TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & NOSTALJİ

LİNK
:
https://www.aydinlik.com.tr/kutul-amare-zaferi-ingiliz-ordusunun-teslim-oldugu-gun-ercan-dolapci-kose-yazilari-nisan-2018

Ercan
Dolapçı
/// Kutul Amare Zaferi : İngiliz
ordusunun teslim olduğu gün !

Birinci Dünya
Savaşı içinde Çanakkale Zaferi’nden sonra, 29 Nisan 1916 günü de Irak
topraklarında Kutul Amare zaferini elde ettik. Bu büyük kuşatma harbinde, 13
bin İngiliz askeri ile 500’e yakın -içinde generallerin de bulunduğu- subay
grubu daha fazla dayanamayarak Türk Ordusuna teslim olmak zorunda kaldı. Bütün
dünya bu zafer karşısında bir kez daha şaşkınlığa uğradı ve İngilizlerin ağır
bir yenilgi aldığında hemfikir oldu. Başarı günlerce de gündemden düşmedi.

Ancak bu
başarının sevinci kısa sürdü. Rus ve İngiliz ordularının bölgede birleşmesini
önlemek amacıyla ordumuz İran üzerine sevk edilince, cephe zayıf bırakıldı ve
daha sonra İngilizler bir hamleyle burayı geri alarak Bağdat’a girdi. İşgal
Filistin, Suriye ve Irak Cephesi’ne kadar genişleyerek, bugünkü Türkiye
sınırına ulaştı. İngilizlerin hamlesine rağmen 1918 yılı sonuna kadar Türk
Ordusu, İngiliz ve Fransız birliklerine karşı direncini sürdürdü. Yer yer geri
çekilse de bozguna uğramadı. Müttefikimiz Almanya’nın 5 Ekim 1918 günü savaştan
çekilmesiyle de Cihan Harbi bizim için 30 Ekim 1918 günü sona erdi.

EVREN PAŞA’NIN DİSİPLİNLİ ORDUSU

Bölgedeki genel
başarısızlığın nedeni insan kaynağımızın azalması, ulaşım yollarının elverişli
olmaması, cephenin çok genişlemesi, ayrıca mühimmat ve silah desteğinin de
azalması nedeniyle savaşı sürdüremedik. Bir de bölgedeki Araplar bize yeterli
desteği vermedi. İngiliz ve Fransızlar bölgedeki ileri gelen aşiretleri
“Büyük Arabistan Krallığı” hayaliyle silahlandırarak üzerimize saldı.
Buna rağmen Türk Ordusu disiplinli sevk ve idareyle kanının son damlasına kadar
bölgeyi savundu. Emperyalist bir güce karşı boyun eğmeyeceğini dünyaya
gösterdi. Türk tarihine de örnek mücadele tarihi bıraktı.

Çanakkale ve
Kutul Amare Zaferlerinin perde arkasında ise, Enver Paşa’nın liderliğindeki
İttihat ve Terakki yönetimi döneminde; Balkan Harbi yenilgisinden bir yıl gibi
kısa bir sürede bu ordunun kurmasıydı. Bu müdahalede Abdülhamit döneminin dökülen
ordusu tasfiye edilerek, genç ve cesur subay kadrosunun önü açıldı ve bunlar
rütbelerinin üzerinde sorumluluk alarak birliklere komutanlık yaptılar.
Buralarda pişen ve büyük tecrübe edinen genç subaylar, daha sonra Kurtuluş
Savaşı’nda daha büyük başarılara imza attılar. Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın
komutasına girerek modern Türk Ordusu’nun temellerini attılar. Bu genç ve
devrimci kadrolar, İngilizlerin Anadolu’yu parçalama plânını da yerle bir
ettiler. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular. Çanakkale ve Kutul Amere Zaferleri,
milli tarihimizde bu anlamda çok kıymetli yere sahiptir…

Hedef Bağdat

Büyük kuvvetlerle
Çanakkale’ye saldıran İngilizler, aynı tarihlerde de Arap topraklarında adım
adım ilerliyorlardı. Çanakkale yenilgisinden sonra ağırlıklı olarak Arap
Cephelerine kuvvet kaydıran İngilizler bölgenin kalbi Bağdat’ı ele geçirmek
istiyorlardı. General Tawshend komutasındaki İngiliz birlikleri 24 Temmuz 1915
günü Bağdat’a doğru hücuma geçti. Bu ilerleyiş karşısında Irak Umum Kumandanı
Nurettin Bey komutasındaki birlikler 28 Eylül 1915 tarihinde İngiliz birlikleri
karşısında Kutul Amare’den çekildi ve İngilizler burayı işgal ettiler. 22 Ekim
günü ise İngiliz birlikleri Bağdat üzerine iki koldan yürümeye başladılar. Bu
birlikler Selman Pakt’ta Nurettin Bey komutasındaki birlikler tarafından 22
Kasım günü durduruldu. İngilizler tekrar Kutul Amare’ye geri çekilmek zorunda
kaldılar. 23 Kasım günü de Türk birlikleri hücuma kalktı. Türk birlikleri ile
İngiliz birlikleri arasında birçok yerde çok çetin çatışmalar oldu. Zaman zaman
Türk birlikleri geri çekilse de genel saldırısını durdurmadı. 5 Aralık günü
Türk birlikleri, Kutul Amare önlerine geldiler. Aralık ayı boyunca Kutul
Amare’de sıkışan İngiliz birlikleriyle çok çetin çatışmalar oldu.

İngilizler kuşatıldı








































Türk birlikleri
Kutul Amare’de İngilizleri tam manasıyla kuşatmış ve bir çember içine
almışlardı. Bunu yarmak için İngiliz birlikleri zaman zaman takviye aldıysa da
başarılı olamadı. Mart ayına kadar süren bu kuşatma sırasında İngilizler içinde
büyük kayıplar oluyordu. Nehirlerden yapılan cephane ve yiyecek yardımı yeterli
olmuyordu. Çünkü Türk birlikleri buralara da sarkıyordu. İngilizler içinde
huzursuzluk da artıyordu. İngiltere’nin yeterince işi ciddiye almadığından da
yakınıyorlardı. Bu yarma sırasında Sabis bölgesinde Ali İhsan Bey komutasındaki
birliklerle de başarılı çarpışmalar oluyordu. Sabis Meydan Muharebesi olarak da
tarihe geçen bu çatışmalarda Türkler büyük başarılar elde ediyordu. 10 Mart
1916 günü zor durumda bulunan İngiliz birliklerine, Türk Komutanlığı tarafından
teslim olma önerisi verildi. İngilizler buna olumlu cevap vermedi. İngilizler 6
Nisan günü büyük bir saldırıya geçerek yarma harekâtına giriştiler, ancak
başarılı olamadılar ve çok büyük kayıplar verdiler.

Esir
İngilizler

Baltacı devri
geride kaldı”

9 Nisan 1916 günü
İngiliz Komutanı Tawshend’e Halil Paşa’nın “teslim ol” çağrısı
gitti. General buna, “Türkler muharebe sahasında daima iyi asker ve necip insandırlar;
fakat ben henüz teslim olmayı düşünmüyorum”
cevabını verdi. 22
Nisan günü İngiliz birlikleri General Tawshend komutasında 5 bin kişilik bir
birlikle hücuma geçtiler. Bundan da sonuç alamadılar. 3 bin ölü vererek geri
çekildiler. Arada Hali Paşa’ya rüşvet teklif ederek kuşatmanın kaldırılmasını
istediler. Hali Paşa da bu tarihî teklife şu anlamlı cevabı verdi: “Baltacı
devirleri geride kaldı!”

Ve tarihî an geldi: “Beyaz bayrağı çekiyorum!”

Bu hücum ve
tekliften sonra sonuç alamayacaklarını anlayan İngilizler, General Tawshend’ın
yazısıyla teslim olacaklarını bildirdiler. General Townshend şu satırları
içeren telgrafı, İngiliz Avrupa Kuvvetleri Karargâhına gönderiyordu:

“Kut’daki
muhafızlarımızı almak üzere bir Türk alayı yaklaşmaktadır. Hem kalenin hem de
şehrin üzerine beyaz bayrağı çektim. Taburlar saat 2’de Şumran yakınındaki
kampa girmeye başlıyorlar. Biz telsizi yavaşça imha ediyoruz ki, bu iş
yapılmaya değer. Kut’dan bütün gemiler ve istasyonlara elvedâ ve hepinize iyi
şanslar… 29 Nisan 1916, Saat: 13.35, General Towshend”

İngiliz
birlikleri ellerindeki topları imha ettikten sonra 13’ü general 476’sı subay
olmak üzere 13 bin 390 kişilik mevcuduyla kayıtsız ve şartsız olarak Türk
kuvvetlerine teslim oldular. İngilizler öle ve yaralı 23 bin kayıp verirken
Türk Ordusu da 10 bine yakın şehit ve yaralı verdi. Bu tarihi zafer üzerine
6’ncı Ordu Kumandanı Mirliva Halil Paşa, ordusuna şu mesajı çekiyordu: “Bugüne ‘Kut
Bayramı’ namını veriyorum
.”

Bu zafer
Avrupa’da tam manasıyla şok etkisi yarattı. Bütün gazeteler Türk’ün zaferini
yazmak zorunda kalırken, İngilizler için de “Çanakkale’den sonra en büyük
hezimete uğradı”
değerlendirmesini yaptılar. Gerçekten de en
büyük zaferdi. Ancak gelin görün ki diğer cephelerdeki yenilgiler ve yanlış
sevk ve idare bu zaferi başarısızlığa dönüştürdü. Bir süre sonra buradaki Türk
birlikleri -Almanya’nın etkisiyle- İran cephesine gönderildi ve zayıf kalan bu
cepheye İngilizler 1917 yılı başında büyük kuvvetler yığarak bekledikleri güce
ulaştı ve 11 Mart 1917’de Bağdat’ı geri aldılar. Daha sonra da Musul’a doğru
ilerlediler. Petrol yatakları Musul’u, Türk direnişi karşısında alamadılar. Ta
ki mütarekeye kadar… Mütarekede bile buralar elimizdeydi. Mondros
Mütarekesi’nden üç gün sonra burayı da haksız bir şekilde oldubittiyle işgal
ettiler.

İlginçtir bu
bölgede görev yapan ve adlarını iki büyük zafere attıran Ali İhsan ve Halil
Paşalar yıllar sonra soyismi olarak bu bölgenin isimlerini aldılar. Sabis ve
Kut! Bu vesileyle Arap çöllerinde canlarını veren aziz şehitlerimizi saygı ve
rahmetle anıyoruz.

Kaynaklar:

Dr. Kemal Arı,
Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, Genelkurmay Başkanlığı Basımevi, Ankara,
1997.

Halil Paşa,
Bitmeyen Savaş, Yay. Haz.: M. Taylan Sorgun, 7 Gün Yayınları, İstanbul, 1972.

Cephelerden
Kurtuluş Savaşı’na 1. Dünya Savaşı –Cepheler-, C. 1, T.C. Kültür Bakanlığı,
yty.














































Birinci Cihan
Harbi’nte Türk Harbi, Irak-İran Cephesi 1914-1918, 3. Cilt, 2. Kısım,
Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara, 2002.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir