“Aslında gerçek bir savaş olmamıştır, çoğu şehitlikler de semboliktir.”


Bu sözler AKP’nin ilahiyatçı kökenli milletvekili İhsan Şener’e ait. Eh,
ilahiyatçı demek, başka bir deyişle din adamı demek. Din adamı yalan söylemez
diyerek yakın tarihimize başka bir açıdan bakayım dedim.


 Birinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra İstanbul’a dönen Mustafa
Kemal’in evde oturmaktan canı sıkılıyordu. Kolay değildi cepheden cepheye
koşturmakla yıllarını geçiren bir askerin pijama, terlik oturup, pencereden
gelip geçenleri seyretmekle yetinmek zorunda kalması.


Şöyle bir çıkıp Anadolu’yu dolaşayım, çoğu zaman kuru ekmekle cephelerde
geçen günlerin acısını çıkarmak için her yörenin lezzetlerinden tadayım, diye
düşündü. Araya tanıdıklarını koyup Padişahtan bir müfettişlik görevi kopardı ve
atladı Bandırma Vapuruna ver elini Samsun diyerek.


Samsun pidesinin tadına baktı önce ve karnı doyunca da oranın ünlü
tütününden sardığı sigarasını keyifle tüttürerek kahvesini yudumladı. “ Paşam
buralarda Amasya’nın elması çok ünlüdür “ dediler. “ Haydi dedi
beraberindekilere, Amasya’ya gidiyoruz.”  Paşa devlet parasıyla gezip tozuyor
demesinler diyerek de Amasya Tamimini yayınladı. Öyle ya aynı zamanda iş
yapıyor görünmeliydi.


  Mustafa Kemalin ne kadar iyi bir gurme (boğazına düşkün)
olduğunu duyan Erzurumlular da “ Paşam bizim cağ kebabını da muhakkak tatman
lazım diyerek davet ettikleri için bir kongre toplama işi bahane ederek de
arkadaşlarıyla birlikte Erzurum’a vardılar.


Baktı ki bu kongre bahanesi iyi tuttu, bir kongre de orada yapalım diyerek
ve “ Sivas’ın yollarına, çıkayım dağlarına  “  türküsü nü söyleyerek
Sivas’a ulaştı. Varmışken Kangal balıklı kaplıcalarında birkaç gün dinlendi.
Giderken yanına bir Kangal köpeği almadı, çünkü o zamanlar Kangal köpekleri
değil de daha çok İstanbul’daki güya entel İngiliz köpekleri meşhur idi.


Sıra artık Ankara tavasının ve Ankara armudunun tadına bakmakta idi.
Ankara’da bir Millet Meclisi açmak da gayet güzel bir bahane olurdu, Mustafa
Kemal de öyle yaptı.


Tarihi öykünün bundan sonrası biraz kanlı olduysa da sembolik savaşlar
oldu. Ankara tavası ve armudunun ününü duyan Yunan ordusunun saldırıları
İnönü’de iki kez ve Sakarya’da durduruldu. Afyon kaymağı yemek için gelen
Mustafa Kemal Paşa bir daha tatsızlık çıkarmasınlar diye Afyondan kattı Yunan
ordusunu önüne, kovalaya kovalaya atıverdi Egenin serin sularına. Zaten de canı
İzmir sahilinde bir güzel rakı balık faslı çekiyordu yıllardır.


Evet, aslında öyle abartılacak bir kurtuluş savaşı filan olmadı. Şehit
mezarlarının da çoğu gerçekten semboliktir. Zira arkadaşları düşman
kovalamaktan şehitlik yapmaya zaman bulamadılar. İlk buldukları yere gömdüler
arkadaşlarını, kalplerine gömdükleri acıları ile birlikte.


Son söz: Ulu
Atam, yattığın yerde dönüyorsundur biliyorum ama bunlar bitmiyor, her geçen gün
saçmalığın dozu artıyor. Allah akıl fikir ihsan eylesin !!


İlhan ULUKÖSE


HÜRSES  GAZETESİ /
ANTALYA


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet