FAİLİ MEÇHULLER & SİYASİ CİNAYETLER & SUİKASTLER

ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ

KAYNAK : https://www.haber-sanliurfa.com/yazarlar/omur-celikdonmez/kasif-kozinoglunun-olumunden-fetonun-altin-cocugu-zeki-guvenin-olumune-ergenekon-ve-balyoz-kumpasi/29585/

Kaşif
Kozinoğlu’nun ölümünden Fetö’nün altın çocuğu Zeki Güven’in ölümüne Ergenekon
ve Balyoz kumpası !

Kaşif Kozinoğlu; yakın tarihimizin yiğit ve şehit mazlumlarından.
Kamuoyu onun ismini Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan en büyük kumpas olarak
tarihe geçen Ergenekon kumpas davasında duydu. Gazete haberlerine göre
“Ergenekon Sanığı Kaşif Kozinoğlu duruşmasına 10 gün kala yaptığı yoğun spor
nedeniyle 13 Kasım 2011 tarihinde kalp krizinden öldü.” Bu pek inanılası
değildi çünkü otopside herhangi bir zehirlenme belirtisine rastlanmamıştı.
Yıllarca Silahlı Kuvvetler ve MİT’te görev yapan ve Oda TV soruşturmasında
tutuklanan Kozinoğlu, Suriye, Bosna Hersek, Azerbaycan ve Afganistan’da
çalıştı. MİT’in, Afganistan ve Çin’i de içine alan Asya Bölgesi Sorumlusuydu.
Tutuklanmadan önce Afganistan’daydı. Dönemin Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e
(firari) verdiği ifadede kendisini şöyle anlatmıştı: “1976 yılında Harp
Okulu’ndan mezun oldum. İlk kıtam Eğirdir Dağ Komando Okulu’na geldim. 1980
yılında Özel Harp Dairesi’nde göreve başladım. Öncede burada aday olarak
başladım, kurslar bittikten sonra 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler
Komutanlığı’nın Tim Komutanlığı’nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube
Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’nda görev yaptım. 1995 yılında
Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’ndan isteğimle emekli olup, MİT’e girdim.
Burada sürekli yurt dışı görevlerinde bulundum.


Suriye, Bosna Hersek ve Afganistan Bölgesi’nde görev yaptım. Asya Bölgesi’nin
tamamı sorumluluk alanımda olduğu için, Orta Asya’dan Çin’e kadar gidip
geldim.” Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde “Hayalet” diye bilinen Kaşif
Kozinoğlu, MİT’in Asya’dan sorumlu Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısıydı.
Disiplinli, iyi bir sporcu olduğu kadar, iyi bir eğitimci olduğu yetiştirdiği
bir özel harekâtçı subaylardan biliniyordu. Başarılı bir istihbaratçı ve hassas
operasyonlarını emanet ettiği “kara kutu”ydu. Son zamanlarda en uzman olduğu
alan, İslam dünyasının başına büyük musibetler getiren El Kaide yapılanmasıydı.
CIA’nın Türk asıllı casusu Ruzi Nazar’ın itiraf ettiği gibi Usame Bin Ladin’in
El Kaidesi ‘Made İn USA’me yani bir Amerikan projesiydi. Merhum Kozinoğlu
sadece Türk gizli servisinde değil muadili olan diğer yabancı istihbarat
teşkilatları tarafından da “Ladin’i yakalayacak adam” olarak biliniyordu. El
Kaide’yi çökertmesine USA’me Bin Ladin’i yakalamasına izin vermediler, uyduruk iddialarla
suçladılar, Türkiye’ye çağırdılar ve Silivri Cezaevinde şehit ettiler. Kaşif
Kozinoğlu Afganistan’dan ayrıldıktan sonra USA’me Bin Ladin 2 Mayıs 2011’de
Pakistan’ın Abbottabad şehrinde sözde ele geçirildi, konuşmaması ve ABD’nin
kirli çamaşırlarını ortaya dökmemesi için infaz edildi. İddia odur ki; Rahmetli
Kozinoğlu’nu öldürenler ile rahmetli BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’na suikast
düzenleyenler aynı gruptur.(1)

Şüphe uyandıran bir başka ölüm, FETÖ/PDY’nin ‘Altın çocuklar’ adını verdiği,
emniyet yapılanmasında üst düzey isimlerden eski Ankara İstihbarat Şube Müdürü
ve kamu görevinden ihracından önce Bolu Emniyet Müdür Yardımcılığı görevinde
bulunan 48 yaşındaki Zeki Güven’in; koğuşunda kalp krizinden ölmesi.
Başsavcılık tarafından açıklanan ön otopsi raporunda, FETÖ/PDY tutuklusu Zeki
Güven hakkında klasik otopsi tamamlanmış olup kalbe giden ana damarlardan
birinin tıkalı olduğu, otopsi ilk bulgulara göre ölüm sebebi kalp krizi olup
rapor sonucu beklenmektedir. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma devam
etmektedirler” ifadelerine yer verilmişti.(2) Zeki Güven ve eşi eski hâkim
Sevda Güven’in; her ne kadar haberlerde 21 Mayıs 2018’de Eskişehir’de bir
alışveriş merkezinde polisin düzenlediği operasyonla yakalandıkları duyurulsa
da FETÖ/PDY’nin ‘Altın çocukları’nın pazarlık sonucu kendilerinin teslim olduğu
iddiası yabana atılmamalı.(3) Birçok usulsüz dinleme ve görüntüleme olayında
önemli rol oynadığı belirtilen Güven’in, polise yakalanmamak için sürekli kılık
ve yer değiştirdiği anlaşılmıştı.


Evindeki de aramada, buzdolabına gizlenmiş 14 bin 400 euro, çiftin adlarına
düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanları, diz üstü bilgisayar ile cep telefonu ele
geçirilen Zeki Güven; Ankara’daki FETÖ kumpaslarını gerçekleştiren kadronun en
tepesinde bulunan isimdi. Olup biten tüm Cemaat faaliyetlerini biliyordu.
Nitekim Güven’in yakalanmasını yorumlayan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı,
“Kumpaslarda dahli vardır. Konuşursa birçok şeyi aydınlatabilir” demişti.(4)
Konuştu mu bilmiyoruz? Susturuldu mu bilmiyoruz? Kalp krizi görünümlü infaza mı
tutuldu, bilmiyoruz. Zeki Güven’in ve eşinin adı, 2007’de New York’ta
havalimanında yakalanıp FBI yetkililerince sorgulanan FETÖ’nün sözde “emniyet
imamı” kod adı ‘Kozanlı Ömer’ yani Osman Hilmi Özdil’in çantasından çıkan
notlarda da geçiyordu. Ergenekon ve Balyoz Kumpas davalarındaki konumu ve rolü
nedeniyle bu sözde ‘Altın Çocuk’ bu kumpas davaları mağdurlarının hedefindeki
isimdi. Nasıl olmasın?


Ergenekon ve Balyoz darbe davaları sırasında onlarca sanık ve tanık ölmüştü. 6
yıla yakın süren Ergenekon Davası’nda tutuklanan veya gözaltına alınan bazı
isimler bırakın mahkeme kararını, iddianameyi göremeden ölmüşlerdi ve Türkan
Saylan ve İlhan Selçuk bunlardandı. Sadece v bunlar mı? Kimler yoktu ki? Balyoz
davasında 16 yıl ceza aldıktan sonra Yargıtay’ın kararı ile tahliye olan Emekli
albay Halil Yıldız’ın Bodrum’daki evinde ölü bulundu. Albay Birol Atakan:
Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu’nun emir subayıydı. 2 Mayıs
2007’de Ankara’da trafik kazasında öldü. Emekli Albay Belgütay Varımlı: Milli
Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu eski başkanıydı. 21 Kasım 2009’da Kadıköy’de
evinin balkonundan düşerek öldü. MİT’çi Kaşif Kozinoğlu: Odatv davasında
tutuklandıktan sonra 12 Kasım 2011’de Ergenekon Sanığı Albay Hasan Atilla
Uğur’la birlikte kaldığı koğuşunda hayatını kaybetti.


Yarbay Ali Tatar: Amirallere suikast soruşturması kapsamında tutuklandıktan
sonra serbest bırakıldı. 19 Aralık 2009’da evinin banyosunda ölü bulundu.
Yüzbaşı Olgun Ural: Adı Ali Tatar’la birlikte anıldı. 24 Mart 2009’da evinde
ölü bulundu. Hakim Albay Tanju Ünal: Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’i
yargılayarak rütbelerini söktürdü. 26 Haziran 2009’da makam odasında ölü
bulundu. Hizbullah ve Ergenekon hakkında birçok bilgiye sahipti. Ölümüne
intihar denildi. Deniz Tabip Yarbay Nursal Gedik: Kuzey Deniz Saha
Komutanlığı’nda 11 Kasım 2007’de görevi başında ölü bulundu. Kurmay Albay Berk
Erden: Güney Deniz Daha Komutanlığında görevliydi. Şubat 2010’da İzmir’deki
lojmanında ölü bulundu.

JİTEM’ci Emekli Albay Abdulkerim Kırca: 10 Ocak 2009’da Ankara’daki evinde ölü
bulundu. Emniyet Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay: 25 Şubat 2009’da
Ankara’da arabasında, Balyoz Darbe Davasından yargılanan Emekli Albay Tarık
Akça; Kasım 2012’de Ankara’daki işyerinde ölü bulunmuştu. Amirallere Suikast
soruşturmasına adı geçtikten sonra 21 Eylül 2010’da evinde ölü bulunan Deniz
Yüzbaşı Doğan İlhan’da Yarbay Ali Tatar’ın yakın arkadaşıydı.(5)


275 sanıklı Ergenekon kumpası davasında, Ergenekon finansörü olarak itham
edilen işadamı Kuddusi Okkır, 20 Haziran 2007’de tutuklandı ve 2008 Nisan’da
akciğer kanseri olunca hastaneye kaldırıldı. Okkır; Dava iddianamesi
tamamlanmadan 1 Temmuz 2008’de hastalığı nedeniyle serbest bırakıldı fakat 5
gün sonra, cezaevinde hayli ilerleyen hastalığı nedeniyle öldü. Hayatının büyük
bölümünü köy köy dolaşıp dönemin en tehlikeli ölümcül hastalığı cüzzamla
mücadeleyle geçiren, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni kurarak yoksul
öğrencilere burs sağlayan hayırsever Doktor Türkan Saylan’da “misyoner” ve “bölücü
terörist” iftiraları ile Ergenekon sanıkları arasındaydı. Ne yazık ki; evine
baskın yapıldıktan ve evraklarına el konulduktan 1 ay sonra 18 Mayıs 2009’da
yaşamını yitirdi. Ergenekon kumpasında kendisinin ve ailesinin özel hayatı ile
ilgili bilgiler geçen kurmay Albay Berk Erden, 08.02.2010’da beylik
tabancasıyla intihar etti. Ergenekon davası kapsamında 7 ocak 2009’da gözaltına
alınan, 11 Ocak 2009’da tutuklanarak cezaevine gönderilen, avukatlarının
itirazın kabul edilmesi üzerine 11 gün tutuklu kaldığı Silivri Cezaevi’nden
tahliye edilen, akciğer kanserine yakalanan ve uzun süre kemoterapi tedavisi
gören Engin Aydın’da evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk; 21 Mart 2008’de “örgütün üst düzey
yöneticisi olmak” suçlamasıyla gözaltına alındı, 2 gün sonra serbest bırakılıp
tutuksuz yargılanmasına devam edilse de, kısa bir süre içinde rahatsızlanarak 6
Haziran 2010’da öldü. Bir diğer kurban daha önce başbakanlık danışmanlığı
yapan, Verso araştırma şirketinin sahibi Erhan Göksel’de mahkeme sürecinde
2009’da gözaltına alındıktan sonra iflas etmiş, 21 Mayıs 2010’da ABD’de bir
otel odasında ölü bulunmuştu. Yine bir başka isim Prof. Dr. Uçkun Geray;
2008’de tutuklanmış, 30 Ocak 2009’da organ ve solunum yetmezliği nedeniyle
ölmüştü. Geray İşçi Partisi (Vatan Partisi) merkez karar kurulu üyesiydi.
Balyoz davasında darbeye teşebbüsten 16 yıla mahkûm olan Kurmay Albay Murat
Özenalp, Mamak Askeri Cezaevi’nde kalp krizi sonucu yaşamını yitirmişti.
İstihbarat Okulu’nu birinci, Harp Akademisi’ni üçüncü olarak bitiren TSK, NATO
ve MİT’te görev yapmış, sayısız takdirname almış Ali Tarık Akça; 9 Nisan
2012’de Ankara’da ofisinde ölü bulunmuştu. Balyoz davası sanığı olarak
tutukluyken yakalandığı kanser hastalığıyla mücadele eden emekli Tuğamiral Cem
Aziz Çakmak, 3 Temmuz 2015’te hayatını kaybetmişti. Karacı pilot Albay Fahri
Aydın, beylik tabancası ile kafasına sıkmıştı.(6) Ergenekon ve Balyoz kumpas
davalarının seyrine bakıldığında hayatlarını kaybedenlerin yakınları, sevdiklerinin
ölümlerine sebep olanları kim bilir nasıl anıyor? Bir hesaplaşma var hem de
kıran kırana.


FETÖ soruşturması, görevden almalar, tutuklamalar tam gaz. Cumhurbaşkanlığı ve
milletvekili seçimleri sonrasında gözle görülür bir hareketlenme yaşanıyor.
FETÖ/PDY’nin Hava Kuvvetleri imamı firari Adil Öksüz’ün, 15 Temmuz darbe
girişiminin ardından yakalanması için oluşturulan özel ekibin başında bulunan
Sakarya Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Ercan Özoğluöz
ile birlikte görev yaptığı komiser Muhittin Fidan’ın; örgütün mahrem
yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. İşin
trajikomik yönü ne biliyor musunuz? Ercan Özoğluöz’ün, bir yıl önce Emniyet
Genel Müdürlüğü tarafından FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle açığa
alınmış olması. Güler misin ağlar mısın? Kediye ciğer teslim eden zihniyeti
kınamaktan başka elimizden bir şey gelmiyor. Bugünlerde sosyal medyada çok
dolanan bir olay örgüsünü yazayım; Adil Öksüz’ü arayan polisler tutuklandı, o
polisleri tutuklayan polisler gözaltına alındı, onları gözaltına alan polisleri
sorgulayan savcıyı hâkim tutukladı, savcıyı tutuklayan hâkimi görevden aldılar,
o hâkimi görevden alan hâkimi açığa aldılar. O hâkime denetimli serbestlik
verildi. O hâkim de kendine serbestlik verip yurt dışına kaçtı! Ağlanacak
halimize gülüyoruz değil mi? Lütfen aklımıza mukayyet olalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir