OSMANLI
DONANMASININ NAVARİN’DE YANARAK YOKOLUŞU !




Ali Nejat Ölçen




Rus Amiral’i Spridof komutasındaki donanma
Baltık denizinden 1769’un Haziran’ında yola çıkar, İngiltere’ye uğrayıp orada
kimi denizci subaylarla donatıldıktan sonra Akdeniz’e girecekti.  Osmanlı Devleti’nin başında Padişah Mustafa
III ve de çevresi, Baltık denizinde yol olmadığı kanısındadırlar. Kimdir
Mustafa III,1717 doğumludur ve Padişah olduğu 1757 yılına kadar kafes içinde 27
yıl yaşamını geçirmiştir. Kaptanı Derya 
olarak atadığı Hüsamettin Paşa ise bir kara komutanıdır. Aslında gemisi
olmayan Osmanlı’nın ilk baş kaptanıydı o. Çünkü, Cezayirli Hasan Bey  edindiği varlıkla 20 gemilik bir donanma
yaratmıştı. Osmanlı Devleti’nin o yıllarda 
tek deniz gücü Hasan Beyin bu donanmasıydı. Osmanlıcı AKP iktidarı’
bilmiyor olmalıydı ki, Rus filosu Çeşme koyunda Navarin’e yaklaştığında
Osmanlı’nın deniz ile hiçbir ilgisi kalmamıştı.




Cezayirli Hasan Bey’in yarattığı 20 gemiden
oluşan donanma  Rus filosunun 29
gemisiyle nasıl başa çıkacaktı.(Hasan Beyi en tutarlı anlatan yapıt, Prof. Dr. Y.
İzzettin Barış’ın Osmanlı Padişahlarının Yaşamlarından Kesitler kitabıdır.
2002,s.181)




Kaptan-ı Derya Hüsamettin Paşa, gemisinden
ayrılmış karaya çıkmıştır. Deniz savaşından kaçınıyor olmalıydı. Spridof’un
donanması  Çeşme koyuna girdiğinde   karşılıklı top atışları başlar.  Cezayirli Hasan Beyin karşısındaki Rus
Kaptanı Spridof’un gemisinin armaları ve dümeni budanmış ve Hasan Bey’in
kalyonu üzerine düşmüştü. Bunu fırsat bilen Cezayirli Hasan Bey, Spridof’un
gemisine atlar ve onun 510 kişilik 
kadrosunun pek azı yaşamda kalabilir. Ne var ki, Hem Cezayirli Hasan
Bey’in kalyonu ve hem de Spridof’un gemisi alevler içindeydi. İngiliz kaptanı
durumu görmüş  kaptan Spridof’a 500
kişilik yardım gücü göndermiş fakat ne yazık ki, Kaptan-ı Derya Hüsamettin Paşa
, donanmanın Çeşme  koyuna girmesi
buyruğunu vermişti.


Cezayirli Hasan Bey  böylesi buyruğun yanlış olduğunu kabul  ettirmeye çalışmış fakat nedense o hatadan
dönüş söz konusu olmamış ve de  sonucun
ne olacağını betimleyen yanılgıydı böyle gerçekleşmiştir: Nasıl mı? Kendisini
Çeşme koyuna hapsetmiş olan Osmanlı gemilerine 
Rus kaptan Spridof,  ateş
kayıklarını  iletir  ve 
birbirine  bitişik Osmanlı
gemilerin tümünün yanması sonucu Osmanlı 
deniz gücünün  sönmesinin
başlangıcı olur bu: Yıl 1827.




Bu deniz savaşından söz etmemizin bir nedeni
var: 1830 yılındaTürkiye ve Mısır’ı dolaşarak kimi tarihsel gerçekleri dile
getiren  James Webster kitabının 108’nci
sayfasında şunları yazmaktadır:
                                         

On the morning of 
Saturday,as were going along the Street, we  heard a church organ.We  entered an 
found the Priest  celebrating  mass., 
it being one of  their festival
daysa-that of   “All Saints”.Candles were
burning and the Church was crowded with 
Greeks and Greek monks  in an
almost   Turkish dress… Surely, under the
circumstance then existing, no stronger proof could have been afforded of  the toleration of Turkis government than the
fact, that,with such an event as the butchery of Navarino fresh upon their
minds, that should have left  the
Christian Greeks to celebrate the rites 
of their religion without the slightest interruption.

(Kaynak: James Webster, Travels Through the
Crimea,Turkey and Egypt,1830, s.108)

James Webster’in  bir kilisede hem de Navarina cellatlığının
sözkonu olduğu günlerde Türk toplumunun ne denli hoşgörülü davrandığını
kanıtlamaktadır. Yazdıklarının YANARAK Türkçesi Söyle.



Cumartesi günü yol boyunca yürürken bir kiliseden org
sesi işittik. İçeri girdiğimizde ,rahibib dinsel bir törenle ilgili olduğunu
gördük. Azizler yortusu kutlamalarından biriydi. Mumlar yanıyor ve kilise,
Yunanlı kişi ve keşişleriyle doluydu ve çoğu Türk giysileri içindeydi. Böyle
bir durumda Navarin cellatlığına rağmen
 böylesi
kutlama Türk Hükümetinin de toleransını kanıtlıyordu. Hristiyan Yunanlılar ufak
bir müdahaleye uğramadan özgür bırakılmışlardı.




Osmanlı Devleti çökmek üzereyken bile, farklı
dinlere karşı laiklik ilkesini korumakta ve fakat  İslam’ı kabul etmiş ümmeti laiklik ilkesinden
yararlanma hakkına sahip değildi. 
Padişahların dışında Osmanlı toplumunda kamu yönetimi onurlarını ve
devlete olan güvenlerini yitirmemişlerdi. 
Sanki donanma yakılıp yok edilmemiş gibi yabancılar ve onların elçileri
hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadılar. ABD ve AB, Ortadoğu’yu kan gölüne
çevirirken  Navarin savaşındaki Osmanlı
davranışını örnek alabilirler mi ?Sanmıyoruz.




NAVARİN’de gemilerin karadan yönetilmesinin
benzeri, bugün Türkiye’miz de havadan-Cıvadan yönetilmiyor mu?




Türkiye’miz AKP iktidarında kendisini koruması
ve savunmasından ne denli yoksunlaştırılıyorsa, Osmanlı’nın 1600’lü yıllarda
başlayan çöküntüsünü bugünlerde de yaşamakta değil miyiz?




Dünya’nın hiç bir ülkesinde bayrak enflasyonu
yaratılmamıştır. Ulus ayyıldızlı bayrakları eline alarak, Askerî okulların kapatılmasını,
TSK’nın Millî Savunma Yönetiminize bağlanmasını, Genel Kurmay Başkanlığının
Lozanı yok sayan R.T.Erdoğana yamanmasını, Ege Denizinde 17 adamızın
Yunanlılara teslim edilmesini alkışlamaktadır. Bunun adı da meğer, Egemenlik
Halkın imiş. Gaflet içinde kabileleşen halkın. Hoşgörülü halkımız nerelerde!




Hirand Dink’in ölümü hala gündemdedir ve fakat
Aselsan’da ölüdürülen beş bilim adamını hiç bir köşe yazarının, hiçbir siyasal
parti Genel Başkanının bugüne kadar anımsadığına tanık olmadık. Kimdi onlar,
niçin öldürüldüler  kimseyi
ilgilendirmiyor. Çünkü AKP iktidarı Türk toplumunu ulusal bilinçten kopararak
onun kabileleşmesini sağlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti bugün Mehmet III’ler ve  Mustafa III’ler tarafından yönetilmektedir.
17  Adanın Yunanistan tarafından işgal
edilmesi, TSK’yı ve onu etkisizleştiren Deniz Gücünü yokoluşa sürükleyem  Mustafa III’ ler . Mehmet III’ler benzerleri
değimlidirler!




Böyle biline çare buluna. 2.10.2016




Dr. Ölçen


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet