Kurulduğu andan beri İslam Hukukuna bağlı bir
toplumsal yaşam sürdüren Türk toplumunda kadının İslam Peygamberinden 1200 yıl
sonraki durumunu bir yazarımızın ( Hıfzı Veldet Velidedeoğlunun) şu sözleri ile
özetlemek istiyoruz:

“Eski hukukumuzda nikâh; ‘ Kasden mülk-ü müt’ayı müfid olan bir
akittir.’ Diye tanımlanırdı. İslam hukuk bilginlerine göre bunun anlamı: ‘
Kadının menfaati mahsusasına malikiyettir ki bu, nikâhı memnu olmayan kadından
erkeğin meşru olarak istifade edebilmesi’ demekti. Böylece evlenme cinsiyetleri
ayrı fakat kişilik ve hakları eşit iki insan arasında bir aile birliği kurmak
değil, kadının kadınlığından erkeğin meşru bir şekilde yararlanması anlamı
taşıyordu. Bu tanım, kadınlık haysiyeti, kadın kişiliği ve kadın hakları
bakımından 20. yüzyılın uygar insanlık görüşüne ve idealine uymamaktaydı.

Osmanlı Toplumunda bir erkek birden çok kadınla evlenebilirdi. Bu
usul kadınlara ve erkeklere ‘ Tanrı’nın Emri’ olarak anlatılırdı. Erkeğin
kadını boşama hakkı sınırsızdı, kadın kocasının ağzından çıkacak bir tek sözle
kapı dışarı edilebilirdi. Bir çocuğun anası, babasının ölümünden sonra bile
çocuğunun velisi olamazdı. Kadınların miras olayındaki durumu da çok
elverişsizdi. Kadın hısımlık durumuna göre erkeğe oranla ancak yarım, dörtte
bir, yedide bir veya sekizde bir miras payı alabilirdi. Miras payı açısından
kız ve erkek kardeşler arasında eşitsizlik vardı. Eski hukukumuzda mahkeme
karşısında tanıklık için ancak iki kadın bir erkeğin yerini tutabilirdi.
Bununla birlikte dört kadın iki erkeğin yerini tutamazdı, tanıklardan birinin
mutlaka erkek olması gerekiyordu. Çünkü Mecellenin 1685. maddesi bunu
emrediyordu.”
(1)

Eğitim alanında kızlarımıza Mektebi İptidai (
İlk Okul) ve Rüştiyelerde ( Orta Okul ve benzeri okullarda) öğrenime 1858
yılında müsaade edildi. Meslek okulu olarak ilk önce 1842 yılında Askeri
Tıbbiye’ye bağlı “ Ebe
Okulu”
, daha sonra 1869’da “İnas Sanayi Mektebi” ( Kız Sanat Okulu)
ve 1870’te “Dar-ül
Malumat”
( Kız Öğretmen Okulu ) açıldı. Böylece Türk kadınının
ev dışında okullarda yetiştirildiği ilk meslekler Ebelik ve Öğretmenlik
meslekleri oluyordu.

İlk Kız Orta Okulu ancak 1908 yılında
açılabilmiştir. (2)

1868 yılında “Terakki Gazetesi” , isimlerini açıkça
vermeden kadın okuyucularının mektuplarını yayınlayabilmiştir. Bu mektuplarda
kadınlar ilk defa kadın haklarından ve seçimden söz etmişlerdir.(3) Yayın
tarihi açısından ilk kadın dergisi olarak değerlendirebileceğimiz “ Terakki-i Mukadderat”
dergisi, yine Terakki Gazetesi tarafından 1969 yılında “ Mukadderat İçin Gazetedir”
alt başlığı ile, haftalık olarak ancak 48 sayı çıkarılabilmişti.(4) Kadınlar bu
dergiye gönderdikleri mektuplarda kadın-erkek eşitliğini savunmuşlar, bunun
yanında “kadınların
eğitilmesi”
ile ilgili görüşler ortaya koymuşlardı.(5)

Kadınlarımız seslerini eylemlerden ziyade
yayın organları vasıtası ile duyurmayı tercih etmişler ve bu konuda hiç de
küçümsenemeyecek bir mücadele içine girmişlerdir. Sahibi bir kadın olan ( Afife
Hanım) ve yazı kadrosu tamamen kadınlardan oluşan ilk kadın dergisi “
Şükufezar” 1886 yılında yayınlanmıştır. Önsözünde çıkış amacı şu sözlerle belirtilmekteydi:

“Biz ki saçı uzun, aklı kısa diye erkeklerin
hande-i istihzasına ( alaylı gülüşlerine) hedef olmuş bir taifeyiz, bunun
aksini ispat etmeye çalışacağız.Erkekliği kadınlığa,kadınlığı erkekliğe tercih
etmeyerek; şahrah-i say-u amelde( çalışmanın doğru yolunda)mümkün olduğu kadar
payendaz-ı sebat olacağız.( ayaklarımızın üstünde durmağa çalışacağız)(6)

1 Ağustos 1895’te başyazarı ve kadro
elemanlarının büyük bir kısmı kadınlardan oluşan “Hanımlara Mahsus Gazete”
yayın hayatına girmiş ve özellikle “yeni nesilleri yetiştirmedeki büyük rolü
nedeni ile “kadınların da geliştirilmesinin gereği” vurgulanmıştır. Bu
gazetenin yazı kadrosu çoğunlukla asker- bürokrat aydın kesimin eşleri veya
kızlarıdır. Fatma Aliye ve Emine Semiye ( Tarihçi Cevdet Paşanın kızlarıdır.)
Şair Nigar Bint-i Osman ( Harp Okulu Müdürü Osman Paşanın kızıdır), Şair Leyla
Saz ( Hekim İsmail Paşanın kızı), Fatma Fahrünnisa ( Ahmet Vefik Paşanın
torunu), Fatma Kevser (Erkan-ı harp Feriki-Korgeneral Abdi Paşanın kızı),
Hamide Hanım ( Abdullah Hamit Beyin kızı), Gülistan İsmet ( Binbaşı Bağdatlı
Mehmet Tevfik Beyin kızıydı). Bu hanımların hepsi de dönemlerinin edebiyat
yaşamında belirli bir yere sahiptiler.(7)

1908 yılındaki Meşrutiyet hareketi ile
birlikte kadın dergilerinin sayısında da artma olmuş ve kadınlar seslerini
yükseltmeğe başlamışlardır. Bunlardan Demet (1908),Mehasin
(Güzellikler,1908–1909), Kadın-Selanik ( 1908–1909), Kadın-İstanbul (
1911–1912), Kadınlar Dünyası ( Savaş dönemi hariç 1913–1921 arası) ve Kadınlık
(1913) en önemli yayınlardı. Mehasin’de daha sonra çok ünlenecek Halide Salih (
Halide Edib Adıvar)’ın iki yazısı vardı.(8) İttihat ve Terakki eğitimi
modernleştirmek için çaba harcarken, kadının sosyal yaşamında da bazı tedbirler
almayı gerekli görmüştü. İlk kız liseleri bu devirde açılabildi. Bu dönemde
kadın hakları konusundaki en güçlü savaşçılardan biri Halide Edip Hanımdır
(1882–1964). İki çocuk annesi Halide Hanım, İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra
“Tanin” gazetesine devamlı yazılar yazmaya başlamıştı.

İlk yazısının başlığı “Çocuklarımız ilk
konuşmaya başlayınca onlara Kanuni Esasimizi, hüccet-i hürriyetimizi (hürriyet
belgemizi) ezberleteceğiz” diyordu. Bir diğer yazısı da “ Beşiği sallayan el
dünyaya hükmeder” şeklindeydi ve onun samimiyet ve kararlılığını yansıtıyordu.
1909’da Teali Nisvan ( Kadını Yüceltme) veya “ Müdafaa-i Hukuku Nisvan” (Kadın
Haklarını Savunma) Derneğini kurdu. 1917’de Cemal Paşanın daveti ile Suriye’ye
giden Halide Hanım orada Zorunlu Göç’e tabi tutularak bu bölgeye gönderilen
Ermeni Muhacirlere destek verdi

1913 yılında Bedra Osman adlı bir hanım ve
arkadaşlarının telefon şirketinde çalışma girişimi, Türk kadınlarının ev dışına
çıkması ve çalışması fikrinin sembolü olarak büyük yankı uyandırmıştır.(9)

1913 yılında “Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan” ( Kadın
Haklarını Koruma) Cemiyeti’nin kuruluş programında yer almayan “Seçim Hakkı”
talebi, 1921’de hem dernek programında hem de kadınlar dünyasının amaçları
arasında yer alıyordu.(10) Seçim hakkı talebi dışında kadınlar Meclis Üyeliği
gibi, sosyal ve siyasal yaşamda aktif roller üstlenmek istiyorlardı. Kadınların
şu sözleri onların cesaret, özgüven, azim ve kararlılıklarının bir ifadesiydi:


Memleketimizde birçok yaralar vardır ki, o yaraları ancak kadınlar tedavi
edebilir. Erkekler buna katiyen muktedir değildirler. Hükümetimiz bu gibi
yerlerde kadınların önüne dikilen engelleri yıkmalıdır.”
(11)

Kadınlarımız yüksek öğretime 1914 yılında,
İstanbul Darülfünununa (Üniversitesine) ek ve İnas Darülfünunu olarak,

“Kız
Teknik Öğretmen Okulu”
adıyla açılan okulla
başladılar.(12)

1917 yılında yasa hükmünde geçen bir
kararname, “Aile Hukuku
Kararnamesi”
ile İslam Hukukuna bağlılıkla beraber, “Evlilik” konusuna
hükümetin karışması sağlandı. Kadın haklarındaki bu değişiklik oldukça ciddi
bir aşama ve ilk büyük hareketti. Evlenmede “ Devlet İzni zorunluluğu” 1917 yılında
getirilmiştir. Böylece poligami( Çok kadınla evlilik) nısbi bir sınırlamaya
sokulmuş,ikinci kadınla evlenebilmek için birincinin rızasının alınması şartı
getirilmiştir.(13)

İşte Atatürk ve Cumhuriyet öncesi Türk
Dünyasında kadın hakları mümkün olduğu kadar özetleyerek sunduğumuz bu
şekildeydi. Şimdi artık Cumhuriyet döneminde Atatürk ve arkadaşlarının Kadın
Hakları konusunda yaptıkları çalışmalarla günümüzde kadın hakları konusunda
neler yapılması gerektiği daha iyi anlaşılabilecektir. Analarımızın,
kardeşlerimizin, eşlerimiz ve evlatlarımızın bu konuda verecekleri mücadelede
daima saflarında bulunmaktan onur duyacağımızı belirterek Dünya kadınlar
günlerini kutlamak isteriz.

DİPNOTLAR:

(1) Hıfzı Veldet Velidedeoğlu: Atatürk
İlkeleri ve Türk Kadınının Çilesi, s 34–36 (İzmir–1970)

(2) Burhan Göksel: Çağlar Boyunca Türk Kadını
ve Atatürk, s.140 ( Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara- 1988)

(3) Serpil Çakır: Osmanlı Kadın Hareketi,
s.23 ( İstanbul–1994)

(4) Aynı Eser, s.23

(5) Selim Nüzhet: Türk Gazeteciliği
(1831–1931),s.48–49 ( İstanbul–1931)

(6) Aynur Demirdirek: Osmanlı Kadınlarının
Hayat Hakkı Arayışının Bir Hikayesi,s.9 (Ankara-1993)

(7) Serpil Çakır, s.30

(8) Aynur Demirdirek,s.9

(9) Aynı Eser, s.112

(10) Kadınlar Dünyası, 1 Kanunisani (Ocak)
1921, No.194/1,s.2

(11) Muhlise Fuad : “Kadınların Temayüzü”, 17
Teşrinisani (Kasım) 1329 (1913), No.118,s.7’den (Serpil Çakır, s.311)

(12) Burhan Göksel, s.144

(13) Aynı Eser, s.145

Dr.
M. Galip Baysan



































































İLK KURŞUN 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet