YAŞAR ALİ MEŞE : MAVİ ALAYIN DRAMI




Savaş
ancak onu bilmeyenler için çekicidir. Sadece nadir bulunan psikopatlar savaşın
iğrenç yönlerinden hoşlanır savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir sözü boşa
söylenmiş bir laf değildir. Bazı savaşlara mecburen katılmak zorunda kalırsınız
adeta o kanlı arenaya itilirsiniz helede yanlış ata oynar kaybedersiniz vay
halinize. Üstünüze sünger çekilir yaşanan derin acılarız unutulur unutturulmak
istenir.


Sovyet
lider Stalin 2. Dünya Savaşı sona ermek üzereyken Kırım Tatarlarının Almanlarla
işbirliği yaptığını iddia edip Kırım Tatarlarının sürgün emrini verdi.


18 Mayıs
1944 gecesi sadece iki saat içinde evlerinden eşyalarını dahi alamadan apar
topar meydanlarda toplanan insanlar sürgün ve göçe zorlandı.


Hayvanların
taşındığı tren vagonlarına doldurulan çocuk kadın ve erkeklerden oluşan 423 bin
kişi haftalarca süren aç susuz hastalıkla süren yolculuk yaptı.


Yolculuğun
sonunda 423 bin kişiden 195 bin 371 kişi hayatını kaybetti geri kalanlar ise
Rusya topraklarına dağıtıldı.


2. Dünya
Savaşı’nda; Almanlar Doğu Avrupa’dan çekilen Rusların peşinden ilerlerken
savaşa girmeyen Türkiye’de İsmet İnönü ve tek parti dönemi yıllarıdır.


Dönemin
meşhur Cumhuriyet gazetesi ve başyazarı Nadir Nadi’nin Nazizme övgüler
yağdırarak Almanların yanında savaşa girilmesini savunduğu yıllarıdır.


Dönemin
Hükümeti Kırım’da yaşayan Tatarların Alman ordusuna destek vermesini ve Nazi
ordusuna kılavuzluk etmesi için bir askeri birlik kurulmasına yardımcı olur. Bu
birliğe Mavi Alay adı verilir.


Kırım
Tatarlarının acı kaderi bu noktadan sonra başlar. 1942 yılı sonlarına doğru
Almanlar bütün cephelerden yenilgiyi kabul ederek çekilmeye başlar.


Bu geri
çekilmede 10 binlerce Müslüman meşakkatli yolculuktan sonra Avrupa’ya gelir ve
nefes aldıkları ilk yer İtalya’nın Pazulla bölgesidir.


Burada
fazla barınamadan Avusturya’ya göç etmek zorunda kalırlar. Avusturya’nın
Karnten bölgesinde Ober Drauburg çevresinde Drau nehri kıyısında oluşturdukları
çadırlarda yaşamaya başlarlar.


Talihsizlik
peşlerinden kovalar ve Avusturya işgalinde görevli 8. İngiliz ordusuna esir
düşerler.


İngilizler
28 Mayıs 1945 yılında esir Tatarları Sovyetler Birliği’ne teslim etmek zorunda
olduklarını fakat Moskova’dan öldürülmeyeceklerine ait güvence aldıklarını
açıkladılar.


Rus
konvoyları esirleri almak için kamplara gelmeye başladığında Kırım Tatarlarının
ya Ruslara teslim olmak ya da intihar seçeneği kalmıştı.


1945
yılının baharında tarih çok acı bir gerçeğe şahitlik ediyordu.


Drau
Nehri’nin azgın sularına kadınlar kocalarıyla çocuklarıyla el ele dua ve çığlık
sesleri karışımıyla atlayarak intihar etti.


Bir
haftada 3 bin insan intihar etti. 4 bin kişi ise tren vagonlarına bindirilerek
Türkiye üzerinden Rusya’ya yola çıkarıldı.


Trendeki
Kırım Tatarları Türkiye topraklarına girdiklerinde çok büyük bir umut içerisine
girmişti.


Edirne’den
itibaren tek umutları vagonların havalandırma pencerelerinin açılması ve bu
sırada vagonlardan atlamaları sonucunda Türk yetkililerinin kendilerine yardım
edeceğiydi.


Edirne’den
Kars’a doğru tren yol almaya başladığında maalesef ne kapılar ne de pencereler
açıldı.


Ankara
bir yandan Rus baskısı diğer yandan son anda müttefikler yanında yer alabilme
saf tutma siyasetini Londra üzerinden kabul ettirme telaşındadır. Esir
Tatarların durumu ise ikinci plandadır.


Tren
Kars’a doğru yaklaşırken vagonlarda bulunan muhafız askerlere “Ne olur bizi vurun
Ruslara teslim etmeyin” çığlıkları yükseldi. Ankara’dan subaylara verilen kesin
emir bellidir.


Tren
Kars’ın Serder Abad Kızıl Çakçak baraj gölüne yaklaştığında kırılan vagon
kapılarından 2 bin Kırımlı bu kez göle atlayarak intihar etti.


Rus
sınırına gelindiğinde 2 bin kişi Rus askerlerine teslim edilir ve Türk
muhafızların gözü önünde teslim alındıkları yerde hemen infaz edildi.


Mavi
Alay’ın infazı rapor edilir ve tutanaklara geçer.


O gün
bugündür Türkiye’de Mavi Alay hadisesi tutanakla belgeyle açıklanmamıştır.


Avusturya
şahitlik ettiği katliamın anısına Oberdrauburg bölgesi İrschen köyünde bir anıt
inşa ettirmiştir.


1960
yılında Avrupa İslam Cemiyeti tarafından dikilen anıtta Almanca olarak; “Burada
1945 yılının 28 Mayıs’ında 7 bin Kuzey Kafkasyalı kadınları ve çocuklarıyla
Sovyet otoritelerine teslim edildiler ve İslamiyet’e olan sadakatleri ile
Kafkasya’nın idealine kurban gittiler. Bu dikilen taş binlerce isimsiz
Kafkasyalı kurbanın dünyadaki 7 bin kişilik tek mezar taşıdır.