SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI & KUVAYI MİLLİYE

TARİH : CUMHURİYET REJİMİNİ İLK BENİMSEYEN TÜRK DEVLETİ ! BATI TRAKYA TÜRK DEVLETİ

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & MİTOLOJİ & SANAT TARİHİ & NOSTALJİ DÜNYASI & KUVAYI MİLLİYE
Bu haber 24 Eylül 2020 - 9:48 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

CUMHURİYET REJİMİNİ İLK BENİMSEYEN
TÜRK DEVLETİ ! BATI TRAKYA TÜRK DEVLETİ


Osmanlı hükümeti Trakya’daki orduları geri çekince savunmasız
kalan Türkler ve bölgenin terk edilmesini kabul etmeyen birlikler Osmanlı
devleti ile tüm bağlarını kopararak 12 Eylül 1913’te Batı Trakya Türk
Cumhuriyeti adıyla dünyanın en hızlı organize olan bağımsız bir devlet
kurdukların dünyaya ilan ettiler. Ne yazık ki onları yalnızlaştıran Osmanlı
hükümeti Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin de sonunu da hazırlayacaktı.


11 Mart 2020 – 5:17 ‘


31 Ağustos 1913’te kurulan ve 12 Eylül 1913’te bağımsızlığını
ilan eden Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’ni Avusturya Yunanistan ve İngiltere’nin
tanımış olmasına karşılık Osmanlı Devleti tanımamıştı.


Bulgar Dışişleri Bakanı Geşof hatıralarında “Eğer Osmanlı Hükümeti Batı Trakya’da kurulan yeni
hükümeti kendi eliyle yok etmiş olmasaydı bütün devletler bu tampon devleti
kesin olarak tanıyacaklar ve Türkler Balkanlardan çıkmamış olacaklardı. Biz bu
sonuçtan endişe ettik. Fakat Osmanlı devlet adamları özellikle Cemal Paşa bize
bizden çok himmet etti”
diyordu.


I. Balkan Savaşı sırasında çatışmaların Trablusgarp’ta
yoğunlaşmasından cesaret bulan Karadağlılar Bulgarlar Yunanlar ve Sırplar
Rusya’nın da kışkırtmasıyla Balkan coğrafyasını Osmanlı’dan koparmak üzere
harekete geçmişlerdi. Bu çatışmalar sonrasında 30 Mayıs 1913’te imzalanan
Londra Anlaşması’yla aslan payını alan Bulgaristan Karadeniz’den Ege’ye uzanan
büyük bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmıştı. Bulgaristan’ın bu
genişlemesinden rahatsızlık duyan Balkan devletlerinin ve Romanya’nın
Bulgaristan’a savaş açmasıyla II. Balkan savaşı başlamış oldu.


Balkanlarda büyük toprak kaybına uğrayan Osmanlılar ilgili
devletlere verdiği bir notayla İstanbul ve boğazların güvenliği açısından Meriç
Nehri’ne kadar olan bölgenin ellerinde olması gerektiğini orduların bu amacı
gerçekleştirmek üzere harekete geçeceğini duyurmuştu. Bulgaristan’ın savaş
nedeniyle Trakya topraklarındaki askerlerinin bir kısmını çekmesini fırsat
bilen Enver Bey (Enver Paşa) bu durumdan yararlanarak hareket geçmiş ve Eşref
Kuşçubaşı komutasındaki birlikler 23 Temmuz 1913’te Edirne’yi Kırklareli’yi ve
Meriç Nehri’ne kadar olan bölgeyi Bulgarlardan geri almıştı. Enver Bey 300 bin kişilik
güçle Meriç nehri ötesine geçmiş ancak başta Rusya olmak üzere Batılı
devletlerin baskıları karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştı


Bu gelişme sonrasında
Bulgaristan’la İstanbul ve Yunanistan’la Atina antlaşmaları imzalandı.


Bu gelişme üzerine Enver Bey Batı Trakya’nın tümüyle geri
alınması için daha önce Trablusgarp’ta uyguladığı bağımsız çete örgütlenmeleri modelini
burada da devreye soktu. Başında Teşkilat-ı Mahsusa’nın efsane lideri Kuşçubaşı
Eşref’in bulunduğu 16 Subay ve 100 erden oluşan bir çekirdek çete örgütünü Batı
Trakya’ya gönderdi. 116 kişiden oluşan bu çekirdek kadro Trablusgarp’ta üstün
başarı gösteren askerlerdi. Edirne’den Ortaköy ve Koşukavak’tan topladığı
gönüllülerle bir tabur oluşturan Kuşçubaşı kısa sürede Koşukavak Papazköy
Mestanlı ve Kırcali’yi Bulgarlardan geri aldı.


Eşref Kuşçubaşı Enver Bey’in kurmay binbaşı Süleyman Askeri Bey
komutasında gönderdiği destekle 31 Ağustosta Gümülcine’yi 1 Eylülde İskeçe’yi
geri aldı ve önceden kararlaştırıldığı gibi Garbi Trakya Hükümet-i
Muvakkatesi’nin (Batı Trakya Geçici Hükümeti) kurulduğunu ilan etti 31 Ağustos
1913). (Bazı kayıtlarda kuruluş tarihi 28 Temmuz 1913’tür)


Bu gelişme sonrasında
Bulgaristan’la İstanbul ve Yunanistan’la Atina antlaşmaları imzalandı.


Osmanlı Hükümeti dış baskılar nedeniyle Batı Trakya’daki
birliklerine “geri dön” çağrısı yaptı.
Bu çağrıyı dinlemeyen Eşref Kuşçubaşı komutasındaki birlikler 31 Ağustos
1913’te kuruluşu ilan edilen Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi’ni Garbi Trakya
Müstakil Hükümeti’ne (Batı Trakya Türk Cumhuriyeti) dönüştürerek bağımsızlığını
ilan ettiler (12 Eylül 1913).




Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’ni Avusturya Yunanistan ve
İngiltere’nin tanımış olmasına karşılık Osmanlı Devleti tanımamıştı. Balkan
bozgunun seyrini Osmanlı’nın kaderini değiştirmeyi amaçlayan bir avuç
vatansever tarafından kurulan ve bayrağı anayasası milli marşı ordusu meclisi
ajansı gazetesi ve posta pulu olan bu tam teşekküllü devlet Avusturya
Yunanistan ile İngiltere’nin tanımış olmasına rağmen Osmanlı’nın dış baskılara
direnememesi İttihat Terakki’nin iç çatışmaları nedeniyle 58 gün yaşadıktan
sonra kendisini feshetmek durumunda kalmıştı.


BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ
ANCAK 58 GÜN YAŞADI


31 Ağustos 1913’te Balkanlarda Osmanlı’dan koparılan toprakların
tamamen elimizden çıkmasını önlemek amacıyla Batı Trakya Türk Cumhuriyeti
adıyla bir Türk devleti kuruluyor Yunanistan Avusturya ve İngiltere bu devleti
resmen tanıyor ama Osmanlı devleti bir takım dış baskılara dayanamayarak bu
devleti tanımıyor! Tanımamakla kalsa iyi de bir de kendi kendini feshetmesi
için baskı uyguluyor! Bulgar Dışişleri Bakanı Geşof hatıralarında “Eğer Osmanlı
Hükümeti Batı Trakya’da kurulan yeni hükümeti kendi eliyle yok etmiş olmasaydı
bütün devletler bu tampon devleti kesin olarak tanıyacaklar ve Türkler
Balkanlardan çıkmamış olacaklardı. Biz bu sonuçtan endişe ettik. Fakat Osmalı
devlet adamları özellikle Cemal Paşa bize bizden çok himmet etti’ diyordu.


Batı Trakya Türk Cumhuriyeti giderek güçlenirken Osmanlı’nın
Londra Anlaşması’nı tek taraflı bozduğuna ilişkin baskılara daha fazla
dayanamayan Osmanlı 29 Eylül 1913’te İstanbul Anlaşması’nı imzalayarak Batı
Trakya’yı Bulgaristan’a bıraktığını ilan etmişti. 25 Ekim 1913’te Batı Trakya
Türk Cumhuriyeti kendini feshetmiş ve bölgeye gelen Cemal Bey (Paşa) 30 Ekim günü
bölgeyi Bulgaristan’a teslim etmişti.


Batı Trakya Türk Cumhuriyeti Türk tarihinin ilk cumhuriyeti
olması nedeniyle devlet yönetimi anlayışında önemli bir dönüm noktasıdır. Hem
Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ne hem de Türkiye Cumhuriyeti’ne öncülük etmiştir.
Fakat biz Balkan Savaşları’nın aşamalarını Osmanlı’yı tarih sahnesinden silmek
için oluşturulan gizli-açık ittifakları ayrıntılarıyla bilmediğimizden ancak 58
gün yaşayabilen Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin tarihimiz açısından önemini de
uluslararası hukuk açısından günümüze yansımalarını da bilemiyoruz.


Yüz yıl öncesinde Balkanlardan Kafkaslar’dan Türk’ün izlerini
silmeyi hedefleyen soykırıma yönelik katliamlar bugün Kuzey Afrika’daki ve
Ortadoğu’daki Osmanlı coğrafyasında yaşanmaktadır. Yüzyıl öncesinde uygulamaya
konulan ve Osmanlı İmparatorluğu’nu tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen büyük
oyun yeni aktörlerin de katılımıyla bugün kaldığı yerden sürdürülmektedir.


Dünya siyasi haritasının yeniden şekillendirildiği günümüzde
yarınları görebilmek için öncellikle yakın tarihimizi ayrıntılarıyla bilmemiz
dersler çıkarmamız gerekir. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’ni tanımış olan
Yunanistan bugün bu konunun yeniden gündeme gelmesinden müthiş rahatsızlık
duymakta buna rağmen Batı Trakya’da yaşayan Türklere Lozan Anlaşması’ndan doğan
haklarını vermemeye yanaşmamakta Ege’deki adacıklara el koymaya çalışmaktadır.


Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 31 Ağustos 1913’te kurulmuştu. I.
Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da kağıt üstünde yaratılan yapay bir devlet
değildi. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti; bayrağı anayasası milli marşı meclisi
parası pulu olan tam teşekküllü bir devletti. Osmanlı’nın varlığını
sürdürebilmesi açısından bir şanstı; yaşaması yaşatılması gerekirdi. Batı
Trakya Türk Cumhuriyeti yaşatılabilseydi tarihin seyri değişebilirdi; Osmanlı
Balkanlar’da tutunabilir bugün dünyanın en önemli enerji kaynaklarını
barındıran Ortadoğu’ya egemen olacağından bir süper güç olarak varlığını
sürdürebilirdi.


Osmanlı Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin varlığını sürdürmesi
açısından önemini kavrayamadı. Peki Osmanlı’nın varisi olan Türkiye Cumhuriyeti
Batı Trakya Türk Devleti’nin bugünkü küresel konjonktür açısından önemini
kavrayabilmiş midir? I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı’nın Balkanlardaki Kuzey
Afrika’daki ve Ortadoğu’daki toprakları üzerinde birçok yapay devletçikler
oluşturuldu. Yüzyıl öncesinde yapılan bu parselasyon bugünlerde günün
koşullarına göre revize edilmekte ülkeler işgal edilmekte ve parçalanmaktadır.


Osmanlı’nın varisi olarak tarihi kültürel bağlarının
kazandırdığı stratejik derinliği hala derin ve güçlü olan Türkiye’nin bu
operasyonlara herhangi bir şekilde müdahale etmesini önlemek amacıyla terörle
ekonomik krizle bölünme tehlikesiyle tehdit edilmektedir.


Ayrılıkçı terör örgütüne yataklık eden para ve silah yardımı
sağlayan Batılı “dostlara” karşı
kullanabileceğimiz en etkili silahlardan biri de Batı Trakya kartıdır.
Türkiye’nin toprak bütünlüğüne göz diken AB’li dostların oyunlarına karşı Batı
Trakya kartı da AB sınırları içindeki Türk varlığı da önemli bir kozdur. Bu
gibi konularda II. Abdülhamit’in taktiği bugün de sonuç verecek bir formüldür.
Bilindiği gibi İngiltere Osmanlı topraklarıyla fazla ilgilenmeye başladığında
Abdülhamit o dönemde İngiliz sömürgesi olan Hindistan’daki Müslümanları
ayaklandırarak gözdağı verirdi. Bugün de terör devletlerarası çekişmelerde bir
savaş aracı olarak kullanılmaktadır.


BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ’Nİ
NEDEN YAŞATAMADIK?


Bağımsızlığa kavuşan Karadağ Bulgaristan Sırbistan ve
Yunanistan’ın birleşerek Osmanlı’yı hedef almaları II. Balkan Savaşı’nı
tetiklemiştir. Balkan devletlerinin ortaklaşa harekete geçebileceklerine
ihtimal vermeyen Osmanlı bu saldırılar karşısında başarılı olamadı; Bulgarlar
Ekim 1912’de Çatalca’ya kadar gelmelerini engelleyemedi. Osmanlı’nın Makedonya
ile ilişkisi kesildi. Sırpların Üsküp’e girmeleri Arnavutluk’un işgal edilmesi
Osmanlı’nın Balkanlar’da otoritesinin kalmadığını göstermekteydi.


Balkan Savaşı sonunda 30 Mayıs 1913’te Londra Anlaşması’nı
imzalayan Osmanlı Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını düşmana vermek
zorunda kalmıştı. Dedeağaç-Kavala arasındaki toprakları ele geçiren Bulgaristan
bu anlaşmayla Ege Denizi’ne uzanmış oluyordu. Osmanlı’nın Balkanlardaki
mirasını paylaşma konusunda kavgaya tutuşan Batılar II. Balkan Savaşı’nın
fitilini ateşlemiş oldular.


Bu savaşta oldukça hırpalanan Bulgaristan’ın durumundan
yararlanan Osmanlı 3000 kişilik bir
“serdengeçti”
müfrezesiyle Edirne’yi ve Meriç Nehri’ne kadar olan
topraklarını geri almıştı. Meriç Nehri’nin batısında kalan yüzde 85’i Türk olan
topraklarda yaşayan Müslüman nüfusun da kurtarılması gerekiyordu fakat Batılı
dostlara Meriç’in batısına geçilmeyeceğine ilişkin verilen söz Osmanlı’nın
elini kolunu bağlıyordu. Ordumuzun gözü kara askerleri Habipçe Harmanlı ve
Bozköy’e akınlar düzenlemiş fakat Bulgarların baskı üzerine harekete geçen
Rusya ve Batılı devletler Osmanlı’nın Edirne’ye çekilmesine neden olmuştu.


Tarihte “Edirne Fatihi”
olarak anılan Yarbay Enver (Paşa) 16 subay ve 100 erden oluşturduğu 116 kişilik
bir serdengeçti ekibini Kuşçıbaşı Eşref’in emrine vermiş Ortaköy’ün alınmasıyla
görevlendirmişti. Kuşçubaşı kısa sürede Ortaköy’ü almış Koşukavak’a yürümüştü.
Buraları Bulgar çetelerden temizleyen Kuşçubaşı burada milli bir tabur kurmuş
Kamber Ağa’yı hükümet başkanı ilan ederek Mestanlı’ya yürümüştü. Mestanlı’yı
savaşsız ele geçiren Kuşçubaşı Kırcaali’yi de alarak burada da bir hükümet
kurmuştu.


Kuşçubaşı’nın belirli bir amaca yönelik bu operasyonları Balkan
devletlerini ve Batılıları ürkütmüştü. Babı Ali Kuşçubaşı’nın engellenmesini
isterken Enver Bey daha sonra I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi Komutanı olacak
Süleyman Askeri Bey komutasında bir destek kuvvet göndermiş ve Batı Trakya’nın
tamamının işgalini emretmişti. 31 Ağustos 1913’te Gümülcine 1 Eylül’de de
İskeçe yeniden Türk topraklarına katılmıştı.


Gümülcine’nin kurtarıldığı gün Garbi Trakya Hükümet-i
Muvakkatesi kurularak başkanlığına Salih Hoca getirilmişti. Fakat Süleyman
Askeri Bey Erkan-ı Harbiye ve Garbi Trakya Hükümet İcraiye Reisi olarak bütün
yetkileri kendinde toplamıştı.


Osmanlı’nın Balkanlardaki bu hızlı ilerleyişi ve Garbi Trakya
Hükümeti Muvakkatesi’nin kurulması Bulgaristan’ı ve İttihat Terakki yönetimini
kaygılandırmıştı. Batı Trakya’da bağımsız bir Türk devletinin kurulmasını
başından beri olumlu karşılamayan Osmanlı yönetimi dış baskılara dayanamayarak
bu konuda önderlik yapan Batı Trakya’daki birliklere “geri dön” çağrısı yaptı. Fakat bu emre uymanın oradaki Türk
nüfusu Bulgarların ve Yunanlıların insafına terketmek olacağını çok iyi bilen
subaylar bu emre uymadılar ve 12 Eylül 1913


Balkanlarda kurulacak bir Türk devletinin Balkan bozgunun
gidişatını Osmanlı’nın kaderini değiştireceğine inanmış olan Eşref Bey
Babıali’ye sabık 10. Kolordu Kumandanı Hurşit Paşa’ya ve Erkan-ı Harp Kaymakamı
Enver Bey’e yazdığı mektupta Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi’nin Batı Trakya
Türk Cumhuriyeti adıyla bağımsız bir devlete dönüştürüldüğünü duyuruyordu:


“…Bu günden itibaren Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi
altındaki çalışmamızı Hükümet-i Müstakile’ye (Batı Trakya Türk Cumhuriyeti)
tebdil ve ilan maalesef rabıta-i maddiyemizi Hükümet-i Osmaniye’mizden kesmiş
olduğumuzu ilana mecbur oluyoruz… Merkezimiz Gümülcine Şehridir. Dedeağaç
İskeçe Eğridere Darıdere Kırcaali Koşukavak Şehirlerini ve diğer kaza ve
nahiyelerini idare etmekteyiz. Hükümetimiz tam teşkilatla kurulmuştur. ”


.
. Kuvvetlerimize ilhak ve hükümetimize iltica eden bazı efrad ve zabıtanın
iadeleri Hükümet-i Osmaniye’ce talep edilmekte ise de huku-ı düvel kaidelerine
istinaden arz olunur ki Garbi Trakya hükümetiyle Osmanlı Devlet-i Aliyye’sinin
yekdiğeriyle muahedelenmiş bu gibi iade-i mücrimin ve bahusus da siyasi
mücrimler hakkında bir anlaşma bulunmadığından bu hususun da nazar-ı mütalaeden
uzak bulundurulmaması istirham olunur.


Garbi Trakya Hükümet-i Müstakilesi Riyaseti adına Eşref. ”


Garbi Trakya hükümet-i Müstakilesi’nin kuruluşu Batı Trakya’daki
halka da yine 25 Eylül 1913 tarihli bir beyannameyle duyuruldu.


Sınırlar içinde Yunan ve Bulgar pulları geçersiz sayılmış
devletin kendi pulları basılmıştı. Devletin 30 000 kişilik bir ordusu vardı;
bunun 6 000’i Osmanlı kalan 24 bini de yöre halkından oluşuyordu. Batı Trakya
Türk Cumhuriyeti tam teşekküllü bir devletti. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin
kuruluşunda yer alan isimlerden olan Yüzbaşı Yakup Cemil o günleri şöyle
anlatıyor:


Balkanlara
hızla girip kaybettiğimiz topraklarımızı geri almamız üzerine Düveli Muazzama
derhal sadrazamın makamına koştular. Güya Londra Antlaşması’nı tek taraflı
olarak bozmuşuz hemen işgal ettiğimiz topraklardan çıkmalıymışız. Kim kimin
toprağını işgal etmişti? İttihat ve Terakki’nin uygun görmesiyle Süleyman
Askeri Bey Eşref Kuşçubaşı Çerkez Reşid Sapancalı Hakkı ve Fehmi Beyler gibi
arkadaşlarla Meriç’i geçip Trakya’ya daldık.


Gümülcine Kırcali Dimetoka gibi yerleri bir bir geri aldık.
Serez’e de el atıp Yunan hududuna dayandık. Bulgarların Ege bağlantısını kesmiş
olduk. Avrupa ayağa kalktı. Dış baskıları azaltmak için Garb-i Trakya Muvakkat
Hükümeti’ni kurduk. Bu bir cumhuriyetti ve Türk tarihinde bir ilki
gerçekleştirmiştik. Bayrağımız vardı başkentimiz Gümülcine’ydi pul bile
bastırmıştık”.


Osmanlı Devleti’nin bölgeyi Bulgarlara bırakmasının nedeni
olarak İttihat ve Terakki’deki iç çekişmeler gösterilir. Bab-ı Ali baskını
sonrasında devlet yönetimine soyunan İttihat ve Terakki’nin dış baskılar
doğrultusunda ülke çıkarlarıyla bağdaşmayan kararlar aldıkları bilinmektedir.
Enver Paşa’nın Batı Trakya Türk halkının moralini yüksek tutmak ilk fırsatta
Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’ni kurma hazırlıkları yapmak üzere bölgeye köylü
çoban imam ve işadamı kılığında Teşkilat-ı Mahsussa elemanları gönderdiği
bilinmektedir. Fakat tarihin akışı Enver Paşa’ya bu hayalini hayata geçirmesine
izin vermeyecekti. Türk’ün kaderinin karardığı günler yaşanıyordu. .



Başkenti Gümülcine olan bu yeni Türk devleti tarihteki ilk Türk
cumhuriyetidir; 1918’de Azerbaycan’da Mehmet Emin Resulzade’nin kurduğu
Azerbaycan Türk Cumhuriyeti’nden 5 yıl Türkiye Cumhuriyeti’nden 10 yıl önce
kurulmuş bir Türk cumhuriyetidir. Sınırları doğuda Meriç batıda Makedonya
kuzeyde Bulgaristan- Rodop Dağları ve güneyde Ege Denizi’ydi. Bayrağı vardı;
bayrağındaki siyah matemi yeşil İslamiyeti beyaz aydınlık günleri Ayyıldız da
Türklüğü simgeliyordu. Sözlerini Piyade Kurmay Binbaşı Süleyman Askeri Bey’in
yazdığı İstiklal Marşı’nı aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz:


Video link : https://youtu.be/yfFxIkrnC3Q


BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ
MİLLİ MARŞI


Ey Batı Trakyalı asil Türk çocuğu ne mutlu sana


Sen hayat verdin kanınla millî kurtuluş savaşına.


Yüce kahramanlığın nakşedildi cihanın her yanına


Selam duruyor milletler senin şu millî bayrağına.


Bastığın şu yerler senin şanlı şehitlerinle dolu.


Düşmanlar taciz edemez yüce kahramanların ruhunu.


Şanlı şehitlerin sarılmış kurtuluş bayrağına


Bu ne ulvi şereftir gömülmek ecdad toprağına.


Yurtta hürriyetin istiklâlin rüzgârı esiyor


Kahraman mücahitler şu pis esareti deviriyor.


Bu şanlı millî istiklâl savaşından asla dönülmez!


Karşımıza çelik ordular da çıksa bizi ürkütemez!


Biz millî istiklâl için Meriç’i Karasu’yu aştık


Bütün müstevlileri ezerek yenerek hedefe ulaştık.


Balkanlarda şanlı bir cumhuriyet çığırını açtık


İlk defa hürriyet meş’alesini biz yaktık.


Bu bayrak dalgalanacak cumhuriyet yaşayacak!


Karşımızdaki düşmanlar bizden ürküp kaçacak!


Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız


Şu steplerin kurdu arslanı göklerin kartalıyız.


Mücahitlerin hamlesi her zaman fırtınalar andırır


Savaşta heybetimizin dehşetinden düşmanlar bayılır.


Batı Trakya Cumhuriyeti yaşayacak yaşayacak!


Terakkimizin karşısında milletler şaşıracak!


Ey şirin Batı Trakya!


İşte nihayet esaretten kurtuldun


Ey düşmanlar!


Sanmayın savaşlardan bu millet yorgun.


Cumhuriyetin yüce bayrağı her an bu yurtta dalgalanacak


Şu bütün Batı Trakyalılar kıyamete kadar hür yaşayacak!


Link : https://www.bozuyukhaberajansi.com/cumhuriyet-rejimini-ilk-benimseyen-turk-devleti-bati-trakya-turk-devleti.html?fbclid=

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER