Eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı Pekin :
Kaşıkçı’nın infaz görüntüleri CIA ve MİT’in elinde


“Diplomatlar
gümrükte aranmıyorlar ama böyle bir riski de göze alamazlar”


Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı
Em. Korg. İsmail
Hakkı Pekin 
Washington Post yazarı, gazeteci Cemal Kaşıkçı‘nın
infaz görüntülerinin CIA ve MİT’in elinde olduğunu anlattı. “Kaşıkçı,
Riyad’la görüştürülüyor. Sorgulamayı ve infaz anını karşı taraf izliyor”
diyen Pekin, “Bundan CIA’da haberdar. O bilgiler MİT’in elinde de vardır
büyük olasılıkla” dedi.


Suudi Arabistan’ın kayboluşunun 17.
Gününde ölümünü kabul ettiği Kaşıkçı’nın cesedi tüm aramalara rağmen
bulunamadı. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey Suudi bir yetkili,
Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın boğazı
sıkılarak öldüğünü öne sürdü. Yetkili, olayı örtbas etmeyen isteyen ekibin
Cemal Kaşıkçı’nın cansız bedenini bir halıya sararak, konsolosluk aracı ile
binadan çıkarttığını ve cesedin yok edilmesi için “yerel bir işbirlikçiye”
teslim ettiğini anlattı.


Pekin, olaya ilişkin olarak Milliyet yazarı Tunca Bengin’e açıklamada
bulundu. Bengin bugünkü (25 Ekim 2018) köşesinde şunları kaydetti: 


Cemal Kaşıkçı’nın anlık bir hadise
değil, planlı bir operasyon sonucu öldürüldüğü ve emri kimin verdiği açık.
Dolayısıyla da Suudi yönetimi için şu andan sonra tek çıkış yolu
gereğini yapmak. Çünkü “Prens masalları” ya da meseleyi birkaç güvenlik ve
istihbarat mensubunun üzerine yıkar, kapatırız gibi manevraları artık kimseye
yediremez. Hele de Kaşıkçı’nın infaz anı görüntü ve ses kayıtlarının
varlığı konuşulurken… Ve de tüm dünya merakla o kaydı beklerken… Yani
deşifre olmanın devamı var ve Suudi yönetimi her an daha fazla köşeye
sıkışabilir. Nitekim Trump da bunun farkına vardı ve ilk andaki “İkna
oldum” açıklamasından çark ederek, “Suudilerin başlangıçta oluşturdukları
mefhum çok kötüydü. Kötü şekilde uygulanmıştı. Üzerinin örtülmesi çabası bugüne
kadarki en kötü örtbas girişimiydi. Bu fikir kimin aklına geldiyse başı büyük
belada, olmalı da” sözleriyle tam aksi bir görüntü verdi. Ki bunun
dozajı CIA Direktörü Gina Haspel’in Ankara temaslarından sonra
vereceği rapor doğrultusunda daha da artabilir. Dolayısıyla, bu noktada kafa
karıştıran kritik detay da şu:


CIA bunları baştan bilmiyor muydu?
Ya da biliyordu da duyulmasını istemediği bazı bilgilerin MİT’te de
olduğunu öğrenince mi Trump zorunlu olarak fikir değiştirdi? Dün bu
konuyu eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı
Pekin’e sordum. Tabii öncelikle de var olduğu öne
sürülen Kaşıkçı’nın Riyad bağlantılı infaz görüntüleri ve ses
kayıtlarını… Yanıtı şuydu:  


“Benim haber kaynaklarımdan ve diğer
ülkelerden edindiğim bilgiler de bunu doğruluyor. Kaşıkçı, Riyad’la
görüştürülüyor. Sorgulamayı ve infaz anını karşı taraf izliyor. Bundan CIA’da
haberdar. O bilgiler MİT’in elinde de vardır büyük olasılıkla. Bu arada MİT’in
elinde bunların CIA veya başka gizli servislerle konuşmaları da olabilir. O
telaşla aradılarsa Amerikan istihbaratını…”


Teknik olarak bu mümkün mü?


“Tabii ki mümkün. Görüntülü konuşmayı
çok rahatlıkla elde edebilirsiniz. Tabii bunu kimse çıkıp da konsolosluğu
dinliyorum demez. Ama ABD bütün elçilikleri, konsoloslukları dinler. Bu
kayıtlar da ABD istihbaratında kesin vardır. Bizim istihbaratımızın da bu
konuda imkân ve kabiliyeti var.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin
elindeki bilgi ve belgelerin önemi konusunda dünyaya çok net mesajlar verdiğini
belirten Pekin devam ediyor:


“Cumhurbaşkanı iyi bir siyasetçi
olduğunu gösterdi. Birçok şeyi bildiği halde sorular sordu. Soruları sorarken
de kimseyi suçlamadı ama birilerini köşeye sıkıştırmaya çalıştı.
Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarından, sorularından hem Suudi Kralı hem Prens
Muhammed bin Selman hem de CIA, İngilizler ve MOSSAD mesajı almıştır…”


Peki ya yerli işbirlikçi iddiaları?


“Büyük olasılıkla yerli işbirlikçi
falan yok. Ceset de bütün değil. Çıkartamazlar çünkü. Evet, diplomat oldukları
için gümrükte aranmıyorlar ama böyle bir riski de göze alamazlar…”