YILMAZ ÖZDİL : TOMAHAWK


Sene 1964.


Amerikan donanmasına ait USS Maddox
ve USS Turner Joy isimli destroyerler, Tonkin Körfezi’nde devriye geziyordu. 4
Ağustos akşamı saat tam 20.40’ta Kuzey Vietnam hücumbotlarının saldırısına
uğradılar. Torpiller kılpayı sıyırıp geçiyordu. Maddox’un komutanı bir yandan
toplarını ateşleme emri veriyor, bir yandan da bölgedeki uçak gemisi USS
Ticonderoga’ya yardım çağrısı yapıyordu. 16 jet derhal yetişti ama,
Vietnamlılar kaçmıştı.


*


Yok öyle kaçmak!


*


ABD başkanı Johnson kararname
hazırlattı, ABD’ye yönelik saldırganca hareketleri püskürtmek ve “dünya
barışı” için yetki istedi. Temsilciler Meclisi ve Senato ayakta alkışladı.
“Misilleme yetkisi” verildi. Başkan teşekkür konuşması yaptı, sonra
gitti Vietnam’ın havadan bombalanmasını emretti.


*


İki milyon Vietnamlı öldü.


*


40 sene sonra 2005’te… ABD Ulusal
Güvenlik Ajansı “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerin gizliliğini
kaldırdı. Tonkin Körfezi’nde yaşandığı iddia edilen ve savaş için mazeret
olarak kullanılan hadisenin, baştan sona istihbarat yalanı olduğu ortaya çıktı.
Destroyerlere saldırı maldırı olmamıştı. Hepsi tezgahtı.


*


Çünkü… Vietnam’daki “kardeş
kavgası” o güne kadar örtülü şekilde fıştıklanıyordu. Amerikan karşıtı
Vietnam’da suikastlar, sabotajlar tertipleniyor, isyanlar çıkarılıyor, buna
rağmen Amerikan yandaşı Vietnam vaziyete hakim olamıyordu. Yandaşlara silah,
teçhizat, para veriliyor, becerilemiyor, sonuç alınamıyordu. Öbürlerinin
topraklarını savunma ruhu, yandaşlarda yoktu.


*


Şırrak, Tonkin yalanı icat edildi.
ABD basını yangına körükle gitti, nasıl kalleşçe saldırıya uğradıklarını
ballandıra ballandıra yazdılar, milliyetçi duyguları kışkırttılar. Başkan
Johnson televizyona çıktı, ağlamaklı ses tonuyla, ulusa sesleniş konuşması
yaptı. Cesur lider ayaklarıyla kahraman oldu.


*


Bilahare…


Aynı filmi Irak’ta izledik.


Ülkeyi parça parça edip, petrolün
üstüne oturmak için, peşmergeleri ayaklandırdılar, aşiretleri kalkıştırdılar,
CIA kamplarında eğittiler, silah verdiler, olmadı, Saddam’ı devirmeyi bi türlü
başaramadılar.


*


Şırrak, kitle imha silahları var,
kimyasal biyolojik silahları var, tetiğe basmak üzere, komşu ülkelerdeki
milyonlarca masum insanı katledecek dediler. Dumanı tüten füze rampası
fotoğrafları yayınladılar. Boru gibi bi şeylerin videosunu televizyonlarda
gösterip, bunun ismi “cehennem topu” dediler, bu topla ateş ettiğinde
tee Paris’i vurabiliyor, nükleer mermi atabiliyor dediler.


*


Bir milyon Iraklı öldü.


*


Irak’a özgürlük geldi zannederek,
şıpıdık terlikleriyle Saddam’ın heykelini döven Iraklıların hepsi imha edildi.
Bu zavallı saftiriklerin hepsini gömdükten sonra, ABD’nin ortağı İngiltere’nin
başbakanı Tony Blair çıktı, kimyasal silah filan olmadığını, istihbaratın
komple uydurma olduğunu itiraf etti, hepsi yalandı, özür dilerim dedi.


*


Halbuki… O kimyasal silah yalanıyla
bir milyon Iraklı’nın canına okunurken, ne diyordu asrın liderimiz?


“Irak’ta savaşan Amerikalı
kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine dönmeleri arzusuyla
dua ediyoruz” diyordu.


*


Ve, geldik Suriye’ye…


*


Ülkeyi bölmek için, Kürdistan
petrolüne koridor açmak için, Afganistan’dan Sudan’a, dünyada ne kadar
köktendinci terörist varsa, alayını organize edip, Suriye’ye saldılar, olmadı,
beceremediler.


*


Şırrak, kimyasal silah kullanıldı
diyerek, füze fırlatmaya başladılar.


*


Başta bizim yalakalar olmak üzere,
tüm Batı basını fotokopiyle çoğaltılmış gibi aynı manşetleri attı,
“günahsız çocuklara karşı kimyasal silah kullanan acımasız Esad’a tomahawk
yağdı.”


*


Kendi payıma, düne kadar bazı
belirsizlikler vardı ama, bugün itibariyle şüphem kalmadı.


Demek ki, Esad hakikaten kimyasal
filan kullanmadı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet