Türkiye’nin desteği olmadan Suriye’de sorun
çözülemez

Emekli İstihbarat Albay Başbuğ, Suriye sorununa çözümde
Türkiye’nin kilit rolüyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Güvenlik
ve Terör Uzmanı, Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, ABD, İngiltere ve
Fransa’nın Suriye operasyonunun perde arkası ve Türkiye’nin Suriye sorunundaki
kilit konumu hakkında açıklamalarda bulundu. Başbuğ’un açıklamalarının yer
aldığı Sabah’taki İsa Tatlıcan imzasılı röportaj şöyle: 

 

Dünya Cumartesi sabahı ABD,
İngiltere ve Fransa hava kuvvetlerinin Suriye’ye yaptığı hava operasyonunu
konuşuyor. Bu operasyon birçok yeni soruyu da dünya kamuoyunun gündemine
getirdi. 5 yıldır rejim güçleri sivil halka yönelik katliamlar
gerçekleştirirken neden bugün müdahale edildi? Bölgede etkili olan güçlerin
sosyal medya üzerinden yürüttüğü bu harekat bir savaş oyunu mu? Dünya bir 3.
Dünya Savaşı’nın eşiğinde mi? Dünya piyasalarında da büyük bir şok etkisi
yaratan bu operasyonun perde arkasını Güvenlik ve Terör Uzmanı, Emekli
İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ’a sorduk.



TEHLİKELİ BİR OYUN OYNANIYOR

 

-Cumartesi sabahı ABD, İngiltere ve Fransa uçakları Suriye’yi
bombaladı. Bunun bir savaş oyunu olduğunu söyleyenler de var 3. Dünya
Savaşı’nın ayak sesleri olduğunu da. Siz ne diyorsunuz?

 

Suriye’de halen yaşamakta
olduğumuz gelişmelerin tamamı bir senaryo ve bir oyun, hem de oldukça tehlikeli
bir oyun. Bu tehlikeli oyunun dünya savaşına dönüşme ihtimali var mı derseniz,
gerçekleşme olasılığı düşükte olsa ihtimaller dahilinde böyle bir seçeneğin
olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca önceki değerlendirmelerde defalarca söylediğim
bir husus var ki burada hatırlatmakta fayda var; “bütün coğrafyayı hatta
biraz daha ileri gidilirse tüm insanlığı ateşe atacak böylesi bir oyunda
başlama vuruşunu yapacak olan devlet kesinlikle bu maçı kaybeden taraf
olacaktır. Bu nedenle aklı başında olan devlet bu topa girmek istemez, yoklama
yumrukları ile rakibini sınayıp istediğini elde etmeye çalışır. “demiştim.
İşte bu tezin sahibi olarak gözünü karartıp, başlama vuruşunu yapan ABD’nin bu
işin sonunda kaybeden taraf olacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

 

KAZANAN TARAF HEP İSRAİL OLUYOR

 

-Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumartesi günü İstanbul’da yaptığı
konuşmada dünya devletlerine silahlanma politikasını gözden geçirme çağrısı yaptı.
Bu çağrı sizce ne anlama geliyor?

 

ABD ve perde arkasındaki güdücüsü
İsrail bugüne kadar kurulan kumar masalarında hep kahveci rolüne
soyunmuşlardır. Yani kumarda hep kazanan taraf olmuşturlar. Bakın yakın tarih
bunun örnekleri ile doludur. Irak ve İran’ı yıllarca savaştırdılar ve
böylelikle Müslümanı Müslümana kırdırarak hem dünyadaki Müslüman sayısını
azalttılar hem de bu ülkelere yaptıkları silah satışıyla inanılmaz paralar
kazandılar. Keza Saddam Hüseyin ve Kuveyt denklemi de aynı.

 

EKONOMİK TERÖR DE UNUTULMAMALI

 

-Kazanan hep küresel silah sanayi mi oluyor?

 

Evet, Suriye sürecinde de aynı
oyun planlanıyor. Suriye’de küresel akıl hem silah hem de bu silahların
mühimmatlarının satışıyla inanılmaz paralar kazanıyor ve bu gidişle kazanmaya
da devam edecek. Üstelik bu kazanç sadece silah sanayiyle sınırlı da değil.
Aynı zamanda faiz ve döviz
cephesinde de durum aynı. Kurlardaki ani oynamalardan küresel paranın baronları
çok büyük kazançlar sağlıyorlar. Bu yapılana “ekonomik terör”de
denilebilir. ABD’nin bugün en büyük ihraç kalemi nedir derseniz hiç düşünmeden
“terör” derim. Dünyanın en büyük ve en organize terör örgütü
görüntüsündeki ABD, terörü tüm dünya coğrafyasına ithal ederek bu yolla büyük
kazançlar sağlıyor.

 

MİLLİ SAVUNMA SANAYİ BU YÜZDEN ÖNEMLİ

 

-Milli savunma sanayine yaptığımız yatırıma nasıl bakıyorsunuz?

 

Çok kritik! Suriye onların bu
yolda ki son cepheleri. Çünkü yerli ve milli silah, savunma sanayimiz inanılmaz
bir atılım içinde ve bu üretim şu an çok büyük bir testten geçiyor ve bu kriz
atlatıldıktan sonra dünya silah pazarı ve onun getirdiği ekonomide bütün taşlar
yerinden oynayacak. Bu piyasada koşulları ve şartları Türkiye’nin belirleyeceği
bir ortam oluşuyor. Karşının paniğinin önemli sebeplerinden birisi de bu.

 

1400 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜĞÜDE NEDEN SUSTULAR?

 

-Rejim, 5 yıldır Suriye’de sivil halka yönelik bir katliam
gerçekleştiriyor. Ancak operasyon Doğu Guta’da yapılan saldırıdan sonra geldi.
Neden bu kadar beklendi?

 

Hiç samimi bulmuyorum. ABD bugüne
kadar sebep olduğu hangi olayla ilgili söylediklerinde samimi oldu ki bu
söylediklerinde samimi olsun. Kısacık tarihine bugün yaşadıklarımıza benzer
onlarca kirli ve kanlı olayı sığdıran ABD bugün dünyanın en güvenilmez ülkesi.
Dolaysıyla ABD’nin Doğu Guta ile ilgili gerekçelerine ne biz ne dünya ne de
Amerika’nın kendi halkı asla inanmıyor. Son operasyon desteklense de kimse samimiyetine
inanmıyor.

 

2013 ağustosunda aynı Esed aynı
yöntemle yani kimyasal saldırıyla kendi halkından 1.400 masum çocuk çoluğu
katletti. Bu insan hamisi kesilen ülkeler başta ABD o zaman neden gık demedi.

 

ABD’NİN BÜTÜN PLANLARI İYİ GİDİYORDU

 

-Ben sorayım neden o zaman müdahale edilmedi?

 

Çünkü o tarihte her şey ABD’nin
planladığı gibi gidiyordu. Türkiye’de sinsi darbe planları el altından
başarıyla yürüyordu ve güneyimizde kurulacak terör devletinin temelleri
atılıyordu. Dolayısıyla bu masum insanların katlinde bir sakınca yoktu, tam
tersine bu gelişme küresel baronların menfaatine bir gelişmeydi. Bugün neden
100 kişi için bu tepki veriliyor. Çünkü ABD’nin bölgedeki tüm oyunu bozuldu,
plan elinde patladı. ABD’nin muhakkak tekrar Suriye’ye saldırması için bir bahane
gerekliydi. Sonunda bahane bulundu. Bu saldırıyı katil Esad’a İngilizlerin
başını çektiği küresel akıl yaptırmıştır. İstihbarat temel kuraldır. Bir olay
gerçekleştiğinde kimin yaptığını anlamak için gerçekleşen olayın kimin işine
yaradığına bakılır. Bu nedenle yıllarını bu işe vermiş eski bir istihbaratçı
olarak bu saldırıyı düzenleyenin küresel akıl olduğunu rahatlıkla
söyleyebilirim. Yani karısı İngiliz vatandaşı olan Esad bu saldırıyı derin
İngiliz devletinin talimatıyla yapmıştır.

 

SON
NOKTAYI TÜRKİYE KOYACAK!

 

-Rusya ve ABD arasındaki bu bilek güreşinde Türkiye nerede
durmalı?

 

Tüm uzmanların öngördüğü benimde
katıldığım görüş odur ki bölgede yeni bir oyun masası kuruluyor ve kurulan
masada kartlar yeniden karılıyor. Kartlar yeniden dağıtılacak ve oyun yeniden
başlayacak.

 

Şu an hala masa üstündeki destenin
içinde olan ve oyuncuların onu çekmek için birbiriyle yarıştığı sürecin
içindeyiz. Jokeri yanına çeken oyunu kazanacaktır. Bölgede yaşanacakların belirleyicisi
Türkiye olacaktır.

 

Şu an oyunda bulunan baş aktörler
içinde en mantıklı olan, devlet aklı ve tecrübesiyle hareket eden tek ülke
Türkiye. Türkiye verdiği mücadeleyi insanlık adına ve çok samimi duygu ve
düşüncelerle veriyor, en ufak art niyeti, geri planda en ufak sinsi bir niyeti
yok. İşte bu samimi duruşu, tarihten gelen asaleti ve güvenirliliği Türkiye’ye
bu krizde arabulucu rolünü üstelenme misyonunu yüklüyor. Türkiye’nin bu konuda
seçme şansı yoktur. Bu durumu gören ABD geçtiğimiz günlerde Fransa’ya Suriye
konusunda Türkiye ile işbirliği yapmak lazım çağrısını yapmıştır. Bu gerçeği
gören Rus yetkililer Türkiye bu krizde arabulucu olmalı cümlesini kurmuşlardır.
Dolayısıyla bölgede son noktayı koyacak ülke Türkiye olacaktır.

 

TERÖRLE MÜCADELEDE KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDERİZ

 

-Suriye’deki son gelişmeler Türkiye’nin terörle mücadelesine zarar
verir mi?

 

Türkiye kendine ve insanlığa
tehdit gördüğü teröre karşı pozisyonunu alırken tarafsız ve doğru bildiği bir
taktikle yola çıktı ve zaman zaman bu yolda alacağı mesafeyi engellemek adına
“Afrin’de Ruslar var, operasyona ne derler”, “Mümbiç’te ABD var,
operasyona müsaade ederler mi” gibi ihanet dolu tepkilerle karşılaştı ve
her seferinde devletin zirvesi tek bir cümle ile cevap verdi. “Terörle
mücadelede teröristin yanında kimin olduğuna bakmayız, vurur geçeriz.” Bu
cevabı alması gerekenler aldılar ve sonuçta bugünkü başarı ortaya çıktı. Şu an
Akdeniz’de Suriye’de sular ısınmıyor adeta kaynıyor. Arabulucu olarak tansiyonu
düşürdükten, kısacası sular durulduktan sonra bizde terörle mücadelede
kaldığımız yerden temizliğe devam edeceğiz. Bu esnada güvenliğimizi tehdit
etmeye kalkan, sinsice arkamızdan iş çeviren olduğu takdirde de gereken cevabı
anında alacaktır. Bunu çok iyi gören kutup taraflar Türkiye ile ilgili
konularda çok temkinli hareket etmekte, kullandıkları cümleleri titizlikle
seçmekte ve hatta mümkün olduğu kadar Türkiye’yi dillendirmemeye özen
göstermektedirler. Bunda da Türkiye’nin tepkisinden ve bölgedeki ağırlığından
duyulan çekince temel faktördür.

 

TÜRKİYE’NİN DESTEĞİNİ ALMAYAN SURİYE MESELESİNİ ÇÖZEMEZ

 

-Suriye meselesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz. Sorun iyice
kilitlendi mi?

 






























































































































Suriye’de ciddi bir kriz var ve
ABD yaptığı ilk saldırıdan sonra saldırıya bilinçli olarak ara verdi. Bunda
amaç bölge ve dünya devletlerinin gelişmelere olan tepkilerini ölçmekti. Yakın
dönemde Dünya ABD’nin sebep olduğu iki büyük kriz yaşadı ve bu ağır krizlerden
dünyayı kurtaran ülke binlerce yıllık devlet tecrübesiyle Türkiye oldu. Bu
krizlerin biri Kudüs krizi diğeri körfez ülkeleri kriziydi. İkisi de başarıyla
geçiştirilerek oyun bozuldu ve BM tarihinde ilk defa Türkiye’nin önderliğinde
insanlık hayrına birleşti. Şimdi bu emperyal devletin yarattığı yeni bir kriz
var. Suriye! Bu krizide yönetecek ve sonlandıracak ülke şüphesiz Türkiye’dir.
Türkiye’nin desteğini almayan hiçbir devlet Suriye meselesini çözemez.