Bulgar
harabelerinde ortaya çıkan arkeolojik bulgular Orta Çağ’ın bu büyük kentinde
yaşamın tüm yönlerini yansıtmaktadır. Bulguların büyük kısmı ve en önemlileri,
Bulgar Devleti’nin ve başkentinin en gelişmiş dönemi olan 11.-19. yüzyıllara
aittir.


Orta
Çağ Müslüman dünyasının bir parçası olan İdil Bulgar Devleti, Bulgarların daha
erken dönemlerde ideolojik birlik oluşturdukları Doğunun büyük kültürel ve
sanat merkezleri ile sıkı ilişkiler içindeydi. Bu ilişkiler içinde İran’ın çok
önemli bir yeri vardır.


Bulgar
sanatkarlığı yüksek gelişimcilik düzeyi ile bilinmektedir. Moğollara kadarki
dönemde bile Bulgarlar, birçok alanda komşularını geride bırakarak, bütün
önemli sanat dalları ile uğraşmışlardır. İdil Bulgar Devleti’nin şehir
merkezlerinde, özellikle Bilyar’da son yıllarda yapılan araştırmalar, Moğollara
kadarki dönemde Bulgarlar tarafından sanat dallarından biri olan camcılığın da
benimsendiğini söylememize imkan verir. Bu sanat dalının varlığı tüm maddi
üretimin, kültürün ve güzel sanatların yeni, üst düzey gelişmişlik aşamasına
ulaştığının bir göstergesidir. Özellikle, şehirlere özgü bir sanatkarlık dalı
olan camcılık, sadece zengin sanatkarlık geleneklerine (özellikle metalürjide)
sahip büyük üretim merkezlerinde gelişebilirdi. Camcılık sanatının güzideliği
ve seçkinliği imalathanelerin Bulgar şehirlerinin zengin ve imtiyazlı kesimin
yaşadığı merkez bölgelerinde yerleşmiş olmasından görülmektedir.


Camın
ve hammaddelerin kimyasal bileşimlerinin analizi camcılığın özgün bir ekolünün
varlığından söz edilmesine imkan verir. Bulgar camcılık ekolü, Trans-Kafkasya
ve Orta Asya ekollerinin aracılığıyla, Orta Doğu ekolünün etkisi altında 12.
yy. içinde oluşmuştur. Yeni ekolün ortaya çıkması şu belirtilerle
tanımlanmaktadır: Tek bir reçetenin kullanılması, mamullerin üretimindeki
teknolojik şemanın sadeliği, bu maddelerin gözle görülür kullanışlılığı.


Bulgar
camcılık sanatının Orta Çağ Müslüman dünyasının gelişmiş sanat merkezleri ile
sıkı ilişkilerini belirtirken, İdil Bulgar camcılığının başından beri yerli
hammaddelere dayandığının altını çizmemiz gerekir.


Cam
üretiminin teknolojisi bir takım özellikleri ortaya koymaktadır. Bu özellikleri
Bilyar harabelerindeki bulgularda daha açık şekilde belirtilmektedir.


1.    
Camın bileşimine göre, mamullerin
büyük bir kısmı Na-Ca-Si kimyasal sınıfına, Na-K-Ca-Mg- Al-Si kimyasal türüne
aittir. Mikrokarışımlara göre, cam bölgenin hammaddelerinin jeokimyevi
özelliklerine uymaktadır. Nitekim, ülkenin sanatkarlık merkezlerinde (Bilyar,
Suvar, Muromsk) üretilen camların bileşiminde, özellikle mikrokarışımlar
düzeyinde bazı farklılıklar görülmektedir. Bu da her bir mikrobölgenin
hammaddelerinin özgünlüğüne bağlıdır. Ancak bu farklılıklar, tek bir Bulgar
camcılığının ortak sanat gelenekleri dışına çıkmamaktadır. Şunu da belirtmek
gerekir ki, Bulgar camının kimyasal türü bu sanatkarlık dalının 11-12. yy.
sınırında ortaya çıkmasından başlayarak, Moğol-Tatar istilası sonucu
sanatkarlık merkezlerinin büyük bir çoğunluğunun yıkılmasına kadar değişmez
kalmıştır.


2.    
Cam pişirme, cam eritme ve tavlama
fırınları gibi termoteknik yapıları bulunan imalathanelerin mevcutluğu camcılık
sanatının en önemli kanıtıdır. Bu tür yapıların 12. ve 13. yüzyılın başlarına
ait kalıntılarına sadece Bilyar’da rastlanılmaktadır. (XXXVII, XLI. kazılar).
Yapıların önemli ölçüde tahrip olması onların tam restorasyonunu imkansız
kılmaktadır. Ancak, bizzat fırın enkazlarında ve onların yakın civarındaki
alanlarda bulunan bulguların tümünün detaylı analizi tesisatların bunlardaki
üretim süresinin tanımlamasını yapmaya imkan verir.


3.    
Fırın enkazlarında ve onların yakınlarında
çok sık rastlanan bulgulardan biri de küçük tuğlalardır. Bazıları gönye şekilli
olan bu tuğlalar gri ve koyu gri renkte olup bir yüzü kirli yeşilimsi renkli
cama benzer tabaka ile kaplanmıştır. Bu ateşe dayanaklı tuğlalar eritme
fırınının kaplanmasında kullanılmıştır. Bu tuğlaların sert yapısı 1200C’den
yüksek sıcaklıktaki pişirme aşamasına uygundur. Fırınlarda cam cürufu, soğumuş
köpük, bazan gerilme izleri taşıyan şekillendirilmemiş cam kitlesi parçaları,
cam damlaları bulunmuştur. Özellikle malzeme büyük miktarlarda ve fırınların
civarındaki geniş bir alanda bulunmaktadır.


4.    
Yardımcı malzemelere ve araçlara,
içinde yarı mamul halinde cam kitlesi bulunan kalın duvarlı kil kap, içinde cam
damlaları bulunan pota ve muhtemelen cam üfleyen işçilerin kullandıkları
aletlerin parçaları olan demir kırıkları (maalesef çok yıpranmış) aittir.


5.    
İmalathane alanı genelde cam kırıkları
ve defolu mamullerle doludur. Bilyar’ın XXXVIII. kazısında bulunan bu tür mamul
genelde pencere camıdır. Bu da imalathanenin uzmanlaşmasının bir göstergesidir.
Büyük bir tuğla binanın yanındaki imalathane muhtemelen bina yapılırken
faaliyette olmuştur.


Bilyar
camcılık sanatı tam üretim şekline sahip imalathanelerle temsil olunmuştur.
Bölgede hem cam üretiminin ilk aşamalarındaki atıkların, hem de pencere camı,
mutfak ve kimyasal deney kapları gibi son mamullerin kırıklarına ve defolarına
rastlanılması bunun bir kanıtıdır.


Tüm
söylenenler, ayrıca mamul bulgularının çokluğu, bunların şekil, desen ve
çeşitliliğinin özgünlüğü Moğollara kadarki dönemde İdil Bulgar Devleti’nde
özgün camcılık sanatının varlığının bir kanıtıdır. Bu camcılık ekolünün
ürünleri Bilyar’da bulunan tüm cam mamullerinin dörtte üçünü
oluşturmaktadırlar.


Günümüzde
Bilyar harabelerinde bulunan cam mamullerin listesi yapılmıştır. Bu listeye
mutfak ve kimyasal deney kapları, ev eşyaları, pencere camı ve süs eşyaları
dahildir.


Bilyar
harabelerinde bulunan mutfak takımlarına kupalar, bardaklar, kapaklı şişeler,
kaseler, küçük şişeler, tabaklar, sürahiler, kavanozlar aittir. Temel
belirtilerine göre tüm bu mamuller Doğu özelliği taşımaktadır.


Bilyar
harabelerinin mutfak kapları içinde en çok sayılı olanı ayaklı kupa veya kadeh
şekilli kaplardır. Literatürde bu şekillerin kesin bir ayırma sınırı çizilmemiş
ve bu tür kaplar genel ölçülerinden yola çıkılarak kadeh benzeri kupalar,
ayaklı kadeh, kupa vb. şekilde adlandırılmıştır.


Ayaklı
kupalar veya kadehler M.S. 5. yüzyılda ortaya çıkmış ve ilk Orta Çağ’da,
öncelikle Akdeniz havzasında yaygın olarak kullanılmıştır.[1] Bu şeklin ön örnekleri antik dönem
seramik, metal ve cam vazolar olarak bilinmektedir.[2]


Orta
İdil boyları ve Uralların güneyindeki daha eski cam kupalar 6. yüzyılın ikinci
yarısı-7. yüzyılın başlarına ait mezarlarda bulunmaktadır.[3]


Kupalar,
altlığı olan ayağı bulunan, boğaz kısmı olmayan yüksek ve açık kaplardır.


1.
Tür- Kenarları kabarık, taç kısmı düz-kap duvarının devamı şeklinde veya biraz
doğrulmuş, gövdesi silindir şeklinde olup giderek açılıyor. Ayağı silindir
şeklinde olup düz ve kesintisizdir. Altlık dairevi olup yassı veya mercek
şeklindedir. Ebatları: yükseklik -11-15 cm; çapı -7.5-10 cm; ayağının
yüksekliği -3.5-5.5 cm; altlığın çapı -5.5-6.5 cm’dir. Camı ince (1 mm’den az),
renksiz, hafif sarımsı, açık yeşil, saydam ve parlaktır. Dekorları rölyef şekilli,
kabartalı olup, genelde sıcakken gövdenin yukarı ve orta kısımlarında kapla
aynı renkte ince, yatay cam liflerinden basit veya çok katlı olarak
yapılmıştır. Bazı kaplarda mavi veya kahve renkli ince cam lifi ile tacın
kenarları işlenmiş, gövde ve iki kapta da (BXXVID/2195; BXXVIII/10854) altlık
kısmı süslenmiştir. Bu tür kupalar Ortadoğu’da daha 8. yüzyıldan itibaren
yaygın olmuştur.[4] Bulgar abidelerinde yüksek ayaklı kupalara,
Bilyar harabeleri dışında I Krasnosunduk harabelerindeki 10.-12. yüzyıllara ait
bulgular içinde de rastlanılmaktadır.[5]


2.
Tür-Renksiz veya mor renkli camdan hazırlanmış kupalar farklı bir dekoratif
süslemeye sahiptirler. Bu dekorlarda belirleyici unsur, gövdenin aşağı
kısmındaki çember şekilli kasnaktır.


2a
Türü- Kasnak, sarmal boyunca sırayla sarılmış kaplama cam liflerden (5-10)
oluşuyor. Koleksiyonda beş adet benzer kap bulunuyor (BXXIII/1386;
BXXIII/13641; BXXVIII/6838; BXXVIII/6968; BIIc/2077). (BXXI11/1386) kupası,
güvenilir bir restorasyon yapmaya olanak veren bir şekilde kalmıştır. Kap
kalınlığı 1 mm. olan renksiz saydam camdan üfürülerek hazırlanmış ve kenarları
çember şekilli olup eritilmiştir. Gövdesi silindir şekline çok yakın olup,
muhtemelen çok yüksek ayağı ve alçak, hatta yassı altlığı olmuştur. Ebatları:
kabın çapı -8 cm; altlığın çapı – 5.5cm’dir. Kabın yukarı kısmı birbiri üzerine
sıkı şekilde yerleştirilmiş kapla aynı renkte olan üç ince yatay cam lifi ile
çevrilmiştir. Orta kısım, lacivert saydam camdan yapılmış kabartmalı rölyef
şeklindeki şeritle (yazı da olabilir) süslenmiştir. Gövdenin aşağı kısmında
kapla aynı renkli altı cam lifinin sırayla birbirinin üzerine sarılmasından
oluşan kabartmalı kasnak deseni vardır. Kasnak kabın gövdesinden 7 mm
kabartılmış olup kenarları hafifçe kaldırılmıştır. Bu kap 12.-13. yüzyılın
başlarına ait kazıdan bulunmuştur.


Bilyar
kaplarının en yakın benzerleri, Fergana vadisinin Orta Çağ kenti olan Kuva’da
bulunmuş


11.
yüzyıla ait kupa ve kadehlerdir.[6] Buna benzer birçok kap (sadece merkez
desen bulunmamaktadır) Suvar harabelerinde de bulunmuştur.[7]


Paykent
harabelerinde bulunmuş 10. yüzyıla ait sürahinin kenarı da sarmal boyunca üst
üste sarılmış kabartma liflerden oluşan kasnakla süslenmiştir.[8]


2b
Türü- Gövdenin aşağı kısmındaki kasnak monolit ve düzdür. Bilyar koleksiyonunda
bu türe ait yüksek kaliteli koyu mor renkli pürüzsüz camdan hazırlanmış bir
kupa mevcuttur (BXXVIII/10996). Ayağının yüksekliği 4 cm olup altlığı,
muhtemelen çok da yüksek olmayan huni şekilli olmuştur. Orta kısımda
kullanılmış aletin sıralı izleri kalmıştır. Gövde koni şekilli olup dipte çok
dardır. Gövdenin ayakla birleşme yeri çember şekilli kasnakla süslenmiştir.


Gövdesinin
aşağı kısmında veya altında çember şekilli kasnak bulunan daha eski döneme ait
kupa ve kadehler 8. yy. İran koleksiyonlarında yaygındır.[9] Bulgar kaplarına benzer, 9.-10.
yüzyıllarda Nişapur şehrinde yapılmıştır. Kupa, Frankfurt Main Müzesi’nde
saklanmaktadır. Kap renksiz sarımsı camdan üfürülerek yapılmıştır. Gövdenin dip
kısmında 5 cm genişliğinde yassı bir kasnak, orta kısmında ise kapla aynı
renkte olan cam lifle Arapça “Afiyet olsun” yazısı işlenmiştir.[10] Gövdesinin aşağı kısmında çember bulunan
kupalar Bizans’ta (Korinf 10.-13. yy.)[11] ve Trans-Kafkasya’da (Dvin)[12] bulunmuştur. G. V. Şişkina Sogda’da
bulunan 11. yüzyıla ait kadehin gövdesinin dibinde ek bir levhanın bulunduğunu
belirtiyor.[13] Benzer kaplar Daşlıca-tepe[14] ve Taraza[15] harabelerinde bulunan 12.-13. yüzyıllara
ait kaynaklarda da mevcuttur.


Berlin’deki
İslam Sanatı Müzesi’nin koleksiyonunda bulunan 10.-13. yüzyıllara ait İran’da
(Nişapur) hazırlanmış kupa, alacalı bir içimde işlenmiştir. Kap çok gerilmiş
huni şekilde olup gövdenin aşağı dar kısmı çember kasnakla tamamlanır. Gövdenin
orta kısmı renkli kabartma liflerle ve içlerine dar devingen yüzükler yerleştirilmiş
iki ilmekle süslenmiştir.[16]


Kaplarda
çember kasnağın veya başka bir adıyla “fistan”ın bulunması iki şekilde
açıklanmaktadır. Bu bir süs unsuru olabileceği gibi, ayağın dayanıklılığına,[17] kabı elde tutma kolaylığına, taç
kısmından süzülen sıvı damlalarının engellenmesine[18] yönelik işlevselliği bulunan bir tasarım
unsuru da olabilir. Kabın şeklinin, ustanın estetik ve tasarım gayretlerinin
bir araya gelmesinin bir örneği olduğu düşünülmektedir.


Renk
ahengi açısından bu mamul grubu, “renkli dekorla renksiz-saydam fon
kontrastı”nın özgü olduğu Bizans resim geleneğine yakındır.[19] J. Philippe, benzer “fistanlı” kupaların
Kuva’da bulunmasını, Orta Asya cam sanatına Bizans ekolünün etkisiyle
açıklamaktadır.[20] Çember kasnaklı Bilyar kupaları da, muhtemelen
Doğu, özelikle de İran ve Bizans cam sanatının unsurlarını kendinde
bulundurmaktadır. Bu mamuller, ilk Orta Çağ ve Moğollara kadarki dönemde “iki
dünyanın-İran kültürü ile Kafkasya’da değişime uğramış Bizans kültürünün açık
bir şekilde içiçe geçtiği” eşsiz bir bölge olan Trans-Kafkasya olabilir.[21]


3.
Tür- Daha küçük ölçülü kupalar literatürde sık sık kadeh olarak geçmektedir.[22] Ebatları: yükseklik -10-12 cm; tacın
çapı -5-6 cm; ayağının yüksekliği -0.5-2.5 cm; altlığın çapı -3-4.5 cm’dir. Cam
renksiz, açık sarımsı ve açık yeşilimsinin farklı tonlarındadır. Bunlar,
Bilyar’da en yaygın kaplardır. Günümüze en iyi şekilde ulaşanlar altlıklı
ayaklardır (32 örnek). Bazı kupaların dayanıklı bir yapısı olduğu söylenebilir
(BXXIII/13189; BXXIII/357; BXIX/21915). Kaplar alçak ayak ve içi boş koni
şeklindeki altlık üzerinde duran koni şekilli veya silindire benzer dar uzun
gövdeye sahiptirler. Gövdenin yukarı kısmı, genelde yatay şekilde yapıştırılmış
liflerle süslenmiştir. Aşağı tarafta kapla aynı renkli camdan yapılmış helezon
şekilli desen bulunuyor. Bu desen bazen firuzeyi cam damlaları ile tamamlar
(BXIX/21915). Bilyar koleksiyonunda bazı bardak ve şişeler de bu şekilde
yapılmıştır. İç şehrin sanatkar mahallelerindeki XXVIII. kazıda bir yığın
firuze boncuk ve defolu boncuk bulunmuştur. Kapların üzerindeki firuze cam
damlaları boncuklarla aynı renk ve kimyasal bileşime sahiptir.[23] Daha önce, bulunmuş dar kap diplerinin
de yanlışlıkla 3. tür kupaların (kadehlerin) bir parçası olduğunu düşünmüştük.[24] Daha sonra bu parçaların imbiklere ait
olduğu belirlendi. Bir kadeh altlığı da Bolgar’da bulunmuştur.[25] Üçüncü tür kupalar 11.-13. yüzyıllara
ait Kuzey Kafkasya, Orta Asya[26] ve Kırım[27] kaynaklarında çok yaygındır.


4.
Tür- Bu türe ait üç altlık bulunuyor (BXXII/4847; BXXV/199; BXXII/8302). Bu
türün tam restorasyonu Trans-Kafkasya’da bulunmuş benzerlerine göre
yapılmıştır. Kupaların hazneleri huni veya koni şekilli olmuştur. Hazne
tedricen yassı halka şekilli altlık üzerinde duran ayak kısmına geçiyor.
Kapların yukarı kısımları hafifçe resiflenmiş, ek olarak da sarı ve mor renkli
kabartma lifler ve damlalarla süslenmiştir. Benzer kupalar Gürcü cam kaplar
içinde de bulunmaktadır (M. N. Çhataraşvili’ye göre 4. tür). Bu kupalar 12.-13.
yüzyıllarda mevcut olmuş ve Gürcistan’ın ihraç ürünleri içinde önemli yer
tutmuşlar.[28] Bilyar kapları kültürel tabakanın üst
katlarında bulunmuştur (12.-13. yy.). Suvar harabelerinin Moğollara kadarki
tabakasında da bu tür bulgulara rastlanmıştır.[29] En yakın benzerleri Dvin,[30] Rustavi,[31] ve Sioni[32] kaynaklarında mevcuttur.


1.-3.
tür kupaların ayaklık ve altlıkları 11. yüzyıldan başlayarak yaygınlaşan bir
usulle yapılmıştır.[33] Dar ayaklık ve koni şekilli taban-altlık
kabın gövdesi ile aynı anda üfürülerek hazırlanıyordu. Daha sonra içi boş
tabana, ayaklığı dayanıklı yapan mil yerleştirilir, altlık ise kalıp yardımıyla
şekillendirilirdi. Son rötuşlar özel bir alet kullanılarak yapılıyordu. Bunun
izlerine tüm altlıkların iç kısımlarında rastlanılmaktadır. Dördüncü tür
kupaların ayaklıkları ve altlıkları daha eski bir cam imali usulünü
yansıtmaktadır. Bu usulde, üfürülmüş cam kabarcığının ucunun gövdenin içine
doğru katlanması suretiyle altlığın duvarının iki kat olması sağlanılıyordu.[34]


Bilyar
cam mamullerinin Ortadoğu özelliğini, simyagerlerin kullandıkları kaplar daha
açık biçimde yansıtıyor.


Cam
kapların bir diğer türü Ortadoğu’nun çeşitli bölgelerinde lambik-imbik-alembik
(Arapça “al- inbig”den) veya son Orta Çağ’da Almanya’da “destillierhelm”
(rafine başlığı) olarak adlandırılan kaplardır.[35] İmbiklere, 6. yüzyıldan başlayarak, ama
daha çok onların tüm Müslüman dünyasında yaygın olarak kullanıldıkları 9.-13.
yüzyıllara ait Mısır, Irak, İran, Orta Asya ve Trans-Kafkasya kökenli
arkeolojik bulgularda rastlanılmaktadır.[36] İdil Bulgar Devleti’nde imbikler,
Moğollara kadarki dönemin büyük kentleri olan Bilyar,[37] Suvar[38] ve Muromsk’ta[39] bulunmuştur. Bolgar şehrinde ise bu tür
kaplar bulunmamıştır.[40]


Bilyar
harabeleri koleksiyonunda yaklaşık 150 imbik örneği (parçalar ve bütün kap
halinde) bulunuyor. Kapların çoğu farklı yoğunluk ve tonlardaki açık yeşil-mavi
renkli camdan yapılmıştır. Sadece 6 fragman koyu zeytin yeşili renginde ve 4
kap da renksiz camdandır. Cam saydam ve hafifçe mat olup bol miktarda dikey
yönde gerilmiş kabarcıklar bulunmaktadır. Bazı örneklerin yüzeyinde tatarcık
benzeri pürüzler ve küf bulunmaması bu kapların hazırlandığı camın kimyasal
bileşiminin yüksek dayanıklılığının bir göstergesidir. Kapların hiçbirinde
dekor bulunmuyor. Bilyar imbikleri, diğer imbikler gibi iki türdür.


1.
Tür- Ermeni simyagerleri, eserlerinde imbikleri “kubbe şekilli kabak” olarak
adlandırırlar.[41] Bizim koleksiyonumuzda bu tür kabın bir
örneği bulunmaktadır (BXXXVIII/750)-D1=8.3; D=13. Bu kap muhtemelen damıtma
aygıtının bir parçası olmuştur.


İmbik
mantar şekilli olup iki parçadan oluşur: silindir şekilli bardak biçiminde
yüksek düz taç ve büyük çaplı mantar şekilli kubbe. Bu iki parçanın birleşme
yerinde ince bir kıvrım oluşuyor ve buradan aşağıya doğru boşaltma borusu
uzanıyor. Damıtma sürecinde oluğa (kıvrıma) sıvı damlaları akıyor, daha sonra
boşaltma borusu ile buradan toplama kabına veriliyordu.


Tıpta
ve kozmetikte yaygın şekilde kullanılan gülab üretiminde kullanılan aygıtlar da
bu ilkeyle çalışıyordu.[42] Orta Çağ’da Hindistan’da imbiklere
benzer, ancak boğaz kısmı daha dar olan cam kaplar, püskürteçler ve tütün
çubukları yaygındı.[43]


2.
Tür- Bu tür imbikler (Şekil 1), yüksekliği 6.5-11 cm olan silindir veya koni
şekilli küçük bardaklar olup tacın çapı 3.5-6 cm’dir (çoğunlukla 4-4.5 cm). Tacın
ince kenarları hafifçe gerilmiş ve içe doğru eğilmiş, bazen de düz, dairevi ve
hafifçe eritilmiş biçimdedir. Dibi dairevi veya koni şekilli olup duvarların
kalınlığı dipte artıyor. Dışarıdan dip kısmında sık sık düzgün özel bir alet
kesiği izlerine rastlanılıyor. Kabın yukarı kısmında, tacın kenarından 0.8-1 cm
mesafede tacın yatay hattına paralel olan düz veya sarp kavis şeklinde eğilmiş
boşaltma borusu bulunuyor. İkinci tür imbikler, muhtemelen çeşitli amaçlar için
kullanılmışlardır. Bunlar, birinci tür kaplar gibi damıtma aygıtının bir
parçası olabilecekleri gibi, dar boğazlı kaplara, örneğin sferik konilere sıvı
doldurmak için kullanılmış olabilirler. Ayrıca bu kapların tıpta kullanılmış
olabileceğine ilişkin görüşler mevcuttur.[44] Bağdat minyatürlerinin birinde bu tür
imbik kan alma aygıtı olarak tasvir edilmiştir.[45] Bilyar imbikleri, daha çok Dvin şehrinde
bulunmuş 9.-11. yüzyıllara ait aynı tür kaplarla benzerlik arz etmektedir.


İlk
Orta Çağ’da Ortadoğu’nun Arap ülkelerinde “kan alma kavanozları camdan değil
metalden, daha çok bronzdan yapılıyordu”.[46] Orta Asya’da imbikler farklı ebat ve
orantılara sahip olmuşlar: çapı -4.0-5.4 cm; yüksekliği -4.5-5.1 cm. Bilyar
imbiklerinin, onları genelde farklı kılan, boşaltma borusunun özgün eğriliği,
belirgin tek türlülük, sayılarının çok olması, ayrıca camının rengi gibi
özellikleri var. Boşaltma borusunun bu özgün eğriliği, muhtemelen, tesadüfi
olmayıp kabın çalışma zamanı kullanım şeklini yansıtmakta, belirgin tek
türlülük ise kapların şekil ve ölçülerinin oluşagelmiş standardizasyonu sonucu
ortaya çıkmıştır. Buhara’da olduğu gibi Bilyar harabelerinde de imbikler en çok
rastlanılan cam kap türüdür.[47]


Sanatkarların
bölgesi, bir diğer adıyla “demirci mahallesi”, şehrin tam merkezinde, tuğla
binalardan (XXXVIII kazı yapıları, feodal evi, cami ve zadegan türbesi)
yaklaşık 200-300 metre mesafede bulunuyor. Bulgar sanatkarlığının sosyal yapısı
konusu hiç araştırılmamıştır. Ancak, çok önemli ve “pahalı” üretim alanlarının
Bilyar’ın (hem de Suvar’da) merkezinde bulunması, şunu söylememize imkan verir
ki, Timur, Buhara ve Ahsiket hükümdarları gibi Bulgar hükümdarları da sarayın
iç gereksinimlerini karşılayan, ayrıca pazara yönelik üretim yapan sanatkarları
şehir merkezinde ikamet ettirmişler. Sanatkarlık mamullerinin satışı
hükümdarların bir ek gelir kaynağı olmuştur.[48]


Orta
Çağ’da hükümdarların sarayında, ayrıca simyager laboratuarları da mevcut olmuş
ve hükümdarların himayesi altında bulunmuştur. Budapeşte’de imbikler Buday
kalesi arazisinde 13.-15. yy. tabakasında bulunmuştur.[49] Muhtemelen, bu kural Bilyar için de
geçerli olmuştur. Tesadüfi değil ki, deneysel veya sanat simyagerliğinin
izlerine özellikle iç şehrin merkezinde rastlanılmaktadır.[50] Bilindiği gibi, simyagerliğin temel
amacı “mükemmel olmayan” -basit madenlerin (bakır, kurşun) has madenlere- altın
ve gümüşe çevrilmesidir. Eski yazınlarda yapay altın hazırlamanın çok sayıda
reçetesi bulunmaktadır (örneğin, altının ikiye katlanması). Bu reçeteler saf
altına bakır, kurşun, kükürt, demir oksidi ve diğer maddeler eklenmesine veya
bakır alaşımlarının gereken şekilde işlenmesine dayanır. Yüzyıllar boyunca
metallerin cıva ve kükürtten oluştuğuna ilişkin teori yaygın olmuştur. Bunun
dışında cıvanın rafine edilmesi yoluyla gülab, her türlü kremler, kozmetik
ürünler ve boyalar elde edilmiştir.


“Demirci
mahallesi”ndeki sanatkarlığın çok yönlü özelliği arkeolojik bulgularla
belirlenmektedir.[51] Burada sanatkarlık ürünleri ve alet
bulguları içinde üretimin çok sayıda izine rastlanılmaktadır. Bunlara; ateşe
dayanıklı tuğla kırıkları, pişirilmiş tuğlalar, fırınların kil sıvaları, demir
eşyalar, dökme kapları, potalar, borular, rendeler, dövülmüş demir parçaları,
cüruf, kül, kurum, kireç, bakır eriyikleri ve alaşımları, kalay parçaları,
altın folyo parçaları, mihenk taşları, içinde işlenmemiş cam kitlesi bulunan
büyük saksı kapların dipleri, çok sayıda cam kırıkları ve damlaları aittir.
Kantitatif tayfi analiz yöntemiyle bazı şekillendirilmemiş parçaların ve cam
kırıklarının bileşiminde %0.0004’e yakın oranda cıva bileşimlerinin olduğu
belirlenmiştir.[52]


Bilyar
imbiklerinin mevcut olduğu dönem, kültürel tabakanın 12.-13. yüzyılın başlarını
kapsayan en üst katına aittir. 1992 yılında 41. kazıda, camcıların ve
kuyumcuların imalathanelerine çok yakın bir yerde tarafımızdan bir define
bulunmuştur. Tabakanın stratigrafik durumu ve bulunan eşyalar bu yapının bir
depo değil, tam bir cam kap-imbik definesi olduğunu söylememize imkan verir.
Hiçbir ambalajlama izine rastlanmamakla birlikte, çukuru dolduran akağaç kabuğu
parçalarının bolluğuna dayanarak bir kutunun veya örgünün mevcudiyetini
varsayabiliriz. Define 9 No.lu çukurun güneybatı köşesinde yumuşak dolguyla
saklanmıştır. Definede 29 imbiğin 170 parçası bulunuyor. Belirtmek gerekir ki
bu bulgu daha tam örnekler içerir. Şöyle ki, örneklerden biri tamamen restore
edilebilmiş, diğerlerinin de net grafik tasvirleri yapılabilmiştir (Şekil 1,
3-10). ¡mbikler dışında, definede diğer ilginç eşyalar, birinin üzerinde
karmaşık altın çizgiler bulunan üç mihenk taşı, üzerinde delikler açılmış veya
başka bir şekilde işlenmiş 27 koyun derisi, demir balta, küçük bir kilidin
bronz anahtarı ve üzerinde Tengri tasviri bulunan yeşil şisten yapılmış tılsım
da bulunmuştur. Tüm bu eşyalar, belli ki, definenin dokunulmazlığını sağlamak
için buraya konmuştur.


Stragrafik
yöntemle definenin gömülme tarihi belirlenmiştir. Bu tarih 1236 yılında Moğol
istilası zamanında şehrin yakılıp yıkıldığı döneme denk gelir.[53]


¡mbikler
dışında, Bilyar’da kimyasal kap türünden sadece parlak yeşil camdan yapılmış
çapı 3 cm olan mihenk taşının büyük bir parçasına (XXVIII kazı) ve sferik koni
(taç) parçasına (XXII kazı) rastlanılmaktadır. Mihenk taşı parçası 12.-13.
yüzyılın başlarına ait olup benzerleri Orta Asya’da bulunmaktadır.[54] Cam sferik konilerin çeşitli örnekleri
Orta Asya ve Trans-Kafkasya’da yaygındır. Muhtemelen, Biruni incinin
canlandırılması usulünden bahsederken bu tür kapları kastetmiştir.[55] Mısır Memlukları Dönemi’ne ait mükemmel
şekle sahip mine süslemeli cam sferik koniler mevcuttur.[56] Bolgar’da bulunmuş hafif basık küre
şekilli kalın duvarlı kap, muhtemelen, “belli kullanım için öngörülmüş” sferik
konilerdendir.[57]


Bilyar’da
bulunmuş, kalınlığı 0.8 cm, deliğinin çapı 0.4 cm olan sferik koni şekilli kap
koyu renkli camdan yapılmış, önceden rengaba batırılmış dış yüzey beyaz mine
kullanılarak “kuş tüyü” deseni ile süslenmiştir. “Kuş tüyü” süsleme tekniği,
Roma geleneklerini devam ettiren Mısır, Suriye[58] ve Bizans[59] imalathanelerinde 11.-13. yüzyıllarda
yaygın olarak kullanılmıştır.


Bilyar’da
bulunmuş sferik koni fragmanının en yakın benzeri Lahey Belediye Müzesi’nde
bulunan 13. yüzyıla ait Suriye kabı fragmanıdır.[60]


Orta
Çağ simyager ve eczacıları, çok amaçlı kullanım alanı bulunan birçok diğer cam
kaplar; şişeler, bardaklar ve fincanlar kullanmışlardır. Kalın duvarlı derin
fincanlar simyagerlikte havan olarak kullanılmış olabilirler. 12. yüzyılın sonu
13. yüzyılın başlarında yaşamış hekim-filozof Tacettin el- Bilyari yazıyor:
“(tiryak için) basit ilaç olabildiğince ufalanır ve elekte elenir. Tüm
yapraklar ise safran değirmeninde öğütülür. Daha sonra pişirilir ve ilaç toz
haline gelinceye kadar taş veya cam havanda dövülür”.[61]


Pencere
camı. Orta Doğu’nun, Orta Asya’nın, Kafkasya’nın, Bizans’ın, Rusya’nın ve ¡dil
Bulgar Devleti’nin Orta Çağ kentlerinin muazzam yapılarının pencerelerine cam
takılmıştır.[62] İdil Bulgar Devleti’nde, başkent dışında
pencere camları Suvar’da,[63] Samara ve Ulyanovsk vilayetlerindeki
Valınsk (Muromsk kasabası) ve Krasnosunduk harabelerinde bulunmuştur.[64]


Pencerelere
cam takılmasının Orta Çağ’da bir ihtişam göstergesi olduğu edebiyatta defalarca
belirtilmiştir. Tesadüfi değil ki, pencere camı bulguları her şeyden önce
mabetler, saraylar ve zengin şehirlilerin evleri ile ilgilidir.[65]


“Her zaman güzel kalsın o muhteşem saray:

Onun çok
sayıda renkli camdan pencereleri var…”


Kul Gali [66]


Orta
Asya şehirlerinde ise 10.-13. yüzyıllarda pencere camları, sadece ihtişamlı
binalarda değil, sıradan yapılarda da yaygın şekilde kullanılmıştır.[67]


Bilyar’da
160’dan fazla pencere camı parçası bulunmuştur ki, bu da tüm cam mamullerin
yaklaşık %8’ini oluşturuyor. Pencere camı bulgularının Bilyar harabelerindeki
kazılara göre dağılımının istatistiği çok ilginçtir. Büyük bir tuğla binanın
araştırılmasına başlanılan XXXVIII ve XXXIX kazılarda 41 (%25) pencere camı
bulunmuştur. Bunun yakınındaki XXV kazıda 7, cami harabesi olan XXII kazıda 14
(%8.2), dış şehirdeki XXXVII kazıda 5 (hepsi 11. yüzyılın sonu-12. yüzyılın
başlarına ait 1 No.lu binada) örneğe rastlanılmaktadır. Varlıklı bir sulama
kapları imalatçısı çömlekçinin evi olan LX kazıda ise, alanın küçük olmasına
rağmen 6 pencere camı parçası bulunmuştur. Araştırmaların birkaç yıl sürdüğü
XXIII ve XXVI büyük kazılarda uygun olarak 4 ve 8 pencere camına
rastlanılmıştır. Diğer kazılarda birer parça bulunmuştur. Pencere camlarının
yaygınlığı açısından, özellikle şehrin merkezi sanatkar mahallesini araştıran
XXVIII kazı önemli bir yer tutuyor. Şehrin bu bölgesinde metal, seramik ve
kuyumculuk dışında cam üretiminin izleri de bulunmuştur. Burada 74 pencere camı
fragmanı bulunmuştur ki, bu da toplam sayının %45.1’ni oluşturur.


Sayılan
tüm kazılarda pencere camı bulguları kültürel tabakanın üst katına, dolayısıyla
12.-13. yüzyılın birinci yarısına aittir. Dvin’de bulunmuş pencere rondelası
bulguları aynı döneme denk gelir.[68] 11.-13. yüzyıllarda Derbent’te pencere
camı üretimi benimsenmiştir.[69] Bilyar’da sadece iki binada pencere
camına rastlanılmamaktadır. Bunlardan birincisi XVI kazıdaki tuğladan yapılmış
kervansaray, ikincisi ise XXVII kazıdaki içi şehirde yerleşen tuğladan yapılmış
şehir hamamı binasıdır. Her iki bina şehrin daha önceki devirde inşa edilmiş
yapılarına aittir. Araştırmacılar kervansaray binasının inşasını 10. yüzyılın ikinci
yarısına dayandırıyorlar. 12. yüzyılın ortalarına doğru bina terk edilmiş ve
muhtemelen, iç şehrin doğu kapısındaki savunma amaçlı yapının bir bölümü olarak
kullanılmıştır.[70] Hamamın tuğla binasının inşası,
muhtemelen 10. yüzyılın sonu-11. yüzyılın başlarında gerçekleşmiş, ama hamam en
iyi ihtimalle 12. yüzyılın sonlarına kadar faaliyette bulunmuştur.[71] Kazının tarih belirleyici bulguları, 10.
yüzyılın sonu-11. yüzyılın başlarına ait kemer takımının parçaları olan bronz
kabartma ve kemer uçluğudur.[72] Belirtmek gerekir ki, XXVII kazıda
genelde hiçbir cam mamul bulunmamıştır. Bu bağlamda, küçük eyalet kenti olan I
Krasnosunduk harabelerindeki 10.-12. yüzyıllara ait ev hamamında pencere camı
ve cam kap parçalarının bulunması ilginç bir olgudur.[73]


Pencere
camlarının Bilyar harabelerindeki binalara göre dağılımı, sadece zenginlere ait
ve sosyal öneme sahip yapıların özelliklerini tamamlamaya değil, aynı zamanda
bu yapıları kronolojik olarak ayırmaya da olanak sağlıyor.


Bilyar’da,
Rusya[74] ve Ermenistan’da[75] olduğu gibi ahşap veya Orta Asya ve
Gürcistan’da (Rustavi’deki 12.-13. yüzyıllara ait kale ve saray)[76] olduğu gibi alçı ve albatr pencere
çerçevelerine henüz rastlanmamıştır. Sadece, bazı camların kenarlarında harç
izleri kalmıştır. XXXVIII kazıdan yeşile boyanmış kırmızı kil çerçeve fragmanı
bulunmuştur. Tatarıstan Cumhuriyeti Devlet Müzesi koleksiyonundaki Ukek’ten
bulunmuş alçı çerçeve fragmanı[77] Gürcistan Tarih Müzesi’nde bulunan
çerçevelere benzerdir.[78] M. D. Poluboyarinova’ya göre, “inşaat
gelenekleri ve yapılarda pencere camlarının kullanılması Bolgar şehrine
Doğu’dan geldiğine göre, burada da alçı pencere çerçeveleri kullanılmıştır”.[79] Bu tez kısmen Bilyar için de geçerlidir.
Ama burada çerçevelerin çoğu, muhtemelen ahşap olmuştur.


Cam
takılırken, genelde çerçevelere aynı çaplı cam diskler yerleştirilirdi.[80] Ancak XXXVIII kazıdaki tuğla binanın
pencere yerlerinin ölçüleri farklı olmuştur. Şöyle ki, burada çapları 22.5 cm
ve 26-27 cm olan iki takım cam diskleri kullanılmıştır.


Cam
disklerinin ölçüleri gelişigüzel olmayıp, diğer inşaat ölçülerine göre
belirlenmiştir. İnşaatta temel ölçü birimi tuğla idi. “Binalar, kolonlar ve
yapılardaki hesaplamalar çiğ ve pişirilmiş tuğla ile ölçülür”.[81]


Şekline
ve yüzeyinin özelliklerine göre Bilyar’daki pencere camları dört tür oluşturur.


1.
Tür (140 örnek)- kaypak yüzeyli dairevi cam diskler. Kenarlara doğru kabarık,
kenarları eğilmiş, paralel ve oyukludur. Birçok cam parçasında dairenin kenarı
boyunca “sert kaburga” olarak adlandırılan ilmek şekilli kıvrım vardır.
Kıvrımın genişliği, camın kalınlığı ve diskin ölçülerine göre 3-8 mm arasında
değişir. Bazı pencere camlarında ilmek şekilli kıvrım yoktur. Bunlar hafif
kalınlaştırılmış kenara sahiptirler. Düzgün çember kavisleri şeklinde
kenarlıklı büyük parçalar üzerindeki ölçmeler sonucu Bilyar’daki cam disklerin
çapı belirlenmiştir. Bunların çapı genelde 16-27 cm arasında değişmekle
birlikte çoğunluğu 18-22.5 cm’dir. Aynı ölçüler eski Rus pencere camları (18-22
cm, daha çok 20 cm)[82] ve Bolgar harabelerindeki pencere
camlarının çoğu (18-23 cm)[83] için de geçerlidir. A. P. Smirnov
Suvar’da daha küçük ölçülü, çapı 10-11.5-15 cm olan camların bulunduğunu
belirtiyor.[84] Camın rengi açık yeşil veya açık mavi,
bazan erguvani, pembe ve camın 1-8 mm arasında değişen kalınlığına göre sarımsı
rengin farklı tonlarıdır. Camın yüzeyi parlak ve pürüzsüzdür. Sadece açık yeşil
renkli iki parçanın yüzeyi küçük çatlaklardan oluşan ağla kaplıdır.


Tüm
pencere disklerinin merkezinde bir kalınlaşma mevcuttur. Bu kalınlaşma tedricen
düzgün konsantrik çemberler boyunca incelerek kenarlara doğru düzleşiyor. Cam
kitlesinin içinde bulunan, konsantrik çemberler halinde dizilmiş ve kavis
boyunca gerilmiş olan hava kabarcıkları da aynı istikamettedir. Tüm bu
özellikler üfürme tekniği ile hazırlanmış cam için geçerlidir. Bu teknik daha
çok cam kap hazırlanmasında ve sadece belli amaçlara uygunlaştırılarak
kullanılmıştır. Cam kaplar ve pencere camı üretiminin sıkı bağlılığı defalarca
araştırmacılar tarafından vurgulanmıştır ve artık bu konuda hiçbir şüphe
yoktur.[85]


2.
Tür (21 örnek, Şekil)- disklerin yüzeyinde kabartmalı rölyefli süslemeler
bulunuyor. Bu diskler ebatlarına ve kenarlıkların şekline göre kaypak yüzeyli
disklerle aynıdırlar. Ancak renk tonlarının çeşitliliğine göre onlardan
farklıdırlar. Parlak yeşil, mavi ve çok güzel olan erguvani (mor) renklileri
mevcuttur. İkinci türe ait camların neredeyse tamamı XXXVIII kazıda bulunmuştur
(Tablo).


Bilyar’daki
rölyef desenli pencere camları Gürcistan’daki orta feodal döneme ait (12.-14.
yy.),[86] özellikle de Dmanisi, Nadarbazevi ve
Rustavi’deki[87] pencere camları ile doğrudan benzerlik
oluşturur. M. N. Çhataraşvili Gürcistan’daki dairevi pencere camları için beş
tür rölyef deseni belirtiyor: 1- “güneş; 2- “gül”; 3- “yıldız”; 4- “file”; 5-
“main”. Bilyar’da bu beş desen türünün tamamına ait rölyefli pencere camı
parçaları bulunmuştur.[88] Gürcistan’da bu dönemde aynı desenlere
ağaç, taş, metal ve seramik üzerindeki oymalarda da rastlanılmaktadır.


Rölyefli
cam Gürcistan dışında hiçbir yerde üretilmemiştir. Cam buradan Kafkasya’da
Ermenistan’a, kuzeye, muhtemelen de İdil Bulgar Devleti’ne ihraç edilmiştir.[89] A. P. Smirnov, 1933-1937 yıllarında
Suvar’da yapılmış araştırmalar sonucu bulunmuş çok sayıda pencere camı
kırıkları arasında “öndüle yüzeyli” pencere camlarının olduğunu belirtiyor.[90]


Bahsedilen
bulgular, sadece ticari ilişkileri yansıtmakla kalmamakta, aynı zamanda
Doğu’nun güzel sanatlarının İdil Bulgarlarının kültürüne etkisinin birer
örneğini oluşturmaktadırlar. Tek bir dine, aynı hukuki ve sosyal yapıya mensup
olmanın, faal ticari ve kültürel ilişkilerin sanatkarlık, kültür ve bilim
alanında ortak değerler oluşturması gayet doğaldır. Ortadoğu ülkeleri ile tarz
benzerliği Bulgar cam sanatında özellikle kuvvetli biçimde ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla, 12. yüzyıldan itibaren İdil Bulgar Devleti’nde İslam cam sanatının
yeni merkezinin oluştuğunu söyleyebiliriz.


Svetlana VALİULİNA


Kazan
Üniversitesi Arkeoloji Müzesi Müdürü / Tataristan


Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 6 Sayfa: 55-62


Dipnotlar :


 


[1]
Golofast L. A. Ryumki iz raskopok rannevizantiyskogo Hersonesa//Antiçnaya
drevnost i srednie veka. Yekaterinburg, 1998. s. 233.


[2]
Kunina N. Antiçnoe steklo v sobranii Ermitaja. SPb., 1997.


[3]
Kazakov E. P. Kominternovskiy II mogilnik v sisteme drevnostey epohi tyurkskih
kaganatov//Kulturı evraziyskih stepey vtoroy polovinı I tıs. n. e. (Voprosı
hronologii). Samara, 1998. S. 145. Ris. 33, 14; Pamyatniki epohi srednevekovya.
Katalog arheologiçeskih kollektsiy MAE. Vıp. II. Ufa, 1997. S. 38. Tabl. 1, 31.


[4]
İskusstvo İslama. SPb, 1990. No: 12.


[5]
Semıkin Y. A. İssledovanie bani na I Krasnosyundyukovskom
gorodişe//Arheologiçeskie issledovaniya v Povolje. Samara, 1993. S. 229. Ris.
6.


[6]
Ahrarov İ. Srednevekovıe steklyannıe bokalı iz Kuvı//İzvestiya AN Uz. SSR.
Seriya obşestvennıh nauk. 4. 1960. S. 25-26.


[7]
Huzin F. Ş., Şarifullin R. F. Gorod Suvar: nekotorıe itogi i zadaçi
arheologiçeskogo issledovaniya//Problemı drevney i srednevekovoy arheologii
Volgo-Kamya. Kazan, 1999. Ris. 5, 15.


[8]
Muhametjanov A. R., Adılov Ş. T., Mirzaahmedov D. K., Semenov G. L. Gorodişe
Paykend//K probleme izuçeniya srednevekovogo goroda Sredney Azii. Taşkent,
1988. S. 176.


[9]
Lamm K. I. Glass from Iran. London, 1935. Pl. 14 B, C.


[10]
Europaisches und Aussereuropaishes Glas. Frankfurt am Mein. 1980. S. 42 No: 76.


[11]
Şapova Y. L. Vizantiyskoe steklo. Oçerki istorii. M., 1998. S. 168. Ris. 26, a
(4).


[12]
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo Dvina IX-XIII vv. Yerevan, 1974. S. 64.


[13]
Şişkina G. V. Remeslennaya produktsiya srednevekovogo Sogda. Steklo. Keramika.
Taşkent, 1986. S. 31.


[14]
Çarıeva E. A. Nekotorıe srednevekovıe steklyannıe sosudı Yujnoy
Turkmenii//Karakumskie drevnosti. Aşhabad, 1979. Vıp. 8. S. 89.


[15]
Ageeva E. İ. Srednevekovoe steklo iz Taraza//Po sledam drevnih kultur
Kazahstana. Alma-Ata, 1970. S. 11-12. Ris. 2.


[16]
Museum fur Islamische Kunst. Berlin. Katalog. 1979. No: 92. S. 185-186.


[17]
Çarıeva E. A. Nekotorıe srednevekovıe steklyannıe sosudı Yujnoy Turkmenii//Karakumskie
drevnosti. Aşhabad, 1979. Vıp. 8. S. 89.


[18]
Ahrarov İ. Srednevekovıe steklyannıe bokalı iz Kuvı//İzvestiya AN Uz. SSR.
Seriya obşestvennıh nauk. 4. 1960. S. 25. S. 25.


[19]
Şapova YU. L. Hudojestvennoe steklo Drevney Rusi//Drevnerusskoe iskusstvo. M.,
1972. S. 354.


[20]
Philippe J. Le monde byzantin dans l’histoire de la verrerie. Bologna, 1970. P.
175.


[21]
Bertels E. E. Pridvornaya kasıda v İrane i ee svyazi s razvitiem
izobrazitelnogo iskusstva//İranskoe iskusstvo i arheologiya. M. -L., 1935. S.
30.


[22]
Abdurazakov A. A., Bezborodov M. A., Zadneprovskiy Y. A. Steklodelie Sredney
Azii v drevnosti i srednevekove. Taşkent, 1963. S. 124.


[23]
Valiulina S. İ. Steklyannıe busı kak istoçnik po mejdunarodnım svyazyam
voljskih bulgar v VIII-naçale XIII vv. //Slyavyane, finno-ugrı, skandinavı,
voljskie bulgari. Dokladı mejdunarodnogo nauçnogo simpoziuma po voprosam
arheologii i istorii. SPb, 2000. S. 60.


[24]
Valiulina S. İ. Nekotorıe formı steklyannoy posudı Bilyarskogo
gorodişa//Srednevekovıe arheologiçeskie pamyatniki Tatarii. Kazan, 1983. S. 96.


[25]
Poluboyarinova M. D. Steklyannıe izdeliya Bolgarskogo gorodişa//Gorod Bolgar.
Oçerki remeslennoy deyatelnosti. M., 1988. S. 204. Ris. 88, 7.


[26]
Kuznetsov V. A. K voprosu o pozdnealanskoy kulture Severnogo Kavkaza//SA, No:
2, 1959. S. 101-102; Kuznetsov V. A. Zmeyskiy katakombnıy mogilnik (po
raskopkam 1957 goda)//Arheologiçeskie raskopki v rayone Zmeyskoy Severnoy
Osetii. Ordjonikidze, 1981. S. 108; Armarçuk E. A. Opıt klassifikatsii stekla
srednevekovogo Horezma (po materialam gorodişa Sadvar)//Materialnaya kultura
Vostoka. Ç. II. M., 1988. S. 242-243; Armarçuk E. A., Sorokina E. A. Bogatoe
srednevekovoe pogrebenie voina-vsadnika v Zapadnom Zakubane//Arheologiya
Vostoçno- Evropeyskoy lesostepi. Srednevekovıe drevnosti Evraziyskih stepey.
Vıp. 15. Voronej, 2001. S. 199.


[27]
Kolesnikova L. G. Vostoçnoe steklo iz sobraniy Hnrsoneskogo muzeya//VV. T. 34.
M. -L., 1973. S. 255; Belov G. D. Steklodelie v Hersonese//SA. 1965. No: 3. S.
238.


[28]
Çhataraşvili M. N. Steklyannaya posuda Srednevekovoy Gruzii. Tbilisi, 1978. S.
87.


[29]
Smirnov A. P. Suvar. İtogi raskopok 1933-1937 gg. Kazan, 1938. S. 164. Tabl.
II, ris. 25.


[30]
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo Dvina IX-XIII vv. Erevan, 1974. S. 64.
No: 71.


[31]
Çhataraşvili M. N. K istorii proizvodstva stekla v srednevekovom
Rustavi//Arheologiçeskie pamyatniki feodalnoy Gruzii. I. Tbilisi, 1969. S. 152.


[32]
Çhataraşvili M. N. Steklyannaya posuda Srednevekovoy Gruzii. Tbilisi, 1978.
Tabl. VII.


[33]
Şişkina G. V. Remeslennaya produktsiya srednevekovogo Sogda. Steklo. Keramika.
Taşkent, 1986. S. 31.


[34]
Sorokina M. P. Pozdneantiçnoe i rannesrednevekovoe steklo s Tamanskogo
gorodişa//Keramika i steklo drevney Tmutarakani M., 1963. S. 148.


[35]
Nuwer E. Glas//Vor dem Brand archaologie zu fussen des Heidelbergen Schosses,
Baden-Wurttemberg. 1992/S. 136. Abb. 194.


[36]
Lamm K. Mittelaterliche Glaser und Steinschnittarbeiten ans den Nahen Osten.
Berlin, 1930. Lamm C. I. Glass from Iran. London, 1935. Djanpoladyan R. M.
Srednevekovoe steklo…, s. 40; Abdurazakov A. A., Bezborodov M. A.,
Zadneprovskiy YU. A. Steklodelie Sredney Azii v drevnosti i srednevekove.
Taşkent, 1963, s. 131-87 133; Amidjanova M. G. O nekotorıh steklyannıh sosudah
Maverannahra//İstoriya materialnoy kulturı Uzbekistana. Vıp. 2. Taşkent, 1961,
s. 249, 251; Fomenko V. P. Steklyannıe izdeliya VIII-H vv. gorodişa
Orenkala//İzvestiya AN AzSSR, 1962, No: 7, s. 37, tabl. III; Çhataraşvili M. N.
Steklyannaya posuda srednevekovoy Gruzii. Tbilisi, 1978, s. 87, tabl. V, 12-14,
Han Han (Lo Yuan Yuan) Drevnee kitayskoe steklo. 1999, Taybey. S. 76 (na
kitayskom yazıke). Şişkina G. V. Remeslennaya produktsiya srednevekovogo Sogda.
Steklo. Keramika. Taşkent, 1986, ris. 1, 13. S. 15. Islamishe Kunst. Glas.
Meinz/Rhein. 1984/S. 17, 18; No: 14.


[37]
Valiulina S. İ. Steklyannaya posuda bilyarskih alhimikov//Tatarstan. Valiulina
S. İ. Alambiki Bilyarskogo gorodişa//Uçenıe zapiski Kazanskogo universiteta. T.
134, 1998, s. 86-92. Valiulina S. İ. Bilyar i ego okruga: itogi i perspektivı
issledovaniy 1989-1999 gg. //İstoriçeskaya nauka v Kazanskom universitete.
-Kazan, 2000. S. 14-16.


[38]
Smirnov A. P. Voljskie bulgarı//Trudı GİM, 1951. S. 260. Vıp. 19. Smirnov A. P.
Suvar. İtogi raskopok 1933-1937 gg. Kazan, 1938, s. 166; okolo 10 fragmentov
hranyatsya v fondah TSMTR No: 5666-7, No: 5666-4.


[39]
Soobşenie A. F. Koçkinoy.


[40]
Poluboyarinova M. D. Steklyannıe izdeliya Bolgarskogo gorodişa//Gorod Bolgar.
M., 1988.


[41]
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo…, s. 40.


[42]
Djanpoladyan R. M. Laboratornaya posuda armyanskogo alhimika//SA. 1965, No: 2,
s. 213.


[43]
Chidambaran T. V. History of indian Glas. Bombay. 1969, p. 134. Fig. 222, 13,
14 Chidambaran T. V. History of indian Glas. Bombay. 1969, p. 134. Fig. 222,
13, 14.


[44]
Muhametjanov A. R., Azılov Ş. T., Mirzaahmetov D. K., Semenov G. YA. Gorodişe
Paykend//K probleme izuçeniya srednevekovogo goroda Sredney Azii. Taşkent,
1988, s. 178. Chidambaran T. V. History of indian Glas. Bombay. 1969, p. 134.
Fig. 222, 13, 14.


[45]
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo, s. 40.


[46]
Mets A. Musulmanskiy renessans. M., 1973. S. 216.


[47]
Abdullaev K. Steklyannıe izdeliya X-XIII vv. iz Buharı//İstoriya materialnoy
kulturı Uzbekistana. 1981. Vıp. 16. s. 56.


[48]
Papahristu O., Ahrarov İ. Steklo iz raskopa v Arke domongolskogo gorodişa
Ahsiket//İstoriya materialnoy kulturı Uzbekskoy SSR. Vıp. HVI. Taşkent, 1981,
s. 95.


[49]
Cyurku K. Kozepkori uvegleletek Budarol (rekonstrukcios
modszere)//Communicationes archaeological Hungariae. Budapesy. 1982. S. 154.


[50]
Valiulina S. İ. İssledovaniya remeslennogo kompleksa alhimika i stekloduva v
tsentre Bilyarskogo gorodişa//Bilyar i Voljskaya Bulgariya. Kazan, 1997.


[51]
Valiulina S. İ., Rudenko K. A. Arheologiçeskie issledovaniya Bilyarskogo
gorodişa ekspeditsiey KGU v 1989 g. //Problemı arheologii Srednego Povoljya.
Kazan, 1991. S. 57-58.


[52]
Obraztsı: B. HHVIII/10855, B. HHVIII/756, B. HHHVIII/1216, AKU 262/35.
Analitik-nauçnıy sotrudnik instituta TSNİİ Geolnerud R. H. Hramçenkova.


[53]
Valiulina S. İ. İssledovaniya remeslennogo kompleksa alhimika i stekloduva v
tsentre Bilyarskogo gorodişa//Bilyar i Voljskaya Bulgariya. Kazan, 1997.


[54]
Abdurazakov A. A., Bezborodov M. A., Zadneprovskiy Yu. A. Steklodelie Sredney
Azii., s. 134.


[55]
Al-Biruni. Sobranie svedeniy dlya poznaniya dragotsennostey (Mineralogiya).
Per. A. M. Belenitskogo. L., 1963, s. 121.


[56]
Martine S. Newby. The Cavour Vase and gilt and enammeled Matluk coloured
gIass//GiIded and Enamelled Glass from the Middle East. London. 1998. P.
166-167 fig. 10. 1-4.


[57]
Poluboyarinova M. D. Steklyannıe izdeliya Bolgarskogo gorodişa//Gorod Bolgar.
Oçerki remeslennoy deyatelnosti. M., 1988. S. 211. Ris. 95, 1.


[58]
İskusstvo ¡slama. Katalog vıstavki. L., 1990, s. 64.


[59]
Djanpoladyan R. M. Novıe materialı po istorii vizantiyskogo
stekIodeIiya//Vizantiyskiy Vremennik, 1967, t. HHVIII, s. 255; Djanpoladyan R.
M. Srednevekovoe steklo…, s. 68. Şapova YU. L. Steklyannıe izdeliya
Novgoroda//Materialı i issledovaniya po arheologii SSSR. M., 1963, No: 117, s.
120.


[60]
Lamm K. Mittelaterliche., s. 291. Tafel 109, 4.


[61]
Tadjaddin al Bulgari. Bolşoy Tiryak. Kazan, 1997. S. 33.


[62]
Lamm K. J. Das Glas von Samarra. Berlin, 1928, S. 128. Abb. 74, 75; Lamm. 1935,
PI. 14. H; Abdurazakov A. A., Bezborodov M. A., Zadneprovskiy YU. A.
Steklodelie Sredney Azii v drevnosti i srednevekove. Taşkent, 1963. S. 143;
Çhataraşvili M. N. Okonnoe steklo, naydennoe v Gruzii//Arheologiçeskie
pamyatniki feodalnoy Gruzii. Tbilisi, 1978. Vıp. III (na gruzinskom yazıke);
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo Dvina. Erevan, 1997. S. 40-41;
Rappoport P. A. Arhitektura//Arheologiya. Drevnyaya Rus. Bıt i kultura. M.,
1985. S. 167. Ris. 77; Poluboyarinova M. D. Steklyannıe izdeliya Bolgarskogo
gorodişa//Gorod Bolgar. Oçerki remeslennoy deyatelnosti. M., 1988.; Valiulina
S. ¡. Okonnoe steklo Bilyarskogo gorodişa//Bilyar-stoIitsa domongolskoy
Bulgarii. Kazan, 1991. Tadjaddin al Bulgari. Bolşoy Tiryak. Kazan, 1997. S. 33.


[63]
Smirnov A. P. Voljskie bulgarı//Trudı G¡M. Vıp. XIX. M., 1951. S. 260; Smirnov
A. P. Suvar. ¡togi raskopok 1933-1937 gg. Kazan, 1938. S. 166.


[64]
Semıkin YU. A. ¡ssledovanie bani na I Krasnosyundyukovskom gorodişe//Arheologiçeskie
issledovaniya v Povolje. Samara, 1993. S. 222.


[65]
Şapova YU. L. Steklo Kievskoy Rusi. M., 1972. S. 69.


[66]
Kul Gali Skazanie o Yusufe. Perevod S. ¡vanova. Kazan, 1985, s. 120.


[67]
Şişkina G. V. Remeslennaya produktsiya srednevekovogo Sogda. Taşkent, 1986. S.
29.


[68]
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo Dvina. Erevan, 1974. S. 41.


[69]
Kudryavtsev A. A. Feodalnıy Derbent. M., 1993. S. 151.


[70]
Halikov A. H., Şarifullin R. F. Karavan-saray drevnego Bilyara//¡ssledovanie
Velikogo goroda. M., 1976. S. 94-95.


[71]
Valiulina S. ¡., Halikov A. H. Otçet o rabotah Bilyarskoy ekspeditsii. 1979/A¡A
ANSSSR. R-1, No: 7546. S. 21.


[72]
Valiulina S. ¡. Mejdunarodnaya torgovlya Bilyara po arheologiçeskih
materialam//Mejdunarodnıe svyazi, torgovıe puti i goroda Srednego Povoljya
IX-XIII vekov. Kazan, 1999. S. 148.


[73]
Semıkin Y. A. ¡ssledovanie bani na I Krasnosyundyukovskom
gorodişe//Arheologiçeskie issledovaniya v Povolje. Samara, 1993. S. 223.


[74]
Sapunov B., Dragi A. Okonnaya rama XII v. iz ts. Georgiya v Staroy Ladoge//SGE,
L., 1962. Vıp. XXIII. S. 15; Şapova Y. L. Steklo Kievskoy Rusi. M., 1972. S.
70; Rappoport P. A. Arhitektura. Drevnyaya Rus. Gorod, zamok, selo. M., 1985.
S. 167.


[75]
Djanpoladyan R. M. Srednevekovoe steklo Dvina. S. 41.


[76]
Çhataraşvili M. N. Okonnoe steklo, naydennoe v Gruzii//Arheologiçeskie
pamyatniki feodalnoy Gruzii. Tbilisi, 1978. Vıp. III. S. 97. Tabl. X, XI.


[77]
TSMTR No: 5S65-67.


[78]
İnv. No: 04-75-2022.


[79]
Poluboyarinova M. D. Steklyannıe izdeliya. S. 200.


[80]
Şapova YU. L. Steklo Kievskoy Rusi. M., 1972. S. 69.


[81]
Djemşid Giyas ed-Din al-Kaşi. Klyuç arifmetiki. Traktat ob okrujnosti.
Kommentariy A. P. YUşkeviça i B. A. Rozenfeldta. M., 1956. S. 101.


[82]
Rappoport P. A. Arhitektura//Drevnyaya Rus. S. 167; Şapova YU. L. Steklo
Kievskoy Rusi. S. 65.


[83]
Poluboyarinova M. D. Steklyannıe izdeliya. S. 199.


[84]
Smirnov A. P. Voljskie bulgarı. S. 260.


[85]
Şapova YU. L. Steklo Kievskoy Rusi. S. 65.


[86]
Çhataraşvili M. N. Okonnoe steklo. S. 95.


[87]
Muzey istorii Gruzii. İnv. No: 36-972-425.


[88]
Valiulina S. İ. Okonnoe steklo. S. 91.


[89]
Çhataraşvili M. N. Okonnoe steklo. S. 95.


[90]
Smirnov A. P. Voljskie bulgarı. S. 260.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet