SON DAKİKA

16:21 - JİTEM DOSYASI /// VİDEO : TERÖRİSTLERİN GÖRMEKTEN BİLE KORKTUĞU EFSANE KOMUTANLAR – EŞREF BİTLİS VE EKİBİ

16:05 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : En Ölümcül Helikopter Kayıpları

17:07 - JİTEM DOSYASI /// Sedat Peker’in iddiaları : JİTEM davalarında son durum ne ?????

17:13 - HAVACILIK DOSYASI /// VİDEO : ÜCRETSİZ DRONE EHLİYETİ NASIL ALINIR ????? DRONE LİSANS BAŞVURUSU – İHA-1 / İHA-0)

15:25 - HAVACILIK DOSYASI : Pilot Otorotasyon Eğitimi mi Yapıyordu ???

20:32 - HAVACILIK DOSYASI /// E. Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp : Atatürk Havalimanı eski statüsüne yeniden kavuşturulmalıdır

17:00 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : NATO’nun gayrimeşru çocuğu : Gladyo

09:30 - GLADYO DOSYASI /// CEYHUN BOZKURT : GLADYO UNSURLARI ÜLKEMİZDE YENİDEN BİR DİZAYN PEŞİNDE !!

16:24 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : Ölümcül Robinson R-44 Kazası

05:26 - HAVAYOLLARI DOSYASI /// VİDEO : Yolculara Asla Söylenmeyen 15 Uçuş Sırrı

15:19 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : Kasaturadan kuantum fiziğine Gladyo

15:43 - DENİZLERİMİZ DOSYASI : TARİHİN FIRTINALI SAYFALARINDAN * ERTUĞRUL FIRKATEYNİNİN TRAJİK YOLCULUĞU – (Bölüm I – II – III – IV)

22:30 - GLADYO DOSYASI /// Hikmet Çiçek : BİR GLADYO OPERASYONU KIZILDERE VE SAMANLIKTA SAKLANANLAR !!!

14:15 - KONTRGERİLLA DOSYASI : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU “YEŞİL” KOD ADLI MAHMUTT YILDIRIM İLE İLGİLİ 40 YILLIK SIRRI AÇIKLIYOR

09:18 - DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NUN VERDİĞİ BİLGİLER İLE İSTANBUL’DA 2 UYUŞTURUCU ŞEBEKESİ ÇÖKERTİLDİ. İŞTE YAZIŞMALAR !!!!!

08:09 - TAZİYE MESAJI : Teröristler tarafından döşenen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu UZM. ÇVŞ. YUNUS EMRE YALMAN adlı askerimiz Şehit oldu. 1 askerimiz yaralandı.

19:00 - TAZİYE MESAJI : Tunceli’de Eren- 7 Operasyonunda yaralanan Jandarma Uzman Çavuş Burak Tortumlu hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

18:22 - AK PARTİ DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Erdoğan’ın Abisi İsmail Kahraman’ın Başkenti Neresi ???

18:17 - GÜNDEM ANALİZİ /// MÜYESSER YILDIZ : 82’nci Vilayetimiz Kerkük “Bölücü Kebapçılardan” Daha Mı Önemsiz ???

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI

TARİH /// Ekrem Hayri PEKER : Harp tarihçilerimiz ve Bursalı Mehmet Nihat Bey (1886-1928)

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI
Bu haber 14 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Ekrem Hayri PEKER : Harp
tarihçilerimiz ve Bursalı Mehmet Nihat Bey (1886-1928)


16 Mart
2017


Mülazım Hasan, “Tekrar
Başımıza Gelenler” adlı kitabında “Eğer daha önce esirlik yaşayan
komutanlarımız esaret anılarını yazsalardı belki bu kadar kolay teslim
olmazdık” diye yazar. Mülazım Hasan, ayrıca Edirne’nin teslim olmasıyla ilgili
olarak, Bulgarların nasıl siperlerimizin yanına kadar soktukları projektörleri
yakarak siperdeki askerlerimizi etkisiz hale getirdiklerini yazar. Elektrik,
akıllı Bulgar subayları elinde etkili bir silaha dönüşür.


Mülazım Hasan,
ayrıca Edirne Müdafaasını yapan Şükrü Paşa’yı “Askeri tel örgü dışında
kırdırdı. Bulgar Ordusu tel örgüye dayandıklarında müdafaa yapacak asker
kalmamıştı” diye eleştirir.


93 Harbinde Gazi
Ahmet Muhtar Paşa’nın yanında bulunan Arif Bey, yaşadıklarını ve gördüklerini
“Başımıza Gelenler” adlı eserinde acı şekilde anlatır. Ordunun elinde harita
yoktur. “Çarlık, rahatsız olmasın” diye harita çıkarılmamıştır. Ordunun
süvarisi yoktur. Geri çekilen Rus birlikleri takip edilemez. Süvari kuvveti
olarak iki tarafta da eşkıyalık yapan Karapapak Mihrali, çetesiyle orduda süvari
görevini üstlenir.


Ahmet Muhtar
Paşa, Bursalıdır. 1839 yılında Bursa’da doğmuş. Ahmet Muhtar Paşa, İlk ve Orta
eğitimini Bursa’da tamamlar. Bursa Askeri İdadisini bitirdikten sonra
İstanbul’a giderek öğrenimini Harbiye Mektebi’nde sürdürür. 1860 yılında Harbiye’yi
birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı olur. 21 Ocak 1919 tarihinde 80
yaşındayken İstanbul”da vefat eden Paşa, Fatih Camii avlusuna gömülür.


Ordudaki
komutanlar, subaylar, harita okuyamaz. Artvin’de ve Doğu Beyazıt’taki birlikler
hareketsiz kalır. Muhtar Paşa’nın yardım götürdüğü Kars Kalesi beklenmedik
şekilde teslim olur. Rus Orduları Erzurum’dan püskürtülür. Gazi Muhtar
Paşa,  Balkanları müdafaa için çağrılır. Muhtar Paşa cepheden ayrıldıktan
sonra Erzurum Kalesi düşer.


Savaş bittiğinde
Gazi Muhtar Paşa, Plevne’de destan yazan Gazi Osman Paşa ve Elena kahramanı
Fuat Paşa gibi deneyimli komutanlar ordudan uzaklaştırılırlar. Gazi Osman Paşa,
sarayda başmabeyinci olur ve iki çocuğu saraya damat olur. Gazi Muhtar Paşa,
fevkalade komiser olarak Mısır’a gönderilir. Yirmi yıl sonra döner. 1897
yılında Yunan ordularını bozguna uğratan Ethem Paşa’da ordudan uzaklaştırılır
ve sarayda görevlendirilir.


Gazi Ahmet Muhtar
Paşa, Çapı büyük Topların Kullanımı, Dumansız Barutlar… Gibi çok sayıda kitap
yazmıştır. Paşa, Ayan Meclisinde görev alan Paşa, Miladi takvime geçilmesini
savunan yazılar yazmıştır.


1826 yılında
yeniçeri ordusunun ortadan kaldırılmasının faturası 1828-1830 yıllarında
Rusya’yla savaştaki yenilgi; Kafkasların kaybı, Balkanlarda toprak kaybı ve
Yunanistan’ın bağımsızlığı olmuştur. Oysa Mısır Valisi olan Kavalalı Mehmet Ali
Paşa’nın kurduğu ordu, kısa sürede Mora isyanını bastırmış ve Girit’de asayişi
sağlamıştı.


Osmanlı
Devleti’nin Müslüman tebaası matbaayı geç kullanmaya başladı. Okullaşmanın
yaygınlaşması da çok geç oldu. Askeri yenilgilerden sonra Prusya Kralına
gönderilen elçiyle Kraldan müneccimler istendiği anlatılır. Doğruluk payı
olabilir. Zira Osmanlı ordusunda danışmanlık yapan Alman General Moltke, asi
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetlerle
yapılan Nizip Savaşı’ndan önce müneccimlerin Keçi bağırsaklarından fal
baktıklarını, ona göre savaş gününü seçtiklerini yazar. Savaş Osmanlı ordusunun
yenilgisiyle biter ve Mısır ordusu hiçbir direnişle karşılamadan Kütahya’ya
gelir.


Prusya Kralı’ndan
müneccim gelmeyince mecburen Mühendis Okulu ve topçuluk okulları açıldı. Ancak
bunlar uzun süreli olmadılar. Askeri alanda ciddi diyebileceğimiz okullar
Padişah II. Mahmut döneminde açıldı 1827 yılında Tıbbiye, 1835 yılında Harbiye
ve 1849 yılında baytar Mektebi açıldı.


Osmanlı Ordusu
II. Mahmut döneminde Prusya’dan askeri danışman getirdiyse de esas fayda
Polonyalı ve Macar yurtseverlerden gelmiştir. Önce 1830’da Rus Çarlığına
ayaklanan Polonyalı yurtseverlerden Osmanlı Ordusunda görev almışlardı. Daha
sonra1848 yılında Macaristan’ın bağımsızlığı için ayaklanan Macar yurtseverler
ve onlara yardıma koşan Polonyalı yurtseverler, isyanın kanla bastırılmasından
sonra Osmanlı Devleti’ne sığındılar. Rus Çarlığı ve Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu’nun ültimatomuna rağmen Osmanlı Devleti mültecileri iade etmedi.


Mültecilerin çoğu
Komiseri Ahmet Vefik Paşa’nın teklifiyle Müslüman olup Osmanlı Ordusu’nda görev
aldılar. Bugün, Budapeşte’nin şirin bir meydanında heykeli olan Josef Bem’in,
Osmanlı Ordusu’ndaki adı Murat Paşa’ydı.  Osmanlı Ordusu’nda görev alan bu
subaylar Kırım Savaşı’nda canla başla savaştılar.


Kırım Savaşı’nı
anlatan Tolstoy, Rusya’da subay yetiştiren 20 askeri okul olduğunu yazar. O
yıllarda Osmanlı Devletinde bir okul vardır.


Subayların
dışında çok sayıda sivil sığınmacı Osmanlı Devleti’nde görev alarak,
Topçuluktan, haritacılığa; matematik eğitiminden, veterinerliğe kadar değişik
alanlarda Osmanlı Devleti’ne canla başla hizmet ettiler.


1.Mahmut
döneminde 1826’da Yeniçeri Ocağı kaldırılınca Askerî Mansure-i Muhammediye
ordusu kurulmuştur. Avrupa’nın en güçlü kara ordusu olan Fransız ordusunu,
Osmanlı yeni kurulan orduya örnek almıştır. Ancak Fransız ordularının 1870–1871
Sedan Savaşı’nda Alman ordularına yenilmesinden sonra, Osmanlı Erkânı
Harbiyesi, II. Abdülhamit dönemi (1882) yönünü Alman ordularına çevirmiştir.
Osmanlı Erkânı Harbiyesi, II. Abdülhamit’in de onayıyla Alman İmparatorluğu’nun
Başbakanı Bismark’tan askerî uzmanlar istemiştir. 1882’de çeşitli ordu
sınıflarına mensup yüksek rütbeli subaylardan kurulan bir Alman heyeti
İstanbul’a gelmiştir. Heyetin başkanı Süvari Albay Köhler’di. Bir yıl sonra da
Osmanlı ordusunda uzun müddet hizmet edecek olan Albay Colmar von Der Goltz
gelmiş ve Köhler’in ölümü üzerine heyet başkanı olmuştur. Alman heyet başkanı
Goltz, adını Türk tarihine “Golç Paşa” olarak yazdırmıştır.


Goltz, Berlin Askerî Üniversitesi’nde harp
tarihi öğretmenliği yapmıştır. Aynı zamanda Alman İmparatoru II. Wilhelm’e de
harp tarihi dersleri vermiştir.  Alman heyeti başkanı olduktan sonra
Osmanlı ordusuna ait askerî eğitim kurumlarında reformlar yapmaya başlamıştır.
Osmanlı ordusuna uygulamalı eğitim (tatbikat, atış, harp oyunu vb.) vermiştir.
Goltz, Harp Akademisi’nde (Erkan-ı Harbiye Mektebi) ilk kez tabiye ve harp
tarihi derslerini, 1907’de nazari olarak okutmuştur. Ancak burada harp
tarihi bir ders konusu olarak kurmay subayların yetiştirilmesine yardımcı olmak
maksadıyla görülmüştür.


Goltz Paşa’yla
ilgili olarak İsmail Okday’ın anılarında ilginç bir olay vardır. Son Osmanlı
Sadrazamı Tevfik Paşa’nın oğlu, Padişah V. Mehmet Vahdettin’in oğlu olan İsmail
Okday’ın Yanya’dan Ankara’ya adıyla yayınladığı anılarına bakalım(s.289-90).
1915 yılı Kasım ayında Von Der Goltz Paşa, kendi isteği ile İngilizlerle
savaşan VI. Osmanlı ordusu Kumandanlığı’na tayin edildi. Bu sırada orduyu
Nurettin Paşa kumanda ediyordu. Nurettin Paşa, Selman-ı Pak harbini kazanmış,
General Towsend komutasındaki İngilizleri Kut-ul Amare kasabasına hapsetmişti.


Görev devri
esnasında Golt Paşa ve Nurettin Paşa tartışırlar. İhtiyar Müşir (orgeneral);
“Düşmana karşı yapılacak hücum, onun evvela siperlerini kesif bir topçu ateşi
altında bunaltıp ondan sonra piyade hücumuna geçilmesi suretiyle olmalıydı.
Halbûki, siz bunun tersini yapıyor evvela piyadeyi hücuma kaldırıyor, ondan
sonra topçu atışlarına geçiyorsunuz. Bu yüzden birliklerinizin ağır kayıplara
uğramansa sebep oluyorsunuz. Bu bölgedeki birliklerin hepsi Anadolu’nun Türk
Mehmetçiklerinden kuruludur. Bunların sevk noktalarından buralara gelirken
zaten yüzde otuzu hastalık, gıdasızlık ve bakımsızlıktan yolda ölüp gitmiştir.
Kalan yüzde yetmiş ini de siz silah, cephane, yiyecek ve içecek bakımından
noksansız muhafazalı olan ve siperlerde bulundukları içinde emin bir şekilde
müdafaa harbi yapan İngilizlere beyhude yere kırdırıyorsunuz” diyordu. İsmail
Hakkı Bey, Kazım Karabekir’in de bu görüşe katılıyordu.


Oysa İsmail Hakkı
Bey, Yanya’nın Güney’inde bulunan Kozmira’da yapılan savaşlardaki Mehmetçik
kırımından bu şekilde bahsetmez. Arnavutlardan kurulu alayın kaçmasıyla Manolassa
tepeleri ve Aetoraki Dağı Yunanlıların eline geçmiş, yapılan hücumlarda Anadolu
Mehmetçiklerinden kurulu iki tümen büyük zayiat vermiş, Arnavut alayı hücuma
katılmamıştır.


Savaş sonrası
yokluklar içinde bulunan genç Türkiye cumhuriyetinin var gücüyle demiryolu
yapmaya çalışmasının bir sebebi de asker nakli sırasındaki yüksek kayıptır.


*


Askeri tarihçilik
alanında faaliyet gösteren subayların birisi de Süreyya Paşa’dır. Kadıköy’de
sinema, opera, plaj, çiftlik ve yün işleyen Adalet Mensucat Fabrikası’nı kuran
Süreyya Paşa (İlmen) Osmanlı ordusunda havacılık şubesini kuran subaylardan
birisidir. Erkan-ı Harbiye İkinci Şubesi Müdürü görevindeyken Ceride-i
Askeriye’de makaleler yazar, askeri konularda kitaplar kaleme alır. İlk kez
askeri cep takvimini hazırlar.


Mehmet Nihat Bey,
1886’da Bursa’da doğmuştur. Bu nedenle kendisine Bursalı denilmiştir. Babası
Abdulvahap, dedesi Özbekistan’ın Buhara kentinde doğan Hacı Vikvik’tir. 1928’de
görev esnasında kaza kurşunu ile İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde (Kilizman) şehit
düşen Kurmay Yarbay Bursalı Mehmet Nihat Bey, 42 yıllık kısa hayatına kendi
harp tecrübelerinden (Trablusgarp, I. ve II. Balkan Harpleri, I. Dünya Harbi,
Kurtuluş Savaşı) ve yabancı kaynaklardan çevirdiği 39 harp tarihi eserini
sığdırmıştır.


Bursalı Mehmet
Nihat Bey, Trablusgarp, Balkan Harbi, Çanakkale ve İstiklâl Savaşı’na
katılmıştır. Uzun yıllar Harp Akademisinde öğretmenlik yapmış ve birçok kurmay
subayı fikrî yönden etkilemiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Harp tarihi
içerikli konferanslar vermiş, vefatından bir yıl öncesine kadar Çanakkale’yi
ziyaret edenlere, çarpışmaların geçtiği mekânlarda, çok değerli bilgiler
aktarmıştır.


Nihat Bey,
yaşadığı dönem ve katıldığı savaşlar itibarıyla döneminin koşullarını objektif
bir gözle analiz etmiş ve kendinden sonra gelecek nesillere büyük eserler
bırakmıştır. Tanık olduğu olayları kaleme alarak yakın tarihimize ışık
tutmuştur.


Osmanlı ordusunda
gerçek anlamda harp tarihinin, teşkilat halini alması ise I. Dünya Savaşı
döneminde (29 Mart 1916’da) İstanbul’da Karargâhı Umumiye’nin (Erkânı Harbiye)
16. Şubesi olarak “Tarihi Harp”’in kurulmasıyla başlamıştır. Bu teşkilat
askerî tarih olaylarına ait belgeleri toplayarak bir arşiv kurmaya çalışmıştır.
1917’de “Harp
Cerideleri ile Vesaik-i Harbiye Dosyaları Hakkında Talimat
” (Harp
Cerideleri ile Harp Belgeleri Dosyaları Hakkında Yönetmelik) çıkarılarak askerî
tarih çalışmaları yönlendirilmiştir. 16. Şube, 10 Kasım 1919’da 8. Şubeye
dönüştürülmüş ve olaylara ait belge tasnifine başlanmıştır. Olayların
gruplandırılmasında “Balkan Harbinden Önceki Harpler”, “Balkan Harbi”, “1.
Dünya Harbi”, “Sağlık Harp Tarihi”, “Veteriner Harp Tarihi” ve “Arşiv”
başlıkları saptanmıştır. Erkânı Harbiye-i Umumiye, Tarihi Harp Şubesi, 3 Temmuz
1920 yılında, “Tarih-i
Harp Tahrir Heyeti
” (Harp Tarihi Yazma Kurulu) adıyla, askerî tarih
çalışmalarını sürdürmüştür. Adı geçen kurul, 1921’de Tarihi Asker’i Encümeni;
1922 yılında “Genelkurmay Encümeni” adını aldıktan sonra aynı yıl “Tarihi Harp
Şubesi”, 1926 yılında da “Harp Tarihi Dairesi” olmuştur.


Kısaca anlatılan bu süreçte Bursalı Mehmet
Nihat Bey, ilk harp tarihi çalışmalarının içinde olmuş ve bizzat kurucuları
arasında yer almıştır. Nihat Bey, 1907’de Harp Akademisi’nde öğrenci olmasından
dolayı sınıf arkadaşlarıyla birlikte ilk kez nazarî harp tarihi alan şanslı
öğrencilerden olmuştur. Harp tarihinin önemini bu dönemde kavramıştır.


Bursalı Mehmet
Nihat Bey, askerlik hayatı boyunca harp tarihi açısından önemli olan kişisel
notlarını harp tarihine vesika oluşturması bilinciyle hazırlamaya başlamıştır.
Özellikle Balkan ve I. Dünya Harpleri esnasında gelecek kuşakların ders
alabilmesi için tanık olduğu olayları objektif bir biçimde yazmıştır. Osmanlı
Erkânı Harbiyesi, Bursalı Mehmet Nihat Bey’in bu özelliğini takdir etmesinden
olacaktır ki genç bir subay olmasına rağmen 30 Eylül 1918’de İstanbul’da Yıldız
Sarayı’nda bulunan Harp Akademisi Müdür Yardımcılığı’na atamış ve ardından Harp
Akademisi ile ilgisi sürmek koşuluyla Erkânı Harbiye, 16. Şubede (Tarihi Harp)
görevlendirmiştir. Bu şubenin gerçek anlamda Harp Tarihi şubesi olması için çok
çalışmış, bilgi ve tecrübelerini aktarmıştır. 1918’den itibaren Harp tarihi
açısından önemli yabancı kaynakları Türkçeye çevirmeye ve tanık olduğu
savaşları yazmaya başlamıştır. 10 Kasım 1919’da 16. Şubenin 8. Şubeye
dönüştürülmesi ve modern anlamda harp tarihi için arşiv oluşturmak üzere,
olaylara ait belge tasnifine başlanmasında etkin rol almıştır.


Cumhuriyet’in ilk
harp tarihçisi olan Nihat Bey’in yazdığı eserler, zamanın çok ötesinde tarafsız
bir kalemle ustaca yazılmış, hatalar ve ders alınması gereken noktalar
titizlikle işlenmiştir.  

14 Mayıs 1905 tarihinde Harp Okulundan teğmen olarak mezun olmuş ve kurmay
sınıfına ayrılmıştır. Haziran 1912’de Çanakkale Ordusu ile İtalya Savaşı
seferberliğine katılmıştır.29 Eylül 1912’de Balkan Savaşı seferberliği
dolayısıyla Büyük Karargâh-ı Umumi Kurmay Başkanlığı emrine verilmiş ve 19 Ekim
1912’de yüzbaşı olmuştur.


Kasım 1912’de
kurmay sınıfına kabul edilen Mehmet Nihat Bey, Balkan Savaşı’ndan sonra savaş
sonunda harp okulunun açık bulunan harp tarihi öğretmeni yardımcılığına
atanmıştır.


Çanakkale Savaşı
başlayınca 28 Mart 1915’te Çanakkale Truva yakınında Kalvert çiftliğindeki
15.Kolordu karargâhına atanmış, 15. Kolordu Harekât Şube Müdürlüğü yapmıştır.
Daha sonra


9 Ocak 1916’ya
(düşmanın Çanakkale’yi boşalttığı tarih) kadar Çanakkale Seddülbahir cephesi
Güney Grubu Harekât şube Müdürlüğü’nü yapmıştır.


1 Eylül 1916’da
binbaşı olmuştur. Değişik tarihlerde 6.Tümen ve Kafkas Grubu karargâhlarında
bulunmuş, Başkomutanlık Kurmay Başkanlığı 2. Başkanlığı’nda görevlendirilmiş ve
12 Ekim 1918’de  Harp Akademisi Müdür Yardımcılığı’na atanmıştır.


Daha sonra
Genelkurmay Harp Tarihi Şubesi’nde görevlendirilmiş ve daha sonra Genelkurmay
2. Şube Müdür Yardımcılığında, Veliaht yaverliğinde ve Harp Akademisi
öğretmenliğinde görevlendirilmiştir.


Mustafa Kemal
(Atatürk) Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Millî Mücadele’ye
birçok gönüllü subay gibi Kurmay Binbaşı Bursalı Mehmet Nihat Bey’de katılmak
istemiştir. Bunun için Mustafa Kemal Paşa’dan izin istemesi üzerine kendisine
şu haber gönderilecektir;


“Bursalı Binbaşı Mehmet Nihat Bey gibi değerli bir zabitimizin
Anadolu’ya geçmemesi gerekir. Millî Mücadele’de savaşacak düzenli ordunun,
eğitim görmüş tecrübeli kurmaylara daha çok ihtiyacı vardır. Böyle kıymetli
zabitimizin İstanbul’da kalarak Harp Akademisinde yetiştireceği öğrencilerini
Anadolu’ya göndermesi daha faydalı olacaktır.”


Mustafa Kemal
Paşa, Yunanlıları Anadolu’dan atmak için Doğu ve Güney cephelerindeki
kuvvetleri, Kocaeli bölgesindeki kuvvetleri Büyük Taarruzdan önce bir noktaya
toplamaya başlayacaktır. Harp tecrübesi olan değerli komutanlara ihtiyaç
duyduğu için Kurmay Binbaşı Bursalı Mehmet Nihat Bey’inde Anadolu’ya geçmesini
ister. Büyük Taarruz’dan önce Mehmet Nihat Bey, Anadolu’ya geçmiş ve 6.
Kolordu Kurmay Başkanı görevine tayin edilmiştir.


1922’de yarbay
olmuştur. Bursalı Mehmet Nihat Bey, Cumhuriyet döneminde harp tarihi
çalışmalarına hız vermiştir. 29 Ağustos 1923–06 Şubat 1926 yılları arasında
Harp Akademileri Harp Tarihi Öğretmenliği ve Genelkurmay Neşriyat Şube
Müdürlüğü yapmıştır. 1928’e kadar İstanbul ve Çanakkale’de harp tarihi
konferansları vermiş, bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla 39 harp tarihi
eserini ülkemize kazandırmıştır. Kendisinden sonra harp tarihçisi olacak
öğrenciler yetiştirmiştir.


1926’da 5. Alay
Komutanlığı’na atanmıştır.


İzmir Müstahkem
Mevkii Tugay Komutanı iken, bir görevden döndüğü sırada geceleyin Jandarma
nöbetçi eri tarafından atılan kurşunla 14 Temmuz’u, 15 gecesi Temmuz‘a bağlayan
gece 1928’de şehit olmuştur. Mezarı İzmir Güzelbahçe yolu mahalle
mezarlığındadır.


En önemli eseri
olan, 1213 sayfa ve 107 kroki içeren üç ciltlik “Balkan Harbi, Trakya Seferi”
eserinin I. ve II. ciltleri 1924, III. cildi 1928 yılında basılmıştır. Kendi
harp tarihini yazan Bulgar Genel Kurmayı bu eserden faydalanmıştır.


Mehmet Nihat Bey
bu savaşın kaybedilme sebebi olarak şunları yazar: “… (Orduda) yokluklar ve
kötülükler ise başlıca ‘Bilim ve bilgi sahibi olma’ noksanlığından doğmuştur.
Ordu ‘tarihini ve harp tarihini’ bilmiyordu, incelememişti. Kuruluş ve
malzemesini bilim ve bilgiye değil, hayal ve isteğe ve basmakalıp teorilere
dayandırmıştı. … Sayıları 1100’ü geçen tabura ve bu oranda çeşitli sınıflara
sahip bir teorik ordu kuruluşunu kâğıt üzerin çizmekle taklitçisi olmak
istediğimiz Alman Ordusu’nun bir kısım talimatname ve yönetmeliklerini yalan
yanlış çevirerek yarım yamalak orduya dağıtıvermekle, bizde de bulunsun diye
alman Ordusu’ndaki bazı okul ve kurumları yarım yamalak taklit edivermekle
istenen sağlamlığa sahip bir temele dayanarak vücuda gelmeye başlamış ve hatta
gelmiş olduğu kabul edivermiştik.”


Mehmet Nihat Bey “Balkan Harbi, Trakya Seferi”
eserinin III. Cildini şu sözlerle bitirir: “Bu ciltte beni iten içtenlik ve iyi
niyettir. Kendime göre yanlış gördüğüme yanlış, kötü saydığıma kötü dedim. Bu
savaştan ders alan bazı subaylar Büyük Harpte, istiklal muharebelerinde yüksek
nitelik göstermişlerdir.”


Eski kuşak
subayların ordunun NATO emrinde olmasına karşı çıkmasının altında yabancı
subayların danışmanlığında ve yönetiminde olmasının Balkan Savaşı ve I.Dünya
Savaşı’nda nelere mal olduğunu yaşamışlardı.


Eserleri:


Eski Yazılar:


  1. Balkan
    Harbi, Trakya Seferi, 1. cilt, 1340(1924)
  2. Balkan
    Harbi, Trakya Seferi, 2. cilt, 1924
  3. Balkan
    Harbi, Trakya Seferi, 3. cilt,  1928
  4. Büyük
    Harp, 1., 2., 3., 4.cilt, Almancadan çeviri 1926
  5. Büyük
    Harp’te Türk Harbi, 1. cilt, 1927
  6. Büyük   Harp’te   Türk   Harbi,   2.cilt,   1928(Türk   Cepheleri
    Harekâtı)
  7. Büyük
    Harp’te Türk Harbi,  3.cilt 1928
  8. Harbi
    Umumi Tarihi, l ve 2.cilt, çeviri
  9. Büyük
    Harp’te Çanakkale Seferi,   çeviri,   İlhami
    Fevzi Matbaası, 1926
  10. Harbi
    Umumi’de-Seddülbahir (Cenup) Grupları Muharebatı, 1336 (1920) telif
  11. Harbi
    Umumi’nin Tenkidi, çeviri
  12. Harbi
    Umumi’nin İhzar ve İdaresinde Alman Erkan-ı Harbiyesı, Genaral Kol, çeviri
  13. Harbi
    Umumi’de  Fransız Sefer Planı ve Harbin İlk Ayı. çeviri
  14. Harbi
    Umumi’de Genaral Moltke’nin Mektupları ve Hatıratı. çeviri
  15. Trakya’da
    Osmanlı-Bulgar Muharebesi, 1335(1919)
  16. Balkan
    Harbi’nde Çatalca Muharebesi, Konferans.1341(1925)
  17. Çanakkale
    Seferi, Charleroux’dan çeviri. Binbaşı Nihat ve Yüzbaşı Asım, İst Askeri
    Matbaası 1337(1921)
  18. Meşhur
    Osmanlı Sefer ve Muharebeleri’nde Sevk ve İdare
  19. Napoleon
    Muharebatı (Hazırlanmakta olan)
  20. Kont
    Schilliffın’in Canne adlı eserinin 2.cildi, çeviri
  21. Liege
    ve Namur’un Zaptı, çeviri
  22. 13.Kolordu’nun
    İran Seferi, telif
  23. Falkenhein’in
    Hatıratı, çeviri
  24. Harbi
    Umumi Silsilei Neşriyatı
  25. Rus-Japon
    Harbi (hazırlanmakta)


Öğretim Notları:


  1. Harp
    Çantası (Kurmay Subay Muhtırası)
  2. Kıtaat-ı   Cesime’nin   Tabiyece  İstihdamları   Hakkında
    Muvakkat Talimname, çeviri
  3. Atlı
    Farazi   Tatbikat  ve  Tatbikat   Seyahatleri’nin
    Suret-i Tertip ve İdaresi
  4. 1870-1871
    Seferi


Ölümünden  Sonra Yayımlananlar:


  1. Alman-Avusturya
    Şark Cephesi’nde 1914 Yaz Seferi, Grafik Halinde, Yazan Em. Albay Von
    Montey, çeviren Bnb. Nihat, İstanbul Askeri Matbaa, 1930 (yeni yazı)
  2. 32-1914’ten
    1916’ya Kadar Balkan ve Türkiye’de Büyük Harp, 95 sayılı Askeri Mecmuanın
    tarih kısmı, çeviri, İstanbul Askeri Matbaa 1934 (yeni yazı)


 KAYNAKÇA:


-Ahmad, Feroz,
İttihat ve Terakki, İstanbul-2010

-Arif Bey, Başımıza Gelenler, İstanbul-1973

-Avcıoğlu, Doğan, 31 Mart’ta Yabancı Parmağı-İstanbul-1998

-Aydın, Mahir, Şarki Rumeli Vilayeti, Ankara-1992

-Hasan Amca, Doğmamış Hürriyet, İstanbul, 1989

-İmbert, Paul, Osmanlı İmparatorluğunda Yenileşme Hareketleri, İstanbul, (Basım
yılı yok)

– İnalcık, Halil, Devlet-i Aliyye-III, İstanbul-2016

– İnalcık, Halil, Devlet-i Aliyye-IV, İstanbul-2017

-Mantran, Robert, Osmanlı Tarihi, İstanbul-1995

-Mardin, Şerif, Jön Türklerin Siyasi Fikirleri (1895-1908), İstanbul-1992

-Mülazım Hasan, Tekrar Başımıza Gelenler, İstanbul-1991

-NTV Tarih, Nisan-2010

-Okar, Mehmet Ali, Osmanlı’nın Balkanlardaki Son On Yılı, İstanbul-2013

-İsmail, Okday, Yanya’dan Ankara’ya, İstanbul-1975

-Ortaylı, İlber, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul-2016

-Özyüksek, Murat, Anadolu ve Bağdat Demiryolları, İstanbul-1988

-Peker, Ekrem Hayri, Teşkilat-ı Mahsusa’dan Kuşçubaşı Hacı Sami, İstanbul-2011

-Ramsaur, E.E. ,Jön Türkler ve 1908 İhtilali, İstanbul-1982

-Stoddard, P,Teşkilat-ı Mahsusa, İstanbul-1993

-Tolstoy, Sivastopol, Ağustos 1885, İstanbul-2005

-Türsan, Tuğgenaral O.Nurettin “Askeri Tarih Yazarı ve Harp Akademileri Tarih
Öğretmeni Kur. Yb. Bursalı Mehmet Nihat Bey, Cumhuriyetin En Büyük Askeri
Tarihçisine Vefa Borcu, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul -Ocak 1996

-Uzer, Tahsin Makedonya Eşkıyalık Tarihi ve Son Osmanlı Yönetimi, Ankara, 1999


NOT: Bu yazı “Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Yakın Tarih Dergisi”
Cilt 1, Sayı 3 (2018), sayfa. 98-108’de yayınlanmıştır.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER