19 Şaşırtıcı Maddede Gerçek
Osmanlı Torunları


Popüler tarih
okumalarında karşılaştığımız tezviratlardan bir tanesi Osmanoğlu ailesinin
adeta birer IŞİD militanı gibi yaşadığı varsayımı. Gerçeklikten tamamen kopmuş
bu mitolojik anlatıya göre Osmanlı Padişahları ve aileleri her türlü dünya
nimetinden uzak bir şekilde yaşıyor, cinselliğe kata bulaşmıyor, içki içmiyor,
seküler yaşam biçimlerinin tümünden alabildiğine kaçıyor. Öyle bir portre
çıkıyor ki Osmanlı sülalesi İbn-i Teymiyye’nin itikadına göre selefi gibi
yaşarken, birden “Cumhuriyet” diye bir bela geliyor, bütün itikadı yok ediyor,
Halife Sultan ve ailesini memleketten kovuyor, başımıza türlü belalar
getiriyor. Elbette hiçbir veri ile desteklenmesi mümkün olmayan bu mitolojik
tarih okumasının tarihsel bir tarafı yok. İdeolojik bir bakış açısıyla
kurgulanmış bu tarih anlatısı “İslam diniyle yönetilen bir Türkiye” talebini
Osmanoğlu ailesi örneği üzerinden vererek, kurduğu karşıtlıkla mevcuda karşı
bir tutum almaya çalışıyor. Gerçek nedir? Bazı fotoğraflarla göstermeye
çalıştık.


1. Sultan Vahdettin’in El Yazısı Notaları


Sultan Vahdettin de büsbütün dünyadan kopuk, sanattan uzak, kuru bir insan
değildi. Bir çok Osmanlı şehzadesi ve padişahı gibi sanatla ilgilendi.
Yukarıdaki notalar 1914 tarihli “Vahdedine effendi” olarak imzalı. Merak
edenler için, kapak sayfasındaki harflerde “latin alfabesi” kullanılmış ve
Fransız dilinde yazılar yazılmış.


2. Sultan Vahdettin’in 3. eşi Müveddet
Kadınefendi


Babası Kato Davut bey, Annesi Ayşe Hanım’dır. 24 Nisan 1911 tarihinde
Sultan Vahdettin ile evlendi. 1912 yılında Şehzade Mehmed Ertuğrul Efendi’yi
doğurmuştur. San Remo’da Vahdettin’e eşlik etti. 1929 yılında Vahdettin’in
vefatından sonra İskenderiye’ye yerleşerek burada bir evlilik daha yaptı. 1948
yılında Türkiye’ye döndü. 1950 yılında Çengelköy’de vefat etti. Zarif ve şık
bir hanımefendi olarak biliniyordu.


3. Halife Abdülmecid’in “Haremde Goethe”
Çalışması


Halife Abdülmecid, Sultan Abdülaziz’in oğludur. Resimle ilgilendi, yabancı
dil öğrendi. 1929 yılında “veliaht” olan Abdülmecid, 1910 yılında şehzadeliği
sırasında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin fahri başkanlığı görevini de
üstlenmiştir. Abdülmecid’in eserleri “duygulu” ve “gerçekçi” olarak tanımlanır.
“Haremde Goethe” isimli tablosu 1918 yılında Viyana’da sergilendi.


4. Halife Abdülmecid Kızı Prenses Dürrüşehvar
Sultan ve Damadı Prens Nawab Azam Şah İle Birlikte


Fotoğraf 1931 yılında Fransa’da çekildi. Son Halife’nin kızının elbisesini
din-i İslam’a  aykırı bulmadığı gözüküyor. Ayrıca kendisinin şıklığı da
çağdaş daireye gösterdiği adaptasyonun ipuçlarını veriyor. Yazdığı 35 sayfalık
bir makalede Osmanlı Padişahlarını tahlil etmiş, İkinci Bayezid’in içkiye
düşkünlüğü yüzünden sefil, İkinci Selim’in “sefih bir sarhoş” olduğunu ifade
etmiştir. Abdülmecid Üçüncü Murad ve Üçüncü Mehmed’den “Osmanlı Devleti’nin
amansız cellâdı” olarak bahsederken,  Dördüncü Murad için ise “geleceğin en
büyük hükümdarı olmaya namzet iken içtiği rakının kurbanı olmuş; devletin
talihini ve geleceğini İbrahim gibi akıl noksanı ve anlayıştan mahrum bir şahsa
terkederek dünyadan çekilmişti” demektedir. Üçüncü Ahmed’in sefahat tarafından
ele geçirildiğini söyleyen Halife, Sultan Abdülmecid’in “içki müptelalığı
yüzünden hayatını kaybettiğini” belirtecektir. (Kaynak)


5. Ulviye Sultan ve Kocası İsmail Hakkı bey Göksu
Kasrının Bahçesinde Eğleniyorlar


Ulviye Sultan, son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in büyük kızıdır. Fotoğraf
1920 yılında çekildi. Sayın Cumhur reisimiz duymasın, kızlı- erkekli bir
eğlence ortamı olduğu gözüküyor.


6. Ömer Faruk Efendi ile Sabiha Sultan İlk
Evlatları Neslişah Sultan İle Birlikte


Son Osmanlı Halifesi Abdülmecid’in oğlu ve Son Osmanlı Padişahı
Vahdettin’in damadıdır. 1919 – 1924 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü
Başkanlığını da yapmıştır.  Mekteb-i Sultani’de okudu. Almanya’da Potsdam
Askeri Akademisi’ni bitirdi. I. Dünya Savaşı’nda Verdun Cephesi’nde bulundu. 1969
yılında Kahire’de vefat etti. Neslişah Sultan, Hanzade Sultan ve Necla
Sultan’ın babasıdır.


7. Sultan Vahdettin’in Kızı Sabiha Sultan


Rukiye Sabiha Sultan son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in kızı, son Osmanlı
Halifesi Abdülmecid Efendi’nin gelinidir. 1894 yılında dünyaya geldi. Genç
kızlığı sırasında İranŞahı Ahmet Şah Kaçar ve Çanakkale Savaşı kahramanı
Mustafa Kemal Paşa kendisiyle evlenmek için talip oldular. Sabiha Sultan, son
halife Halife Abdülmecit Efendi’nin oğlu olan kuzeni Ömer Faruk Efendi ile
evlendi ve Neslişah, Hanzade, Necla adında 3 kızları oldu. 1949 yılında Ömer
Faruk Efendi’den boşanan Sabiha Sultan, 1971 yılında hayatını kaybetmiştir.


8. Ömer Faruk Efendi ve Sabiha Sultan


Sürgün yıllarında çekilen bu fotoğrafta Ömer Faruk Efendi, Sabiha Sultan
ile birlikte görülüyor.


9. Neslişah Sultan


1921 doğumlu Neslişah Sultan son Osmanlı Padişahı Vahdettin ve son Osmanlı
Halifesi Abdülmecid’in torunudur. Mısır Kral naipliği yapmış Prens Muhammed
Abdülmunim ile evlenmiştir. Sürgüne gittiğinde 3 yaşındaydı. Fransa’da eğitim
gördü. Fransızca, İngilizce ve Arapça bilmektedir. 1963 yılında Türkiye’ye
dönen Neslişah Sultan, 2012 yılında hayatını kaybetti. Kayak, yüzme ve
bilhassa binicilikteki mahareti uzun yıllar konuşulmuştur.


10. Hanzade Sultan ve Kızı Prenses Fazile


1923 yılında doğan Hanzade Sultan, son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin ve
son halife Abdülmecit Efendi’nin torunudur. Mısır Hanedanı mensuplarından
Mehmet Ali İbrahim ile evlenen Sultan, dünya sosyetesinin en güzel
kadınlarından birisi olarak ün yapmıştır. Fotoğrafta kızı Prenses Fazile ile
birlikte.


11. Hanedan Üyeleri Fransa’da


Fotoğraf Nice’in Promenade Anglais kıyı boyunda çekildi. Hanedan üyeleri
birlikte olmanın keyfini çıkartıyor.


12. Ali Vasıb Efendi eşleri Mukbile Sultan’la


Ali Vâsıb Osmanoğlu, Osmanlı şehzadesi ve hanedan reisidir. Padişah V.
Murad’ın torunu Şehzade Ahmed Nihad Osmanoğlu Efendi’nin oğludur. Annesi Safiru
Hanımefendi’dir. Galatasaray Lisesi’nde (Mekteb-i Sultani) ve Harp Okulu’nda
(Mekteb-i Askeri) okudu. Saltanatın lağvı ve hanedan üyelerinin 1924’te sürgüne
gönderilmesi üzerine ailesiyle birlikte yurtdışına çıktı. 10 yıl kadar
Fransa’da yaşadı. 1983 yılında İskenderiye’de vefat etmiştir.


13. Sultan V. Murad ve Sultan II. Abdülhamid’in
Torunları Bir Arada


Fotoğrafta ortada bulunan Ali Vasıb Efendi. Hanedan üyeleri birlikte
fotoğraf çektiriyorlar.


14. Sultan Reşad’ın torunlarından Lütfiye Sultan
ve Nazım efendi


Osmanlı torunlarının şıklığı ve yakışıklılıkları hakkında uzun uzadıya
konuşmaya gerek yok. Çok zor şartlar altında bile tarzları ile köklü bir
hanedanın üyesi olduklarını gösteriyorlar.


15. Mihrimah Sultan


Osmanlı padişahı Sultan Reşad’ın torunu olan Mihrimah Sultan, hanedanın
‘yeşil gözlü prensesi’ olarak tanınırdı. 1923’te babası Şehzade Ziyaeddin
Efendi’nin Çamlıca’daki köşkünde doğmuş, bir yaşındayken, hanedanın bütün
mensuplarıyla beraber, Türkiye’den sürgüne gönderilmişti. Ailesiyle beraber
Lübnan’a, oradan da Mısır’a giden genç prensese, 1940’lı yıllarda soylu bir
talip çıktı: O devir Ürdün’ün kralı Abdullah’ın oğlu Prens Naif. Nikáhları
Amman’da kıyılan çift, orada yaşamaya devam etti. Kral Abdullah’ın Kudüs’te bir
suikastta can vermesinden sonra, Ürdün tahtına büyük oğlu Tallal geçti ve
Mihrimah Sultan’ın eşi Prens Naif, kısa bir süre için Ürdün veliahtı oldu,
Sultan da Ürdün’ün ‘iki numaralı hanımefendisi’ konumuna geldi. Ancak Kral
Tallal’ın ‘akli dengesini kaybettiği’ gerekçesiyle tahttan indirilip,
İstanbul’a getirilerek Ortaköy’deki Şifa Yurdu’na kapatılması üzerine Ürdün’de
bütün taht dengeleri değişti. Mihrimah Sultan’ın tahta davet edilen eşi Prens
Naif, ‘Siyaseti sevmiyorum’ diyerek krallığı reddedince, Tallal’ın küçük oğlu
Hüseyin, Ürdün tahtına geçti. Prens Naif ve eşi Mihrimah Sultan ise Amman’da
‘kraliyet ailesinin en kıdemli mensupları’ olarak yaşamaya devam ettiler.
(Kaynak: Hürriyet)


16. Osman Osmanoğlu ve Ailesi


Osman Selahaddin Osmanoğlu, Osmanlı şehzadesidir. Ali Vâsıb Osmanoğlu’nun
oğludur. İngiltere’de yaşayan Osmanoğlu, İstanbul’da bir ev aldı. TRT için
hazırlanan ’Osmanlı Hanedan Ailesi’ belgeseline danışmanlık yaptılar.


17. Osman Osmanoğlu Kızı Ayşe ve Torunlarıyla


Arkada yer alan portredeki Padişah, “Tanzimatçi” ve “Gazi” olarak bilinen
Abdülmecid’dir. 1839’dan 1861’e kadar hükmetti. 3 Kasım 1839’da Osmanlı
demokratikleşmesinin ilk adımı olan (Gülhane Hatt-ı Şerif-î) Tanzimât
Fermânı’nı yayımladı, 18 Şubat 1856’da (Islâhat Hatt-ı Hümâyûn-u) Islâhat Fermânı’nı
ilân etti.


18. Osmanlı Torunları Bodrumda


Yaz aylarını Bodrum Yalıkavak’taki villasında geçiren 3 çocuk 7 torun sahibi
Osman Selaheddin Osmanoğlu için kızı Ayşe Gülnev Sutton 2003 yılında bir parti
düzenledi. Partiye ailenin Suriye, İngiltere, Mısır ve Ürdün’de yaşayan 19
üyesi katıldı. Kutlama sırasında jandarma, villanın çevresinde geniş güvenlik
önlemi aldı.


19. Son Jenerasyon Osmanlılar


Fotoğrafta yer alanlar, Osman Selahattin Osmanoğlu’nun kızı Ayşe Gülnev
Osmanoğlu’nın çocukları, son jenerasyon Osmanlılar. Soldan sağa, Prens Lysander
Cengiz, Prenses Tatyana Aliye, Prens Maximillian Ali, Prens Ferdinand Ziya ve
Prens Cosmo Tarık. Hepsini sevgiyle selamlıyoruz.


Son Söz


20. yüzyılın
başında da, daha öncesinde de Osmanlı Hanedanı anlatıldığı gibi adeta Selefi
bir İslam inancıyla yaşayan bir aile hiç olmadı. Son Halife Abdülmecid’in
dediği gibi içki içenler olduğu gibi, Osmanlı ailesi içinde sanatın her dalıyla
ilgili, tarih ve kültürel zevkleri gelişkin bir çok kişi bulunmaktaydı. Fatih Sultan
Mehmet 19 yaşında 4 dil biliyordu. Yunanca, Arapça,  Farsça ve
Sırpçayı kusursuz şekilde konuşuyordu. “Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i
giryânım sana / Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana” (Sevgili!) İçimdeki
dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli
sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu)

dizelerinde ifade ettiği gibi romantik bir gönlü de vardı. Avni mahlasıyla bir
çok şiir yazdı. Kanuni “Muhibbi” lakabı ile aşk şiirleri kaleme alırken, Dördüncü
Murad’ın lakabı “Muradi” idi. Şah Murad mahlasıyla 15’e yakın saz ve söz
bestesi bulunmaktadır. Üçüncü Selim Türk musikisinin en büyük bestekârlarından
birisiydi. Ney üfleyip, tambur çalan bir padişahtı. Sultan Abdülaziz ney ve
lavta çalardı, son Osmanlı Padişahı Vahdettin piyanistti, Sultan 3. Mehmet
kaşık ustasıydı, 2. Abdülhamid kakma ve süsleme sanatıyla ilgiliydi.


Bugün bu
niteliklere sahip olmak “monşerlik” diye aşağılanırken, bir çoğu hiçbir
komplekse kapılmadan batı dillerini öğrendiler, sanatla ve zanaatin değişik
kollarıyla haşır neşir oldular. Sherlock Holmes çevirileri yaptıran 2.
Abdülhamid, Fatih Sultan Mehmet’in bir rönesans aydını gibi bir çok eseri bir
çok farklı dilde okumasından çok uzak değildir. Hanedanın sürgündeki üyeleri de
bu gelenekleri devam ettirmeye çalıştılar. Çelebiliği bırakıp kabadayı,
nezaketi bırakıp küfürbaz, zerafeti bırakıp hodbin olmadılar. Basbayağı
değersizleşmeye karşı çıkmak için çok sebebimiz var.


Bonus // Vahdettin: Mustafa Kemal Paşa büyük bir Türk
askeridir.


Yılmaz
Çetiner’in “Son Padişah Vahdettin” kitabında Sultan Vahdettin’in torunu Hümeyra
Özbaş’tan nakille ilginç bir hikaye anlatır. Saltanat kaldırılmış, Vahdettin
ülkeden sürülmüştür. San Remo’da bir gün, köşkün bahçesinde dayısı Ertuğrul ile
beraber oyun oynayan Hümeyra İstanbul’dan hatırladığı bir şarkıyı söylemeye
başlar. “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa, adın yazılacak mücevher taşa..” Şarkıyı
duyan kalfası hemen müdahale eder. Gerisini Çetiner şöyle anlatıyor:”-Hanım
Sultanım, dedi, çok yaşa, çok yaşa değil! Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa
diyeceksin. Yoksa Şah dedeniz kızar!


Hümeyra da
aynı şarkıyı bu sefer “Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa” diye söylemeye başlayınca…
Köşkün içinde telaşla, ağalar çocukların yanına koşuştu ve korkuyla,


– Efendimiz, söyledğiniz bu şarkıya, bu sözlere çok kızdı! Hemen sizi
görmek istiyor!..


Hümeyra ile Ertuğrul titrediler.. Ne olmuş ki? Kalfa kadın öğretmiş, o da
şarkıyı Şah babasının istediği şekilde söylemişti!


Sultan Vahdettin hiddet içindeydi.


– Kim öğretti sana bu şarkıyı! dedi.


Hümeyra omuzlarını kaldırdı:


– Bilmem İstanbul’da öğrenmiştim…


Vahdettin sesini alçalttı, bu kez,


– Peki başında “Çok yaşa çok yaşa Mustafa Kemal Paşa” derken niçin
“Kahrolsun” diye değiştirdin?


– Kalfa kadın böyle söyledi! Yaşa dersen şah deden kızar, kahrolsun dersen
memnun olur dedi..


Vahdettin
torunu ve oğluna şunları söyledi:


Mustafa
Kemal Paşa büyük bir Türk askeridir.. Ülkemizden düşmanları kovmuştur.. Böyle
bir paşaya kahrolsun diyemezsiniz! Bunu size öğreten aptal ve cahil kadınlar..
Bir daha ağzınızdan böyle bir söz duymayayım!”


Kaynak: https://onedio.com/haber/gercek-osmanli-torunlari-392434


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet