (Oct.,
1972), pp. 129-138, Published by: Taylor & Francis, Ltd. Stable URL: http://www.jstor.org/stable/123971.

Pullu
Selim, Tabal Bölgesi Tarihi (M.Ö. I. Binyılın İlk Yarısında Tabal Krallığının
Siyasal ve Ekonomik Tarihi) İstanbul Üni. Sos. Bil. Enst. Tarih Bilim Dalı,
Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Danışman, Oktay
Belli, İstanbul 2006.

San Oya,
Demir Çağ ve Demir Çağ Öncesinde Anadolu’da Göçebelik ve Göçebe Sanatı, Ege
Üni., Sosyal Bil. Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Danışman Altan
Çilingiroğlu, İzmir 1998.


Schwertheim E., Antik Çağda Anadolu, Çev.Nuran Batu, Kitap Yayınevi,1.basım,
İstanbul 2009.

Sever
Erol, Asur Tarihi, 3.baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul 2008.

Sevin
Veli,“Frigler”, Anadolu Uygarlıkları 2, Görsel Anadolu Tarihi Ansiklopedisi,
Görsel Yayınları, İstanbul 1982.

Tansuğ
Kadriye, “Kimmerlerin Anadolu’ya Girişleri ve M.Ö. VII. yüzyılda Asur
Devletinin Anadolu ile Münasebetleri”, Ankara Üniversitesi Dil ve
Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi Cilt: 7, Sa: 4, Ankara 1949.

Tarhan M.
Taner, Eski Çağ’da Kimmerler Problemi, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İ.Ü.Ed.Fak.
Eski Çağ Tarihi Kürsüsü, İstanbul 1972.

Tarhan M.
Taner“ Eski Çağda Kimmerler Problemi”, VIII. Türk Tarih Kongresi Bildirileri
(11-15 ekim 1976 Ank),Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1979.

Tarhan
M.Taner,“Eski Anadolu Tarihinde Kimmerler”,.I.Araştırma Sonuçları Toplantısı
Bildirileri, (İstanbul 2324 mayıs 1983), Eski Eserler ve Müzeler Genel
Müdürlüğü, Ankara 1984.

Tarhan
M.Taner ,“Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler”, Türkler,
C.1,Yeni Türkiye Yayınları, Ankara2 002.

Tarhan
M.Taner ,“Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler” Genel Türk
Tarihi Ansiklopedisi, C.I. Ankara 2002.

Tellioğlu
İbrahim, “Doğu Karadeniz Bölgesinin Türk Yurdu Haline Gelmesi Hakkında Bir
Değerlendirme”, Turkısh Studies/Türkoloji Araştırmaları Dergisi, Volum: 2,
Spring 2007.

Tezcan
Burhan, “1969 Göllüdağ Kazısı”, Türk Arkeoloji Dergisi, Sayı:30, Kültür
Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1992.

Üstüner
Ali Cengiz, “Asur Devleti ve Uygarlığı”, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi,
S:134, Ekim 2001.

Üstüner
Ali Cengiz, “Bozkır Göçebeleri Kimmerler ve İskitler”, Türk Dünyası
Araştırmaları Dergisi, Sayı: 135, Ankara, Aralık 2001.

Dipnotlar:

[1] M.T.
Tarhan, “Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler”, Türkler, Cilt 1
Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s.602; Necati Demir, “Türk Tarihinin Ve
Kültürünün Kaynağı Olarak Kaya Üzeri Resimler (Petroglifler) Ve Yazılar, Rock
Petroglyphs and Scripts As Source of Turkic History and Culture”, ZfWT,
Zeitschriftfür die Welt der Türken Journal of World ofTurks, Vol. 1, No.1,
2009, s. 9.

[2] S.
Koca, Türk Kültürünün Temelleri-1, Damla Neşriyat, İstanbul 1990, s.31.

[3] 
A.İ. Melyukova, “İskitler ve Sarmatlar”, çev. İsenbike Togan, Erken İç Asya
Tarihi, Derleyen Denis Sinor, İletişim yayınları, 3.baskı, İstanbul 2002, s.
142, 143.

[4] Zaur
Hasanov, Çar İskitler, Çev. İlyas Topsakal, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Yayını, İstanbul 2009, s.3.

[5] İ.
Durmuş, İskitler, Akçağ Yayınları, 4.Baskı, Ankara 2012, s.43.

[6] B.N.
Grakov, İskitler, çev. D.Ahsen Batur, Selenge Yayınları, İstanbul, 2006, s.46.

[7] M.Taner
Tarhan, “Eski Çağda Kimmerler Problemi”, VIII. Türk Tarih Kongresi Bildirileri
(11-15 ekim 1976 Ank),Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1979, s. 364, 365.

[8] Hacı
Çoban, Anadolu ’da Kimmer-İskitler ve Orta Anadolu ’daki İzleri, Afyon Kocatepe
Üniversitesi Sosyal bilimler Ens.Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora
Tezi, Danışman İlhami Durmuş, Afyonkarahisar 2013, s.3

[9] 
Mehmet Mandaloğlu, Doğu-Batı Kültürel etkileşiminde Orta Asya’dan Göçler
(M.S.VI.yüzyıla Kadar),Gazi Üniversitesi Sosoyal bilimler Enstitüsü Tarih
Anabilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Danışman
İlhami Durmuş, Ankara 2011, S.155.

[10] Tellioğlu,
s.21.

[11] S.
Koca, “Türklerin Göçleri ve Yayılmaları”, Türkler, C.I,Yeni Türkiye Yayınları,
Ankara 2002, s. 657.

[12] 
E.D. Phillips, “The Scythian Domination in Western Asia: Its Record in History,
Scripture and Archaeology”, World Archaeology, Vol. 4, No. 2, Nomads (Oct.,
1972), pp. 129-138, Published by: Taylor & Francis, Ltd. Stable URL: http://www.jstor.org/stable/123971,
s.136.

[13] 
San, s.65, M.Taner Tarhan” Eski Anadolu Tarihinde Kimmerler”, IAraştırma
Sonuçları Toplantısı Bildirileri,(İstanbul 23-24 mayıs 1983)Eski Eserler ve
Müzeler Genel müdürlüğü, Ankara 1984, s. 114, “Eski çağ’da Kimmerler Problemi”,
VIII. Türk Tarih Kongresi, Cilt. I, Ekim 1976, Ankara 1976, s.366.

[14] 
Fahrettin Kırzıoğlu, “Gomer/Kimmerler’den Beri (M.Ö.680)Kayseri ve Çevresinde,
Oğuz/Türkmen Kolundan Olmayan: Kıpçak, Bulgar, Khazar, Kamak, Kuman, Saper/Suvar
Türklerinden Kalma Coğrafya Adları”, II.Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu
Bildirileri (16-17 Nisan 1998), Erciyes Üni., Kayseri ve Yöresi Tarih
Araştırmaları Merkezi Yayınları, Kayseri 1998, s.308,309.

[15] İ.Durmuş,
İskitler (Sakalar),’Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara 1993,
s. 64.

[16] 
Çoban, s.59 Geniş bilgi için bknz. “M.Ö.II.binliğin sonu I.binliğin
Başlangıcında Azerbaycan Arazisinde Ahalinin Terkibi“, VII Fasıl. Azerbaycan
Tarihi. Mesul redaktor: Iqrar Aliyev, I cild, Azerbaycan Milli İlimler
Akademiyası Tarih Enstitüsü Yayını, Bakü 2007, s.180

[17] 
İbrahim Tellioğlu, “Doğu Karadeniz Bölgesinin Türk Yurdu Haline Gelmesi
Hakkında Bir Değerlendirme”, Turkısh Studies/Türkoloji Araştırmaları Dergisi,
Volum:2, Spring 2007, s.655.

[18] Özdemir
Koçak, Eski Çağ Tarihinde Sinop Başlangıçtan M.Ö.395 yılına Kadar, İst. Üni.,
Sos. Bil. Enst. Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Danışman: Mehmet Özsait, İstanbul 1993, s.35,36.

[19] J.G.Macqueen,
Hititler ve Hitit Çağında Anadolu, çev. Esra Davutoğlu, Arkadaş Yayınları,
2.baskı, Ankara 2009, s.173.

[20] M.Taner
Tarhan, Eski Çağ’da Kimmerler Problemi, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İ.Ü.Ed.Fak.
Eski Çağ Tarihi Kürsüsü, İstanbul 1972, s.81.

[21] 
Özdemir Koçak-H.Şahin, “Eski çağ Tarihi Araştırmalarında Jeopolitiğin Önemi”,
Anadolu Araştırmaları Sa.16,İstanbul 2002, s.348,349. http://www.iudergi.com/tr/index.php/anadolu/article/viewFile/1276/1274.

[22] K.Tansuğ,
“Kimmerlerin Anadolu’ya Girişleri ve M.Ö. VII. yüzyılda Asur Devletinin Anadolu
ile Münasebetleri”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi
Cilt: 7, Sa: 4, Ankara 1949, s.536.

[23] Colin
McEvedy, İlk Çağ Tarih Atlası, Çev. Ayşen Anadol, 3.basım, Sabancı Üniversitesi
Yayınları, İstanbul 2010, s.48.

[24] A.
Çilingiroğlu, Urartu Tarihi, Ege Üni. Edebiyat Fakültesi Yayınları,
Bornova-İzmir 1994, s. 99.

[25] Selim
Pullu, Tabal Bölgesi Tarihi (M.Ö. I. Binyılın İlk Yarısında Kimmerler kralları
Teuşpa zamanında Asur ve onun kontrolündekiTabal Krallığının Siyasal ve
Ekonomik Tarihi) İstanbul Üni. Sos. Bil. Enst. Tarih Bilim Dalı, Eski Çağ
Tarihi Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi, Danışman, Oktay Belli,
İstanbul 2006, s.52.

[26] J.B.Bury(Edited
By), “The Assyrian Empire”, The Cambridge AncientHistory, Volume III, Cambridge
At The University Press, 1970, s.59.

[27] Çoban,
s.82

[28] Veli
Sevin,“Frigler”, Anadolu Uygarlıkları 2,Görsel Anadolu Tarihi Ansiklopedisi,
Görsel Yayınları, İstanbul 1982, s.256.

[29] Ali
Cengiz Üstüner, “Bozkır Göçebeleri Kimmerler ve İskitler”, Türk Dünyası
Araştırmaları Dergisi, Sayı: 135, Ankara, Aralık 2001, s.198.

[30] Çoban,
s.81

[31] E.Sever,
Asur Tarihi, 3.baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul 2008, s. 114.

[32] Çilingiroğlu,s.104.

[33] Luckenbill,
ARAB, s.212.

[34] H.Çoban,
. s. 82

[35] Ali
Cengiz Üstüner, “Asur Devleti ve Uygarlığı”, Türk Dünyası Araştırmaları
Dergisi, S:134, Ekim 2001, s. 133.

[36] Çoban,s.128,129

[37] Pullu,
s.53.

[38] Çoban,
s.83

[39] Tansuğ,
s.538,ve 537 de Dip not 8.

[40] Sever,
s.118, ve 121.

[41] 
Mehmet Kurt, “Asur Anadolu İlişkilerinde Kilikya Bölgesi”, Belleten, C:LXX,
S:257, Nisan 2006, Türk Tarih kurumu Yayınları, Ankara, 2006, s.19,20.

[42] Çoban,
s.85

[43] İ.Durmuş,“Anadolu’da
Kimmerler ve İskitler”, Belleten, C.LXI, Sa.231, T.T.K. Basımevi, Ankara 1997,
s.277, 278.

[44] M.T.
Tarhan, “Eski Anadolu Tarihinde Kimmerler”, I.Araştırma Sonuçları Toplantısı
Bildirileri, (İstanbul 23-24 mayıs 1983), Eski Eserler ve Müzeler Genel
Müdürlüğü, Ankara 1984, s.114.

[45] E.Schwertheim,
Antik Çağda Anadolu, Çev. Nuran Batu, Kitap Yayınevi,1.basım, İstanbul 2009,
s.27.

[46] İ.Durmuş,
“Anadolu’da Kimmerler ve İskitler”, Belleten, C.LXI, Sa.231, T.T.K.Basımevi,
Ankara 1997, s.278.

[47] Nicholas
Cahıll, “Lydia Altın Mucize”, Arkeo Atlas, Editör, Necmi Karul, 2012/01,
İstanbul 2012, s.102.

[48] Şevket
Dönmez, “Demir Çağı’nı Anlamak, Anlatmak”,Türk Eski Çağ Bilimleri Enstitüsü
Haberler,Sa:30,Mayıs2010, s.16.

[49] Hermann
Genz, “Kızılırmak Bölgesinde Demir Çağı-The Iron Age in the KızılırmakRegion”,
Friglerin Gizemli Uygarlığı- The Mysterious Civilization of the Phrygians, Yapı
Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 2007, s.127, 128, 132,136, 137.

[50] E.
Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, Tübitak Yayınları,17.basım, Ankara 2005, s.283.

[51] B.
İplikçioğlu, Eskiçağ Tarihinin Anahatları, 2.baskı, Bilim Teknik Yayınevi,
İstanbul 1994, s.79.

[52] Tarhan,
s.123.

[53] Taner
Tarhan, “Ön Asya Dünyasında İlk Türkler Kimmerler ve İskitler” Genel Türk
Tarihi Ans., C.I., s. 529.

[54] Çoban,
s.174,175

[55] Çoban,
s.176,177

[56] 
Burhan Tezcan, “1969 Göllüdağ Kazısı”,”Türk Arkeoloji Dergisi, Sayı:30,Kültür
Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1992, s.1,4,5,8,11.

[57] Lorenzo
D’Alfanso, “Kınık Höyük” , 29 Eylül 2 Ekim 2011de yapılan ““Arkeolojik
Buluntular Işığında Niğde Tarihi” ,adlı panelden,
http://www.niğdekulturturızm.gov.tr/dosya 1-286554.

[58] Çoban,
s.173,174

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet