Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Türkiye’nin Yalancı İç/Dış Gündemi ve Suriye’de Yanlış Siyasi/Askeri
Hedefleri

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

·        
 

Uzun bir dönemden
beri öyle ama ağırlıklı olarak 2017 yılıyla başlayan bir süreçle birlikte
Türkiye’nin gündemi ve buna bağlı olarak dış politika ve güvenlik hedefleri de
sahadaki askeri-politik gerçeklerin dışında tespit edilip topluma sunuluyor.

Araştırmalar Türk kamuoyunun 2018 başlarında en önemli sorun
olarak ekonomi ve eğitimi gördüğünü ortaya koymaktadır. Daha önce liste başı
olan terör konusunda göreceli olarak Türkiye’de yaşanan saldırılar bağlamında
2016’ya nazaran 2017 yılında hissedilir bir düşüş var. Bu tabi ki olumlu bir
gelişme ama Türkiye’deki terörün ana kaynağının Irak
ve Suriye kuzeyi olduğu düşünüldüğünde terör saldırılarındaki bu düşüşe çok da
aldanmamak gerekiyor
.  Aynen Ocak 2013’te dayatılan çözüm süreci dönemindeki azalma ancak sonrasında
yaşadığımız en büyük terör sarmalında olduğu gibi, terör tehdidinin halen
geçmediğini aksine sınırlarımızın hemen güneyinde terör yapılanmaları ve
ordularının devasa boyutlara ulaştığını, uygun zaman ve ortamda Türkiye’ye
yöneleceğini
 mutlaka görelim. Şuanda terör tehdidi azalmış
gözüken sanal iyileşmeye kanmayalım.

 

Tabi bu arada bir
türlü FETÖ ile gerçek anlamda yürütülemeyen mücadele nedeniyle FETÖ’nün
yaratabileceği yeni saldırıları, sorunları da mutlaka listenin en üstünde
tutmak gerekiyor.

İçeride gerçek gündem
ekonomi-eğitim ama seçim ittifakı yalancı gündem

 

Bunun yanında
anketlerden çıktığı gibi gerçekte de toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve
yazboz tahtasına dönüşen, çocuklarımızı hedefsiz bırakan MEB uygulamaları ve
kararları nedeniyle hükümetin ve doğal olarak muhalefetin ana konuları olması
gerekirken maalesef suni, yalancı gündemin topluma dayatıldığını görüyoruz.
Bunun en başında da Cumhurbaşkanlığı dahil seçimlerde ittifak konusu geliyor.
MHP Genel Başkanının seçimlerden 2 sene öncesinden ve henüz resmen adaylığını
açıklamayan AKP Genel Başkanına sınırsız, önü açık destek vaadi, bahsettiğimiz
suni gündemin en başına yerleşmiştir. Böylece Türkiye kısır döngülü, başını
içeriye gömmesine neden olacak bir iç çekişme gündemine maruz bırakılmıştır.
Türkiye’nin 2 senelik gündemi esir alınmıştır.

Dışarıda gerçek gündem Fırat’ın
doğusu, İdlib ama Afrin yalancı gündem

 

Halbuki
sınırlarımızın dışında Doğu Akdeniz, Ege, Karadeniz’de ve özellikle
sınırlarımızın hemen güneyinde Türkiye’nin güvenliğini ve bekasını ilgilendiren
kritik gelişmeler yaşanmaktadır. Suriye’de IŞİD yenildi, savaş bitti
açıklamalarının geldiği bu günlerde aslında Suriye’de yeni bir savaşın
başlamakta olduğu gözden kaçırılıyor. Burada tabi öncelikle İdlip konuna
değinmek gerekir. Çünkü İdlip patlamak üzere ve patlayınca da bütün
olumsuzlukları Türkiye’ye sıçrayacak.

Astana süreci
kapsamında İdlib’te çatışmasızlık bölgesinde rol alan ve ılımlı muhaliflerden
sorumlu rol verilen Türkiye’nin tesis edeceği 12 gözlem noktasından geçen dört
ayda sadece 3’ünü tesis etmesi, ılımlı muhalif olarak bilinen ÖSOcu grupların
El Nusra kontrolündeki gruplarla değişik noktalarda işbirliği yaparak Suriye
ordusuna ve en son olarak da Hmeymim’deki Rus üssüne İHA’larla komplike
saldırılar yapması Rusya ve Suriye tarafını rahatsız etmiştir.

20-21 Aralık’ta
Astana’da yapılan sekizinci görüşmelerde Rus tarafı Türkiye’yi faaliyet takvimine
uymadığını belirtip uyarmıştı. Son olarak da İdlib’teki ateşkes ihlallerinin
çoğunun Türkiye’nin kontrolündeki ılımlı muhaliflerin elindeki bölgelerde
gerçekleştiğini, Hmeymim saldırısını yapan İHA’ların da yine muhalif-cihatçı
terörist grupların elindeki bölgelerden geldiğini belirtip Türkiye’yi
sorumlulukları yerine getirmesi için uyarmıştır.

Türkiye’nin de bu
son uyarı sonrasında karşı bir hamle olarak Rus ve İran büyükelçilerini çağırıp
Suriye yönetiminin İdlib’teki ihlallerinin önlenmesini, El Nusra bahanesiyle
ılımlı muhaliflerin vurulmamasını istemiştir. Fakat burada Türk hükümetinin
halen Esad’ın pozisyonunu ve Rusya’nın Suriye’ye askeri olarak müdahalesinin
arka planını anlamadığını görüyoruz. Türkiye’nin söylediği gibi ılımlı da olsa
elindeki silahlarla Esad yönetimine Suriye ordusuna karşı savaşan bir grup var.
30 Eylül 2015’te Rusya müdahale etmese Esad düşecekti. O müdahaleden sonra
kendini, çevresini, yakın çevresini emniyete alan Şam yönetimi daha sonra bu
emniyet/güvenlik dairesini genişletti, Suriye’nin en doğusundaki Deyr ez Zor’a
kadar ulaştı.. Ama halen Şam yakınlarında Halep ve çevresindeki muhtelif
noktalarda ve İdlip’te bu sözde ılımlılar Nusracı gruplarla birlikte Suriye
yönetimine karşı savaşmaya devam etmektedir. Suriye ve Rusya’dan bunlara birşey
yapmamasını istemek, Suriye ordusunun çatışmasızlık anlaşmasının izin verdiği
gibi İdlib bölgesindeki terör eylemlerine, saldırılara karşı yaptıklarını
rejimin İdlip’te toprak işgal etmesi olarak göstermek anlaşılır değildir. Zaten
ne Rusya ne Suriye ne de İran bunu anlamamaktadır.

Yanlış siyasi/askeri hedeflerle gelen başarısızlık

 

Defalarca İdlib konusunda dikkatli adım atılması gerektiğini,
ılımlı muhaliflere alan açmak ve İdlib’i temizleyeceğiz sözünü verip Afrin’i
öne çıkarmanın Rusya’yı rahatsız edeceğini ifade etmiştik. Durumu anlayan Rusya
ve Suriye Türkiye’den beklediği hamleyi de göremeyince ve kendilerine yönelik
olarak muhalif-cihatçı terörist gruplardan saldırılar olunca İdlib’e yönelik
operasyonlarını yoğunlaştırmıştır. Bunun maalesef görünen sonucu daha fazla
ölüm ve Türkiye’ye yönelik yeni mülteci akınıdır. Bütün bunlar İdlip operasyonu
için Türk hükümetinin siyasi hedefi net ve doğru belirleyemediğini, bunun
sonucunda da askeri hedeflerin iyi bir şekilde ortaya konamadığını
göstermektedir. Bunu alınan
dersler
 olarak kabul edelim. Suriye’ye yönelik siyasi/askeri
hedef belirlenirken  şimdilerde çok konuşulan Afrin, Menbic operasyonları
bağlamında bu alınan derslerden mutlaka faydalanalım. Ayrıca Fırat’ın doğusunda
devlet inşası bağlamında görmezden gelinen tehdidin ciddiyetini ve aciliyetini
mutlaka göz önünde bulunduralım.

 

İdlib’te görünürde
Şam yönetimiyle gerçekte Rusya ile yaşanan anlaşmazlığın Rus uçağının
düşürülmesine benzer ancak Suriye ile sınırlı kalabilecek bir krize dönüşme
ihtimali vardır.  Yani Rusya’dan alınan destekle Suriye masasında kerhen
yer bulabilen Türkiye yine masa dışı kalma riskiyle karşı karşıyadır.

Tabi İdlib üzerinde,
Rusya/Suriye ekseniyle Türkiye arasında artan gerginlik ve krize dönüşmekte olan
ortamın başlamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık 2017 sonlarındaki terörist
Esad söyleminin de etkili olduğunu mutlaka görmeliyiz.

Fırat’ın doğusunda PKK devleti
inşası tam gaz, Fransa’dan PYD yargısına tanıma

 

Rusya ile yeniden
krize doğru yelken açan Türkiye Suriye’deki konumunu desteklemek için ABD ile
yakınlaşmayı deneyebilir. Peki Türkiye ABD ile bunca sert suçlamalar ve
ilişkilerin dip yaptığı bir ortamda ABD’ye yakınlaştırabilir mi? Yaşayıp
göreceğiz ancak İdlib ve genelinde Suriye konusunda Rusya ile yaşanacak krizin
Türkiye’yi ister istemez yeniden ABD’ye yakınlaştırma ihtimali yüksek.
Sarraf-Atilla davası ve bunla birlikte artık rutine binen FETÖ tepkileri
dışında son birkaç haftada  ABD’ye yönelik sert söylemlerde azalma
olduğuna dikkat çekmek gerekir.

Bizim yaklaşık iki senedir söylediğimiz husus yani “PYD/YPG’nin
Suriye kuzeyinde düzenli orduya dönüştürülmesi, en teknolojik sistemlerle
donatılıp özel kuvvet eğitimleriyle donatılıyor”
konusu
maalesef daha yeni yeni medyanın gündeme girebilmiş durumdadır. Halbuki Suriye
kuzeyinde özellikle Fırat’ın doğusunda durum daha da ileri seviyede. IŞİD’in de
arazide yenilmesiyle birlikte artık Suriye topraklarının dörtte birini,
tarımsal alanlarını, Fırat nehri üzerindeki barajlarını, önemli petrol ve doğal
gaz yataklarını kontrol eden PYD’nin özellikle Fırat’ın doğusunda yeni bir
devlet inşası hızla devam etmektedir. ABD bir devlettin ihtiyacı olan tüm
kurumları kurmak ve oralarda görev alacakları eğitmek donatmak üzere yeni bir
aşamaya geçmiştir. Yani askeri varlığını muhafaza ederken sivil-diplomatik
varlığını artırma kararı almıştır.

 

Fransa Suriye kuzeyinde yakalanan IŞİDci Fransız vatandaşlarının
PYD yargısında yargılanmasını kabul edebileceğini açıklamıştır. Bir devletin en
önemli ve başlıca devlet uygulaması ve devlet gücü unsurlarından biri yargıdır.
Yargıyı tanıyorsanız o yargının gerçekleştiği yerdeki devleti de tanıdım
demektir. Fransa’nın bu davranışı Suriye kuzeyinde yeni bir devlet inşasında
çalışan ABD’ye büyük ve hayati bir destektir.
Bunun da
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransa ziyaretinden bir gün önce gelmesi ayrıca
anlamlıdır. Çünkü  Erdoğan-Macron görüşmesi sonrasında Macron Türkiye ile
en iyi işbirliği yaptığımız alan terörle mücadeledir, PKK’yı terör örgütü
görüyoruz derken PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’yi aynı kefede görmediği mesajının
ise bir gün önce verildiğini pekala biliyordu.

 

Önümüzdeki günlerde
ABD’nin bu tür kriz çatışma bölgelerinde daha önce hep yaptığı gibi istikrarı
sağlama adına Amerikan hükümetinin kuruluşu olan USAID’i bütün ağırlığıyla
bölgede görevlendireceğini ve hatta bir diplomatik temsilcilik/büro açacağını
göreceğiz.  Yani ABD  Fırat’ın doğusunda bir devlet inşa projesi
başlatmıştır ve hızlandırılmış olarak uygulamaktadır.

Sahada bu gelişmeler
olurken “ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarını sadece YPG’ye silahlı eğitim
veriliyor diye uyarmak yeterli midir?” sormak gerekiyor. Bu uyarı bir gün
önce Rusya ve İran’a yapılan uyarıyı dengelemek için mi yapıldı? Çünkü yukarıda
ifade ettiğimiz gibi Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin yaptığı terör örgütüne silah
yardımı ve silahlı eğitim verme safhasını çoktan geçti. Bunlar 3 senedir devam
ediyor.  Suriye kuzeyinde 50 bin kişilik bir silahlı güç kurulması
talimatının İmralı’dan terörist elebaşı tarafından verildiğini biliyoruz. Mevcut
sayısal bilgiler teröristbaşının bu talimatının yerin getirildiğini gösteriyor,
hem de sözde stratejik ortak NATO müttefikimiz ABD’nin liderliğinde.

Şu an sahada olan
çok nettir, o da ABD Suriye kuzeyinde PKK terör örgütüne devlet inşa etmektir.
Dolayısıyla Türkiye bu konuda son uyarısını yapmalıydı. Son uyarı olmalıydı
çünkü Soçi’de yapılacak Kongre ile birlikte Suriye anayasasının da hızla ve
oldu-bitiyle tamamlanacağını, Fırat doğusunda ve ilerleyen dönemlerde Menbiç,
Fırat Kalkanı bölgesi, Afrin’i de içine alacak Kuzey Suriye Federasyonuna imkan
veren yeni Suriye kurulduğunda Türkiye’nin müdahalesi de imkansız hale
gelecektir.

Afrin doğru hedef mi? Fırat’ın
doğusu neden görmezden geliniyor?

 

Hal böyleyken yani
Türkiye’nin terör örgütü kabul ettiği bir örgütün ileride bağımsız bir devlete
dönüştürebileceği bir yapı devlet yapısı hızla kurulurken Türkiye’nin hedef
önceliği ne olmalıdır? Fırat’ın doğusundaki bu yapıyı bertaraf etmek mi yoksa
üç tarafı neredeyse Türkiye’nin takibi altında olan Afrin’e askeri operasyon
mu? Evet, Afrin’de de terör örgütü varlığı ve kontrolü var mutlaka etkisiz hale
getirilmeli ancak Afrin şu aşamada Rus korumasında. Yani Afrin’e müdahale
ederek ABD’nin Fırat’ın doğusundaki devlet inşa projesini mi bozarsınız yoksa
İdlib’teki yüzseksen derece karşıt görüşlere rağmen girişilen ancak şimdilerde
çatırdayan İdlib işbirliği ve operasyondaki ortaya çıkan keskin
anlaşmazlıklarla birlikte Rusya ile daha derin bir krize mi girersiniz? Velev
ki Rusya izin verdi, Afrin’de ne zaman biteceği belli olmayan bir harekata
girişmek, Fırat doğusunda inşası hızla devam eden son aşamasındaki PKK
devletçiğini engelleyebilecek midir?

Bu satırların yazarı
olarak 24 Kasım 2015’te Rus uçağı düşürüldükten kısa bir süre sonra yazdığım
yazıda bunun bedelinin Suriye kuzeyinde PKK’ya verilecek koridor/bölge
olacağını söylemiştim. Putin  o günlerde buna karşılık verme hakkımızı
saklı tutuyoruz, uygun zaman ve şekilde karşılık vereceğiz mealinde açıklaması
olmuştu. Rusya’nın o olayı unuttuğunu düşünmüyorum. Suriye üzerinde ABD ile
olan genel mutabakat ve 2014’ten sonra PYD/YPG’nin (onlara göre Suriyeli
Kürtlerin) katkılarının da bir karşılığı olmalı, zaten sahadaki askeri-politik
pozisyon da bunu gerektiriyor düşüncesindeki Rusya’nın Türkiye’nin Afrin ve
Menbic’e müdahalesine sıcak bakmayacağı gibi özerkliğe sahip olmalarını da
destekleyecektir. Zaten hazırladığı taslak anayasa metinine bunu yazan da Rusya
olmuştur.

Diğer taraftan
Fırat’ın doğusunda ABD’nin PYD’ye devlet inşa ettiğini gören Rusya PYD’yi Şam’a
bağlı bir bölge olarak tutmak ve salt ABD kontrolüne girmesini önleme adına
Soçi kongresine davet etmenin yanında anayasal güvencelerin verilmesini de
destekleyecektir. Bu bağlamda Rusya Şam yönetimine de baskı yaparak PYD’nin
Fırat’ın batısına yönelik taleplerini karşılayacağı umudunu PYD’ye
hissettirmektedir. ABD de bunu memnuniyetle izlemektedir. Hem Menbic hem de
Afrin’deki Rus askeri varlığı, YPG komutanlarının Bakan seviyesinde Rusya’da
ağırlanması bunun göstergelerindendir. İki büyük güçten destek alan, korunma
sağlayan PYD/YPG’nin kontrolündeki Afrin’in hedef seçilip operasyon yapılması
ne kadar doğru bir karar tartışmalıdır. Çünkü Türkiye söz konusu iki büyük güç
ile sorunlar hatta krizler yaşamaktadır.

Durum böyle iken, Türkiye
aylardır bir gece Afrin’e gireceğiz söylemiyle manşetleriyle meşgul
edilmektedir. Bu durum Fırat’ın doğusundaki gerçek tehdidi gözden kaçırmaktadır
.
ABD’nin Menbic’e müdahale konusunda zaman zaman ses çıkardığını duyduk ancak
Afrin ile ilgili Türk müdahalesi hakkında konuşmaktan kaçındığını görüyoruz. Bu
fotoğrafa rağmen Türk hükümetinin Fırat’ın doğusundaki ABD güdümündeki terör
devleti inşası faaliyetlerine nispeten ses çıkarmaması, konuyu sadece YPG’ye
verilen silah ve eğitimle sınırlaması anlaşılır değildir.

 

Sonuç olarak;

 

Türkiye iç politikada yalancı gündemle meşgul edilip kafasını
kısır iç çekişmelerin içine gömmektedir. İçeride gerçek gündem konuları ve
sorunlar ele alınamamakta, sorunlar katlanarak büyümektedir. Dış politikadaki söylemler ve hamleler iç politikaya
etkisi düşünülerek ele alınmakta, bu da dışarıda yanlış siyasi ve askeri
hedeflerin belirlenmesine yol açmaktadır.

 

Suriye özelinde PKK terör örgütü içeride algılanandan çok daha
ileri safhalarda amacına yürümektedir. Bunun en büyük destekçisi de ABD’dir.
Uçak düşürme krizinden uzunca süre sonra ilişkilerin yeniden eski düzeyine
geldiği Rusya ile, özellikle Esad takıntısının
yanında İdlib operasyonuyla iyice açığa çıkan yeni bir kriz noktasına doğru
hızla gidilmektedir
.  Bu krizde Türk hükümetinin Esad
yönetimine karşı savaştıkları açık olan ılımlı muhaliflere dayanarak Suriye
politikası belirlemesinin de önemli bir etkisi olduğu görülmelidir.
 Türkiye’den başka herkesin terör örgütü gördüğü ya da terör örgütleriyle
bağlantılı gördüğü bu gruplarla ısrarla işbirliği yapmaya devam etmek
Türkiye’nin başını ağrıtacaktır.

 

İdlib patlamak üzeridir. İdlib’in patlaması, Türkiye’nin Rusya
desteğini kaybetmesi, kerhen oturduğu Suriye masasından uzaklaşması ve yeniden
sınırları içine çekilmesi, binlerce yeni mültecinin Türkiye’ye gelmesi
demektir. Diğer taraftan Fırat’ın doğusunda ABD güdümünde PKK için bir devlet
inşası süreci devam etmektir. Türkiye’nin güney sınırları boyunca tehdit ortamı
oluşmuştur. Türkiye söz konusu tehdidi bertaraf etmek için tehdit ve hedef
önceliklerini derhal gözden geçirmeli, iç politikaya dönük yalancı gündem ve
yanlış hedefler yerine doğru tehdit analiziyle doğru hedefleri belirleyerek
önceliklendirmesini yapmalıdır. Dolayısıyla Fırat Kalkanı ve İdlip
operasyonundaki hedef önceliklendirmesindeki, siyasi/askeri hedef
belirlenmesindeki hatalara bir daha düşmeyelim. Çünkü “hangi limana gideceğini bilmeyen yelkenliye hiçbir
rüzgar yardım edemez”.
 



































































































Bunu yaparken de akşamdan sabaha taraf değiştiren, artık sadece
ılımlı muhalif olarak kabul gören, sahada cihatçı terör örgütleriyle işbirliği
yapan gruplara dayanan Suriye politikasından vazgeçip Suriye merkezi yönetimini
esas muhatap alan bir yaklaşımı derhal hayata geçirmelidir. Bu durum Rusya ve
İran ile kopmak üzere olan ilişkileri de kurtaracaktır. Fırat’ın batısıyla
ilgili olarak da eleştirmek, beklentileri dile getirmek, uyarmak safhası çoktan
geçmiştir. Türkiye Fırat’ın doğusundaki yapıyı boşa çıkarmak istiyorsa bugüne
kadar söylediklerini bugünden tezi yok uygulamaya geçirmelidir. Çünkü bir gece ansızın gelebiliriz sözündeki o gece çoktan
geçilmiş durumdadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış