Fuat Paşa (yukarıda)
1921’de Mustafa Kemal’in tutuklanması ve idamı için ferman çıkartan Sadrazam
Damat Ferit Paşa’nın karşısına dikilerek Sivas Kongresi kararlarını Sultan
Vahdeddin’e götüren 86 yaşındaki emekli Osmanlı mareşaliydi.. 1931 yılında, 96
yaşında İstanbul’da hayata gözlerini yumuyor.

Fuat Paşa İncirköylü Hasan Paşa’nın(1) oğluydu.
İlkokulu İstanbul’da okudu, sonra Kahire’de Abbasiye Harp Okuluna yazıldı. Daha
18 yaşındaydı. Uzun boyuyla katıldığı bir geçit töreninde Nebile adında şımarık
ve zengin bir paşa kızının dikkatini çekti. Hemen babasına “…ben bu
genci isterim”
diye tutturdu. Kızının ısrarlarına dayanamayan paşa,
okul kumandanına ; okul kumandanı da Hasan Paşa’ya çıktı :

“Durum böyle böyle,” dedi. “Mısır’ın
en zenginlerinden birisinin kızı oğlunuza aşık olmuş. Adamın büyük gücü vardır,
karşı koyamayız. Beni okuldan, sizi de Mısır’dan atarlar. Ne yapıp yapıp Fuat’ı
razı edeceksiniz. Nebile ile nikahlanacak.”

Hasan Paşa, “Anlıyorum,
dedi, “mademki başka çare yok, çocuğu nikahlayın, okulu bitirsin, sonra
düğün yaparız, evlenirler..”

Sonuçta okul bitti,
düğün yapıldı. Karısı çok çirkindi. Saçları dökülmüş, peruk takan, çiçek bozuğu
yüzlü birisi.. Fuat kısa zamanda Mısır
ordusunda albaylığa yükseldi. Albay Fuat Bey o dönemde Hıdiv İsmail
Paşa’nın yaveriydi, ama Hıdiv’le yıldızları hiç barışmıyordu.

****

Fuat Bey’in
Nebile’den iki oğlu oldu, onlar da büyüdüler. 1868’de Hıdiv İsmail Paşa özel
bir görevle Fuat Bey’i İstanbul’a yolladı. Fuat Bey burada adeta büyülendi,
canı hiç geri dönmek istemiyordu. Kahire’ye bir istifa mektubu gönderip Osmanlı
ordusuna geçti…














Albay Fuat Bey
Osmanlı ordusunda kısa zamanda büyük başarılar elde etti. Mısır’da yönetimi ele
geçiren İngilizler karısı Nebile’nin Kahire’den çıkmasına izin vermedikleri
için, özel yaşamında büyük bir boşluk vardı. Şehzadebaşı’ndaki Zeynep Kamil
Hanım’ın konağından, Seyrandil adlı, kendisinden 20 yaş küçük, çok güzel bir
Çerkes kızıyla evlendi. Paşa’nın ondan da 8 çocuğu oldu !..

Tam o yıllarda
Mısır’daki karısı da nihayet İngilizlerden izin alarak İstanbul’a geldi.. Fuat
Paşa, karısı Seyrandil iki yılda bir doğum yaptığından, bir başka Çerkes güzeli
olan İnşirah’ı da eş olarak almıştı. O da bir yandan çocuk doğurmaya başladı
!.. Ondan da 8 çocuğu oldu.. Eski karısı, yeni karıları, bütün çocuklar hep
birlikte, yukarıda fotoğrafı görülen yalıda yaşamaya başladılar…

****

Albay Fuat Bey Osmanlı ordusunda Dâr-ı Şûray-ı
Askeri’de çalışırken, 1872 yılında aşiret ayaklanmalarını bastırmakla
görevlendirilerek Kerkük’e gönderildi. Kısa zamanda bu işi başaran Fuat Bey
1872’de fırka kumandanı olarak paşalığa yükseldi. Sonra kendisini İstanbul’a
çağırdılar, yine önemli görevlere getirildi. 1877’de Fuat 42 yaşında genç bir
paşaydı.

Karadağ savaşlarında
(1876) gösterdiği yararlıklar üzerine tümen komutanı olarak Tuna ordusuna
gönderildi. O sıralarda “93 Harbi” denilen 1877 -1878 Osmanlı-Rus
savaşı patlak verdi. Paşa bu kez de Rus cephesine gönderildi.
Gazi Osman
Paşa Plevne’yi savunurken o da bugünkü Bulgaristan’ın kuzeyinde bulunan
Elena’yı savundu. Orada Rus ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı ve Rusların
ağır silahlarını ve toplarını ele geçirdi. Fırkasını da oradan Tekirdağ’a
getirmeyi başardı ama Ruslar ilerliyorlardı. İstanbul’un işgali an meselesiydi.
Fuat Paşa Çatalca’da son savunma cephesini kurdu. Ruslar Bakırköy’e
dayanmışlardı. Padişah, Paşa’nın derecesini Müşirliğe yükseltti. Fuat Paşa,
artık ordunun en ünlü ve kahraman kumandanlarından biri olmuştu. Bu savaştan
sonra kendisine “Elena kahramanı” dendi.. .

ABDÜLHAMİT’E
KAFA TUTUYOR

Abdülhamit, Elena başarısından sonra, Fuat Paşa’ya
büyük bir nişan verdi. Hünkar kendisine nişanını takarken Paşa’nın başı
dimdikti. Padişah’a söyledikleri tarih sayfalarına geçti:

Siz de
atalarınız gibi savaş meydanlarında, askerin başında olmalıydınız. Rus Çarı ve
Yunan kralı askerlerinin başından ayrılmıyorlar. Hünkarım, Saray duvarlarının
arkasından savaş yönetilemez. Çevrenizdekiler sizi milletinizden ayırıyor.
Onur, ün ve erdem halkın içinde olmakla başlar.

Abdülhamit bu
sözleri duyunca buz gibi oldu. Ama padişahlıkta fazla deneyimi yoktu. Fuat Paşa
da kendisinden yedi yaş büyüktü. Karşısında büyük bir savaş kahramanı vardı,
ona karşı saygılı davrandı. Kendisini de Serdar-ı Ekremliğe, yani Hünkar’ın
başyaverliğine getirdi. Dolmabahçe Sarayı’ndaki büyük törenlerde Padişah’ın
tahtının yanında, sancağı tutuyor, Hünkar’ı tebriğe gelenler de sancağı
öpüyorlardı…

Osmanlı-Rus
savaşından 1890’ların ortalarına kadar geçen zamanda Sultan Hamid ile Fuat çok
iyi ilişkiler içindeydiler. 1888’de Paşa’ya, Fenerbahçe’de geniş bir arazi
içinde bir köşk hediye etti. Çok iyi Fransızca bildiği için, Rus Çarı ile
ilişkileri sürdürme görevi de ona verilmişti. Paşa, iyi yaşamasını bilen,
hovarda, cömert, debdebeye meraklı biri olduğundan, çevresi her zaman çok
kalabalık olurdu. Padişah kendisine bu yaşam düzeyini sürdürebilmesi için bazı
maden imtiyazları vermişti. Bu madenlerin bazıları çok zengin damarlı çıktığı
için Paşa’nın eline bol para geçti ama har vurup harman savurmaya alışmış olan
Paşa, bu paraların da kısa zamanda altından girip üstünden çıktı…

İKİNCİ ABDÜLHAMİT YÖNETİMİNE MUHALEFET ETTİ.

Fuat Paşa 1890’lı yılların sonlarında Avrupa’ya
kaçan Mehmet Celalettin Paşa’nın konağını kiralamaya kalktı. Abdülhamid bundan
hiç hoşlanmadı. Çünkü konağın kiralanması Mehmet Celalettin Paşa’ya gelir
kaynağı olacaktı. Fuat Paşa’ya bu kira işinden vazgeçmesi için haber
gönderdiyse de, Paşa buna aldırmadı ve konağı kiraladı. Padişaha karşı bir
komploya katıldığı iddiasıyla evini basan Sultan Andülhamid’in has adamı, baş
hafiye Fehim Paşa’nın adamlarıyla giriştiği çatışma bahane edilerek Divan-ı
Harbe verildi; rütbe ve nişanları geri alınarak Şam’a sürüldü (1902)

DELİ
LAKABINI NASILKAZANDI?

Durum çok gergindi. İngilizler, Almanlar ve
Fransızlar İstanbul’un Rusların eline geçmesini istemiyorlardı. Berlin’de
toplanarak barışı kurtarma işine giriştiler…

Ama Fuat Paşa bu
yenilgiyi kabul edecek bir kumandan değildi. O, Elena’da Rusları yenmiş olmanın
gururunu duyuyordu.

Berlin Konferansı i
devam ederken Ruslar, Türk askerlerini ve Karadeniz’deki İngiliz gemilerini
gözetlemek için Yeşilköy’de iki kule yapmaya kalktılar. Fuat Paşa’nın tepesi
attı, hemen Rus kumandanına bir mesaj göndererek bu kulelerin 24 saat içinde
yıkılmasını istedi. Bir yandan da İstanbul’dan yardımcı kuvvet talep etti. Bu
bir savaş hazırlığıydı. Kimse yeniden silaha sarılmaktan yana değildi. Rus
ordusu komutanı General Skobelef baktı ki iş ciddi, kuleleri yıktırmak zorunda
kaldı. Çar’a da haber göndererek başının derde girdiğini anlattı. Çar durumu
Berlin’e duyurdu. O zaman Berlin Konferansı( 13 Haziran-13 Temmuz
1878 )’nın başında  bulunan  Bismarck(*), Osmanlı delegasyonunun
başında olan Kara Todori Paşa’yı çağırtarak, “ Aman,” dedi, “ Siz
ne yapıyorsunuz? Biz İstanbul’u kurtarmaya çalışıyoruz, ordunun başına Fuat
Paşa adında bir deliyi geçirmişsiniz, her şeyi berbat edecek!..

İşte bu sözler
üzerine Müşir Fuat Paşa’nın adı Deli Fuat Paşa’ya çıkar… Sultan Abdülhamit de
bu olayı duyunca, “Paşa sen İstanbul’u
yıktıracaksın,” diye ona sitem eder…

ÜÇ
OĞLU ŞEHİT

İkinci Meşrutiyet’in ilanı (1908) üzerine İstanbul’a
döndü; Âyan Meclisi üyeliğine getirildi. Hürriyet ve İtilaf Partisi kurucuları
arasında yer aldı; Damat Ferit Paşa’nın istifası üzerine partinin başkanlığını
üstlendi, ancak kısa bir süre sonra istifa ederek ayrıldı (1912).

Balkan Savaşı’nda
Sazlıdere savunma hattını kurdu. İki oğlu Balkan Savaşında ve bir oğlu
Çanakkale Savaşında şehit düştü.

TEKNEDE
PİYANOYLA BOĞAZ EĞLENCELERİNDE

Fuat Paşa, çağdaş, eğlenceyi seven, coşkulu bir
insandı. Boğazdaki eğlencelere içine piyano yerleştirilmiş mavnalarla katıldığı
belirtiliyor. Eli açıktı. Müzisyenlere kutularla mücevherler hediye ediyordu.

KURTULUŞ
SAVAŞINDA MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN YANINDA

Kurtuluş Savaşı
sırasında, 85 yaşında Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer aldı. Fuat Paşa
(yukarıda) 1921’de Mustafa Kemal’in tutuklanması ve idamı için ferman çıkartan
Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın karşısına dikilerek Sivas Kongresi kararlarını
Sultan Vahdeddin’e götüren 86 yaşındaki emekli Osmanlı mareşaliydi. Damat Ferit
Paşa hükümetinin düşmesinde önemli rol oynadı. 1931 yılında, 96 yaşında
İstanbul’da hayata gözlerini yumuyor.

Özlü söz:Kimseyi, başkalarının anlattığı hikayelere göre
yargılama. / Platon

(1 )İncirköylü Hasan
Paşa: İncirköylü Hasan, Beykoz’da eniştesi Huzur Dersi Hocası Şakir Efendi’nin
desteği ile ortaokulu bitirdi, sonra da Nizam-ı Cedid ordusuna katıldı ve yüzbaşılığa
kadar yükseldi. İşte o sıralarda Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa
Osmanlılara karşı bağımsızlık bayrağını açmış, Osmanlılar da isyanı bastırmak
için Mısır’a asker göndermeye karar vermişti. Ahmet Fevzi Paşa’nın
komutasındaki Osmanlı filosu isyanı bastırmaktan vazgeçip donanmayı İskenderiye
limanında Mısırlılara teslim etti. Filo kumandanının adı da Firari Ahmet Paşa
oldu. Mısırlılara esir düşen askerlerin arasında Fuat Paşa’nın babası
İncirköylü Hasan Bey de vardı..

Bir süre sonra barış
imzalandı. Osmanlı askerlerinin çoğu yurda döndü, ama bazıları da İstanbul’a
dönüp ne yapacağım, diyerek Mısır’da kaldılar. Hasan Bey de bunların
arasındaydı. Orada orgeneralliğe kadar yükseldi.

(*) Otto von Bismarck (1 Nisan 1815 – 30 Temmuz 1898), 19.
yüzyılda gevşek bir konfederasyon olan Almanya’nın güçlü bir imparatorluğa
dönüşmesinde en önemli rolü oynayan ve ilk şansölyesi (başbakan) Alman devlet
adamıdır. Unvanları Bismarck-Schönhausen Kontu ve Lauenburg Dükü olan Otto von
Bismarck Yeni Almanya’yı kılıç ve kan politikasına göre kuracağını söylediği
iςin kendisine Demir Şansölye (başbakan) adı verilmiştir.(
( http://www.sozkimin.com
/a/924-otto-von-bismarck-kimdir-sozleri-ve-hayati.html#ixzz4x1OyzRmC
)






















































LİNK : https://www.aydinlik.com.tr/deli-fuat-pasa-yi-taniyor-musunuz-dogu-perincek-kose-yazilari-eylul-2017)(http://tarihtenanekdotlar.blogspot.com.tr/2014/06/501-ilginc-bir-osmanli-pasasi-deli-fuat.html