Kurtuluş
savaşından Altay tanklarına uzanan bir hikaye


Fahrettin Altay


1880‟de İşkodra’da doğan Fahrettin Altay, Harp Okulu ve Akademisini
bitirdikten sonra Balkan Savaşı’na kadar doğuda görev yapmış, ilk cephe
görevini


Aşiret Tugayı’nın komutanı olarak, Kırklareli’nin
Bulgar işgalinden kurtarılmasıyla gerçekleştirmiştir. I. Dünya Savaşı’nda
Çanakkale, Romanya ve Filistin cephelerinde görev yapan Fahrettin Altay, Mondros
Ateşkesinden bir süre önce 12. Kolordu Komutanı olarak atanmıştır. Kurtuluş
Savaşı’nın örgütlenme döneminde İstanbul’a eğilimi ağır basmakla birlikte,
Temsil Kurulu ile İstanbul arasında dengeli bir politika izlemiştir.


1. ve 2. İnönü Savaşları’nda Sakarya Meydan Muharebesi’nde görev almıştır.
 1921 yılında Mirliva rütbesine terfi etmiş ve Paşa olmuştur. Akabinde
Süvari Grup Komutanlığı’na atanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın son yıllarında Uşak,
Afyon, Alaşehir çevresindeki çarpışmalarda süvarileri büyük hizmet görmüştür. Kütahya’nın
Emet ilçesinden kendisi Emet halkı ve süvarileri tarafından kaçırılan Yunan
ordusunu kovalayarak İzmir’e giren ilk süvari birlikleri Altay’ın
komutasındaydı. 10 Eylül tarihinde İzmir’de Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa
Kemal Paşa’yı karşıladı. Büyük Taarruz’daki başarıları nedeniyle Ferik
rütbesine terfi ettirilmiştir.


İzmir’in kurtarılmasından sonra emrindeki Süvari
Kolordusu ile Çanakkale Boğazı üzerinden İstanbul’a yönelmiştir.
Bunun üzerine
İngiltere, Fransa ve Kanada’da siyasi etkileri olan Çanakkale Krizi oluşmuştur.


I. dönem TBMM’de Mersin milletvekili olarak bulunuyordu ama devamlı cephede
görev yapmaktaydı. II. Dönem TBMM’de de İzmir milletvekili olarak yer aldı. Bir
yandan da 5. Kolordu Komutanı olarak görev yaptı. Başkomutan Müşir Gazi
Mustafa Kemal Paşa’nın 1924 yılındaki İzmir gezisine eşlik etti. Askerlik ve
milletvekilliğini birlikte yürütmesi mümkün olmayınca Mustafa Kemal Paşa’nın
isteğine uyarak meclisten ayrıldı ve orduda kaldı.


1926 yılında Orgeneral rütbesine terfi etmiştir. 1927 yılında tedavi için
Avrupa’ya giden Mareşal Fevzi Paşa’nın yerine Genelkurmay Başkanlığı’na vekalet
etmiştir. 1928 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Afgan Kralı Emanullah Han ile
eşi Kraliçe Süreyya’ya mihmandarlık etmiştir. 1930 yılında Menemen Olayı’ndan
sonra Menemen, Balıkesir, Manisa’da ilan edilen sıkıyönetim sırasında
sıkıyönetim komutanlığına tayin edilmiştir. 1933 yılında 1. Ordu Komutanlığı’na
atanmıştır.


1934 yılında Kızıl Ordu manevralarına davetli tek ülke olan Türkiye’den
gidecek askeri heyetin başkanlığını yaptı. Aynı yıl İran ve Afganistan
arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. Hazırladığı rapor
anlaşmazlığın çözümlenmesine esas oluşturdu. Atabay Hakemliği adı verilen
rapor, günümüz İran-Afganistan sınırının güney kısmının çizilmesini sağladı.


1936 yılında İngiltere Kralı VIII. Edward’ın Çanakkale Savaşı alanları
gezisine refakat etmiştir. 1937 yılında Trakya Manevraları’na katılmıştır 1938
yılında Atatürk için yapılan cenaze törenine komutan tayin edildi. 1945
yılında, Yüksek Askerî Şûra üyeliği sırasında yaş haddinden emekliye
ayrılmıştır.


1946-1950 yılları arasında CHP’den Burdur milletvekilliği yapmıştır.
1950’den sonra siyasi hayattan da çekilerek İstanbul’a yerleşmiştir.


Altay Soyadı


Fahrettin Paşa’ya Altay soyadı Atatürk tarafından verilmiştir. 1966 yılında
Fahrettin Altay Paşa, Altay kulübünü ziyaretinde Altay soyadını nasıl aldığını
şöyle anlatmıştır


“Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa ile mütareke
yıllarında İzmir’i ziyaretimizde Altay bir İngiliz donanma karması ile
Alsancak’ta oynuyordu. Maçı beraber izledik. Altay çok güzel bir oyundan sonra
İngiliz’leri yenince Ulu Önder çok duygulandı, gururlandı ve Altay için
takdirlerini belirtti. Aradan epey zaman geçti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, İran
ile bir sınır anlaşmazlığını halletmek üzere beni görevlendirdi ve Tebriz’e
gittim. Tebriz’de bulunduğum sırada; Meclis’te soyadı kanunu müzakere edilmiş
ve ittifakla Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Atatürk soyadı verilmişti. Bütün yurt
kendisini yeni soyadından dolayı tebrik ediyordu. Ben de hemen bir telgraf
çekmiş ve kendilerini kutlamıştım. Atatürk’ten ertesi gün gelen cevab-ı telgraf
şöyle idi:


Sayın Fahrettin Altay Paşa, Ben de seni tebrik eder
Altay gibi şanlı şerefli günler dilerim.


Telgrafı aldığım zaman gözlerim dolu idi. Atatürk çok mutehassıs olduğu ve
beraberce izlediğimiz Altay maçının hatırasına izafeten bana Altay soyadını
layık görmüştü.


2007 yılında çalışmalarına başlanan Türk yapımı Altay
Tankı’nın adı Türk Kurtuluş Savaşı’nda 5. Süvari Kolordusu’nun Komutanı
Fahrettin Altay’ın hatırasına verilmiştir. Altay tankının özellikleri şöyledir:


Altay, Türkiye’nin geliştirmekte olduğu 3+ nesil ana muharebe tankıdır. Şu
anda detaylı tasarım aşamasındadır. Milli Tank Üretim Projesi (MİTÜP) çerçevesinde
30 Mart 2007’de yapılan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısı sonucunda
Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından proje ana yüklenicisi olarak Otokar
Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. belirlenmiştir.


Altay projesinin teknik destek sağlayıcısı Güney Kore’nin Rotem firmasıdır.
“Altay” olarak adlandırılan tankın tasarım, geliştirme, prototip
imalatı, test ve sertifikalama aşamalarının tamamlanması için 500 milyon dolar
mali kaynak ayrılmıştır. Üçüncü nesil ana muharebe tankı olarak tasarlanmakta
olan aracın prototip testleri ve kalifikasyon çalışmalarının 2012 yılında
tamamlanması, seri imalatın ise 2016 yılının sonunda devreye alınması
öngörülmektedir. Tasarım aşamasında Güney Kore üretimi XK-2 ana muharebe tankı
projesinden elde edilmiş tecrübelerden de yararlanılması hedeflenmektedir.
Proje sonunda açılacak yeni bir ihale ile seri üretimi kazanan kurum ya da
kuruluş belirlenecektir. İlk etapta üretilmesi planlanan 250 adet tank, TSK’nın
ihtiyaçları doğrultusunda artırılabilecektir.


Tankta 120 mm yivsiz top olacağı tahmin edilmektedir. Kimyasal, biyolojik
ve radyoaktif saldırılara karşı korumalı olacaktır. Planlanan maksimum hız
saatte 90 kilometre, bir 1,800 hp(1,300 kW) motor(ilk iki parti 1,500 beygir
motorlara sahip olacak) sayesinde ayarlamalar yapılarak suyun 4,1 metre altında
çalışması mümkün olacaktır.


Aracın Volkan-III tank atış kontrol sistemi ve tank komuta kontrol muhabere
bilgi sistemi Aselsan tarafından tasarlanacak ve üretilecek, 120 mm’lik 55
kalibre ana silah sistemi, Hyundai-Rotem kanalı ile teknoloji transferi
yapılarak MKE tarafından, modüler zırh paketi ise Roketsan tarafından üretilecektir.
Otokar 4 prototipin tasarımı ve geliştirilmesi için 500 milyon ABD Doları
tutarında teşviğe hak kazanmıştır.


Altay Türk Ana Muharebe Tankı için Roketsan tarafından geliştirilen ’zırh
sistemi’, 3 Haziran-10 Temmuz 2013 tarihleri arasında yapılan testler sonunda
başarılı bulunarak kalifiye edildi. SSM ile imzalanan sözleşme kapsamında Altay
Zırh Sistemi Geliştirilmesi ve Balistik Koruma Merkezi Kurulması Projesi
çerçevesinde Türkiye’nin geliştirilmekte olan ilk milli ana muharebe tankının
zırhı, Roketsan tarafından tasarlanıp üretilerek, kalifiye edildi.


Kaynakça


FAHRETTİN ALTAY,  Hazırlayan Mustafa OKUKLU, Yüksek Lisans Tez
Çalışması, T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ
ENSTİTÜSÜ


Altay Ana Muharebe Tankı, Börteçin Ege, Roketsan Dergisi


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet