Suriye’de güç mücadelesi : Esed gidiyor Türkiye kalıyor


Gündem,
Türkiye




25 Mayıs 2020


Suriye, Ortadoğu’daki en karmaşık çatışma
bölgelerinden biri. Neredeyse her gün dengelerin değiştiği bir coğrafyadan
bahsediyoruz. Kısa süre öncesine kadar İdlib ve Kuzey Suriye’deki gelişmelere
odaklanılan ülkede korona salgını günlerine diplomatik çabalar damga vurmuş
durumda.


Esed ailesi ve etrafındakilerin güç mücadelesi,
çoğunluğunu terör örgütü YPG’nin oluşturduğu SDG ile Barzani destekli Suriye
Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) müzakereleri, Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde
Arap aşiretlerinden paralı asker kurma girişimi, İdlib’de Türkiye destekli
muhalefet ile El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir’uş Şam (HTŞ) arasındaki
çatışmalar, vs. Tüm bunlar bilinen, gözler önünde yapılan hamleler.


Fakat bir de kısık sesle dillendirilenler var. Son
dönemde kamuoyunu alıştırmak istercesine Rusya ile ABD’nin “Esed’siz Suriye”
konusunda anlaşmaya vardığı sık sık yazılıp çiziliyor.


Her ne kadar bir iddia olarak ortaya konsa da
vaziyetin ciddiyetini kavramak adına tarafların söylemleri kilit önemde.
Şüphesiz Moskova-Washington hattında diyalog kanalları açık. İki ülke,
İsrail’in Tel Aviv kentinde 25 Haziran 2019’da yapılan toplantının ardından
Suriye’nin geleceğine ilişkin uzlaşıya yaklaştı.


Kimilerine göre Tel Aviv’de yapılan anlaşmanın
maddeleri bugün hayata geçiriliyor. Bu bir noktada doğru. Zira söz konusu
Suriye zirvesinden itibaren Rusya, İsrail’in Suriye’de İranlı milislere yönelik
saldırılarına ses çıkarmaz hale geldi. ABD ve İsrail’in en büyük rahatsızlığı
İran’ın Suriye’deki nüfuzuna yönelikti.


Tel Aviv ve Washington yönetimlerinin endişesinin
farkında olan Moskova da “Tahran’ın Şam üzerindeki etkisini kısıtlayacak” bir
strateji belirledi. Nitekim bugün Beşar Esed’in kuzeni Rami Mahluf ile First
Lady’si Esma Esed arasındaki güç mücadelesinin derinliklerinde yine İran
etkisinin kırılması yatıyor.


Uzlaşının ikinci noktasıysa Esed’in koltuğundan
indirilmesi. Bu iddianın son günlerde iyiden iyiye dillendirilmesinde Rus
medyasındaki Beşar Esed eleştirisi furyasının rolü büyük. Kremlin’in Libya’dan
Ukrayna’ya kadar dünyanın belirli çatışma alanlarındaki paralı askerlerini
yöneten Wagner Grubu Kurucusu Yevgeniy Prigozhin’in Rus Federal Haber
Ajansı’nda yayımlanan yazılarıyla başlayan analizler, Esed’in beceriksizliği ve
yolsuzluklara odaklanmış durumda.


Makalelerde “Esed’in süreci önümüzdeki dönemlerde
yönetemeyeceği” vurgusu açık ve net. Beşar Esed’in 2021’deki başkanlık
seçimlerinde aday olduğu takdirde anketlerde yüzde 32’de kaldığı, yolsuzluğun terörden
bile kötü olduğu ve rejimin yolsuzlukla mücadelede sınıfta kaldığı yazılanlar
arasında.


Meseleyi ABD-Rusya anlaşmasına bağlayansa Beyaz
Saray’ın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin “Moskova artık Esed’den
bıktı. Her senaryoya hazırlar” demeci. Kremlin’in Tahran ile Suriye’nin yeniden
inşasına ilişkin rekabette Esed’i gözden çıkardığı ve Şam’daki iktidarı Baas
partisiyle sınırlı tutmak istediği konuşulanlar arasında.


Buna göre Esed 2021 seçimlerinde aday olmayacak,
yerine Baas içerisinden “yeni bir kurtarıcı” sahneye çıkacak. Bu kurtarıcı
muhalefetin sıcak bakacağı bir isim olacak. Nihayetinde “Esed’siz Baas” formülü
sayesinde Suriye’nin yeniden inşasına, yani Rus şirketlerinin karını artıracak
evreye geçiş yapılabilecek.


Moskova-Washington anlaşmasının son etabıysa
Türkiye’yi ilgilendiriyor. ABD ve NATO’nun Türkiye’nin Suriye’deki askeri
varlığını muhafazasına destek verdiği, Rusya’nın da itiraz etmediği öne
sürülüyor.


İdlib kentinin Ankara ve desteklediği muhaliflerin
denetiminde kalacağı, karşılığında HTŞ’nin bölgeden tamamen temizleneceği ifade
ediliyor. Gözden çıkarılan HTŞ ile Esed’in İdlib’in Sermin ve Serakib
bölgelerinde iki yeni gümrük kapısı açarak t


Türkiye HTŞ’yi bölgeden temizlemek adına sivil halkın
isyanlarını teşvik eden bir strateji geliştirdi. Bu plan, Esed’in HTŞ ile ortak
hareket etmesiyle Suriye muhalefetinin Ankara’nın kanatları altında
toplanmasına daha da kolaylaştırdı. Halkın baskısı ve rejim karşıtı grupların
izolasyonu sonucu, HTŞ’li teröristler de Halep’i Lazikiye’ye bağlayan M4
karayolunda Rus-Türk ortak askeri devriyelerine sorun çıkartmaktan vazgeçti.


Tüm bu gelişmeler uzun vadede Türkiye’nin İdlib’deki
hakimiyetini güçlendirir vaziyette. Sonuç olarak, Rusya-ABD anlaşmasının
öngördüklerinin bir günde gerçekleşmesi beklenemez. Hatta taraflardan veya
kontrolündeki güçlerden birinin yapacağı bir yanlış tüm dengeleri
değiştirebilir. Ancak Moskova-Washington mutabakatı Esed’in sonunu hazırlarken
Türkiye’nin rolünü kalıcı hale getireceğe benziyor.


Şerif Egemen Ahmet

Gazeteci

Şarkulavsat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet