Osmanlı İmporatorluğu’nun en şaşaalı döneminde yaşamış ve koca
imparatorluğun bir anlamda kaderine hükmeden kararlara etki eden birisi olarak
Hürrem Sultan’ın bu anlamda Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı mektup ve ona
hitapta kullandığı ifadeler çok önemli;

“Ayağınızın bastığı toprağı yüzlerce defa öptükten sonra, benim
güneşim ve saadetimin sermayesi sultanım.

Eğer siz, bu ayrılık ateşi ile yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap
olmuş, gözleri yaşla dolmuş, gecesini gündüzünden ayıramayacak kadar hasret
denizinde boğulmuş biçareyi; aşkınızla, Ferhat ve Mecnun’dan beter olmuş âşık
kölenizi sorarsanız, sultanımdan ayrı olduğumdan beri bülbül misâli âhım ve
feryatlarım dinmemiştir. Öyle bir hale düştüm ki, bu hasretin verdiği kahrı ve
acıyı, Rabbim düşmanlarıma vermesin.”

Saraya bir esir olarak getirilen Hürrem Sultan’ı görür görmez
Kanuni Sultan Süleyman Han’ın da bir anda âşık olduğunu haber verir kaynaklar.
İnsan bir kere de âşık olunca artık onu anlatmayla geçer bütün vakti.

Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye yazdığı o sözlerden sonra şimdi gelin
hep birlikte Kanuni Sultan Süleyman’ın onun için neler yazdığına bakalım:

“Benim birlikte olduğum, sevdigim, parıldayan ay’ım, can dostum, en
yakınım, güzellerin şahı sultanım. Hayatımın, yaşamımın sebebi cennetim, kevser
şarabım. Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi
sevdgilim, benim gülen gülüm. Sevinç kaynağım, eğlenceli meclisim, nurlu parlak
ışığım, meşalem.
























Turuncum, narım, narencim, hayatımın aydınlığı. Gönlümdeki Mısır’ın
sultanı, varlığımın anlamı, İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum
ülkesindeki diyara bedel sevdiğim.”