SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ & SOĞUK SAVAŞ

SURİYE SAVAŞI DOSYASI /// Mehmet Bedri Gültekin : İdlip’te kazanan kim ve kaybeden kim ???

SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ & SOĞUK SAVAŞ
Bu haber 24 Eylül 2020 - 9:49 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Mehmet Bedri Gültekin : İdlip’te kazanan kim ve kaybeden kim ???


7 Mart
2020


5 Mart günü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştüğü saatlerde, ABD Dışişleri Bakanı Mike
Pompeo, “İdlip’te Türkiye’ye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını”
söylüyordu. Pompeo bu açıklamasıyla, tam iki aydır Türkiye’yi Suriye ile
savaştırmak isteyenin kim olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.


ABD, krizin en başından beri Türkiye’nin
içindeki bütün “adamlarını” seferber ederek, Türkiye ile Suriye’yi, Rusya’yı ve
İran’ı karşı karşıya getirmeye çalıştı. Ama başaramadı.


Ama bu vesileyle Atlantik sistemine 70
yıllık bağımlılığın, Türkiye içinde ne büyük zaafiyetler yarattığını, ABD’nin
toplumumuz ve devletimiz içinde ne kadar önemli köprü başlarını tutmuş olduğunu
bir kez daha gördük.


Ocak sonundan itibaren ısrarla Türkiye’ye kurulan
“tuzağa” dikkat çekiyoruz. “Devlet aklı”na hitap ediyoruz. Türkiye’nin
“mecburiyetleri”ni hatırlatıyoruz.


Acı olaylar yaşandı ama sonunda kazanan
Türkiye’nin “devlet aklı” oldu.


Baş
kaybeden


En baştan belirtelim: İdlip’te kazanan
başta Türkiye olmak üzere, Suriye, Rusya, İran ve bütün Batı Asya’dır.


Kaybedenler ise ABD, İsrail, Yunanistan,
PKK ve FETÖ olmuştur.


Hatırlanacaktır. Kriz başlar başlamaz
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, koştura koştura Ankara’ya gelmiş,
havaalanında büyük bir ikiyüzlülükle ve Türkçe olarak “şehitlerimiz var” demiş
ve ondan sonra da bir ayağı hep Ankara’da olarak yoğun bir faaliyet yürütmüştü.


Jeffrey, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
Moskova’ya hareketinden iki gün önce gene Ankara’daydı. Onunla da yetinmedi
Hatay’a gitti. Cilvegözü sınır kapısında Suriye’de sahnelenen emperyalist
komplonun görevlilerinden olan “Beyaz baretliler” ile fotoğraf verdi. Jeffrey,
büyük bir gayretle sahneye koydukları provokasyonun hedefine ulaşacağını
umuyordu. “Başarı”sının sonuçlarını yerinde izlemeye gelmişti!


Hevesleri kursaklarında kaldı.


Mezhep
savaşı


3 Mart günü sosyal medyada Beyrut’ta Türk
bayrakları ile sevinç gösterisi yapan, şehir turu atan bir grubun görüntüleri
yayınlandı. 


Oysa aynı gün Beyrut’un Şii mahallelerinde
yas ve cenaze törenleri vardı. İdlip’teki çatışmalarda ölen 15 kadar Hizbullah
mensubunun cenazeleri defnediliyordu.


Aynı ülkede bir kısım yurttaşının ölümüne
bayram eden diğer yurttaşlar…Mezhepçiliğin bir milleti getirdiği yer, işte bu
manzaradır.


ABD ve İsrail yıllardır bütün İslam
dünyasına bu manzaranın hakim olması için çalıştılar. IŞİD, El Kaide, Nusra
türünden mezhepçi terör örgütleri bunun için kullanıldılar. Türkiye’nin de bu
tuzağın içine çekilmesi yolunda sarf edilen gayretleri biliyoruz.


İdlip tuzağı işte Türkiye’yi Batı Asya
çapında böyle bir tuzağa düşürmek için sahneye konmuştu.


Bir tarafta İran, Suriye, Irak’ın Şiileri
ve Batı Asya’nın diğer Şii, Alevi, Nusayri vb. toplulukları olacak, karşı
tarafta ise aralarında Türkiye’nin de olduğu Sünni dünyası. Ve Müslüman dünya,
Sünni – Şii kavgası içinde birbirini tüketecekti.


İşte Moskova’da bu oyun boşa çıkarıldı.
Türkiye’yi mezhep savaşının tarafı yapmak isteyenler başaramadılar.


Kazananlar


Suriye devletinin, Rusya’nın ve İran’ın en
başından beri büyük bir soğukkanlılıkla hareket ettiğini söyleyebiliriz.


Özellikle Rusya ve İran, büyük devlet
olmanın, yüzyılların ve hatta binyılların devlet mirasının verdiği akılla
hareket ettiler.


Türkiye gibi bir ülkeyi Atlantik
ittifakının yanına yeniden gitmesinin ne anlama geleceğini çok iyi
biliyorlardı. Onun için Türkiye tarafından yükselen olumsuz sesleri çok fazla
dikkate almadılar. Deyim yerindeyse onlar da Türkiye’nin “devlet aklı”na ve
Türk Milleti’nin büyük sağduyusuna güvendiler ve yanılmadıkları ortaya çıktı.


Suriye ise bir yandan terör örgütlerinden
ülkesini temizleme mücadelesini verirken diğer yandan Türkiye ile karşı karşıya
gelmemeye büyük özen gösterdi. Bunun en büyük ve tartışmasız kanıtı, Suriye
Ordusunun kontrolü ele geçirdiği alanlarda kalan TSK’ya ait sekiz gözlem
noktasında kalan askerlerimize yönelik en küçük bir saldırının bile
olmamasıdır.


Sonuç olarak Türkiye kazandı, Suriye
kazandı, Rusya-İran kazandı. Kısaca insanlık kazandı; emperyalizm ve
işbirlikçileri kaybetti.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER