Suriye
Toprağı İdlib’i Suriye’ye Karşı Korumanın (!) Bedeli


Yazan  Cahit
Armağan Dilek




11 Şubat 2020


İdlib yeniden genel
Suriye krizi içinde öne çıkan bölge. Ama oraya geçmeden Türkiye’de gözlerden
kaçan ve böyle giderse sonuçları itibariyle İdlib’teki gibi Türkiye’ye vahim
maliyetleri olabilecek birkaç konuyu hatırlatalım.


İdlib’te Türkiye’ye çok
açıktan destek veren, yerel medya haberlerine göre, İdlib’teki Türkiye
kontrolündeki silahlı gruplara askeri desteğini yeniden başlatan ABD Suriye
doğusunda
(Kamışlı’nın doğusundan Irak sınırına kadar hattın güneyinde
Fırat nehrinin Irak sınırına geçtiği noktaya kadar olan bölge) bir Sünni
bölge oluşturma
hamlelerini hızlandırdı.


Bunu yaparken de, YPG’yi
kullanıyor ve YPG teröristlerini bölgedeki petrol alanlarında bekçi olarak
kullanıyor. Bunun karşılığında da PYD/YPG’nin Suriye kuzeyinde kendi bölgesini
oluşturması için Rusya’nın inisiyatifindeki gelişmelere dahil olmaya teşvik
ediyor.


Suriye kuzeyindeki
PKK/YPG varlığı artık ABD ile Türkiye arasında değil Türkiye ile Rusya arasında
bir soruna evrilmiş durumda.
Türkiye’nin barış pınarı bölgesinin doğu ve batısındaki alanlarda PKK’nın
halen bulunduğunu açıklayıp ortak devriyelere katılmaması bunun işareti.


Bunun yanında Rusya,
Suriye’deki tüm sözde Kürt partilerini (PYD ve PYD haricindeki Kürt partileri
(ENKS)) bir araya getirmeyi başarmış durumda.


Ayrıca bunları Rusya’nın
garantörlüğünde Şam yönetimiyle de müzakereye ikna ettiler.


Yerel medyadaki haberlere
bakılırsa, bazı ön mutabakatlara ulaşıldığı, iki tarafta da müzakereden umutlu
bir havada olduğu görülüyor.


Bunun arkasında İdlib’te
oluşan askeri-politik durumun etkisi var dersek abartmış olmayız. PKK/YPG’nin
pozisyonu belli. İdlib’te Türkiye ile Suriye’nin ilan edilmemiş bir savaşa
tutuşmuş olması Şam ile YPG’nin Türkiye’ye karşı işbirliğini pekiştirmiş
durumda.
Yine bazı yerel haber kaynaklarında, YPG’nin İdlib şehir
merkezindeki çatışmalarda Suriye ordusu saflarında olacağı iddiaları var. Yine
Tel Rıfat bölgesinden İdlib’in kuzey doğusundaki Türk gözlem noktalarına
saldırılar da gelebilir. Afrin’deki bombalı saldırılara dün başka bir
saldırının eklendiğini gözden kaçırmayalım. Yani İdlib’teki çatışmaların
Afrin, Cerablus ve El Bab hattında genişleme olasılığı
artıyor.


Peki İdlib’te ne oluyor?


Rusya, Türkiye’nin
İdlib’te Soçi mutabakatındaki sorumluluklarını (ılımlılarla teröristleri
ayırma) yerine getirmediğini ve hatta Soçi mutabakatının ruhuna aykırı olarak
İdlib’e aşırı derecede asker ve silah soktuğunu söylüyor.


Rusya açıkça söylemese
de, Erdoğan’ın Suriye Türk gözlem noktalarının gerisine çekilsin çıkışını
kendilerine bir meydan okuma gördüğünü tavırlarından ve Rus medyasında çıkan
Erdoğan yönetimi aleyhindeki haberlerden anlıyoruz.


Türkiye’nin 2 Şubat
gecesinde 8 şehit verdiğimiz saldırıdan sonra 2 binden fazla  askeri ve
Afrin, FK bölgesi ve Fırat doğusundan 4 binden fazla ÖSO’cuyu ve ağır silahları
İdlib’e soktuğu yerel medyada fotolarla yazılıp çiziliyor. Türkiye’nin bu
kadar askeri gücü İdlib’e yığmasının arkasında ABD’den alınan bazı güvenceler
olması büyük olasılık.


Rusya ile Ankara’da İdlib
konusu görüşülüyor ama sonuç çıkacak gibi değil.
Rus tarafının TSK ve desteklediği silahlı grupların
Halep-Lazkiye (M4) karayolunun 5 km kuzeyine çekilmesini, M4 yolunun Rusya’nın
kontrolüne bırakılmasını önerdiği gelen haberler arasında. Rusya’nın da
onayıyla Suriye’nin M4’ü bırakmaya niyeti yok. Yakalamış olduğu bu askeri
ilerleme gücüyle harekatı genişletmekten çekinmeyecek eğer Türk tarafı Rus
önerisini kabul etmezse.


Ancak Türk tarafının
Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, Suriye ordusunun Soçi mutabakatının imzalandığı
(17 Eylül 2018) tarihteki pozisyonuna geri çekilmesini, M4 ve M5’in de
kendisine bırakılmasını istediği bildiriliyor. Son günlerdeki aşırı askeri
yığınağın da bu isteğini kabule zorlamak için olduğu anlaşılıyor.


Türkiye’nin talebinin
gerçekçi olmadığı ortadayken
Türkiye’nin TSK ve kontrolündeki silahlı gruplara yaptırdığı yeni
konuşlanma yeni bir operasyonun başlayacağına işaret ediyordu.


Bu karşılıklı alınan
pozisyon İdlib’te M4 hattı boyunca Türkiye-Suriye savaşından başka bir şeyle
sonuçlanamazdı.


Nitekim bu yazı
hazırlanırken İdlib’ten TSK ve beraberindeki grupların Serakib’e yönelik bir
operasyon başlattığını, Suriye’nin karşı saldırı yaptığı, 5 askerimizin şehit 5
askerimizin yaralandığı
haberleri geldi bile.


Bu mantıkla giderse
zayiatın artması maalesef kaçınılmaz.


Yukarıda saydığımız
rahatsızlıklarının yanında Rusya ile müzakere devam ederken Türkiye’nin bir
harekata başlaması Rusya tarafından sert karşılık getirecektir.
TSK Suriye
ordusuyla savaşıyor gibi olsa da Rusların da kendini göstermeden 12 gözlem
noktası haricinde sokulan birliklere yönelik Suriye saldırılarına destek
vermesi
kaçınılmaz.


İdlib’teki savaşta
Rusya’nın yeri Suriye’nin yanıdır. ABD ise Türkiye’nin yanında, şuanda
siyaseten ama çatışmalarla, ki artık bu bir savaştır, birlikte ABD askeri
olarak da bölgeye gelecektir. Bu da krizi daha da derinleştirecektir.


Türkiye değerlendirme ve
muhakeme yapmadan anlık ve günlük kararlar aldıkça İdlib’te maliyet artacaktır.


Öyleyse acil cevap
gereken soruları soralım: İdlib’te, Suriye ordusuyla savaşmanın gerekçesi
nedir? Siyasi hedefi nedir? Suriye toprağı olan İdlib’i Suriye ordusuna karşı
korumanın mantığı nedir?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet