Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Alper TAN : Suriye’deki ABD Askerlerini Kim Öldürüyor ?


1990’lı yılarda
PKK terörünün azması sebebiyle “olağanüstü hal” (OHAL) ilan edilmişti. Terörün
en fazla etkilediği Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde görev yapan asker, polis ve
diğer devlet personeline, maaşlarına ek olarak OHAL Tazminatı adı altında
hatırı sayılır ilave ödemeler yapılmaya başlanmıştı.


OHAL kararını
tabi olarak TBMM veriyordu ve süresi sınırlıydı. Her altı ayda bir TBMM, OHAL’e
ihtiyaç olup olmadığını tartışıyor, neticede bir altı ay daha uzatıyordu. Çünkü
OHAL’in süresinin dolmasına günler kala büyük çaplı PKK saldırıları oluyor,
konu aylık yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında ele alınıp askerin
talebiyle hükümete tavsiye/dikte ediliyor ve süre bir daha uzatılıyordu. Yani
asker böyle istiyordu. Genelde zayıf bünyeli olan siyasi iktidarlar da “ikna”
oluyor/ediliyorlardı.


Bu altı
aylığına başlayan OHAL’ler yıllarca devam etti. OHAL uygulandıkça askerin
siyaset üzerinde etkisi yoğunlaştı. 2000’li yıllardan itibaren bu durum daha
çok tartışılır hale geldi. Asker içinde bazı kripto grupların terör örgütü PKK
içindeki etkisi ve irtibatları tespit/iddia edildi. Yıllar sonra genel bir
toplumsal kanaat oluştu ki, ülkenin güvenliğini sağlamakla görevli bazı kişiler
ülkenin güvenliğini tehdit eden terör örgütüyle ilişki halindeler ve birlikte
iş ve kirli siyaset yapıyorlar.


ABD’nin 2001
yılında Afganistan’ı işgaline bir bakalım.. Afganistan’ın kuş uçar kervan
geçmez dağlarında yaşayan, bir kısmı belki okuma-yazma dahi bilmeyen, neredeyse
hiç bilgisayara dokunmamış El Kaide militanları, Dünyanın süper güvenlikli en
güçlü devletinin yolcu uçaklarını “kaçırdılar”  ve 11 Eylül 2001’de Dünya
Ticaret Merkezi’nin kulelerine çarparak yok ettiler! Çok garip değil mi bu?


Peki neydi bu
olanların anlamı?


Bu olay (11
Eylül saldırıları) üzerine ABD, bu “küresel terör”e karşı savaş ilan etti.
Birkaç gün sonra Afganistan’a savaş kararı yürürlüğe konuldu. Afganistan’a
“özgürlük ve demokrasi” getireceklerdi..! ABD, işgali “meşrulaştırmak” için BM
Güvenlik konseyinden 14 Kasım 2001 tarihinde 1378 sayılı kararı çıkarttı.
Başkan George W. Bush ABD liderliğinde NATO kuvvetlerinin işgalinin amacını
açıklarken “haçlı savaşını başlatıyoruz” deyivermişti.. Acaba bu söz bir dil
sürçmesi veya fanatik bir siyasetçinin şahsi görüşü müydü?


Sovyetler
Birliği’nin (SSCB) dağılmasının hemen ardından İskoçya’nın Turnberry kentinde
7-8 Haziran 1990 tarihleri arasındaki NATO Zirvesi’nde ev sahibi İngiltere
Başbakanı Margaret Thatcher “Sovyetler Birliği yıkılmıştır, karşımızda
düşman kalmamıştır. Ama düşmansız bir ideoloji yaşayamaz. Yeni bir düşman
bulmamız lazım. Düşman aramaya ise gerek yok; yeni düşmanımız İslâm’dır”
sözleriyle yeni düşmanı tanımlamıştı.


Afganistan
işgali sırasında ABD’nin yanındaki en güçlü destekçisi o Thatcher’in
İngiltere’sinin hükümetiydi. Öyle ki Başbakan Tony Blair’e İngiliz medyası
“ABD’nin finosu” lakabını uygun görmüştü.


Şaibeli 11
Eylül saldırılarının aslında El Kaide saldırısı olmadığı, CIA’nın El Kaide
içindeki uzantılarını kullanarak düzenlediği bir “Derin Devlet” komplosu
olduğuna dair dünyada çok güçlü bir kanaat hakim. ABD bu güne kadar bunun
gerçekten El Kaide işi olduğuna dair dünyayı ikna edemedi. Afganistan’a
getirdiği “özgürlük ve demokrasi” ise 2019 yılı itibari ile yani işgalin
üzerinden geçen 18 yıla rağmen gözler önünde..!


Irak işgalini
de uzun uzadıya düşünebilirsiniz.


Sözü daha
fazla uzatmaya gerek yok.


Konu Suriye..


ABD,
Suriye’deki iç karışıklıkları vesile ederek bu ülkeye de girdi. “IŞİD terörünü”
ortadan kaldırmak için PKK/YPG terör örgütüyle ittifak kurdu. Önceki yıllarda
zaten var olan ama aleni görünmeyen işbirliğini bu defa Kongre kararlarıyla ve
hiç gizleme gereği duymadan devam ettirdiler.


Obama
döneminde başlayan bu durum Trump döneminde iyice pekişti. Ancak Trump,
Afganistan, Irak ve Suriye siyasetlerinin ABD açısından sürdürülemez olduğunu
anladı. Bunun siyasi, askeri ve mali külfetlerini daha fazla götürmenin çok zor
olduğunu görüyor.


CIA’nın
bölgeye dair başkana sunulan gizli raporları da durumun vehametini ortaya
koyuyor.


İşte bütün bu
tabloyu çok daha geniş ve derin sebepleriyle anlayan Trump, 2019’a günler kala
“Suriye’deki ABD askerlerini çekiyorum” dedi. Bu durum ABD temel kurumları
arasında ciddi tartışmalara yol açtı. Savunma Bakanı istifa etti. Suriye’de
görevli bazı ABD temsilcileri başkanın kararına ayak diremeye başladılar.
Pentagon Suriye’den çekilmeye açıkça razı gelmiyordu.


Peki ABD’nin
Suriye’de kalmaya devam etmesini başka kimler arzu ediyor? ABD Suriye’den
ayrılırsa bölgede kimler zora girer?


Bunun cevabı
çok kolay ve net: PKK/YPG, İsrail ve Pentagon..


Yıllardır
Suriye’de görev yapan binlerce ABD askeri olduğu ve bunların çoğu üniformalı
olarak dolaştığı halde neden bugüne kadar bunlara saldırılar olmuyor, ABD
askerleri ölmüyordu da Trump, “Suriye’den çekiliyoruz” deyince ardı ardına ABD
askerleri ölmeye başladı? Bu çok manidar değil mi?


Oradayken
saldırmayıp da Suriye’den çekilmeye başladığında ABD askerlerine saldırmak “ABD
Suriye’den çekilmesin burada kalsın” demektir. Bunu yapanlar alenen ortadadır.
Trump’ı asker çekmekten vazgeçirmek için kirli bir operasyon yürütülmektedir.


Tıpkı 90’lı
yıllarda Türkiye’de OHAL yönetiminin yıllarca devam ettirilmesi gibi. Tıpkı 11
Eylül mizanseni/komplosu gibi..


Bu durum
gösteriyor ki ABD çekilince PKK/YPG ve İsrail ile birlikte Pentagon çok daha
zor duruma düşecekler..


Ama görünen o
ki korkunun da komplonun da faydası olmayacak..


21.01.2019


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış