Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


MÜYESSER YILDIZ : 30
Ekim ve 13 Kasım tarihlerinde neler olacak ???


Müyesser Yıldız yazdı


Suriye’nin
kuzeyi ile ilgili olarak 1 yıldır ABD’den şunları istiyorduk:


“YPG/PKK’lı
teröristlerin bölgeden çekilmesi… ABD’nin TIR’larla gönderdiği silahların
teröristlerden alınması… Teröristlere ait barınak, sığınak ve tahkimatların
imha edilmesi…”


“Stratejik
müttefikimiz” bu taleplerimizin hiçbirini karşılamayınca iki kez ertelenen
operasyon için düğmeye basıldı.


Bu defa
askerden-askere ilişkilere geçildi ve “Güvenli bölge” görüşmeleri başladı…
Şanlıurfa’da Harekat Merkezi kuruldu… ABD askerleri geldi… Havadan ve karadan
ortak devriyeye çıkıldı…


Her şey
yolunda gözükse de çok önemli bir sorun vardı; Ankara, “Güvenli bölge”, ABD,
“Güvenlik mekanizması” diyordu… Yine Ankara, “YPG/PKK’yı bölgeden çıkarmayı
amaçlıyoruz” derken, ABD, “Koalisyon ortaklarımız ve partnerimiz SDG’yi IŞİD’le
mücadeleye odaklamayı, bölgenin istikrarını bozacak koordinasyonsuz askeri
operasyonları engellemeyi hedefliyoruz” diyordu.


Gelinen nokta
malûm. Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra Fırat’ın doğusuna operasyon için bir
kez daha düğmeye basıldı, “Girmemizin an meselesi olduğu” bildiriliyor. 


Tablo
şu: 


Trump, bir
yandan Türkiye’ye akıl almaz, hazmedilemez tehditler savuruyor, öte yandan “Erdoğan’la
iyi ilişkileri olduğunu” söylüyor… Ankara’dan hâlâ bir tepki yok… Aksine, “Trump
iyi, çevresi, güvenlik bürokrasisi kötü” deniyor… Acaba Trump, “Erdoğan’ı
mahvederim” dese, şimdiye yer yerinden oynamaz mıydı?!.


Trump,
YPG-PKK’ya kızıyormuş gibi görünürken, Erdoğan’ın daha 15-20 gün önce “Çatı
terör örgütü” olarak nitelendirdiği sözde Suriye Demokratik Güçleri(SDG)’ne
desteğinin devam edeceğini açıklıyor, Ankara’da sessizlik hâkim!..


Erdoğan, daha
üç gün önce, “Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken
talimatları verdik. Hem karadan hem de havadan bu harekatı yöneteceğiz” demişti.
Ancak “Dostumuz” ABD, Suriye hava sahasına Türkiye’ye kapattı… Yine ses
yok!..


Evet, Trump,
Türkiye’nin operasyon düzenleyeceği bölgedeki askerlerini çektiğini duyurdu,
ama beraberinde ne görev verdi? Ona yakın Senatör Lindsey Graham’ın ifadesiyle,
“IŞİD’le savaşın taşeronluğunu”… 


Türk Milleti
nefesini tutmuş, YPG/PKK’lı teröristlere karşı düzenlenecek harekâtı beklerken,
dün Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya dikkat çekelim. TSK’nın,
sahada IŞİD terör örgütü ile göğüs göğüse mücadele eden tek koalisyon ve NATO
ülkesi ordusu olduğunu vurgulayan MSB, “IŞİD’in kanlı eylemlerinden en
fazla zarar gören ülkelerden biri olan Türkiye, hem yurt içinde hem de
sınırlarının ötesinde bu terör örgütü ile artan tempo ve şiddetle mücadele
etti, Fırat’ın doğusunda da mücadeleye devam edecektir” dedi.


Bu, ABD’nin
istediği noktaya gelindiğinin altının çizilmesi değilse, nedir?


ABD’Lİ
GENERALLERİN AÇIKLADIĞI PLAN


Trump’ın,
“Türkiye’nin kararlı tavrı ve diplomatik baskısı” karşısında geri adım attığı
söyleniyor.


Ancak
biliyoruz ki, son aylardaki temaslarda Dışişleri Bakanlığı devre dışıydı.
Çavuşoğlu da, “ABD bizi oyalıyor” diyerek, adeta feveran etti. Tüm görüşmeler
Pentagon-MSB ile ABD Avrupa Merkez Komutanlığı (EUCOM)-MSB arasında yürütüldü.


Her neyse!..
Neticede, ABD, Türkiye’nin operasyonuna destek vermeyeceğini bildirerek, Tel
Abyad ve Resulayn’daki iki gözlem noktasında bulunan 50 askerini çekti.


Şimdi takvimi
biraz geri alalım.


20 Eylül’de
EUCOM’dan iki tuğgeneral basın toplantısı düzenledi. Bu generallerden biri
Şanlıurfa-Akçakale’de kurulan Harekat Merkezi’ndeki muhatabımız da olan
EUCOM’un Kararlılık Operasyonu yöneticilerinden Christian Wortman, diğeri Scott
Naumann’dı.


ABD-Türkiye
arasında kurulan “Güvenlik mekanizması” hakkında bilgi veren generaller, “Fırat’ın
doğusunu tamamen kapsamayan, Tel Abyad-Rasulayn arası ile Akçakale ve
Ceylanpınar’ın karşısında yer alan bölge üzerinde yoğunlaşıldığını” anlattı.


Bu
bölgelerdeki YPG’lilere ait tahkimatlar ve ağır silahlar konusunda Türkiye’nin
endişelerinin dikkate alınacağını belirten generaller, aynen bugün Trump’ın
söylediği gibi, “ABD’nin, IŞİD’le mücadele için Suriye Demokratik
Güçleri(SDG)’yi silah ve mühimmat gönderip, danışmanlık yapmayı sürdüreceğini”
açıkladı. 


2 BİNDEN FAZLA
IŞİD’Lİ VAR


Trump’ın
kararından sonra bölgedeki hapishanelerde olan IŞİD’liler ile kamplarda tutulan
aile ve çocuklarının sayısı, durumu gündeme geldi ya; O iki generalin
toplantısında bu konu da konuşuldu.  


SDG’nin 50’den
fazla ülkeden 2 binden fazla teröristi tutukladığı bilgisini veren Tuğgeneral
Naumann, “Bunlar ve ailelerinin ülkelerine geri gönderilmeleri, IŞİD’in kalıcı
yenilgisi için önemlidir” dedi. 


Demek ki,
ABD’nin planı 20 Eylül’de netleşmiş. Ankara’nın bunlardan haberdar olmaması
mümkün mü?


O
generallerden birisi Akçakale’deki muhatabımız olsa da duymadıklarını
varsayalım.


Ya Erdoğan’ın
New York seyahatinde, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın görüştüğü,
Trump’ın Suriye ve IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin 27
Eylül’deki şu açıklamaları?   


“Güvenli
bölgenin belirli derinliklerinden bahsedemem, çünkü şimdilik bölgeden bölgeye
kuzeydoğuda sadece üçte birini görüştük. Bunu üç bölüm halinde yapıyoruz ve
şimdi sadece üçte birini yaptık.”


Anlaşılan o
ki, Türkiye ile görüşülen ve şimdi ABD’nin boşalttığı o üçte birlik bölge “Tel
Abyad-Rasulayn” arasıymış!..


30 EKİM VE 13
KASIM’A DİKKAT


Türkiye,
ABD’nin bu planlamasına onay verdi mi vermedi mi, bilmiyoruz, ama henüz
Akçakale’deki müşterek harekat merkezi kapatılmadığına, Trump ve adamlarına hak
ettikleri cevaplar verilmediğine göre, bir mutabakatın olduğunu düşünebiliriz.


Süreç,
2007’deki Irak’ın kuzeyine yönelik operasyon hazırlıklarını hatırlatıyor.
Haftalık sapmalarla o vakit de Ekim-Kasım aylarında büyük hareketlilik
yaşanmış, benzer restleşmeler olmuştu.


5 Kasım’da
Beyaz Saray’daki Erdoğan-Bush görüşmesinden sonra ise anlaşma sağlanmış,
Türkiye Şubat’ta Irak’ın kuzeyine harekat düzenlese de peşinden “PKK açılımı” gelmişti!..


Şimdi önümüzde
2 önemli tarih var.


İlki, 30 Ekim.
Cenevre’de Suriye Anayasa Komitesi’nin toplantısı yapılacak. Bu toplantıya
SDG’nin kontrolündeki Suriye’nin kuzeydoğusundan temsilcilerin, yani
PKK/YPG’lilerin de katılmasını isteyen, ama Türkiye’yi ikna edemeyen ABD, olası
operasyona tepki için SDG’lileri masaya oturtabilir…


İkincisi, 13
Kasım’daki Erdoğan-Trump görüşmesi. Türkiye’yi böylesine pervasızca tehdit eden
birisinin ayağına niye gidilir ve daha ne görüşülebilir anlamak mümkün değil,
ama 13 Kasım’ın, emperyalistlerin İstanbul’u ilk işgâlinin 101’inci yıldönümü
olduğunu hatırlatalım!..


Acaba o tarihi
kim belirledi? Densiz Trump bilmese de Türkiye ile 100 yılın hesaplaşmasına
soyunan adamlarının, bu tarihi bilmemesi mümkün mü?


Müyesser
Yıldız


Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış