Zahide UÇAR : İSTİSMAR VE
TECAVÜZ


06 Eylül 2020


Savaşlarda işgal
askerleri girdiği ülkenin kadınlarına küçük kız çocuklarına hatta erkeklere TECAVÜZ
EDER. Tecavüzler o ülke insanlarını aşağılamak değersiz hale getirmek moralini
yıkmak için yapılır.


Ülkemizde de gün
geçmiyor ki bir taciz tecavüz haberi duyulmasın. Küçük kız çocukları erkek
çocukları kadınlar tecavüze uğruyor. Öldürülüyor. … Türk toplumu din tüccarı
bir çetenin yönetiminde sürekli aşağı çekiliyor. Aşağılanıyor. Sanki işgaldeyiz
de sistemli bir şekilde Türk Milletinin onuru şerefiyle oynanıyor. Ve bu
aşağılık karanlık proje din kullanılarak yürütülüyor.


Tarikatların
önünü ABD’de programlanan Turgut Özal açtı. Elazığ’a gittiğinde ziyaret ettiği
Kadiri şeyhinin(Şaşmaz kardeşlerin de şeyhi) taciz ettiği kişiler var.


Tarikat
öğretisinde müridin şeyhine bir ölünün ölü yıkayana teslim olduğu gibi teslim
olması öğütlenir. İtiraz ederse şeyhinin feyzinden faydalanamaz denir. Şeyhin
her işi sözü ilahidir(!). . Her Salı günü Mekke’nin dışında peygamberin
başkanlığında bütün evliyalar toplanır(!). . ‘Şeyh
emri peygamberden alır’
diye anlatıldığından şeyhten asla şüphe
etmezler. Şüphe edilmesin diye de;


Efendiniz
sizi şeriata aykırı bazı işler yaparak imtihan eder inancınızı ölçer’
diye
telkin edilir. Şeyhiyle yatmayı cinsellik değil miraca çıkmak olarak
değerlendirenleri gördüm. Peygamberimiz Aişe ile birlikte iken miraca çıktı
diyerek ahlaksızlığa meşruiyet kazandırmaya çalışırlar. Müridi; ‘tarikat
kardeşlerinizle görüşün gerçek kardeşlik budur’
diyerek aileden koparırlar.
Tarikat içinde kalan dünya gerçeklerinden kopan sanal bir masala hapsolan mürit
sürekli aynı cümleleri duyarak bir anlamda büyülenir. Zombi haline gelir.
İradesini şeyhine teslim eder. Alacağı buzdolabının markasını bile şeyhine
sorar. Görünüşte vardır ama varlık gösterme noktasında aslında yoktur. Çünkü
şeyhinde yok olmasıyla fenafişşeyh makamına ereceğine inandırılmıştır.


Şeyhte velayet
nuru olduğu anlatılır(!). . Ve denir ki velayet nuru nübüvvet(peygamberlik)
nurundan üstündür.


Bir şeyhin
müridinin sayısı önemli değildir. Çünkü o müritlerin sayısı kaç olursa olsun
iradesi sıfırdır. Efendisi ne söylerse beyin devre dışı kaldığı için robot gibi
biat ederler. Bu robotlara her istediğinizi yaptırabilirsiniz.


Siz yabancı bir
devlet olsanız böyle kullanıma elverişli yapıları olan bir ülkede çıkarınızı
korumak için bu yapılara el atmaz mısınız? Atarsınız!


Mareşal Fevzi
Çakmak ‘Cemaat ve tarikatlar Haçlıların Anadolu’da
kurdukları ileri karakollardır!’ tespitinde bulunmuştur.


ABD Donanması
Haberalma Servisinin 1979 yılında ele geçirilen raporundan beyin yıkama
teknikleri hakkında yazılan bir madde:


Tarih ve hukuku yeniden yazmak
ve halkı sapkın yaradılışın hükmü altına sokmak…”


AKP bu maddeyi de
sadakatle uyguluyor. 15 yıldır din adına yaşamadığımız sapkınlık kalmadı. Zaten
ABD Yahudi lobileri AKP’ye dini yeniden yorumlama görevi vermiştir. Müslüman
kılıfıyla evangelizmi yedirme projesi.


Aydınlar Ocağı
Başkanı Ahmet Çolak “Kendisini Türk hissetmeyenler adeta birleşmiş vaziyette
yılların hıncını Türk milletinden çıkarmaya çalışıyorlar” demiştir. (30.03.2013)


* *


Haham başı
Türkiye’de 72 tarikatı biz kurduk demişti değil mi? Tıpkı İngiliz
istihbaratının Osmanlı topraklarında 500 tekke kurupduğu gibi…


Museviliğin
sapkınlaştırılmış uygulamasında Yahudi olmayan 3 yaşında bir çocukla
evlenildiğini biliyor musunuz? Dikkat ediniz Yahudi olmayan 3 yaşında çocuk…
Yahudi olmayanlar Goyim olarak görüldüğü için 3 yaşında ölümüne kullanabileceği
bir oyunca sadece. .


Ülkemizde
olup-bitene bir de bu gözle bakınız!. .


Tarikatlar
uyuşmuş kimliksiz vatansız cumhuriyet karşıtı robotlar üretir. Söylemleri
içinde Museviliğin karanlık öğretisi olan Kabala öğretileri de vardır.


İspanya’da
kurulan Ben-i Ahmer(Gırnata) devletini aslında tarikatlar çökertmiştir.
Yüzlerce müridi olan El Meymune isimli bir Yahudi tarikat şeyhi; ‘Biz erkekler birbirimize yeteriz. Kadınlara ihtiyacımız
yok’
diye sapık fetvalar vermiştir.


Türkiye Türk
düşmanları tarafından Gırnata’ya benzetilmiştir.


* *


AKP 2004 yılında Türk
Ceza Kanununun 263. maddesini değiştirdi. Değiştirdiği 263. Maddesi şöyleydi:


MADDE 263. -
(1)Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açanlara bunları çalıştıranlara ve bu
kurumlarda kanuna aykırı olarak açıldığını bildiği halde öğretmenlik yapanlara
altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.


(2)Yukarıdaki
fıkrada gösterilen yerlerin kapatılmasına da karar verilir.


Bu yasa
değiştirilerek öğretmenin kanuna aykırı eğitim kurumlarında çalışmasının önü
açıldı ceza alması önlendi.


2013 yılında;


“MADDE 13- 26/9/2004
tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 263. maddesini yürürlükten
kaldırmıştır. ” 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükten
kaldırılan 263. maddesi şöyledir:


MADDE 263- Kanuna
aykırı olarak eğitim kurumu açan veya işleten kişi üç aydan bir yıla kadar
hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. “


Böylece tarikat
ve cemaatlerin okul(!) açmasının önü açılmış Öğretim ve Eğitim birliği
bozulmuştur.


Özel yurtlar
yönetmeliği değiştirilerek dinsel propaganda yapmak serbest bırakıldı.


AKP önce
misyonerliği serbest bıraktı. Yabancı(misyoner) okullarının açılmasını
sağlayacak yasal düzenleme yaptı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’da Katolik
ve Protestanlarca açılan 800 okul vardı. Çoğu işgalcilerle iş birliği yaptı. Ve
Cumhuriyetin ilk yıllarında zararlı faaliyetleri nedeniyle kapatıldı…


1889 yılında
Fransa Maliye Bakanlığı Müşaviri ve Avrupa Devletlerinin İstanbul’daki Duyun-u
Umumiye-Dış Borçlar Hesap Komisyonu Başkanı olan Daniel Ducaste şöyle diyordu:


“-Şimdi Türkler
hızla borçlanmaktadırlar. Ancak 25 yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya
karşı sert muhalif unsurlar çıkacaktır. İşte o zaman gerek alacaklarımız ve
gerekse faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle; Türkiye Devletinin maliyesi
ekonomisi hazinesi ve tüm servetleri üzerindeki bizim hayati çıkarlarımızı koruyacak
Türk Yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben bu yerli misyonerlerin; davamıza
bizden ve bizim yapacağımız siyasi baskılardan çok daha faydalı olacakları
inancındayım. Bunlar; TÜRK Milletine karşı kendi dillerinde ikna yöntemleriyle
yaklaşacaklardır. Bu “YERLİ MİSYONERLERİMİZ”


Oluyorlar da!. .


Cumhuriyet
hükümetleri yabancı okullara giden Türk çocuklarının eğitiminden endişe duyduğu
için 23 Mart 1931’de
1778 sayılı kanunu yürürlüğe sokmuştur. Türk
çocuklarının milliyetçilik bilinciyle yetiştirilmesi amacını güden kanunun 1. maddesi “Türkiye’de ilk tahsillerini yapmak
üzere mektebe gidecek Türk vatandaşı çocuklar bundan böyle bu tahsilleri için
ancak Türk mekteplerine girebilirler”
hükmünü getiriyordu. Kanunun
yürürlüğe girmesi üzerine çok sayıda yabancı ilkokul öğrencisi olmadığı için
kapanmak zorunda kalmıştır (Tozlu 1991). ’


* *


Bu noktada
tabloyu tam görebilmek için bir hatırlatma daha yapalım:


Siyon
protokolleri


Teşkilatı
Mahsusa’da çalışırken Milletlerarası Siyonist Teşkilatı’nın 22 maddelik ilkesini
ele geçiren Sayın Hüsamettin Ertürk’ün anlatımından dikkatimizi çekenler;


1-Genç
nesilleri mugayiri ahlak telkinlerle ifşat etmeli. .


2-Aile
hayatını yıkmalı.


3-İnsanlara
aşağı sınıflarla tahakküm etmeli.


5-Mukaddesata
hürmeti yıkmalı hürmetle anılan kimseler hakkında rezilane vakalar uydurmalı.


6-Hudutsuz
bir lüks baş döndürücü modalar icat etmeli çılgınca sarfiyatı teşvik etmeli.


7-Kalabalıkların
vakitleri eğlenceler oyunlarla oyalanmalı kişiler düşünmekten alıkonmalı.


8-Müfrit
nazariyelerle fikirler zehirlenmeli gürültü ve kargaşalık yaratılmalı içtimai
sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokulmalı.


9-Sanayiin
ziraati ezmesine imkan vermeli böylece köylü sınıfını ortadan kaldırmalı.


10-Saçma
nazariyeleri ortaya atarak halkı gayrikabili tatbik fikirlerle dolambaçlı
yollara sevketmeli.


11-Hayat
pahalılığını körüklemeli ücretleri arttırmamalı.


12-Milletlerin
mukadderatını tahsil ve terbiyeden yoksun kimselerin ellerine tevdii ettirmeli.


13-Meşru
hükümet tarzlarından mutlak istibdada gitmeli.


14-Mali
istikrarı bozmalı iktisadi krizleri çoğaltmalı spekülasyonlara enflasyonlara
yol açmalı altını mahdut ellerde toplamalı muazzam servetleri felce uğratmalı.


Sayın Emekli
Süvari Albayı Hüsamettin Ertürk hatıratına şöyle devam ediyor. “


“Teşkilatı
Mahsusa’nın dikkatli tetkikleri neticesinde vardığımız hakikat şudur ki 1892 den
beri dünyamız bu zihniyetteki Siyonistlerle mücadele halindedir. Bunlar
bir(Cihan İhtilali) hazırlamaktadırlar. “
(G. E. İrhan
çalışmasından)


Şu anda ülkemizde
bu maddelerin tamamı uygulanıyor. Bu demektir ki ülkemizi tasfiye etmekle
görevli bir irade var. Bu iradeyi herkes biliyor ama siyaset kılıfıyla
milletten saklıyor.


Türk toplumu
çökertildi. Araştırmalar Türkiye’de her dört kişiden birinin depresyonda
olduğunu antidepresan ilaç kullanımının 5 kat arttığını ruh sağlığı
hastanelerinin tam kapasite ile dolduğunu son on beş yılda 45 bin kişinin
intihar sonucu yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır.


* *


Şimdi de Ünal ACAR’ın
http://www.sosyalarastirmalar.com
sayfasındaki makalesine bir göz atalım:


1980’li
yılların başında dünya dengeleri yeniden kurulurken İsrail Devletinin
stratejisini açıklayan raporlar da yayınlanmıştır. Oded Yinon raporu da
bunlardan sadece bir tanesidir. Makalemizin konusu olan Oded Yinon’un yazdığı “1980’lerde İsrail için bir strateji”
raporu; İsrail’in Orta Doğu ülkelerini bölme stratejinin en açık ve ayrıntılı
anlatımıdır. Ortadoğu ülkelerinde yaşayan Kürt Şii Sünni grupların
birbirleriyle nasıl savaştırılması gerektiğini anlatan bir rapordur. Raporun
önemi günümüzde yaşanan olaylara etkisinin yanında önerdiği stratejinin
acımasızlığında da gizlidir


Ralph Schoenman “Siyonizmin
Gizli Tarihi”
adıyla Türkçeye de çevrilen kitabında şöyle


der: “Bu
stratejiden çıkan sonuç Siyonist hareket için her şeyin bir zaman tablosu
üzerinde yazılı olduğu her bölgenin fetih için işaretlendiği ve bir fırsat
hedefi olarak kabul edildiği ancak bu arada uygun güçler dengesi ani ve yararlı
sonuçlar sağlayacak bir savaş durumu beklendiğidir”
(Schoenmann 1992:109).


* *


BOP Büyük İsrail
Projesi olduğuna göre Eş Başkanlık kime hizmet eder?


Hahambaşı’nın ‘72 tarikatı biz kurduk dediği’ tarikatlara
Türk çocuklarını teslim etmek BOP projesi gereği midir? Dokuz Eylül
Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Esergür Balcı bir milyon çocuğumuzun cemaat
ve tarikatların elinde olduğunu açıkladı. Bu bilgiye göre bir milyon mankurt
zombi yetişecek ve kendi milletine karşı kullanılacaktır.


Bu güne kadar
hiçbir tarikat şeyhi;


Hırsızlık
yolsuzluk yağma iftira adaletsizlik hakkında tek kelime etmedi. Bu demektir ki;


Her biri SİYON PROTOKOLLERİ’ni
uygulamakla görevli BOP aparatı zamanın El Meymune’leridir.


Bu işbirlikçi
takım son model araçlar kullanır. En pahalı telefonları kullanır ama bisiklet
yapamayacak çocuklar yetiştirirler.


* *


Senatör Chuck
Hagel 23 Ocak 2004’te Brüksel’de yaptığı “Amerika NATO ve Büyük Orta Doğu”
başlıklı konuşmada


21. yüzyılda NATO’nun Büyük
Orta Doğu Projesi kapsamında stratejik yoğunluğu Türkiye Afganistan Irak
Akdeniz ve İsrail ve Filistin üzerinde olacaktır. Akdeniz 21. yüzyılın en stratejik
bölgesi olarak öne çıkacaktır”
diyordu.


Bu hedef için
Türkiye şekillendirildi.


Dünya bambaşka
yöne evriliyor. Bilime bilgiye hakim olan geleceğe de hakim olacaktır. Ülkemiz
bu yarıştan çekiliyor. En geç 50 yıl içinde bu yıkımın sonuçları görülecektir.
Cehaletin hakim olduğu bir ülkeyi elinizde tutamazsınız.


Şu gerçeği hiç
unutmayın!


İslâmcılık hâkim
milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik
azınlıkların ideolojisi olmuştur.


Bunların amacı
‘yaşadıkları ülkede milliyetçi politikayı etkisiz duruma getirmektir. ‘


Bu azınlıklar kendilerini
güçlü hissettikleri an kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi
açıklamaktan geri kalmazlar. Güce erişemedikleri müddetçe İslâm davasının
şampiyonu olarak görünürler. ”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet