YABANCI ORDULAR & SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ

“BİR KOZ GİBİ ASKERLERİ ATEŞİN
ORTASINDA BIRAKMAK MIDIR BÜTÜN STRATEJİ ???”


“Gidiş nereye? Hesap nedir? Var mı bir
plan? Kuşatma altında kalan askeri nokta sayısı dün 11 oldu. Haber var mı
oralardan? Bir koz gibi askerleri ateşin ortasında bırakmak mıdır bütün
strateji?”


17 Şubat 2020


Suriye’nin İdlib bölgesinde Rusya destekli Suriye ordusunun
kuşatması altında kalan TSK’ya ait gözlem noktalarına son haftalarda düzenlenen
ikiayrı saldırıda 13 şehit verildi. Bir çok askeri uzman Türkiye’nin askeri
gözlem noktalarındaki askerler için güvenlik sorununa dikkat çekerken hükümet
ise Rusya’nın Şam’a yapacağı baskıya güveniyor.


Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: 122 şehidi ne için verdik?


LİNK
: https://www.gercekgundem.com/siyaset/157777/kilicdaroglundan-erdogana-122-sehidi-ne-icin-verdik


Dış destekli Suriye iç savaşını başından bu yana takip eden
Fehim Taştekin Gazzete Duvar’da yazdığı yazıda hükümetin İdlib konusundaki
stratejisizliğine dikkat çekti.


Taştekin’in “Cihatçı yığınlarla
baş başa”
başlıklı yazısında ilgili bölüm şöyle:


Alan toz duman iken diplomatik cephede her şey iğreti. Savunma
Bakanı Hulusi Akar dün parmak salladıkları NATO toplantısında müttefiklerden
yardım istedi. Bu talep 56. Münih Güvenlik Konferansı’nda Dışişleri Bakanı
Mevlüt Çavuşoğlu tarafından tekrarlandı. Baş diplomat bir de ortakları sınava
sokmayı denedi: “Müttefiklerimizden bizimle
çalışmasını rejimi durdurmak için azami baskı uygulamasını bekliyoruz. Bu
müttefiklerimiz için kritik bir test. ”


Avrupa’dan kimse Rusya ile karşı karşıya gelmek niyetinde değil.
Göze alabilselerdi bunu Ukrayna’da yaparlardı. Yani garp cephesinden umut yok.
Yüzler somurtuk.


Sonra Çavuşoğlu Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la buluştuğunda
sadede geliyor: İdlib’deki gerilim Ankara ve Moskova arasındaki ilişkileri
etkilemez S-400 anlaşması dahil!


Fakat atmaya devam ettikleri adımlar her şeyi yakma riskini de
taşıyor. Yine de masanın etrafına kurulan iki bakan “Her şey berkemal” dercesine gülüyor. İdlib ateşi böylesi bir
yansıma yaratıyor demek ki! Bakan yardımcıları daha temkinli; korku ve ümit
arasındalar. Beyn’el havf ve’r reca! Böyle dermiş eskiler.


***


Dedik ya Batılı ortaklar ikircikli temkinli güvensiz. Sahadaki
ortaklar ise Türkiye’nin hallerinden memnun. Yeni silahlar zırhlılar helikopter
düşüren roket atarlar. TSK’nin tank ve havanlarıyla fazladan ateş gücü. NATO ‘devrimin’
hizmetinde! Daha ne olsun?


Üstelik aynı dili konuşuyorlar aynı alıcıya sesleniyorlar.


Erdoğan “Suriye’yi rejimin
zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdır”
diyor. “Mademki Türkiye’nin güvenliği buradan geçiyor
öyleyse ne yapıp edip bunu başaracağız”
diye el yükseltiyor. “Rusya’nın kendi halkına düşman bir rejime toprak
kazandırma çabası suni solunumla onun ömrünü uzatma gayretinden başka bir şey
değildir. Bir süre sonra suni solunum da işe yaramayacak rejim tümüyle bir
celsede inşallah cesede dönüşecektir”
diyerek ömür biçiyor.


Sahanın bir numaralı aktörü Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) lideri
Muhammed el Colani ile yapılan röportaja bakıyorum. O da aynı yere vuruyor aynı
damardan yakalıyor. Diyor ki; “Savaşın olumsuz
sonuçları ekonomik siyasi güvenlik ve hatta askeri açıdan Türk halkına olumsuz
yansıyacak. Ruslar asla Türk halkının dostu olmadı. Gelecekte de olmayacaklar.
Bu yüzden İdlib’de işgalci Ruslarla savaş Türk halkının doğrudan çıkarınadır.
Savaş devrimin lehine sonuçlanırsa bunun Türk halkına da olumlu yansımaları
olacaktır. ”


Türkiye’ye akıl verip gelecek vaat eden kişi IŞİD lideri Ebu
Bekir el Bağdadi’nin Suriye’ye gönderdiği emirdi. Nusra Cephesi’ni kuran
kişiydi. Bağdadi ile arası açıldı. Bu sefer El Kaide lideri Eyman el
Zevahiri’ye biat etti. Antakya Operasyon Odası’nda hazırlanan İdlib’i düşürme
operasyonunu yürüten Fetih Ordusu’nun en önemli komutanlarından biriydi.
Küresel değil ‘milli mücahit’ ve ‘ılımlı muhalif’ kisvesi için örgütünün adını
Heyet Tahrir el Şam diye değiştirdi. Küresel El Kaide ile bağının kalmadığını
ilan etti. Yine de terör listesinden çıkmayı başaramadı. Erdoğan HTŞ’nin ortaklarını
Astana sürecine taşıyınca işler değişti. Soçi Mutabakatı’yla elimine edilmesi
gereken HTŞ Türkiye’nin desteklediği grupları süpürüp İdlib’i kendi emirliğine
dönüştürdü. Şimdi tekrar 2015 öncesi ‘devrim’ ruhunda buluştular. Hikâye bu
kadar net. Sahadaki müttefikin portresi budur. Eksiği var fazlası yok.


Hayır Türkiye Suriye Milli Ordusu’nu destekliyor”
diye itirazı basacaklardır. O zaman yanıtı Colani’ye bırakalım:


Bölgede süren savaşın en az yüzde 75’ini HTŞ yürütüyor.
Heyet (HTŞ) direniş ve saldırıların olduğu 10 bölgenin en az 8’inde bulunuyor.


Savaşı kimlerin yürüttüğünü görmek için kayıp bilançosu da fikir
verebilir. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre son savaşta ölen militanların
dörtte üçü cihatçı örgütlere mensup. Ruslara bakılırsa da Türk askeri
desteğinden HTŞ de payını alıyor. Gerçi bunu görmek için Rusların raporlarına
da ihtiyacımız yok; bu paylaşım görüntülere de yansıyor.


Elbette başkaları da yok değil. HTŞ’nin yayın organı İBA’ya
bakılırsa savunma hatlarında HTŞ ile birlikte Ulusal Özgürlük Cephesi öne
çıkıyor. HTŞ’nin sahadan sildiği Nureddin Zengi Hareketi’nden 500 kadar
savaşçının MİT’in girişimiyle cepheye döndüğü de söyleniyor. Fakat bu katılım
cephenin cihadi-selefi karakterini değiştirmiyor. Türkiye’nin yardımlarıyla
operasyonları yürüten Ulusal Özgürlük Cephesi de ‘renk atmış’ cihadi-selefi
yapılardan müteşekkil. İçlerinde El Kaide ile ortak geçmişi olanlar da var.
Ilımlılık hâlâ belli piyasalarda iş gören kaba bir aldatmaca.


***


Türkiye Rusya’yı pazarlığa zorlamak için NATO’yu işin içine
çekmeye çalışıyor. Rusya’nın öteden beri kaçındığı senaryo Suriye krizinin
Türkiye üzerinden NATO ile bir soruna dönüşmesi. Bu NATO’nun da istemediği bir
şey. Bu tür girişimler Rusya ile diyaloğu da gerilim hattına sokuyor. Rus
Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova’nın “Türkiye
destek için (beyin ölümü gerçekleşmiş) NATO’ya başvuracaksa bunu iki kez
düşünmeli”
minvalindeki sözü öylesine söylenmiş bir söz gibi durmuyor.


İdlib’de farklı bir çıkış stratejisi bulunamaz mı? Elbette
bulunabilir. Bunun için hâlâ vakit var. Fakat Erdoğan ısrarla savaşı göze alan
çıkışlarda bulunuyor. ABD’nin yardım sözüne mi güveniyor? ABD’yi YPG ile
birlikte işgalci güç olarak nitelerken İdlib’de güç dengesini değiştirecek bir
Amerikan yardımı devreye girebilir mi? Erdoğan-Trump görüşmesinden ne çıktı?
Kimse bilmiyor. Yardım gelse bile bundan ne çıkar? Barış mı istikrar mı? Hayır.


Avrupa’nın tepkisi ise zayıf ve geçiştirmelik.


Erdoğan’ın eski Arap ortakları bu defteri zaten kapattı.


Türkiye’nin kara gün dostluğu yaptığı Katar bile İdlib’den
sıvışmışa benziyor.


Karşı tarafta Rusya hava ve koordinasyon gücüyle operasyonun tam
içinde.


Kesinlikle geri vites sinyali vermiyor.


İran milis güçlerini bir cepheden ötekine sürüyor. Bir sigorta
işlevi gören Moskova ile temaslara ağırlık verilirken Ankara-Tahran hattı sanki
çalışmıyor.


Gerçekten Erdoğan’ın hesabı ne? Sadece içerideki uğultuyu
bastırmak için sınırın altında gürültü çıkarmak mı bütün mesele? Bütün dünya
anlamaya çalışıyor da bunlara anlam vermenin mümkünatı yok.


Dizginlenemeyen hevesler ile kifayetsiz siyasi-askeri-diplomatik
kapasite arasında gerilip boşalan bir zemberek sanki. Rus-Amerikan mengenesinde
kıvranan bir karar alıcı. Çıkış planları olmadan başlatılmış askeri harekâtları
nereye bağlayacağını bilemeyen bir saha stratejisi.


Gidiş nereye? Hesap nedir? Var mı bir plan? Kuşatma altında
kalan askeri nokta sayısı dün 11 oldu. Haber var mı oralardan? Bir koz gibi
askerleri ateşin ortasında bırakmak mıdır bütün strateji?


Cephe hattı Türkiye sınırlarına doğru daralıyor. Onbinlerce
silahlı adamın çekilme alanı kalmadığında gerilim tehlikeli boyutlara
ulaşacaktır. Kalan alanda HTŞ ve El Kaide’den ortakları daha güçlü. Yani
şimdiye kadar kaybedilen yerler Türkiye destekli grupların HTŞ’nin gölgesinde
ya da onunla birlikte etkinlik gösterebildiği alanlardı. Geri kalan alanlarda
yabancı savaşçı da çok. El Kaide’ye bağlı Huras el Din Ensar el Tevhid ve Ensar
el İslam Taliban çizgisindeki ‘Türkistan İslam Partisi’ Çeçenlerin Ecnad el
Kafkaz’ı Özbeklerin ‘İmam Buhari Tugayları’ Özbek ve Kırgızların Tevhid ve
Cihad Tugayları ve daha başkaları. Sıra Cisr el Şuğur ve Lazkiye kırsalına
gelince bu örgütlerin adlarını daha çok duyuyor olacağız.


Bu cephenin destekçileri tarihe bunlarla geçecek.


LİNK
: https://www.gercekgundem.com/dunya/157840/bir-koz-gibi-askerleri-atesin-ortasinda-birakmak-midir-butun-strateji?fbclid=

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir