Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

KORAY DÜZGÖREN : İdlib’de yolun sonu…


İdlib’de Ankara’nın kolladığı cihatçıların şimdi aradıkları
desteği bulamayınca iktidarı hedef almaları beklenen bir sonuçtu. Koalisyon bu
cihatçı göçünü daha fazla engelleyemez.


Geçtiğimiz hafta
İdlib’de Cumhurbaşkanı’nın ifadesi ile durumlar, hiç de Türkiye’nin, daha
doğrusu Saray’ın ‘arzu ettiği’ gibi gelişmedi.


Arzu edilip de
gerçekleşemeyen neydi peki? Sıradan vatandaş bunu biliyor muydu?


Türkiye insanı,
Suriye’de bizi yok etmek isteyen teröristlerle savaşıldığını, TC’nin bekası
için ülkenin bütün olanaklarının seferber edildiğini ve Suriye’de zaferler
kazanıldığını zannediyor.


Gerçi
Cumhurbaşkanı 30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajında,
Ağustos ayının zaferler ayı olduğunu hatırlatarak halkına aynı ay içinde yeni
bir zafer vaadetti ama olsun…


Cumhurbaşkanı ve
aynı zamanda da Başkomutan olarak Ağustos ayı çıkmadan vereceği taaruz emriyle
TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) Kuzey Suriye sınırından içeri girip teröristleri
temizleyecek ve orada bir güvenli bölge kuracaktı.


Sonrasında
ülkemize sığınmış olan Suriyeli mültecilerden seçilecek olanlar o bölgelere
yerleştirecekti.


İdlib’te ise
Rusya, İran ve Şam yönetimine rağmen cihatçı çetelerin o bölgede kalması için
her yola başvurulacak ve bölünecek Suriye’nin Kuzeybatı bölgesinde bir cihatçı
yapının kurulması için her türlü kirli oyuna başvurulacak, Rusya ve Putin’e
gereken tavizler ve rüşvetler verilerek Moskova’nın buna engel olması önlenecekti.


Bu nedenle
Erdoğan, özellikle Kuzey Suriye’ye yönelik operasyonu Ağustos zaferleri arasına
altın harflerle yazılacak hayırlı bir vaka olarak kabul ettiğini
vurgulamıştı.


Aslında
Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki böyle bir zaferin içeride ekonomik ve siyasi
krizle iyice bunalan iktidara da iyi geleceği düşünülüyordu.


Hatta muhtemelen
bu zafer ya da zaferler iktidarının ömrünü uzatacak eylemler olarak
değerlendiriliyordu..  


Ama olmadı… ABD
buna izin vermedi.


Fırat’ın doğusu
için ABD bir plan yaptı ve bunu Ankara’ya da kabul ettirdi ama yürüdüğü
söylenen planı iktidarın bakanları bile anlayabilmiş değil!


ERDOĞAN GÜVENLİ BÖLGE İÇİN ÜÇ HAFTA SÜRE TANIDI


TSK belki ABD’nin
öngördüğü derinlikte bir bölgeye girebilecek, ama ancak ABD ile birlikte…


Girecek ama,
orada terörist(!) falan bulamayacak. Çünkü onlar, Kürtler ve SDG (Suriye
Demokratik Güçleri) çekilmeleri gereken yerlerden, çekilmeleri gerektiği kadar
çekildiler zaten.


Bu gelişmeler
nedeniyle olsa gerek Erdoğan dün yine olanca hitabetiyle ABD’ye yüklendi.


Washington
yönetimine birkaç hafta süre tanıyarak Türkiye’nin güvenli bölgeyi tek başına
oluşturması gerektiğini, bu gerçekleşmezse kendi planını uygulayacağını
duyurdu.


“Bir kere daha”,
demek gerekiyor. Çünkü daha önce de değişik zamanlarda benzer tehditler
yöneltmişti…


Netice olarak o
bölgede bir zafer ihtimali şimdilik söz konusu değil.


Buna karşılık
Suriye’nin batısında ise bir yenilginin bütün belirtileri görkemli bir şekilde
ortaya çıkmış durumda.


Böyle olmasaydı
Cumhurbaşkanı hiç, “Orada işler istediğimiz gibi gitmiyor” der miydi?


Böyle olmasaydı,
Rusya’nın açık desteği ile Ankara’nın kontrolündeki cihatçı güçleri püskürtüp,
aynı bölgede yer alan TSK’nin gözlem istasyonunu kuşatan Şam güçlerini
durdurabilmek amacıyla apar topar Moskova’ya, Putin’den yardım istemeye gider
miydi?


Hatta TSK
askerlerine yönelik ablukanın kaldırılması ve gözlem noktalarının İdlib’den
çıkartılmaması için ricacı olur muydu?   


Ankara açısından
durum tam bir hezimet görünümünde?


Moskova
buluşmasının Türkiye açısından beklenen sonuçları getirmeyeceğini Erdoğan
henüz Moskova’ya hareket etmeden önce bir açıklama yapan Dışişleri Bakanı
Lavrov ilan etmişti.


İdlib’deki son
gelişmelerde Şam yönetiminin hiçbir kusuru olmadığını, onların bütün
anlaşmalara uygun davrandığını belirtmişti. Hatalı olan Türkiye
idi…  


(Yani stratejik
Han Şeyhun kasabasının Şam yönetimi tarafından ele geçirilmesi, bu bölgede
bulunan Türkiye’nin 9 numaralı gözlem noktasının Suriye askerleri tarafından
kuşatılması, takviye amacıyla bölgeye gönderilen bir TSK konvoyunun Rus uçağı
tarafından vurulması ve konvoya rehberlik yapan Türkiye destekli cihatçı
çetelere mensup bazı liderlerin öldürülmesi ve Rusya destekli Şam
operasyonlarının devam etmesi…)       


İDLİB’İN CİHATÇILARI TÜRKİYE’NİN KAPISINDA


Gerçekten de
Erdoğan-Putin buluşmasına İdlib meselesi değil de iki liderin Moskova’daki
silah fuarında Rusların F-35’lerine rakip olarak tanıtılan yeni savaş
uçağı SU-57’nin önündeki diyalogları damgasını vurdu.


Büyük bir
ihtimalle Putin, İdlib’te TSK askerlerinin güvenli çıkışı için bir koridor
sağlamak dışında bir söz vermediği halde Türkiye’ye başta S-57’ler olmak üzere
yeni silahların satılması için Erdoğan’ı ikna etmiş olmalı.


Nitekim Erdoğan
henüz Türkiye’ye dönerken Şam yönetimi İdlib’te tek taraflı ateşkes ilan
ederek (Kuşkusuz Moskova’nın onayı ile) sivillerin ve tabii içlerine
karışmış cihatçıların Türkiye sınır kapısına dayanmalarının yolunu açmıştı.


Gerçi Türkiye,
şimdilik bu ne olduğu malum göç dalgasına kapılarını kapadı ama sınırı
geçemeyen kalabalıkların Türkiye ve Erdoğan aleyhine gösteri yapmalarını da
engelleyemedi.


İdlib’teki
gelişmeler aslında son derece vahim ve Türkiye’nin tehlikeli bir oyun
oynadığını yazıp söyleyenleri haklı çıkartacak bir durum hızla gelişiyor.
Ankara’nın kolladığı ve beslediği cihatçıların şimdi aradıkları desteği
bulamayınca Erdoğan iktidarını hedef almaları beklenen bir sonuçtu.


AKP-MHP-Devlet
Koalisyonu bu cihatçı ağırlıklı göç dalgasını daha fazla engelleyemez.


Böylece
Türkiye, iktidarın saplantılı ve başından beri yanlış Suriye politikasının
yol açacağı sorunları yaşayacak gibi görünüyor.


Son aşamada Şam
yönetiminin Rus güçlerinin desteğindeki operasyonlarına devam ettiği
bildiriliyor.


TSK’nın diğer
bazı gözlem istasyonlarının da bu operasyonlarda Putin’in verdiği garantiye
rağmen hedef olduğuna ilişkin haberler de geliyor.  


Aslında Rusya,
“Artık İdlib’ten ufak ufak çekilseniz iyi olur” demek istiyor.


Türkiye yine
çekilmemek için bin dereden su getiriyor.


Ama bir şey
yapamıyor.


Putin’e sesini
çıkaramıyor.


ABD’ye
efeleniyor, süre veriyor, tehdit ediyor ama iş Rusya’ya gelince tam biat
durumunda.


İster istemez insan
merak ediyor.


Bu nasıl bir
ilişki diye…




Yazarın
diğer yazıları için tıklayınız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış