E. TÜMG. NAİM BABÜROĞLU : ABD’nin Suriye adımları ve Küçük Afganistan
Projesi


11 Mayıs 2020


ABD, 1949’DA SURİYE’DE
REJİMİ DEVİRMEK İSTEDİ


ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), 1949 yılında
Suriye’nin başına Amerikan yanlısı bir albay olan Adib Sishaklı’yı getirmişti.
Ancak, albayın iktidarı dört yıl sonra Baas’çılar tarafından devrildi. CIA,
Suriye’de CIA destekli bir askeri darbe ortamının olgunlaştığı
değerlendirmesini yaptı. Darbeyi gerçekleştirmek için Irak, Lübnan ve Ürdün’de
sabotajlar gerçekleştirdi ve suçu Suriye’ye attı. Şam’daki Müslüman Kardeşler
Örgütü’nü de rejim aleyhine ayaklandırıyordu. CIA, Suriye’nin en güçlü
adamlarından biri olan İstihbarat’ın başındaki Abdülhamit Seraj’la birlikte
Genelkurmay Başkanı ve Komünist Partisinin liderini kurban olarak seçti.
Bunların yok edilmeleri görevi, ABD’nin Şam Büyükelçiliğinde memur olan ajan
Rocky Stone’a verildi. Stone, para ve siyasi gelecek vaadiyle Suriye ordusu
içinden kendine bir yandaş takımı kurmaya başladı. Suriye İstihbarat Başkanı
Seraj bu komployu sezdi ve Amerikalılara bir tuzak hazırladı. Subaylar paraları
aldıktan sonra televizyona çıkarak, “Ahlaksız Amerikalı iblisler, yasal
düzenimizi bozmak için işte bu paraları verdiler” diyerek itirafta bulundular.
ABD’li CIA ajanı Stone gözaltına alındı, sorgulandı ve sınır dışı edildi.
Yaşanan bu siyasi kargaşa sonunda, Suriye ve Mısır, Birleşik Arap
Cumhuriyeti’ni kurdu. Bu olaylar, Orta Doğu’da ABD karşıtlığının temelini
oluşturdu ve bölgede Sovyet (Rusya) etkinliğini artırdı.(1)


ABD SURİYE’Yİ ELE GEÇİRME
HEDEFİNDEN VAZGEÇMEDİ


ABD, 1950’lerde Suriye’yi ele geçirememiş, hedefine
ulaşamamıştı. 2020’ye gelindiğinde, Fırat’ın doğusu, Menbiç ve Ürdün
sınırındaki El Tanf bölgesi olmak üzere, Suriye’nin yaklaşık yüzde 40’ını
PYD/PKK terör örgütüne ve radikal unsularla işgal ettirmiş durumda. Başkan
Trump, İsrail’in işgali altındaki Suriye’nin Golan tepelerini İsrail’in toprağı
ilan etti. ABD, kontrol ettiği bölgeleri boşaltma niyetinde de değil.


ABD, 70 yıl öncesinin intikamını alırcasına bununla da
yetinmiyor. Son günlerde, Suriye Ulusal Kürt Konseyi (ENKS) ile PYD/PKK terör
örgütü arasında ABD’nin isteğiyle yapılan görüşmeler sonucunda, Suriye üzerinde
siyasi konularda anlaşma sağlandı. ABD bu adımla; Kuzey Irak’la, Fırat’ın
doğusu dahil Suriye’nin kuzeyini bütünleştirme halkalarından birini tamamlamış
oluyor. ABD, Suriye’de PYD/PKK terör örgütüyle, diğer Kürt gruplar arasındaki
anlaşmazlığı gidererek, gelecekte Irak ve Suriye’de kendisine bağlı bir
devletçik oluşturma hedefini ulusal çıkarları için gerekli görüyor. ABD heyeti,
COVID19 riskine rağmen Suriye’de bu amaçla toplantılar-görüşmeler yapıyor.
Salgın da bile planını ertelemek ya da geciktirmek istemiyor. ABD’ye paralel
olarak Fransız temsilciler de, 4 Mayıs 2020’de Suriye’de Kürt gruplarla
görüştüler. Fransa, 1918’den Suriye’nin bağımsızlığını kazandığı 1946’ya kadar
Suriye’yi yönetmişti. Bu nedenle, Fransa Suriye’de varlığını sürdürmek istiyor.


SURİYE FIRAT’IN DOĞUSU


ABD, ayrıca Fırat’ın doğusunda Haseke ve Deyrizor’daki
Arap aşiretlerinden, petrol alanının güvenliği için bir petrol güvenlik gücü
kurma girişimlerini sürdürüyor. Böylece, Fırat’ın doğusunda yer alan Arap
aşiretlerinin Şam yönetimiyle bağını kesmek istiyor. Yani, Arap aşiretlerden
bir güvenlik ordusu kurmak istiyor. Fırat’ın doğusu ve Menbiç’te 60 bin silahlı
PYD/PKK terör ordusu dışında, Araplardan oluşan bir orduyla daha emin adımlar
atmak istiyor. Bir noktada Arap-Kürt dengesini de sağlamış olacak. Söz konusu
güvenlik ordusu için, ilk-ortaokul mezunlarına ayda 350 dolar, lise-üniversite
mezunlarına ayda 450 dolar ücret verilmesi öngörülüyor. Suriye için oldukça
cazip bir ücret… Oluşturulması öngörülen bu güvenlik gücü için, Haseke ve
Deyrizor’da eğitim alanları da seçilmiş.


ABD, Suriye’de kökleşmeye devam ediyor. Fırat’ın
doğusunda Deyrizor’da El Ömer petrol sahasında yeni bir üs kurmaya başladı.
Deyrizor, Suriye’nin en zengin enerji sahası. El Ömer de Deyrizor’da en zengin
petrol alanı. Deyrizor’un büyük bölümü, PKK/PYD terör örgütünün elinde.
Görüldüğü gibi, COVID19 ABD’nin bölgedeki adımlarını yavaşlatmadı, tersine
hızlandırdı.


İDLİB


ABD, sadece Suriye’nin doğusunda yeni bir yapılanmaya
gitmiyor. İdlib’le de yakından ilgileniyor. İdlib’i Küçük bir Afganistan’a
dönüştürme çabasında. DEAŞ/IŞİD’in bir bölümünün İdlib’e kaydığı; El Kaide’nin
de ağırlık merkezini İdlib’e taşıma eğiliminde olduğu belirtiliyor. İdlib’in
Türkiye ile yaklaşık 130 kilometrelik sınırı var. İdlib’te, El Kaide türevi
radikal unsurların kökleşmesi, El Kaide’nin ağırlığını bu bölgeye taşıması
Türkiye açısından orta ve uzun vadede önemli bir tehdidin varlığına işaret
eder. 


Suriye, Türkiye için artık sadece yaklaşık dört milyon
sığınmacının geri dönüşünün düşünüldüğü ve PYD/PKK terör örgütü tehdidinin etkisiz
duruma getirilmesi için adımların atıldığı bir coğrafya değil. İdlib’te El
Kaide türevi grupların da risk oluşturduğu bir coğrafyaya dönüştü. ABD’nin orta
ve uzun vadeli stratejisinin önemli halkalarından biri olan, PYD/PKK terör
örgütüyle diğer Kürt grupların arasındaki siyasi anlaşmanın sağlanmış olması
bölgenin dinamiklerini değiştirme potansiyeline sahip.


Tarih yaprakları, 10-15 yıl sonrasını gösterdiğinde
ABD’nin arzuladığı Küçük Afganistan; Suriye kuzeyi ile Kuzey Irak’ın
bütünleştiği ve PYD/PKK terör örgütünün tanınan bir devletçik yapısına
dönüştüğü bir coğrafya… Bu coğrafyayla, kim komşu olmak ister?


¨Tarih, ulusların tarlasıdır, ne ekerseniz onu
biçersiniz.¨


(1) Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History of the CIA
(Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), 2007.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet